Görüş Bildir

Davutoğlu'ndan 13 maddelik öneri

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, koronovirüse (Kovid-19) ilişkin yaşanacak ekonomik daralmaya dair önerilerde bulundu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, koronavirüsünün (Kovid-19) ortaya koyacağı ekonomik daralmaya işaret ederek krizin atlatılması için 13 öneride bulundu. Bu süreci sosyal temastan uzak, ortak bir kader bilinci ile ele alınması gerektiğine dikkat çeken Davutoğlu,“Teknolojik imkanları kullanarak evlerimizden çalışalım. Yaşlılarımızı sosyal etkileşiminin dışında tutalım. Camilerde, stadyumlarda, okullardaki faaliyetlerin minimuma indirgenmesi doğrudur. Özellikle yurt dışından gelen vatandaşlarımızın karantinaya alınması doğru ama bu kişilerin öğrenci yurtlarında misafir edilmekten ziyade kamu misafirhanesinde ve otellerde ağırlanması gerekir” dedi.

 ‘DÜNYADA RESESYON İHTİMALİ SÖZ KONUSU’

Koronavirüsünün dünya ekonomisine maliyetinin 1 trilyon doları aşacağını, dünyada bir resesyon ihtimalinin söz konusu olduğunu dile getiren Davutoğlu, Türkiye’nin de kriz sürecinde 5 önemli alanda ciddi sorunlar ile karşılaşılabileceğine dikkat çekti. Davutoğlu, “Birincisi dış ticaret. İhracattaki daralma yüzde 15’e kadar artabilir ve yıllık 23 milyar dolarlık bir ihracat kaybımız söz konusu olabilir. 240 milyar dolara yakın bir ithalat daralması söz konusu olabilir. İkincisi ise turizm. Turizmde 2019 yılında 34 buçuk milyar dolar olan gelirin 40 milyar dolara çıkması bekleniyordu, bu 20 milyar dolarlar civarına gerileyebilir. Hizmet ve Perakende sektörü ise yüzde 50 civarında bir ciro kaybı söz konusu olabilir. Finans sektörü de kriz durumlarında en kırılgan ve stratejik sektördür. Son olarak Ulaştırma ve Havacılık sektörü” ifadelerinde bulundu.

Davutoğlu, koronavirüsünün yarattığı ekonomik krizle ilgili alınması gereken tedbirleri şöyle sıraladı:

 “* Şimdiye kadar özveriyle ve başarıyla çalışan sağlık personelimizin çabalarını destekleme çerçevesinde sağlık harcamalarıyla ilgili olarak bütçede gerekli aktarmaların yapılması, ihtiyaç duyulan imkânların eksiksiz tedariki sağlanmalıdır.

* İşletmelerin en değerli varlığı olan insan kaynağının korunması ve çalışan nüfusun iktisadi daralma dönemlerinde var olan sorunlarının derinleşmemesi için, kısa çalışma ödeneğinin ivedilikle devreye sokulması gerekmektedir.

* Yaşanan sürecin şirketler kesiminde yaratması muhtemel tahribat nedeniyle oluşacak istihdam kaybının veya zorunlu olarak ücretsiz izne çıkarılan çalışanlarımızın ortaya çıkaracağı sosyal sorunların hafifletilebilmesini teminen, işsizlik fonundan gerçekleştirilen ödeme şartlarının esnetilmesi ve ödeme sürelerinin artırılması yönünde tedbirler alınmalıdır.

* Herhangi bir gelir sahibi olmayan ihtiyaç sahipleri için, yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde her türlü sosyal yardımın yapılması sağlanmalıdır.

* Finansal istikrarın korunması için, TCMB tarafından finansal sektöre yabancı para ve TL likidite sağlanmalıdır.

* Hazine, TCMB ve BDDK tarafından hazırlanacak yeniden yapılandırma düzenlemeleri çerçevesinde, küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin kredi faizlerinin silinmesi, anaparanın enflasyona endekslenmesi suretiyle taksitlendirilmesi imkânı getirilmelidir. Bu yeniden yapılandırma planının yükünün Hazinenin ikrazen sıfır reel faizli özel tertip devlet iç borçlanma senetleri ihracı yoluyla devlet tarafından paylaşması yerinde olacaktır.

* TCMB, G-20 ülkeleri merkez bankaları ile koordineli olarak, Swap limitleri oluşturulması amacıyla girişimde bulunmalıdır.

* Son yıllarda ulusal ve uluslararası para politikası ve rezerv yönetimi standartlarına aykırı uygulamalarla TCMB’nin müdahale kabiliyeti önemli ölçüde azalmış olsa da, önümüzdeki dönemde oluşabilecek piyasa oynaklıklarına karşı ihtiyaç duyulan müdahaleler zamanında yapılmalıdır.

* Çalışan sayısını azaltmamak kaydıyla işveren tarafından ödenen sigorta primleri iktisadî faaliyette kalıcı toparlanma işaretleri görülünceye kadar alınmamalı ve süreçten etkilenen sektörlerde işverenlere kira desteği sağlanmalıdır.

* Yeni bir vergilendirme takvimi oluşturulmalıdır. Beyan tahakkuk dönemi ile vergi ödeme dönemi arasında 15 gün süre olmalıdır. Süreçten olumsuz etkilenen mükelleflerin, Mart ayında ödenecek yıllık vergileri en az yıl sonuna kadar ertelenmeli ve taksitlendirme imkânı sağlanmalıdır. Vergi barışı çerçevesinde taksitlendirilmiş ve vadesi gelmiş ödemeler de bu çerçevede ertelenmelidir.

* Maliye e-haciz işlemini en az 6 ay uygulamamalıdır.

* Reel sektörde üretim maliyetleri açısından önemli bir yer tutan doğalgaz/elektrik faturaları için 6 aylık bir erteleme ve taksitlendirme imkânı getirilmelidir.

* Krizin olumsuz etkilediği alanlardan biri de sermaye piyasalarımızdır. Yurt içi yerleşik yatırımcı tabanının kalıcı olarak tahrip olmasını, milli servetimizin parçası olan şirketlerimizin bu olağan dışı gelişmelerin yarattığı olumsuzluk sebebiyle aşırı değer kaybetmesinin önlenmesi amacıyla, makul bir değerleme planı çerçevesinde halka açık paylarını satın almak isteyen şirketlerimize bu paylar teminata kabul edilerek uygun şartlarla kredi sağlanmalıdır."




Etiketler: |