EMİRDAĞ HAYATI (31)
Eklenme: 2.07.2011 00:00:00

Yedincisi: Bu sırada dahilde o kadar dahilî ve haricî heyecanlı parti cereyanları varken ve bundan tam istifade etmek, yani mahdut birkaç arkadaşına bedel binler diplomatları kendisine taraftar kazanmak için zemin hazır iken; sırf siyasete karışmamak ve ihlâsa zarar vermemek ve hükûmetin nazarını kendine celbetmemek ve dünya ile meşgul olmamak için, arkadaşlarına yazıp, Sakın cereyanlara kapılmayınız.. siyasete girmeyiniz.. asayişe dokunmayınız dediği ve iki cereyan bu çekinmesinden ona zarar verdikleri; eskisi evhamından; yenisi de Bize yardım etmiyor diye ona çok sıkıntı verdikleri halde ve ehl-i dünyalarına hiç karışmayıp, kendi âhiretiyle meşgul olan bir bîçarenin âhiret meşguliyetine bu kadar ilişmeye hangi kanun müsaade ediyor? Ve vatana ve millete ve ahlâka çok zararlı olan dinsizlerin kitaplarının intişarına ve komünistlerin neşriyatlarına serbestiyet kanunu ile ilişilmediği halde; üç mahkeme, medar-ı mesuliyet olacak içinde hiçbir maddeyi bulmayan ve millet ve vatanın hayat-ı içtimaiyesini ve ahlâkını ve asayişini temine yirmi senedenberi çalışan ve bu milletin hakikî nokta-i istinadı olan lem-i İslâmın uhuvvetini ve bu millete dostluğunu iade ve takviyesine tesirli bir surette çabalayan ve diyanet riyasetinin uleması, tenkid niyetiyle, Dahiliye Vekilinin emriyle üç ay tetkikten sonra tenkid etmeyerek tam kıymetini takdir edip Kıymettar eser diye, Diyane Kütüphanesine konulan Zülfikâr ve Asa-yı Musa gibi Nur eczalarını, evrak-ı muzırra gibi toplayıp mahkeme eline vermeye acaba hiçbir kanun, hiçbir vicdan, hiçbir insaf müsaade eder mi?... Sekizincisi: Yirmi sene sıkıntılı ve sebebsiz bir nefiyden sonra serbestiyet verildiği vakit, binler akraba ve ahbabı bulunan doğduğu memleketine gitmeyerek; gurbeti, kimsesizliği tercih edip - tâki, dünya ve hayat-ı içtimaiyyeye ve siyasete temas etmesin - ve çok sevablı olan câmideki cemaatin hayrını bırakıp odasında yalnız oturmasını tercih eden, yâni halkın hürmetinden çekinmek gibi bir hâlet-i ruhiyeyi taşıyan ve yirmi sene hayatının şehadetiyle ve yüzbinler kıymettar Türk zatların tasdikiyle, bir dindar müttakî Türkü lâkayd çok Kürtlere tercih eden; hattâ Mahkemede, Hâfız Ali gibi kuvvetli imanı bulunan Türk kardeşlerini, yüz Kürde değiştirmediğini isbat eden ve hürmet ve ihtiram görmemek için zaruret olmadan halklarla görüşmeyen ve camiye gitmeyen ve kırk senedenberi bütün kuvvetiyle ve âsâriyle İslâmiyetin uhuvvetine ve Müslümanların herbirine muhabbetine çalışan ve şedid düşmanına karşı menfî hareket etmeyen ve hattâ onunla meşgul olmayarak bedduayı dahi etmeyen bir adam hakkında, resmî lisanla, ihanet için bir propaganda yapmak, dostlarını ürkütmek için, O Kürttür, siz Türksünüz; o Şâfiîdir, siz Hanefîsiniz deyip, halkları ürkütüp ondan çekindirmeye hangi maslahat, hangi kanun müsaade eder? Dokuzuncusu: Çok mühimdir, kuvvetlidir; fakat siyasete temas için sükût ediyorum. Onuncusu: Bu da, hiçbir kanun müsaade etmediği ve hiçbir maslahat bulunmadığı halde, sırf mânasız evhamdan ve bir habbeyi kubbeler yapmaktan ibaret, hiçbir kanuna girmeyen bir taaruzdur. Buna da mesleğimizce bakamadığımız siyasete temas etmemek için sükût ederek, böylece on vecihle kanunsuz muamelelere karşı yalnız deriz. Said Nursî H  H   H Aziz Sıddık Kardeşlerim, Evvelâ: Nurun ehemmiyetli mecmualarını Mekke-i Mükerremeye götürüp, gayet büyük bir Hindli âlim Ahmed Ali Şişmşirîye teslim edip, hem Hindceye tercüme etmeye ve hem de Hinde göndermeye teminat alan Nurun ehemmiyetli kahramanlarından kardeşimiz Hâfız Mustafaya binler Barekallah ve Maşâallah ve Esadekâllah deriz. Medresetüz-Zehra, Mekke-i Mükerremedeki o büyük zatla muhabere etsin. Saniyen: Bu defaki hâdisede, bir habbeyi, evham yüzünden çok kubbeler yaptıklarını öğrendik. Bir emaresi de şudur: Dahiliye Vekilinin emriyle, gece içinde Afyon Valisi, Emniyet Müdürüyle buraya gelip, gecede menzilimi basmak istemişler; müddeiumumî muvafakat etmediğinden sabaha kadar bekleyip, en ziyade aleyhimizde bulunan iki adamı tâyin edip, kilidimi kırıp füceten baskın vermeleri; hem aynı gün (Hâşiye) faytonla çıktığım vakit, burada emsali vukubulmayan bir şekilde beş tayyare pek aşağıda uçup, benim faytonumu bildikleri için etrafımda iki üç defa dönmeleri; ikinci gün başka bir tarafa, çok görünmiyen gizli bir dere tarafına faytonla giderken, aşağıda uçan beş tayyarenin birşey arıyor gibi döndüklerini gördük, anladık ki, bizi arıyorlar. Yine, aynen evvelki gün gibi o beş tayyare, etrafımızda kasaba üstünde gezip, odamıza girdiğimiz zaman onların da gitmeleri kuvvetli bir emaredir ki, bir habbe yüz kubbe yapılmış. Burada, böyle mânasız evham yüzünden bana eziyet verilmesi ve Medreset-üz-Zehranın kahramanlarına, buraya nisbeten, bu üç senede, on dereceden yalnız bir dereceye eziyet verilmek cihetiyle, Isparta hükûmetine ve adliyesine teşekkürümü ve minnetdarlığımı ve onların verdiği eziyetleri de helâl ettiğimi bildirirsiniz. Said Nursî Devam Edecek