Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

KUDÜS, İSLAM ÂLEMİNİN DAVASI!

Evet, sevgili okurlar.

Bilindiği üzre nereden bakarsanız 70 yılı aşmıştır... 1948’de bir Yahudi devleti Filistin’e taşındı.. Yani Filistin toprakları üzerinde, bir Yahudi devleti kuruldu...

Dünya tarihine bakıldığında, Yahudi milleti, yani İsrailoğulları yeryüzünde başarılı olmamaları ve bir araya gelip de devlet kuramamış olmaları, Cenab-ı Allah’ın kâinat içerisindeki tasarrufunun ne kadar üstün olduğu gerçeğinin en büyük delilidir...

O yüce kudret, İsrail’in insanlık arasında ne kadar lanetlendiğini elbette ki biliyor ..

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in birçok surelerinde İsrail lanetlenmiştir.

Yeryüzünün en tehlikeli toplumu olduğunu yine kitab-ı mübin bize açık bir şekilde anlatıyor.

İsrail devleti kurulduğundan bu yana o Filistin topraklarında yaşayan Müslümanlar adeta göçebe bir hayata mahkum edildiler...

İsrail Devleti, Filistin halkına huzur vermemiştir, zulmetmiştir...

İnsanları öldürmüştür...

Kadın çocuk, yaşlı demeden büyük katliamlarda bulunmuştur..

Tüm bunlarla birlikte Mescid-i Aksa’nın içinde bulunduğu Kudüs’e de göz dikti..

Nitekim “başkentimiz” diyerek, Trump’ın desteği ve imzasıyla, el koydular...

Ama, Trump’ın siyasi hayatına da mal oldu bu olay.

***

 

Evet, sevgili okurlar..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs davasının yalnızca Filistin’deki Müslümanların değil 1,8 milyarlık İslam âleminin meselesi olduğunu söylüyor..

“Türkiye olarak tüm platformlarda Kudüs davasına sahip çıkıyor, Filistinli kardeşlerimize yönelik işgal, zulüm ve soykırım politikalarının son bulması için var gücümüzle çalışıyoruz...”

Dünya kamuoyuna seslenen ve aydınlatan Cumhurbaşkanının bu ifadeleri, Türkiye’deki gelen giden siyasi liderler arasında, hatta dünya liderleri arasında, “söylenmiş” değil...

Bu ifadeler Erdoğan’ın ne kadar seçkin bir insan olduğunu bir kez daha gösteriyor...

İslam davasına sahip çıkan seçkin yegâne lider Erdoğan’dır.

Tebrik ediyor ve dua ediyoruz.

***

Parlamenterler arası Kudüs Platformunun İstanbul Bahçelievler’deki yeni binasının açılışı, Filistin halkıyla Uluslar arası dayanışma günü kapsamındaki etkinliğe Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mesaj gönderdi..

O mesaj, davetlilere okundu ve soruldu.

Cumhurbaşkanının attığı her adım, düşündüğü her düşünce inşallah hep başarılıdır ve başarılı olacaktır.

Zira çağımızda İslam ülkelerinin siyasi liderleri arasında yegâne İslam’ın savunucusu Sayın Erdoğan’dır.

Sırası gelince lafını hiçbir zaman esirgemiyor... 

İlla ki söylüyor...

Dayatmacı küfür emperyalizmine karşı hep ayakta durmuştur ve durmaya devam edecektir.

***

Tüm bunlara rağmen, şu İstanbul Sözleşmesi adını taşıyan anlaşmanın içeriği tamamıyla batı dünyasının karanlık planlarıyla doludur..

Ki açıkça, yer almaktadır o ifadeler...

Cumhurbaşkanı da bunu bilmesine rağmen, sözleşmenin sıkıntısını da yaşıyor elbette.

Dünyanın çark ve devranı ne yazık ki zaman zaman ters dönüyor.

İslam’ın aleyhinde çalışan batı dünyasının hıyanet planları, ne yazık ki İslam dünyasına sirayet etmiştir, içine girmiştir.

Ama ne yapacaksın?

Elden gelen bir şey de yok.

Zira gizliden İsrail locaları tarafından, hatta İngiliz planlarıyla bu sözleşme yapıla gelmiştir...

Kimse inkâr edemez.

***

Diyarbakır Söz Gazetesinin dün manşetten verdiği “SÖZLEŞME KABUL EDİLEMEZ” haberi, büyük bir önem taşıyor.

İstanbul Sözleşmesine yönelik tepki ve tartışmalar devam ederken Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Ömer Ergün: "İstanbul Sözleşmesi'nde dinin şiddet aracı gösterilmesi kabul edilemez" dedi.

İstanbul Sözleşmesine yönelik tartışmalara Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Adalet MYO Müdürü Dr. Ömer Ergün de katıldı.

Ergün, İstanbul Sözleşmesinde yer alan ‘Din, töre, örf ve adetler ve sözde namus şiddetin kaynağını oluşturmaması lazım’ gibi cümlelerin kullanılmasının sözleşmeyi kabul edilemez hale getirdiğini söyledi.

Ergün; “Namusa değer atfeden bir toplum var ve sözleşmede ‘sözde namus’ diyerek özellikle namus kavramının değersizleştirmesi durumu ortaya çıkıyor. İstanbul Sözleşmesi'nde ‘şiddete kaynak oluşturan örf ve adetler ile gelenek ve göreneklerin kökü kazınacak’ deniliyor. Şimdi kökü kazınacaktır kelimesi karşı taraftan bir öç alma gibi bir çağrışımda bulunulmaktadır. Hukukta ve kanun ile sözleşme hazırlanırken kullanılmayan bir cümledir. Bu hukuk açısından da kullanılmayan bir kavramdır. Sonuç itibarıyla bu sözleşme kadına yönelik hakların uluslararası bir ortamda kabul edilmesi anlamında değerlidir fakat içerisinde bahsettiğim özensiz olarak kullanılan bazı kavramlar ve terimler sözleşmeyi kabul edilmez hale getirmiş durumdadır" diye konuştu.

Ergün Hocanın bu ifadeleri kullanması şayan-ı dikkattir.

Tebrik ediyoruz.

Keşke her akademisyen bilimsel olarak böyle takrizleri yazıp, söylese, dile getirse!..

En derin saygı ve sevgilerimle.