Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

KURALLARA RİAYET!…

Aynen de öyle!..

"Kurallara" riayet edeceğiz…

Şu 17 günlük "kapanmayı" kim, nasıl değerlendirirse değerlendirsin.. 

"O onun" tercihi diyebiliriz!?..

İster "tatil" fırsatına dönüştürür, ister "kendini eve kapatır…"

İsterse de, farklı bir "atmosferde" yaşayarak, geçirme hal-i durumu olsun!..

Her nasıl, icra ederse etsin, ana ilkesi virüsün bulaşmasını önleme noktasında "kurallara" riayet etmelidir!!!…

Bakınız, yer küresini titreten, insanlığı "her yönüyle" sorgulatan, "ölümlerin" en dehşetlisini insanlara yaşatan, korona virüs belası, 1.5 yıldır dünyaya "ecel" teri döktürüyor..

Ki biz ve ülkemiz dahil..

Bilim de, ilim de, teknoloji de, sanayi ve gelişmişlikte; "yenik" bir durumda, "kurtuluş" yolu arıyor..

Ağırlığı bir gram dahi olmayan virüsün "pençesinden" nasıl kurtuluruz, gayreti var?…

***

Nitekim, 17 günlük "tam kapanmanın" nedeni de, bundandır..

Zamanlaması tartışılır..

Ama amaç virüsün yayılmasını, önlemek!..

Ölümleri, hastalığı "minimize" etmek..

Bir tarafta aşı, ilaç, tedavi diğer taraftan da, maske, sosyal mesafe ve hijyenik kurallara uyularak, üstesinden gelebilmek!…

Tehdit büyük, risk yüksek ama velakin, "kurallar" basit…

Hal bu iken, bu kadar yüksek derece acılar çekmiş bir millete, insanlara, yaşadıklarımızın 1.5 yılı doldurduğu da, göz önüne getirdiğimizde, hala da "aman kurallara uyun, aman ha kurallara riayet edin" demek, gerçekten utandırıyor insanı..

İnanın ki kaleme alırken, hayıflanıyorum, bu lafları ettiğimde..

Neden; bu zafiyetler diye sorguluyor, zihin!?…

***

Kesilen ağır faturaya bakar mısınız!..

İşte kapanmanın, sosyal, ekonomik, siyasal ve yaşamın a'dan z'ye olan, kulvarındaki, yarattığı tahribatı yaşıyor ve görüyoruz!!..

Milyonlarca insan "işsiz" aç ve perişan vaziyette…

Hayat durmuş noktada..

Sağlık sistemi, hekimlerimiz, hemşire, personeller "bitik" bir hali yaşıyor…

Ve tabi ki, "yürekleri" yakan on binlerce kaybettiğimiz canlar..

Bir günde, bir aileden 3-4 insanın hayatını kaybetmesi..

"Ölümün" pençesinde, yoğun bakımlarda "hayata dönmenin" mücadelesini veren, yüzbinlerce hasta insan!..

Tufandan beter bir hal-i perişanlık, orta yerde iken hala da "kural, kaide, uyarı" noktasında, akıllı, uslu olabilme adına, gafletin ve delaletin "çukurunda" bulunuyorsak, vay ki vay!…

***

Artık baba evladına, çocuğuna, torununa "şunu yapma, bunu etme" diye uyarmıyor..

Çocuk, söylüyor ve uyarıyor…

Kurallara riayet et; "maskeni tak, sosyal mesafeye uy, temizliğine önem ver" diye..

Sokağa çık, ya da çıkma!…

17 güne dair, daha çok konuşacağız öyle görünüyor…

Çünkü, her gün bir arıza-i durumu var?..

Şu " kapanma" evresini tatilden daha çok, "eğitim" kampı görmek daha bir akılcı gelir derim!…

Sağlıklı, huzurlu, mutlu, hep birlikte, firesiz şekilde kucaklayıp, eski yaşama kavuşabilme adına, "sınavı" başarıyla sonuçlandırmalıyız!.. Ki, burada başarısızlık yok, başarı olmalı..

