Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

İSTEMEZÜK TAVRINIZ KİME?!…

Anayasa için ne diyoruz; "yamalı bohça!.." Dönemsel olarak, şurasından, burasından, ötesinden, berisinden "çekiştirilip" duruldu.. Olmadı böyle, olmadı şöyle deyip; "bir yerlere" yama yapılarak, çürüyen bölge değiştirildi.. Ya da; dikiş atıldı…

***

Tüm yamalara rağmen, konuştuğumuz ne?.. "Vesayetçi" bir Anayasa… Darbecilerin anayasası.. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin, diyoruz!.. Milleti değil, devleti kutsayan.. Kendini koruyan, milleti hasım gören "devlet aklının" bütünleştiği, mevkute, dedik durduk!…

***

Peki, şimdi neyi konuşuyoruz!.. "Yepyeni, sıfırdan, ter-ü taze…" Cumhur'un arkasında bulunduğu bir "cumhuriyetin" faziletiyle; "Sivil bir Anayasa" yapalım.. Ki, herkes ama herkes ben bu Anayasa'da varım diyebilsin.. Teklif de, siyasal iktidardan…

***

Teklife, muhalefet nasıl bir tavır sergiliyor?. İşte burasına dikkat etmek lazım.. Çünkü, burun kıvırıyor, sırt dönüyor, teklifi de, isteği de, toplumsal beklentiyi de, önemsemeyerek, anlamsızlaştırıyor.. Diyeceksiniz ki, elbette ki öyle yapacak, çünkü gayesi  "müesses nizamın" kalıcılığıdır…

***

Biliyor ki, postalların, vesayet kurumlarının apoletlerinin, toplama vekillerin, transfer mebusların, kapalı kapılar ardında, hesap ve kurguların, batının ve emperyalizmin gösterdiği "yeşil dolara aşık olanların "keyfine göre" yeni Anayasa değişikliğine gidilmeyecek…

***

Ve yine biliyorlar ki!.. Halkın seçtiği, milli iradesini emanet ettiği sivil yönetim söz sahibi olacak.. Pek tabi ki, bu halkın tümüne "referandum" kapsamında, sunularak işte "milli mutabakat" denilerek, yeni bir anayasanın, teminine gidileceğini biliyorlar…

Tıpkı, 1921'deki gibi..

***

 

 

Sorsanız!.. Siz, "Eşitliğe mi, özgürlüğe mi" karşısınız.. Yargı bağımsızlığını istemiyor musunuz?.. Hukukun üstünlüğünden, şeffaflığından, siyasetin "ahlak ilkelerine" bağlılığından, yana değil misiniz?

***

Özgürlükleri istemiyor musunuz?.. İnsan Haklarını, kişi hürriyetini, mülkiyet hakkını savunmuyor musunuz?.. Dil, din, renk, ırk "ayrımcılığının" olmadığı, herkesin "eşit" bir vatandaşlık tanımına rıza göstermiyor musunuz?..

***

Verecekleri cevap, "elbette elbette" istiyoruz, savunuyoruz, arka çıkıyoruz!.. Öyle ise, buyrun Yeni Anayasa'nın bel kemiğini oluşturan ve önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, açıkladığı "İnsan Hakları Eylem Planının" bir ucundan tutup, sahiplenin…

***

Yok!.. Biz karşıyız.. İyi de; "hani elbette elbette istiyoruz" diye söylenip durdun.. Bu ne kıvırma.. "Kıvırmıyoruz" ama, "Başkanlık sistemi var ya?".. İşte o… Ha bir de; "üç madde" diyorsun, "al senin olsun?"…

***

Denir ya, "at denize balık bilmezse halik bilir?".. Burun kıvıran muhalefetin hal-i durumu olsa bile.. Hükümet, "yeni anayasanın" omurgasını teşkil edeceğini beyan ettiği, "İnsan Hakları Eylem Planını" tavizsiz hayata geçirmelidir?…

***

Her ne kadar, hal-i hazırdaki meclis aritmetiği "Yeni bir anayasanın" değişikliği noktasında, iktidar bileşenlerini "yeterli" göstermiyorsa da!.. Çünkü, 360 sandalye lazım… Partilerdeki değişimler, sonuca etki eder mi, bilmem?..

