RİSALE-İ NUR’UN ZUHURU (2)
Eklenme: 3.01.2011 00:00:00

Bu muvaffakiyet ve bu muzafferiyet ise, çok muazzam bir galibiyet idi. Zira o pek dehşetli dinsizlik devrinde, hakiki bir tek dini eser bile yazdırılmıyordu. Din adamları susturulup, yok edilmeğe çalışılıyordu. Dinsizler, Bediüzzamanı yok edememişler, uyuşmuş kalb ve akılları ihtizaza getiren İslami ve imani neşriyatına mani olamamışlardı. Bediüzzamanın yaptığı bu dini neşriyat, yirmi beş senelik eşedd-i zulüm ve istibdad-ı mutlak devrinde hiçbir zatın yapamadığı bir iş idi. Bediüzzaman, Barlaya 1925 - 1926 senelerinde nefyedilmiştir. Bu tarihler, Türkiyede yirmi beş sene devam edecek bir istibdad-ı mutlakın icrâ-yı faaliyetinin ilk seneleri idi. Gizli dinsiz komiteleri, İslami şeairleri birer birer kaldırarak İslâm ruhunu yok etmek, Kuranı toplatıp imha etmek plânlarını güdüyorlardı. Bu muvaffak olunamayacağını iblisane düşünerek, Otuz sene sonra gelecek neslin kendi eliyle Kuranı imha etmesini intaç edece bir plân yapalım demişler ve bu plânı tatbike koyulmuşlardı. İslâmiyeti yok etmek için tarihte görülmemiş bir tahribat ve tecavüzat hüküm sürmüştür. Evet, altıyüz sene, belki Abbasiler zamanından beri yani bin seneden beri Kuran-ı Hakimin bir bayrakdarı olarak btün cihana karşı meydan okuyan Türk Milletini, bu vatan evlâdlarını, İslamiyetten uzaklaştırmak ve mahrum bırakmak için, müslümanlığa ait her türlü bağların koparılmasına çalışılıyor ve bilfiil de muvaffak olunuyordu. Bu vâkıa cüzi değil, külli ve umumi idi. Milyonlarca insanın hususan gençlerin ve milyonlar mâsumların, talebelerin iman ve itikadlarına dünyevi ve uhrevi felaketlerine taallûk eden çok geniş ve şümullü bir hadise idi. Ve kıyamete kadar gelip geçecek. Anadolu halkının ebedi hayatlariyle alâkadardı. O zaman ve o senelerde, bin yıllık parlak mâzinin delâlet ve şehadetiyle, Kuranın bayraktarı olarak en yüksek bir mevki-i muallâyı ihraz etmiş bulunan kahraman bir milletin hayatında, İslâmiyet ve Kuran aleyhinde dehşetli tahavvüller ve tahribler yapılıyor ve cihanın en mandar ordusunun bin senelik cihad-ı diniye ile geçen parlak mazisi ve o mazide medfun muhterem ecdadı, yeni nesillere ve mektebli talebelere unutturulmaya çalışılıyor ve mazi ile irtibatları kesilerek bir takım maskeli ve sureta parlak kelamlarla iğfalatda bulunularak, komünizm rejimine zemin hazırlanıyordu! İslâmiyetin hakikatında mevcud maddi-manevi en yüksek terakki ve medeniyet umdeleri yerine; dinsiz felsefenin bataklığındaki nursuz prensipler, edebsiz edip ve feylesofların fikir ve ideolojileri, gizli komünistler, farmasonlar, dinsizler tarafından telkin ediliyor ve çok geniş bir çapta tedris ve talime çalışılıyordu. Bilhassa İngiliz, Fransız gibi İslâm düşmanlarının İslâm alemini maddeten ve mânen yıpratmak, sömürmek emellerinin başında Kahraman Türk Milletinin dini bağlardan uzaklaştırılması; örf-adet, anane ve ahlâk bakımından tamamen İslâmiyete zıt bir duruma getirilmek planları vardı ve bu planlar maalesef tatbik sahasına konmuştu! İşte; Bediüzzaman Said Nursinin, Risale-i Nurla Anadoludaki hizmet-i imaniye ve Kuraniyesine cansiperane çalışan bir fedai-yi İslam olarak başladığı seneler ki, zemin yüzünün görmediği pek dehşetli bir dinsizlik devrinin başlangıcı ve teessüs zamanı idi. Bunun için; Bediüzzamanın Risale-i Nurla hizmetine nazar edildiği vakit, böyle dehşetli bir zamanı göz önünde bulundurmak için icab eder. Zira; tarihde emsali görülmemiş bu kadar ağır şerait tahtında yapılan zerre kadar hizmet, dağ gibi bir kıymet kazanabilir; ufacık bir hizmet, büyük bir değeri ve neticeyi haiz olabilir! İşte Risale-i Nur, böyle dehşetli ve ehemmiyetli bir zamanın mahsulü ve neticesidir. Risale-i Nurun müellifi, yirmi beş senelik din yıkıcılığının hükmettiği dehşetli bir devrin cihad-ı diniye meydanının en büyük kahramanı ve tâ kıyamete kadar Ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) dâr-üs-selâma davet eden ve beşeriyete yol gösteren rehber-i ekmelidir. Ve hem Risale-i Nur, Kuranın elmas bir kılıncıdır ki, zaman ve zemin ve fiiliyat bunu katiyyetle isbat etmiş ve gözlere göstermiştir. İşte öyle elim ve feci ve dehşetli bir devri ihdas eden dinsizlerin icraatı olan pek ağır şartlar dahilinde Bediüzzamanın inayet-i Hakla telife muvaffak olduğu Risale-i Nur eserleri, dinsizliğin istilasına karşı, yıkılması gayr-ı kabil olan muazzam ve muhteşem bir sed teşkil etmiştir. Risale-i Nur; maddiyunluk, tabiiyyunluk gibi dine muarız felsefenin muhal, bâtıl ve mümteni olduğunu; cerhedilmez bürhanlarla, aklî, mantıkî delillerle isbat ederek en dinsiz feylesofları dahi ilzam etmiştir. Küfr-ü mutlakı mağlûbiyete düçar etmiş, dinsizliğin istilasını durdurmuştur. Devam Edecek