EMİRDAĞ HAYATI (28)
Eklenme: 29.06.2011 00:00:00

İşte, yetmişbeş sene devam eden bu düstur-u hayatım varken, Risale-i Nurun fevkalâde kıymetini kırmak fikriyle şeytanların bile hatır ve hayâline gelmeyen bir iftira, resmî makamı işgal eden bir adam yaptı. Ve demiş: Gecede tablalarla baklavalar, fâhişe ve namussuzlar yanına gidiyorlar! Halbuki benim kapım; gecede, dışarıdan ve içeriden kilitli, sabaha kadar bir bekçi o bedbahtın emriyle kapımı bekliyordu. Hem buradaki komşular ve bütün dostlar bilirler ki, ben işa namazından sonra tâ sabaha kadar hiç kimseyi yanıma kabul etmemişim. İşte böyle bir iftiraya, bir sefih ahmak insan, eşek olsa, sonra şeytan olsa buna ihtimal vermez. O adam anladı, o gibi plânlardan vazgeçti; buradan başka yere cehennem olup gitti. Onun, resmiyet cihetiyle beni değil, belki Nurcuları lekedar etmek için kurduğu plânı ile bu yeni hâdiseyi vesile edip, şâkirdlere leke sürmek istenildir. Fakat, hıfz ve himayet ve inâyet-i İlâhiyye, o plânı da hârika bir tarzda akîm bıraktı. Bu beyanla, ben nefsimi tebrie etmiyorum; belki kudsî hizmet-i imaniye, o nefsi bütün hevesatından vazgeçirmiş ve o hizmetteki mânevî zevk ona kâfi geliyor, demek istiyorum. Ve Nurcuların, ihtiyat ve dikkate ihtiyaçlarını beyan ediyorum. Saniyen: Makine işinde tecrübeli ve muktedir, hususî kâtibi size gönderiyorum; kendim zahmetle yazdığımdan, bundan sonra kısaca yazacağım, gücenmeyiniz. Rabian: Bu dakikada Kastamonu Hüsrevi Mehmed Feyzinin tebrik ve Nur fütuhatının müjdelerini havi parlak güzel mektubunu aldım. Ve o kıymetli kardeşimiz başta olarak, Hilmi, Emin, Beş Kardeşlere, Zehralar, Lütfiyeler, Ulviyeler gibi Nurcu hemşirelerimizin hem leyali-i aşerelerini, hem bayramlarını ruh-u canımızla tebrik ediyoruz. Hem Hulûsinin, hem Feyzinin mektublarını leffen gönderiyoruz. Said Nursî

* * *

Aziz Sıddık Kardeşlerim, Evvelâ: Umum Nurcuların mübarek bayramlarını ve Haccül- Ekberde bulunan Nur şâkirdleriyle ve Hacdaki Nur taraftarlarının bayramlarını tebrik içinde ve çok zamandanberi esaret altında kalmış ve istiklâliyetini kaybetmiş Hindistan, Arabistan gibi lem-i İslâmın büyük memleketleri birer devlet-i İslâmiye şeklinde; Hindde yüz milyon bir devlet-i İslâmiye, Cavada elli milyondan ziyade bir devlet-i İslâmiye ve Arabistanda dört-beş hükûmet, bir cemahir-i müttefika gibi, Arap birliği ile İslâm birliğini birleştirmesindeki lem-i İslâmın bu büyük bayramının mükaddemesini tebrik ile, bu bayram bize müjde veriyor. Saniyen: İstanbulda Refet Beyin ve Mustafa Orucun yazdıklarına göre, çok zaman İslâm ordusunu idare eden ve sonra Darülfünuna inkılâb eden Harbiye Nezareti ve Bâb-ı Seraskerî, o muazzam binanın alnında hatt-ı Kurân ile o mânidar Kurân yeti yazılmışken, sonra da mermer taşlarla üzeri kapatılıp o Nurları gizlemişlerdi. Şimdi yeniden hatt-ı Kurâniyyeye bir nümune-i müsaade ve Risale-i Nurun takib ettiği maksadına bir vesile ve üniversite ileride bir Nur Medresesi olmasına bir işaret olduğu gibi, Denizli Nurcularından Ahmetlerin, meşhur âlim ve akılca Ondokuzuncu Asrın en büyüğü ve içtimaî feylesofların en ilerisi Bismarkın eserinden aldıkları bir fıkrada, o yüksek Bismark eserinde diyor ki: Kurânı her cihetle tetkik ettim, her kelimesinde büyük bir hikmet gördüm. Bunun misli ve beşeriyeti idare edecek hiçbir eser yoktur ve gelemez Ve Peygambere hitaben der: Ya Muhammet, sana muasır olamadığımdan çok müteessirim. Beşeriyet, senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bâdema göremiyecektir. Binaenaleyh, senin huzurunda kemal-i hürmetle eğilirim. BİSMARK diye imzasını atmış. Ve o fıkrasında tahrif ve nesholunan Kütüb-ü Münzeleyi ziyade tenkis ettiği için o cümleler yazılmamalı. Bende işaret ettim. O zat, On Dokuzuncu Asrın en akıllı ve en büyük bir feylesofu ve siyasetin ve içtimaiyat-ı beşeriyenin en mühim bir şahsiyeti olması, hem lem-i İslâm, istiklâliyetini bir derece elde etmesi ve ecnebi hükûmetlerin hakaik-i Kurâniyeyi araması ve garp ve şimal-i garbîde Kurân lehinde büyük cereyan bulunması; hem Amerikanın en yüksek ve meşhur feylesofu olan Mister Karlayl dahi aynen Bismark gibi demiş: Başka kitaplar hiçbir cihette Kurâna yetişemez, hakikî söz odur. Onu dinlemeliyiz diye katî karar vermesi ve Nurların da her tarafta fütuhatı ve ileri gitmesi büyük bir fâl-i hayırdır ki, ecnebide çok Bismark ve Mister Karlayller çıkacaklar ve emareleri de var diye, Nurculara bir bayram hediyesi olarak takdim ediyoruz ve Bismarkın fıkrasını leffen gönderiyoruz.                                    Devam Edecek