***

Ama, "referandum" adına bir iradenin ortaya konulması gerekir.. Birileri koymazsa.. "İstemezüklerinizde" devam ederse de.. O zaman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söyleyeceği söz şu olur.. "Üzerime düşeni ben yaptım?"..

***

SANCAR VAKIASI!…

CHP'li Teoman Sancar vakıası tam bir "lağım çukuruna" döndü.. Deştikçe, "pis koku" daha bir vahşilik kazanıyor.. Neyse, dün galiba diyerek bazı noktaları dile getirmiştim.. Ama, gidişatın seyri midem bulandırıyor…

***

Onun için de, son sözümü söyleyip, defteri "yargı sonucuna" kadar kapatıyorum… Çünkü, vakıada "her türlü suçlama, iğrençlik" söz konusu.. Kaset var, şantaj var, çete var..

***

Beri yanda; tecavüzden, tacizden, eşcinsellikten söz ediliyor.. İhale yolsuzluğu var deniliyor.. Ataşehir, Bodrum ve Kuşadası'nda bir dizi; "sapık" ilişkilerin, iddiaları havada uçuşuyor…

***

Hasılı, rezilliğin, iğrençliğin, sapıklığın, ahlaksızlığın, şerefsizliğin, haysiyetsizliğin her yönüyle "kendini" inşa ettiği, kepazelik bir durum.. Umarım yargı, "bu pisliği" yağdan kıl çeker misali, temizler!…

***

GÜNEYDOĞU'NUN RENGİ MAVİ!…

Kovid-19 haritası.. Sayfa renkli değil, onun için haritadaki renk tonu gözükmüyor… Doğu ve Güneydoğu coğrafyası, "mavi renkte"… Bakanlığın verilerine göre bu ton, "risk oranını" en düşük gösteriyor…

***

Vakıa sayısı az.. Ölüm riski düşük.. Bulaş, korkutmuyor.. Yani, normal yaşama dönüşte, en özgür "yaşanabilecek" bölge… Sevindirici, umut verici… İki gündür, konuşuluyor Bölge illeri isimlendirilerek, "muhteşemsiniz" diye..

***

Batı illeri; "gıpta" ediyor.. Öyle ki, sosyal medya paylaşımlarında, "helal olsun" Güneydoğu.. Vallahi ülkeye medeniyet dersi veriyorsunuz resmen…

***

Doğrusu, pandeminin ilk döneminde de, "renk mavi" idi.. Sonra, dalgalanmalar, ziyaret, gel-gitler, batıda çalışan işçilerin, "kısıtlamalarla" eve dönüşleri.. Okullar, üniversite.. Bunlar, bölgenin rengini "bir anda "kıpkırmızı" yaptı?..

***

O gün birileri, yine "fitne üretici" bir hal-i vaziyetle, "Güneydoğu insanını" ölüme terk ediyorlar.. Tedavi, ilaç, hastane, hekim, yetersizliği iddiasıyla; "toplumsal buhran" yaratıp, buradan nasıl bir "kriz ve kaos" üretebilirim gayesiyle, çaba sarf etti…

***

Şimdi de; maskenin, mesafenin, temizliğin önemle yerine getirilmesi.. Uyarıların pür dikkat, uygulamada somuta erdirilmesiyle; elde edilen "risk oranındaki" düşüklük, mükafatına dil uzatanlar var… Mavi rengi "kumpas" gören var?..

***

Ne diyorlar; "olamaz böyle" şey?. Bu işin içerisinde bir "bit yeniği" var.. Niye.. Bölge insanı, geleneğine bağlıdır.. Taziyesini de, düğününü de, aile birlikteliğini de, gözardı etmez.. Misafirliği terk etmez..

***

İyi hoş da.. Tedbirleri alırsan.. Maskeni, mesafeni, temizliğini tavizsiz yerine getirirsen.. Yani "boşboğaz halini", günlük hayat akışı içerisinde, "salya akıtarak" yapmaz isen, niye virüsle mücadelede başarılı bir sonuç almayasın ki?..

***

Neyse; her ortamın "boş boğazları vardır?".. Biz yine de, "mavi rengi" korumaya, kollamaya devam edelim.. Maske, sosyal mesafe ve temizliğe tavizsiz önem verelim.. Ki, mükafatına "tez elden" kavuşabilelim.. Ölümler, acılar, hastalıklar yaşamayalım!?..

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Her dert insanlara söylenmez. Gün gelir seni o derdinle vururlar.