Başarısızlık; ölümcül sonuca delalettir…

Dayanacaağııızzz…

***

İPİNİ KOPARANLAR VAR?..

Ama velakin; "ipini" koparanlar var!..

Bakar mısınız, "tatil beldelerinden" gelen, görüntü ve resimlere!..

Vahim bir "göç dalgası" fırtınası esiyor…

Büyükşehirlerden "kopanlar" akın akın, sel misali kaçışta!…

Trafikteki tıkanma, kilometrelerce kuyrukları bir kenara!..

Ya çarşı pazar, marketlerdeki "yığınak" hali.. Toprak atsan yere düşmez!…

Lebalep!…

Yani manzara "kaos" üretici olduğu gibi, siz bir de 14 gün sonrasını görün, daha bir bela hal geliyor dedirtiyor…

Yaşananlara, mantığın, aklın verebileceği bir yanıt var mı, bilemiyorum!..

Bilen beri gelsin…

***

İstanbul'un o "kıpkırmızı" haritasını, gözlerimin önüne getirdiğimde…

Tatil beldelerinin yanısıra bir de, maviden, sarıya, şimdi turuncuda seyreden Güneydoğu illerinin "Batıdan memlekete dönüş göçüyle" yarınki halini, düşünmek bile istemiyorum..

Galiba elbirliğiyle; "virüsü" varyantalliğini de, geliştirerek "bulaştırma" operasyonu icra ediyoruz!…

Şehirlerarası kısıtlama..

Seyahat yolculuğuna frenleme..

Yani "tam kapanmanın" ruhu, icra edilseydi "manzara" bu mu olurdu?..

Sanmıyorum..

Ama üstadın ifadesiyle, "Atı alan Üsküdar’ı geçti" iş işten geçti, "geri dönüş" artık zor..

Önümüzdeki günlerde; "varyant" tanımlamalarında çok isimler duyarız..

***

Mesela; Diyarbakır, Batman ya da Güneydoğu "varyantı" diye..

Tabi, Tatil beldelerine de, daha bir ışıklı panoyla, burası "Bodrum Varyantı" şurası "Çeşme Varyantı?…

Antalya, Alanya zaten "patenti" ilk alanlar…

Hasılı kelam; "tam kapanmayı da" beceremediğimiz gibi; "virüsü" yayma ve çok çeşitli "varyant" oluşturmada, herkes muhatap ve herkes müsebbip!…

Kimse kimseye "sen daha fazla suçlusun" demesin, aranan bir beşer var ise önce "aynaya" baksın; ne görüyor!?…

***

KİMİ KANDIRIYORSUNUZ?..

Bir de yetme, kerameti kendinden menkuller var..

Kurallara "riayet" etmeyenler…

Şu kapanmayı "tatil" belleyip, dağa, bayıra, çayıra "kendini" atıp, keyfiyete odaklananlar!…

Sanıyorlar ki!…

Bu evrede, polisi, askeri, zabıtayı kandırabilecekler..

Mangal partileri yapabilecekler..

Keyif çatıp, 17 günün, "belini" kıracaklar…

***

İyi de, herkesi kandırdın..

Peki, "virüsü" nasıl kandıracaksın?..

Kandırabilir misin..

Ne mümkün?..

Yakalarsa, "öldürür…"

Yakalamazsa, başkasının "ölümüne" neden olursun…

Bugün, 350'lerde ölüm vaka sayısı..

Yarın, sayenizde katlamalı olacak..

Ardından, gözyaşı, ağıt, kaos, çöküş ve sağlıkçıların "isyan" bayrağı!…

***

AŞI OLANA YASAK NİYE?..

Bilim adamı, ekranda döktürüyor..

Ve herkesin kafasını kurcalayan o soru!…

20 Milyona yakın kişi "aşı oldu?"..

Eğer ki, aşı "virüse" karşı sağlık sağlayıcı özelliğe sahipse!.. Peki neden; "aşı olanlara" yasak getirilip, eve tıkılıyor?"…

Aşı olanla, aşı olmayanı "eve kapatmanın" ne anlamı var?..

