Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

MUHALEFET PATIR PATIR!…

Şu Ankara "Siyaseti" garabet bir ruh halinin rotasında seyrediyor.. Hele ki, muhalefet cephesi.. Salt, Ana muhalefet değil.. Bilumum.. Büyükten küçüğe kadar, "bir haset, kin, nefret ve kumpas" politikasının girdabında, enva-i ayak oyunları icra ediliyor…

Sonuç!.. "Patır patır dökülme.. Bölünüp, parçalanma.. İstifalar furyası.. Ve istifalarla oluşan, muhalefet içerisinde "muhalefet" parti grupları… Her ne kadar iktidar ilk evrede "aynı akıbeti" yaşadıysa da, gidişat her yönüyle iktidarın değirmenine "su taşımaktadır.."

***

Gelelim, Ümit Özdağ mevzusuna.. O da, halka mal olmuş bir deyimle, "Siz beni kovamazsınız, ben istifa ediyorum" diyerek, çekildi.. Tabi, Giderken, "zehir zemberek de" konuştu.. Parti yönetimine ve şekillenme haline dair; FETÖ patenti vurarak, "testiyi" kırdı..

Malum, "FETÖ" çıkışı, Özdağ'ı "Partiden ihraca" kadar götürdü.. Ama o ısrarla, "partideyim, kimse beni ihraç edemez, hakkınız yok" deyip, yargıya gitti.. Yargı da hükmünü verdi.. Özdağ, partiye döndü… Ancak, geri dönüş işlemi, bir ay oldu işlenmeyince, "kendince racon keserek" istifa etti..

Özdağ sonrası Parti'de nasıl bir şekillenme ve fırtına eser, onu zaman gösterecek.. Ama; "İyi Parti" hiç de iyi olacak bir görüntü vermiyor gibime geliyor.. Özellikle, "HDP'li Milletvekillerinin" fezlekesiyle ilgili Meclis'te olası bir oylama sonrası… "Evet derse ne olur, hayır derse ne olur?"…

***

Gelirsek CHP'nin kazanının taşma haline.. İç buhran yüksek.. Sancar vakası, "istifa" ettirilmesi, her ne kadar çok konuşulmazsa da, parti içi "sorgulayıcı" bir hal var… Bu kadar rezillik; "içerde yaşanmış, yıllar yılı vaziyet hasıl" ne oluyor da, gözardı ediliyor… Bugün, bekleniyor…

En taze, kafa karışıklığı bu noktada.. Ama, İnce ve Sarıgül'ün de, parti kazanının dibine sürekli odun atışı, ateşi körüklediğini de, görmek lazım.. "Kazan kaynadıkça" taşan, kendilerine gelir aklı var…. İnce bunu yaparken, ilginç olan muhalefetin "millet ittifakı" bloğunda yer edinmeye çalışıyor..  Şimdilerde, "CHP'den daha çok iktidara" yükleniyor.. İyi partiye, göz mü kırpıyor nedir?..

***

Öyle ya, İyi Parti fezlekeler konusunda, büyük ortağı CHP ile aynı safta, görüşte değil.. Bir ölçüde, İnce ile Akşener aynı çizgide.. Ne diyor İnce, "terörü kınamayanla işimiz olmaz?".. Akşener ne diyor, "Yargı fezlekelerle ilgili ne karar verirse ona uyarız.?" Bu aksiyondan, yeni bir "muhalefet bloğu" çıkar mı?..

Bunu son günlerde çok konuşuyoruz.. CHP ve HDP çok ama çok "marjinal" bir yapıda, tutup, sağın ve solun "milliyetçilik" bloğunu tek çatıda buluşturan bir üçüncü, saf gelişsin.. DEVA ve Gelecek de, burda görünürse, hele ki Saadet, şaşmamak gerekir!..

***

HDP kulvarında da, "yeni parti" arayış fitili ateşlenme noktasında!… Bilgen'in çıkışı, Altan Tan'ın desteği.. Parti tabanındaki, "kırılmalar" bu kulvardaki yol açıcılıkta "ateşleyici" olmuyor değil?.. Yargıtay'ın HDP'ye dair başlattığı, "inceleme de", zorunlu bir tavrın ortaya konulması gerektiğine de, "gereklilik" kazandırabilir…

Hasılı kelam!… Muhalefet "patır patır…" 2023'teki seçime kadar bu hal-i vaziyet devam ederse.. Görünen o ki, "muhalefetsiz" bir siyaset ikmale gelir mi?.. Bu da hiç tartışmasız ki şu soruyu ikmale getirir, ülkenin demokrasisi için "tehdit" teşkil etmez mi?..

