Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

ÜSTAD NECİP FAZIL DİYOR Kİ; “NE DİYOR BİLİYOR MUSUNUZ!?”

Evet, sevgili okurlar...

Abdurrahman Dilipak Hoca’nın Yeni Akit Gazetesinde dün yayımlanan yazısı “pür dikkat” çekici...

Doğrusu yazı ve dokunduğu mevzular, benim bugün için kaleme almak istediğim önceden tasarladığım konuları içermesi, hayli dikkatimi çekti...

Vaziyet, “aklın yolu birdir” sözünü ikmale getiriyor...

Dilipak yazısında, işlediği konuya Necip Fazıl Kısakürek’in bir şiirini ilişkilendirmiş...

Şiir kapsamlı ve derin anlamlar içeriyor...

Biz de, konu edeceğimiz mevzulara dahil olmadan önce üstadın şiirini sizinle paylaşalım..

Bakınız; Üstad Kısakürek ne diyor?

 “Üst kat elinde tesbih ağlıyor babaannem

Orta kat mavs oynuyor annem ve âşıkları

Alt kat kızkardeşimin tamdam da çığlıkları

Bir kurtlu peynir gibi ortasından kestiğim

Buyrun ve maktaından seyredin işte evim

Bu ne hazin ağaçtır bütün ufkumu tutmuş

Kökü iffet dalları taklit meyvesi fuhuş

Rahminde cemiyetin ben doğum sancısıyım

Mukaddes emanetin dönmez davacısıyım

Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana”

***

Evet, gerçekten 1950’den günümüze dek, yani Demokrat Partinin iktidara gelişinden bugüne dek yüzde 99’u muhafazakâr, inançlı bir toplum siyasetten beklediklerini bir türlü yakalayamamıştır ve yakalayamıyor, yakalayacağa da benzemiyor.

Hani kültürümüze mal olmuş bir slogan var.

Hey mirasyedi yaramaz çocuklar, evlat ve torunlar, Netice-i hayatımız siz misiniz?” misali....

***

Mevcut sistemin bu millete yaşattıklarının hal-i pür melalini, özellikle bölgemizde, hele ki Diyarbakır’ımızda olup bitenler, akla ziyan bir durum içeriyor...

Az sonra değineceğiz..

Her zaman söylüyoruz.

Deveye demişler ki:

Senin boynun neden eğridir.”

Deve de demiş ki:

Benim nerem doğru ki?”

Bir de kültürümüze mal olmuş çok ibret verici bir atasözü var.

Kılavuzu karga olanın burnu ………çıkmaz” misaliyle yola çıkarsak, konuşulacak çok şey ver...

İşte bu noktada, Üstat Kısakürek’in çok dikkat çekici, çok düşündürücü, ibretnûma şiirini sizinle paylaşmak istedik.

           

***

 

27 Mart 2017 tarihli “TÜRKİYE’DE MASONLAR VE MÜNAFIKLARIN PLANLARI” başlığı altında yazmış olduğum yazının bir iki satırını da “hafızaların” tazelenmesi açısından, buraya aktarmak istiyorum..

Bu yazımızda,  Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bazı önemli görüşlerini kaleme almıştık.

Aynısını tekrar ediyoruz bugün.

Üstat Bediüzzaman Hazretleri, o dönemdeki olup bitenleri dile getirirken, elbette ki dün de ifade ettiğim gibi devleti eline geçiren o dönemdeki kadroyu “Mirasyedi yaramaz Osmanlının çocukları” diye adlandırmıştı..

Ve onlara şöyle seslenmişti Üstat Beddiüzaman Said-i Nursi Hazretleri;

Hey mirasyedi yaramaz çocuklar.

Netice-i hayatımız siz misiniz?

Heyhat!

Bizi akim bir kıyas ettiniz..

(Bize sonuç vermeyen bir ölçü durumuna girdiniz),

Bizi kısır bıraktınız..”

***

Üstat bunları ifade ederken, o dönemdeki dinsizliğe de meydan okuyordu...

***

Evet, sevgili okurlar.

Özetle 4 yıl önce yazdıklarım, bugün için de geçerli...

İkmale gelen soru...

İktidar partisi olan AK Partinin bünyesindeki AKP’liler bu partiyi acaba nereye götürecekler?..”

Ne yazık ki, bu soruya cevap arıyoruz ama bulamıyoruz.

Yetkili ve etkililerden kamuoyu adına cevap bekliyoruz.

Ama onların cevap verebilecekleri de meçhulümüz?

Bölgemizde, Diyarbakır’ımızda, bazı ilçelerimizde açıkça ve net olarak AK Partiyi ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı toplumun gözünden düşürmek için; birileri alabildiğine ellerinden geleni yapıyor.

Ki bunlar da AK Partinin, yani iktidar partisinin imkânlarından faydalanarak kişisel rantlarını temin edenlerdir...

Rantlarını her şeyden üstün tutmaktadırlar...