Bilim adamının bu sözünü, dinledikten sonra kendi kendimi sorgular hale geldim; "aşımı yaptım, niye eve kapanıyorum"..

Biri bu soruya gerçekçi yanıt verir mi?..

Yoksa; "ip mi kopar?"…

***

İÇKİ YASAĞI…

Dün de dile getirdim!..

Ama gel gör ki, 17 günlük "içki satışı yasağı" kadar, yankı ve tepki oluşturan bir hadise yok!…

Bu kadar kısıtlama, bu kadar özgürlüklerin sınırlaması, bu kadar hakların, evrensellik noktasında "sınır koyucu" kural ve kaideler uygulandı, hiçbirisi bu kadar "konuşulup" tartışılmıyor..

Öyle ki, "iş" vatan hainliğine kadar getirildi..

Vay ki vay!…

"Yaşam tarzına müdahale ha!!!…" 

Bırakalım, inancımızın, dini değerlerimizin "koyduğu" yasak ve haram kılıcılığına..

Ki, Ramazan-ı Şerif'te bulunma halimizi de!…

Sizin, "tek dişi kalmış" medeniyetinizin kulvarında, seküler yaşam ahlakınızın, arenasında dahi durumu değerlendirirsek bile "tezatlık" var…

***

Yahu, aylar değil, 1.5 yıldır "açık havada" bile, ağzımızda, burnumuzda "maske, bez" olmadan, sokağa çıkıp, yürüyemiyoruz..

Parkta, bahçede "bol oksijeni" içimize çekemiyoruz…

Gençlerimizi, çocuklarımızı, dedelerimizi, babalarımızı "eve hapsettik"…

Okulları kapattık..

Eğitimi askıya aldık..

Kafeleri, lokantaları, restoranları kapatıp, kepenk indirdik..

İbadethanelere kilit vurduk.

Toplu namazları bile yaptırmadık..

Sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik aktiveleri, düğünleri, yasları bile yaşattırmadık…

***

İşte 17 günlük sınırlama..

Seyahat kısıtlamaları..

Tedaviyi reddetme hakkından tutun da, grevlere, görüşmelere, istişarelere, ziyaretlere, hatta yargılama haline bile "getirilen" sınırlamaları, yaşattırdık herkese!…

Gündelik çalışan garsonu ve bulaşıkçıyı, berberi ve çırağını "işsiz" bıraktık..

Öyle ki, adam eşinin "alyansını" satıp, eve ekmek götürecek, konuma geldi…

Tüm bunlara ilaveten, yaşanan ölümler hastalanmalar…

Sağlıkçıların "ölümle" her saniye burun buruna gelmeleri..

Ama görevlerini hiçbir şekilde zafiyete uğratmadan, eşinden, çocuğundan uzak, aylarca yüzlerini görmeme mağduriyetiyle, mesai yaparken…

***

Yani tüm bunlar, "Anayasal hakların" askıya alınması değil, "yaşam tarzına" müdahale değil, "özgürlükleri" kısıtlama kapsamına girmiyor..

Ama sizin, ayyaşlığınız, iki duble içkiniz, güzel kafa, yarım porsiyonluk akıl ve aydın halinizin "medeniyetinizin" haznesi alkole gelen yasak; "yaşam tarzına müdahaledir?"…

Sevsinler sizi!…

***

BUGÜN 1 MAYIS..

Emeğin sömürülmediği…

Kadın-erkek emeğinin eş değer olduğu…

Hukukun adaletin güvencesi olduğu…

Dayanışmayı çoğalttığımız nice 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günlerine..

Günümüz kutlu olsun..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Yarın öleceğimizi bilsek, tüm kırgınlıkları unuturuz; ama biz sonsuza kadar yaşayacakmış gibi kırıcı ve kibirliyiz!?..