KASTAMONU HAYATI (12)
Eklenme: 25.03.2011 00:00:00

Belki doğrudan doğruya Kuran-ı Hakimin bu zamanda bir mucize-i maneviyesidir ve rahmet-i İlahiye tarafından ihsan edilmiştir. O adam, binler arkadaşiyle beraber, o hediye-i Kuraniyeye el atmış. Her nasılsa birinci tercümanlık vazifesi ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil Risale-i Nurun öyle parçaları var ki; bazı altı saatte, bazı iki saatte, bazı bir saatte ve bazı da on dakikada yazılan risaleler var. Ben yeminle temin ediyorum ki: Eski Saidin kuvve-i hafızası beraber olmak şartiyle, o on dakikalık işi, on saatte fikrimle yapamıyorum. O bir saatlik risaleyi, iki günde istidadımla, zihnimle yapamıyorum. O altı saatlik risale olan Otuzuncu Söz; ne ben, ne de en müdakkik dindar feylesoflar, altı günde o tahkikatı yapamaz. Ve hakeza Demek biz, müflis olduğumuz halde, zengin bir mücevherat dükkanının dellalı ve bir hizmetçisi olmuşuz. Said Nursî

* * *

Aziz, Sıddık Kardeşlerim, Bu günlerde sabah namazı tesbihatında İstanbuldaki ihtiyarın garazkârane ve şahsıma karşı galiz gıybeti üzerine, Eski Said damariyle nefs-i emarem heyecana geldi; "Mazlumum, bu nevi zulüm çekilmez!" dedi, intikamını almak istedi. Birden kalbime geldi: "Belki Risale-i Nurun İstanbulda neşrine bir vesile olur. Sen madem hayat-ı dünyeviyeni ve hayat-ı uhreviyeni dahi Risale-i Nura feda ediyorsun, bu izzet-i nefis damarını dahi feda et. Hem sebeb-i hilkat-i kâinat Fahr-i lem Aleyhissalâtü Vesselâma mecnun tabiri istimal eden insanlar bulunduğu gibi; senin, o güneşe nisbeten zerrecik bir izzet-i nefsinin kırılmasına ehemmiyet verme." diye ihtar edildi, benim de kalbim rahat etti.

* * *

İstanbul ulemasının en büyüğü ve en müdakkiki ve çok zaman müftiül-enam olan eski fetva emini meşhur Ali Rıza Efendi, Birinci Şuadaki İşarat-ı Kuraniyeyi ve Ayetül-Kübra gibi Risaleleri gördükten sonra, Risale-i Nurun mühim bir talebesi olan Hâfız Emine demiş ki: "Bediüzzaman, şu zamanda Din-i İslâma en büyük bir hizmet eylediğini ve eserlerinin tam doğru olduğunu ve böyle bir zamanda ve mahrumiyet içinde tam bir feragat-ı nefs ettiğini ve onun Risale-i Nuru, müceddid-i din olduğunu katiyyen tasdik ederim. Cenab-ı Hak, onu muvaffak eylesin, âmin" demiş. Hem bazıların, sakal bırakmamaklığına itirazları münasebetiyle, Mevlâna Celâleddin-i Rumînin pederleri olan Sultanül-Ulemânın bir kıssasiyle onu müdafaa edip: "Bediüzzamanın, elbette bir içtihadı vardır, itiraz edenler haksızdır" demiş ve Hoca Mustafaya (merhum) emretmiy. "Söylediğimi yaz!" Bediüzzamana, kemal-i hürmetle selâm ederim. Telifatınızın ikmaline hırz-ı can ile dua etmekteyim. Bazı ulema-yı sûun tenkidine uğradığına müteessir olma; zira "Yemişli ağaç taşlanır" kaziyesi meşhurdur. Mücahedatınıza devam buyurun. Cenab-ı Hak ve Feyyâz-ı Mutlak, acilen murad ve matlubunuza muvaffak-ı bilhayr eylesin, âmin. Bâki Hakkın birliğine emanet olunuz. Eski Fetva Emini ALİ RIZA İşte böyle müdakkik ve ilim ve şeriat ve Kuran cihetinde bu zamanda söz sahibi en büyük âlim böyle hükmetmiş.

* * *

Aziz Sıddık Müdakkik Müstakim Kardeşlerim, Gayet ciddi bir ihtarla bir hakikatı beyan etmeye lüzum var. Şöyle ki; sırriyle; ehl-i velayet, gaybi olan şeyleri, bildirilmezse bilmezler. En büyük bir veli dahi, hasmının hakiki halini bilmedikleri için haksız olarak mübareze etmesini Aşere-i Mübeşşerenin mabeynindeki muharebe gösteriyor. Demek iki veli, iki ehl-i hakikat, birbirini inkar etmekle makamlarından sukut etmezler. Meğer bütün bütün zahir-i şeriata muhalif ve hatası zahir bir içtihad ile hareket edilmiş ola. Bu sırra binaen ulûvv-ü cenab düsturuna ittibaen ve avâm-ı mümininin şeyhlerine karşı hüsn-ü zanlarını kırmamakla imanlarını sarsılmadan muhafaza etmek ve Risale-i Nurun erkânlarını haksız itirizlara karşı haklı, fakat zararlı hiddetlerden kurtarmak lüzumuna binaen ve ehl-i ilhâdın, iki taife-i ehl-i hakkın mabeynindeki husumetten istifade ederek birinin silâhiyle, itiraziyle, ötekini cerhedip, ötekinin delilleriyle berikini çürütüp ikisini yere vurmak ve çürütmekten içtinaben, Risale-i Nur Şakirdleri, bu mezkûr dört esasa binaen, muarızları, hiddet ve tehevvürle ve mukabele-i bilmisil ile karşılamamalı. Devam edecek