Bu gizli din düşmanları ve münafıklar çoktandır anladılar ki, Nur talebelerinin kefenleri boyunlarındadır. Onları Risale-i Nurdan ve Üstadlarından ayırmak kabil değildir. Bunun için şeytan plnlarını, desiselerini değiştirdiler. Bir zayıf damarlarından veya sfiyetlerinden istifade ederiz fikriyle aldatmak yolunu tuttular. O münafıklar veya o münafıkların adamları veya adamlarına aldanmış olanlar dost suretine girerek, bazan da talebe şekline girerek derler ve dedirtirler ki: Bu da İslmiyete hizmettir; bu da onlarla mücadeledir. Şu malmatı elde edersen, Risale-i Nura daha iyi hizmet edersin. Bu da büyük eserdir gibi birtakım kandırışlarla, sırf o Nur talebesinin Nurlarla olan meşguliyet ve hizmetini yavaş yavaş azaltmakla ve başka şeylere nazarını çevirip, nihayet Risale-i Nura çalışmaya vakit bırakmamak gibi tuzaklara düşürmeye çalışıyorlar. Veyahut da maaş, servet, mevki, şöhret gibi şeylerle aldatmaya veya korkutmakla hizmetten vazgeçirmeye gayret ediyorlar.
Risale-i Nur, dikkatle okuyan kimseye öyle bir fikr, ruh, kalb intibah ve uyanıklık veriyor ki, bütün böyle aldatmalar, bizi Risale-i Nura şiddetle sevk ve teşvik ve o dessas münafıkların maksatlarının tam aksine olarak bir tesir ve bir netice hsıl ediyor. Fesübhanallah! Hatt öyle Nur talebeleri meydana gelmektedir ki, asıl halis niyet ve kuds gayeden sonra, bir sebep olarak da, münafıkların mezkr plnlarının inadına, rağmına dünyayı terk edip kendini Risale-i Nura vakfediyor ve Üstadımızın dediği gibi diyorlar: Zaman, İslmiyet fedaisi olmak zamanıdır.
Allaha hamd olsun, bu Rabbimin bir ihsanıdır.
Bizim hizmet-i imaniyeye nazaran cam parçaları hükmündeki siyasetle alkamız yoktur. Diyanet Riyaseti ehl-i vukuf raporunda, Risale-i Nur kitaplarında siyaseti alkadar eden mevzular yoktur demiştir. Hatt o zaman, yine Afyon Savcısı da iddianamesinde, Bediüzzaman ve talebelerinin faaliyeti siyas değildir diye hükmetmiştir. Evet, Risale-i Nur şakirtlerinin meşgul olduğu vazife, en muazzam olan mesail-i dünyeviyeden daha büyüktür. Siyasetle uğraşmaya vaktimiz yoktur. Yüz elimiz de olsa, ancak Nura kfi gelir. Amerika, İngiliz kadar servetimiz de olsa, yine imanı kurtarmak dvsına hasredeceğiz. Hem birtakım siyas işlerle veya bir takım btıl cereyanlarla ve fikirlerle uğraşmaya zamanımız yoktur. Ömrümüz kısadır, vaktimiz dardır. Üstadımızın dediği gibi, Fena şeylerle meşguliyet fena tesir eder, fena iz bırakır. Hususan böyle bir asırda Btılı iyice tasvir etmek sfi zihinleri idlldir. Evet, menfilikleri öğrenerek mücadele edeceğim gibi saf bir niyetle başlayıp menfi şeylerle meşgul ola ola din bağları ve din salbet ve sadakati eski haline nazaran gevşemiş olanlar olmuştur.
Risale-i Nur, nuru yerleştirerek zulmeti izale ediyor, yok ediyor. İyiyi öğreterek, fenayı fark ve tefrik ettiriyor ve vazgeçiriyor. Hakikati ders vermekle btıldan kurtarıyor ve btıldan mahfuz kılıyor.
Hülsa-i kelm: Biz, ancak Nurlarla meşgulüz. Biz mücevherat-ı Kurniye ile iştigal ediyoruz. Bizler, Kurnın kinat vüsatindeki elmas gibi hakikatlerine çalışıyoruz. Bizler ancak bkiye hizmet ediyoruz. Bizler fni şeylere emek sarf etmeyiz. Bizim Risale-i Nurla olan hizmet-i imaniyemiz, başka şeylerle iştigalimize ihtiyaç bırakmıyor, herşeye kfi geliyor
Elhasıl: Üstadımız Bediüzzamanla ve Risale-i Nurla mücadele eden insafsız gizli din düşmanları, acz-i mutlakla ebede kadar mağlbiyettedirler. Bediüzzaman ve Risale-i Nur ise, ebediyen muzaffer ve muvaffaktır. Şahsı çürütmeye çalışmakla Risale-i Nur çürütülemez. Zira, Risale-i Nur, bizatih hüccet ve burhandır. Onu ve onun müellifini çürütmeye çalışanlar, çürümeye mahkm olmuşlardır.
Nümunesi, tarih muvacehesinde meydandadır. Ve hem de çürüyeceklerdir. Risale-i Nurdaki yüksek hakikat, Risale-i Nuru ebede kadar payidar kılacaktır
Evet, Nur talebeleri ağırceza mahkemelerinde demişler ki: Bizi Üstadımız Bediüzzamandan ve Risale-i Nurdan ve bizi bizden ayıracak hiçbir beşer kuvvet yoktur. Evet, o münafıkların atomları dahi bu hususta cizdir. Farz-ı muhal yapabilseler, hatt cesedimizi öldürseler de, ruhumuz selmet ve saadetle ebediyete gidecektir. Hem Üstadımızın Mektubat mecmuasında dediği gibi deriz: Birimiz dünyada, birimiz hirette, birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz şimalde, birimiz cenupta olsak, biz yine birbirimizle beraberiz.
Üstadımız hiçbir mnev makam iddia etmiyor. Başkaları tarafından kendine verilen büyük ve müstesna payeleri reddediyor. Fakat onun hal ve ahvali, fiiliyat ve harektı onun kim olduğunu anlamaya ve ispata kfidir. Evet, Bediüzzamanın ve Risale-i Nurun Kurn, iman ve İslmiyet hizmetine mni olabilmek için, dünyayı elinde tutup çevirecek bir kuvvet lzımdır.
Hazret-i Üstadımızın idam plnlarıyla sevk edildiği mahkemedeki müdafaatlarından, Büyük Müdafaat kitabından bazı cümleler:
Risale-i Nur talebeleri başkalarına benzemez, onlarla uğraşılmaz, onlar mağlp olmazlar. Risale-i Nur, Kurnın malıdır. Kurn-ı Hakmden süzülmüştür. Kurn ise, Arşı ferşle bağlayan bir zincir-i nurandir. Kimin haddi var ki buna el uzatsın? Risale-i Nur, bu Anadolunun sinesine yerleşmiştir; hiçbir kuvvet onu söküp atamayacaktır.
DEVAM EDECEK