Ve Nurcular, müşterileri ve kendilerine taraftarları aramaya kendilerini mecbur bilmiyorlar. Vazifemiz hizmettir, müşterileri aramayız. Onlar gelsinler bizi arasınlar, bulsunlar diyorlar. Kemiyete ehemmiyet vermiyorlar. Hakik ihlsı taşıyan bir adamı, yüz adama tercih ediyorlar.
Amma İhvan-ı Müslimn ise: Gerçi onlar da Nurcular gibi ulm-u İslmiye ve marifet-i İslmiye ve hakaik-i imaniyeye temessük etmek için insanları teşvik ve sevk ediyorlar; fakat vaziyet, memleket ve siyasete temas iktizasıyla, ziyadeleşmeye ve kemiyete ehemmiyet veriyorlar, taraftarları arıyorlar.
Altıncı fark: Hakik ihlslı Nurcular, menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı, zam iktisat ve kanaatle ve fakirül-hal olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğna ile ve hizmet-i Kurniyede hakik bir ihls ve fedakrlıkla; ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dallete karşı mağlp olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlsa dvet etmekte bir şüphe bırakmamak için ve rız-yı İlhden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbirşeye let etmemek için, bir cihette hayat-ı içtimaiye fidelerinden çekiniyorlar.
Amma İhvan-ı Müslimn ise: Onlar da hakikaten maksat itibarıyla aynı mahiyette oldukları halde, mekn ve mevzu ve bazı esbap sebebiyle, Nur talebeleri gibi dünyayı terk edemiyorlar. Azam fedakrlığa kendilerini mecbur bilmiyorlar.
İs Abdülkadir
Bağdatta çıkan, ehemmiyetli, siyas bir ceride olan Ed-Difa gazetesinin muharriri İs Abdülkadir diyor ki:
Nur talebelerinin mürşidi olan Bediüzzaman Said Nurs hakkında Ed-Difa gazetesini okuyanlar benden soruyorlar. Türkiyedeki Nur talebelerinden ve Üstadları olan Said Nursden bize malmat ver diyorlar. Ben de bunlar hakkında kısa bir cevap vereceğim. çünkü, Üstadın, Nurun ve Nur talebelerinin Araplarda hakkı olduğu için, Araplar onlardan cidd bahsetsinler. Zira, İslmiyetin madde-i esasiyesi olan Araplar Risale-i Nurdan ziyadesiyle fide görmeye başlamışlar.
Bu Nur talebeleri, Risale-i Nurla hem Türkiyede, hem bild-ı Arabda komünistliğe karşı muhkem bir sed tesis ediyorlar.
DEVAM EDECEK