Ey Kardeşlerim, Sizler biliyorsunuz ki bizim mesleğimizde benlik, enaniyet, şan ve şeref perdesi altında makam sahibi olmaktan, öldürücü zehir gibi ondan kaçıyoruz; onu ihsas eden hâletten şiddetle içtinab ediyoruz. Elbette burada, altı-yedi sene gözünüzle ve yirmi seneden beri tahkikatınızla anlamışsınız ki ben, şahsıma karşı hürmet ve makam vermek istemiyorum. Sizleri o noktada şiddetle tekdir etmişim. Bana, haddimden fazla mevki vermeyiniz diye size darılıyorum. Yalnız, Kuran-ı Hakimin bu zamanda bir mucize-i maneviyesi olan Risale-i Nur hesabına ve ben de onun bir şakirdi olmak haysiyetiyle, ona karşı tasdikkârâne teslimi ve irtibatı şâkirane kabul ediyorum. İşte bu derece enaniyetten ve benlikden ve şan ve şeref namı altındaki riyakârlıktan kaçmayı düstur-u hareket ittihaz eden adamlara karşı, ehl-i hükûmetin, ehl-i idare ve zâbıtanın evhama düşmeleri, ne kadar mânasız ve lüzumsuz olduğunu divaneler de anlar. Aziz Sıddık Kardeşlerim, Bu günlerde, Kuran-ı Hakîmin nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i salih esaslarını düşündüm. Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i Salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def-i şer, celb-i nefa râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında, bu takva olan def-i mefâsid ve terk-i kebâir üssül-esas olup büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş. Bu zamanda tahribat ve menfi cereyan dehşetlendiği için takva, bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzları yapan, kebireleri işlemiyen kurtulur. Böyle kebâir-i azime içinde amel-i salihin ihlasla muvaffakıyeti pek azdır. Hem az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir. Hem takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünki bir haramın terki, vacibdir; bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Böyle zamanlarda binler günahın tehavümünde bir tek ictinab az bir amel ile yüzer günahın terkiyle, yüzer vacib işlenmiş olur. Bu ehemmiyetli nokta niyet ile, takva namiyle günahtan kaçınmak kasdiyle, menfi ibadetten gelen ehemmiyetli amâl-i sâlihadır. Risale-i Nur Şâkirdlerinin bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı içtimaiyede yüzer günah insana karşı geliyor! Elbette takva ile ve niyet-i içtinab ile, yüzer amel-i salih işlemiş hükmündedir. Malûmdur ki bir adamın bir günde harab ettiği bir sarayı, yirmi adam yirmi günde yapamaz. Ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lazım gelirken, şimdi binler tahribatçıya mukabil, Risale-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı pek harikadır. Eğer bu iki mütekabil kuvvetler bir seviyede olsaydı, onun tamirinde mucizevâri muvaffakıyet ve fütuhat görülecekti. Ezcümle, hayat-ı içtimaiyeyi idare eden en mühim esas olan hürmet ve merhamet, gayet sarsılmış. Bazı yerlerde, gayet elim; ve biçare ihtiyarlar, peder ve valideler hakkında dehşetli neticeler veriyor. Cenab-ı Hakka şükür ki, Risale-i Nur, bu müdhiş tahribata karşı, girdiği yerlerde mukavemet ediyor, tamir ediyor. Sedd-i Zülkarneynin tahribiyle Yecüc ve Mecüclerin dünyayı fesada vermesi gibi, Şeriat-ı Muhammediye (A.S.M) olan sedd-i Kuranın tezelzüliyle, Yecüc ve Mecücden daha müdhiş olan, ahlâkta ve hayatta zulmetli bir anarşilik ve zulümlü bir dinsizlik fesada ve ifsada başlıyor. Risale-i Nur Şâkirdlerinin böyle bir hadisede mânevî mücahedeleri, İnşâallah zaman-ı Sahabedeki gibi, az amel ile pek büyük sevab ve amâl-i sâlihaya medar olur. Aziz Kardeşlerim, İşte böyle bir zamanda, bu dehşetli hadisâta karşı ihlâs kuvvetinden sonra bizim en büyük kuvvetimiz "İştirak-i amal-i uhreviye" düsturiyle; kalemlerle, her biri diğerinin amal-i saliha defterine hasenat yazdıkları gibi, lisanlariyle her birinin takva kalasına ve siperine kuvvet ve imdad göndermektir. Ve bilhassa fırtınalı tehâcüme hedef olan bu âciz kardeşinize, bu mübarek Şuhur-u Selâsede ve eyyam-ı meşhurede yardımına koşmak, sizin gibi kahraman ve vefadâr ve şefkatkârların şenidir. Bütün ruhumla bu imdad-ı mâneviyi sizden rica ediyorum. Ve ben dahi iman ve sadakat şartiyle Risale-i Nur Talebelerini bütün dualarıma ve mânevi kazançlarıma, yirmi dört saatte, "İştirak-i amal-i uhreviye" düsturiyle bazan yüz defadan ziyade Risale-i Nur Talebeleri ünvaniyle hissedar ediyorum. "Gül" ve "Nur" ve "Mübarekler" ve "Medrese-i Nuriye" heyetleri ve ümmi ihtiyarlar ve mâsumlar başta olarak umum kardeşlerimize ve hemşirelerimize selâm ve selâmet ve saadetlerine dua ediyoruz. Devam Edecek