EMİRDAĞ HAYATI (19)
Eklenme: 18.06.2011 00:00:00

Ve idam-ı ebedî zannettiğiniz ölümü, bir hayat-ı bakiyeye tebdil edeceksiniz. Ve işte, o nurun mübarek tercümanının ve mübarek şahs-ı mânevisinin ve emsali dualarının kabuliyle ve şefaatiyle ve Risale-i Nuru devamlı okumakla, ben, dehşetli mânevî hastalıklardan nasıl kurtulmuşsam, sizler de o mübarek daire-i kudsiyeye dehalet ettiğinizde dünyevî ve uhrevî dertlerden, ateşlerden kurtulacak ve evlâd ve iyalinizin bir nevi çobanı olmak hasebiyle o sevgililerinizi de kurtaracaksınız. Ve nurlara çalışmakla, herbirerleriniz, maddî ve manevî felâh ve saadete nail olacaksınız! Böyle olan milyonlarla Nur Talebeleri bu hakikata şahittirler. Ey Nurcular! Allahın sizlere ihsan ettiği ezelî lûtfuna karşı secde-i şükrandan başınızı kaldırmayınız! Gecenin soğuğuna aldırmayınız! Sizlere lûtfu hiçbir hususda esirgemiyen Rabb-ı Rahîme, gecenin bu mübarek saatlerinde kalkarak vazife-i şükrü eda ediniz. Ve bazıların düştüğü, istikbali düşünmek derdiyle maişeti sarsan hâdiseler karşısında titremeyiniz.. korkmayınız! Nurun kudsî kerâmât ve imdadını müşahede ediniz! Dünya fânidir. Binler sene yaşamak olsa, bâkî olan hayat-ı uhreviyenin yanında hiç-ender-hiç mesabesindedir. Fakat, fâni olmakla beraber, bâki hayatın bâki meyvelerini verecek bir mezraasıdır. Fırtınaların şiddeti, havanın dehşeti sizleri sarsmasın, korkutmasın._Bu mübarek mezraaya, en mübarek ve nuranî ve verimli ve bereketli olan nur tohumlarını ekiniz! Zira, Eken biçer atalarımızdan kalma mübarek bir sözdür. Ey Nurcular! Din düşmanlarının hücumlarından katiyyen sarsılmayınız.. fütur getirmeyiniz.. çalışınız, çalışınız, çalışınız! Ve katiyyen inanınız ki, nurun şefaati, nurun duası, nurun himmeti sizleri kurtaracaktır!... Kardeşiniz Mustafa Osman Aziz Sıddık Kardeşlerim, Geçen kışta bana karşı su-i kasdların, inâyet-iş İlâhiyye ile ve duanız yardımiyle gelen sabır ve tahammülüm neticesinde akîm kalan plânı geniş bir tarzda olduğuna delil ise; bu yakında reisicumhur Afyonda demiş: Bu vilâyette din cihetinde bir karışıklık çıkacağını zannederdik. Demek, gizli komite beni sıkıştırmakla bir hâdise çıkarmak istiyordular. Bir ecnebi müdahalesi hesabına, ve müslümanlar ve vatandaşlar arasında, bütün bütün kanunsuz ve keyfî bir tarzda, damarıma şiddetle dokunan ihanetler ve sıkıntılarla tazibleri, onlara dünyada tam zarardır. hirette Cehennem ve sakar; ve bize, dünyada mükemmel sevab ve zafer; ve âhiretde, İnşâallah Cennet ve âb-ı kevseri kazandırır. Demek bu gizli plânı heyet-i vekile ve reis hissetmişdiler ki; buralarda umum memurlar, hattâ vali ve kaymakam ve zabıta benimle görüşmekten kaçıyor, ürküyordular. Ben de hayret ederdim._Fakat, elimizde yalnız Nur bulunduğunu ve siyaset topuzu bulunmadığını zerre kadar aklı bulunanlar anladılar. Garibdir ki, en ziyade lehime çalışması lâzım olan bazı vazifedarlar, aleyhimde istimâl ve istihdâm edildi. Nurcular, çok ihtiyat ve dikkat ve temkinde bulunmaları lâzımdır. Çünki, manevî fırtınalar var; bazı dessas münafıklar her tarafa sokulur. İstibdad-ı mutlaka dinsizcesine taraftarken, hürriyet fırkasına girer; tâ onları bozsun ve esrarlarını bilsin, ifna etsin. Hem Salâhaddinin, Asâ-yı Musayı Amerikalıya vermesi münasebetiyle deriz: Misyonerler ve Hıristiyan ruhanileri, hem Nurcular, çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünki, her halde şimâl cereyanı; İslâm ve İsevî dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etmek fikriyle, İslâm ve misyonerlerinn ittifaklarını bozmaya çalışacak. Tabaka-i avama müsaadekâr ve vücub-ı zekât ve hürmet-i riba ile, burjuvaları avâmın yardımına dâvet etmesi ve zulümden çekmesi cihetinde müslümanları aldatıp, onlara bir imtiyaz verip, bir kısmını kendi tarafında çekebilir. Her ne ise, bu defa sizin hatırınız için kaidemi bozdum, dünyaya baktım. Said Nursî H  H   H Bu sıkıntılı zamanda nefsim sabırsızlıkla beni tâciz ederken, bu fıkra onu tam susturdu; şükrettirdi. Size de faidesi olur diye leffen takdim edilen bu fıkra, başımın yanında asılı duruyor. 1- Ey nefsim! Yetmiş üç sene, yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı. 2- Sen, âni ve fâni zevklerin bekasını arıyorsun; Onun için onun zevaliyle ağlamağa başlıyorsun._Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin. Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun. 3- Senin başına gelen zulümler ve musibetlerin altında kaderin adaleti var. İnsanlar, senin yapmadığın bir işle sana zulüm ediyorlar. Fakat, kader senin gizli hatalarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatana keffaret ediyor. 4- Hem, yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim! Katî kanaatın gelmiş ki; zâhiri musibetler altında ve neticesinde, inayet-i İlâhiyyenin çok tatlı neticeleri var. Çok katî bir hakikatı ders veriyor. O dersi daima hatıra getir. Hem, feleğin çarkını çeviren kanun-u İlahî, senin haıtırın için -o pek geniş kanun-u kaderî- değiştirilmez.

Devam Edecek