Görüş Bildir

MANŞETTEN

KILIÇDAROĞLU’NUN SİYASİ ÇIKMAZI

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Türk siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yalpalama yaşıyor.

Genel Müdürü olduğu SSK’yı batıran CHP bürokratik zihniyetinin "siyasi şövalyesi" günü gününe uymayan söylemlerle nereye gittiği belli olmayan ucube bir siyasetin son temsilcisi adeta.

Batırdığı SSK kurumu yetmezmiş gibi bugün de siyasetin değerlerini ayaklar altına almaya çalışıyor.

Bir dediği diğerini desteklemiyor.

Hamaset dolu sözlerle tabanı olan laik kesimi bir arada tutmaya çalışıyor.

Ancak unuttuğu bir şey var, hiç konuşmasa da partisi aynı oyu alacak onu bile idrak edemiyor.

Dokunulmazlık konusunda partisini ikna edemediğini söylüyor.

Afrin operasyonu için kafa karıştırıcı sözler söylüyor, sanatçıları eleştiriyor.

Ülke için ortaya koyduğu bir projesi yok.

Çiftçilerin destek alamadıklarını söylüyor..

Oysa çiftçiler tarihin en zengin dönemlerini yaşıyor.

Mazot, gübre desteği ve ürün destekleri en üst limitlerden zamanında ödeniyor.

Şimdilerde seçim için ittifak arayışı içinde bocalayıp duruyor.

HDP ile ittifak kurmak istiyor.. Ancak ulusalcıların tepkisinden korkuyor.

Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret ederek doğuda oy alabileceğini umuyor.

Dış siyaseti zalim Esed’in ve Nusayrilerin iktidarı olarak anlıyor.

Mezhepçi ve dini tahakküm altına alacak koyu bir laiklik anlayışını anayasanın vazgeçilmezi olarak görerek ülkede demokrasiyi savunduğunu iddia ediyor.

Önümüzdeki yıl yapılacak 3 tane seçimin şimdiden belli olan mağlubu olarak siyasi bir mevta olma yolunda hızla ilerliyor.

Bu siyaseti ve duruşu ile biz buna duruş dahi diyemiyoruz ki  ülkeye kazandıracağı hiçbir değer yok..

Emin olun.

Varsa yoksa gelecek seçimde tekrar partinin başında olmak..

Adayları belirlemek…

Yerel bazı belediyelerden istifade etmek.

Bu CHP zihniyetinin siyasetten anladığı tek şey bu.

Peki bunun ülkeye zararı ne?

Her iktidar böyle bir muhalefet ister…

Ancak projeleri, demokratik önerileri, dış siyasette ülke birliği gibi kavramlardan yoksun bir ana muhalefet her zaman kaybettirir.

Türkiye CHP gibi ülkenin tarihi ve coğrafi kodlarını yanlış temeller üzerine kuran bir zihniyetin varlığını, milletin geleceğine alternatif olarak koyacak bir hareketi kabul etmez.

Ne olursa olsun bu dönem bitmiştir.

Bu zihniyeti tarihin derinliklerine ve programlandığı karanlık mahvillere bir daha geri gelmeyecek şekilde ebediyen gönderen halk iktidarı gerçekleşmiştir.

Bu zihniyetin artıkları bırakın iktidar olmayı, bu ülkeye başkan olmayı varlıklarını dahi kaybetme korkusu ile karşı karşıyadır.

Tüm yalpalanma, siyasi çırpınış, bir birini tutmayan söz ve davranışlar muhtemel sonucu değiştirmeye kafi gelmez.

Kılıçdaroğlu artık milli siyasete ülke yararına çalışmaya başlamadan ve Nusayrici dış siyasetin etkisinden kurtulmadan bu ülkede varlığını sürdüremez.

Şunun şurasında aylar kaldı seçimde hep beraber göreceğiz.

Ülke sağlam adımlarla tarihi şahlanışını ve dünyanın yeni şekillenme sürecinde duruşunu sabit kılarken Kılıçdaroğlu’nun siyasi patinajı ve yalpalamadan bir türlü kurtulamıyor.

Belki de bu ülkenin hayrına olan bu

Çünkü göklerden gelen bir karar vardır…

Vesellam