Parti mi, dava mı, Erdoğan mı “onlar için” bir anlam teşkil etmiyor, varsa yoksa “kendi çıkarları, elde edecekleri menfaatleri?”...

Ve bu girdap, AK Parti’yi dibe çekiyor..

En garabet durum ise tüm bunların açık, net ve kuşku götürmez bir şekilde; alenice yapılıyor olması!!!.

Burada isimlendirmeye gerek yok.

Bu AKP’liler kirli emelleriyle gerçekten iktidar partinin varlığına gölge düşürüyorlar...

Partiye kirli leke sürme çabası içerisindeler..

Ve tüm bunların ekseriyeti de “suç teşkil” edici..

Adli ve idari yönden, ceza-i işlem görmesi gerekir..

Doğrusu benim bir türlü anlam veremediğim nokta ise; ilgili ve yetkili zevatın yaşananlara karşı tutumu?

Ya farkında değiller, ya da olup-biteni görmezlikten geliyorlar?..

Neden?..

***

Hiç kuşkusuz ki, çok değerli, pırıl pırıl hâkimlerimiz, savcılarımız ve mahkeme heyetlerimiz vardır...

Bu tartışılmazdır...

Ama ne yazık ki onların da varlığına gölge düşürmeye çalışan çok kötü anlayışa sahip “hâkim ve savcılarımız da” yok değiller...

Örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz gün dile getirmiştik...

Diyarbakır’daki bazı iş mahkemelerini ve görülen davaları örnek olarak göstermiştik...

Hele ki sözde davacı geçinen davacı vekillerinin adalet cübbesini nasıl da menfaat ve çıkar temini uğruna, kirletmiş oldukları...

***

Sevgili okurlar...

Dikkatinizi bu kez Diyarbakır’a bağlı Eğil ilçesindeki Cumhuriyet Savcılığında hazırlanan iddianame ve Asliye Ceza Mahkemesinin o paralelde şüpheli kişiyle alakalı verdiği kendince hükmüne çekmek istiyoruz!...

Hukuk skandalı.. Yargı skandalı..

Ya da “hak, hukuk, adalet mekanizması bu kadar mı yerlerde süründürülüyor” dedirten bir vaka!...

Daha doğrusu kayırma!...

Ve bu kayırma açık ve aleni bir şekilde “savcı ve hakim” tarafından, kendileri de altına imza atarak, icra ediyorlar...

Bu bize göre ki kamu vicdanına göre de “hukuku katletmektir?”..

Yani hukuki bir cinayettir...

Yanlıştır.

Geçen yazımızda da söylemiştik.

Mutlaka Adalet Bakanlığı Hâkimler ve Savcılar Kurulunun bu dosyayı ele almaları lazım.

Gerek Diyarbakır’daki bazı iş mahkemeleri olsun, gerekse de bazı ilçelerdeki keyfiyete dayalı verilen kararlar olsun…

Neşter atılmalı, içteki irin ve kirlilik akıtılmalıdır..

***

Diyoruz ki...

Adalet mülkün temelidir” anlayışıyla yola çıkarsak, adaletin böyle yanlış anlayışların elinde yıpranmaması gerekir.

Adalet yıprandıktan sonra Türkiye’de zaten ayakta durabilecek hiçbir kurum kalmaz.

Denir ya, “et kokarsa tuz var, ya tuz kokarsa?”...

Ne yazık ki, tuz kokar hale gelmiştir...

Hep ifade ediyoruz...

Ki etmeye de devam edeceğiz, şu “arazi mafyası çetelerinin” cirit atma halini?

Zorba bir şekilde, devletin çıkardığı ihalelere kişilerin, firmaların girmesi engelleniyor, rekabet ortamı ortadan kaldırılıyor...

Ve tüm bunlar ulu orta yerde, herkesin gözü önünde yaşanıyor..

Ama kimse “burası hukuk devleti, muz cumhuriyeti değil” demiyor..

Bilakis, “muz cumhuriyeti” der gibi davranılıyor..

Ne ilgili birimler, ne de kentin etkili ve yetkili zevatı!...

Herkes suspus...

Sanki devletin ve iktidarın varlığı yokmuş gibi...

İnanıyor ve öyle düşünüyoruz ki;

AKP’li siyaset, Bölgede AK Partiyi kirletmek için enva-i kirliliği icra ediyor...

Ve devlet bürokrasisini de buna alet ediyor..

Birçok kuruma müdahale edip; “himaye” görüyor...

Sevgili okurlar...

Bölgenin hal-i durumu denir ya, “elini nereye atarsan elinde kalır” misali, per-ü perişan ve dağınık!..

Sorunlar “yürek” sızlatıyor, yaşatılanlar ise “vicdanları” ayaklar altına alıyor...

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in şiirinde ifade ettiği gibi..

“Bu ne hazin ağaçtır bütün ufkumu tutmuş

Kökü iffet dalları taklit meyvesi fuhuş”

En derin saygı ve sevgilerimle.