***

DİJİTAL MEDYA DÜNYASINDAN BİR SELFİE…

Hafta sonu İstanbul'daydım.. Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığın desteklediği, Anadolu Yayıncılar Birliği'nin organize ettiği; "Dijital Medya Dünyası" çalıştayı nedeniyle!… İki günlük programdı..  Çalıştay'ın kapsamı hayli genişti.. Katılımcılar da "işin ehilleriydi?.." Yaşadığımız çağ, teknoloji, dijital medya ve geleneksel yazılı ile görsel basının yaşadıkları ve yaşattıklarına dair, hayli geniş bir "beyin ve fikir jimnastiği" yaptık diyebilirim!!..

***

İşte bu "selfie de", o çalıştaydan geriye kalan bir hatıra..! Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun ve ben!.. Sosyal mesafe sıfır… Ama maske var.. Tabi, "siber faşizmle" hayli başı belada olan Altun'un yoğun mesai yorgunluğu, ne yazık ki bizimle çektiği selfie'ye de yansıdı.. Vardır bir hikmeti diyelim..

***

HALKI HOR GÖREMEZSİNİZ!…

Hiç kimse göremez..! İster Cumhurbaşkanı ol, ister Bakan, ister Milletvekili.. İstersen Vali, Kaymakam, ya da başka bir makamda olan bir unvan sahibi ol?...

Siz, hiçbir şekilde "bu ülkenin vatandaşını" hor göremez, hakir kesilemezsiniz!!… Velev ki, o vatandaş bir "kabahat" işlemişse de; üstlendiğiniz görev ve işgal ettiğiniz makamın, hassasiyetiyle, saygısıyla ve bu ülkenin hizmetkarı şiarıyla, yaklaşmanız gerekir..

***

Ne yazık ki, bu yolda kerameti kendinden menkul, burnu kaf dağını aşmış, egolu, bazı yüzler, özellikle "Pandemi" denetimiyle ilgili, işlemlerde boy göstermeye başladı..

Malum, bir süre önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir talimat verdi.. Talimatı da şu.. "Pandemi denetimlerine, il ve ilçelerin mülki amirleri de katılsın?"…

***

Soylu'dan gelen bu talimatın amacı da; "ilgili birimlerde oluşan lakaytlığı, boş vermişliği, kaba hal, vatandaşa karşı saygısız tutumların" ortadan kaldırılması, daha samimi ve ciddi, denetimler yapılşına yönelikti!…

Ama gel gör ki, sokağa inan o mülki amirlerden bazıları, "kaş yapayım derken göz çıkarırcasına, ilgili birimlerin elemanlarından daha haşin şekilde "dünyayı yaratmış" misali, vatandaşa racon kesiyor…

***

"Siz" diye bir hitap yok, "sen" diye bir sesleniş var?"… Ben bilmez merkez bilir mantığıyla; "gel buraya, bas cezayı.." Rencide edici sözler, küçük düşürücü tavırlar.. Korku yaratıcı.. Öfke, kin ve garezli bir tavır…

Adil ve şeffaf, insani olması gerekirken. Devletin rahmani yüzünü göstermesi gerekirken, ahalisiyle saygıyla, sevgiyle, muhabbetle kucaklaşması lazım iken!… Böylesi "itici bir ruh, karakter ve görev anlayışı" neye dairdir… Anlamak zor..

***

Bu hal, der demez insana mütevaziliğiyle, milletin hizmetkarlığıyla görev yapan, efsanevi Vali Recep Yazıcıoğlu, Şehit Ali Gaffar Okkan, Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk…

***

KADINLAR GÜNÜ..

O gün bugündür..

8 Mart Dünya Kadınlar günü..

İşte o bugünde; Kimse, Kadına şiddet, Tecavüz, Taciz, Ölüm, cinayet türü klişeleşmiş "sözlere" abanmasın…

***

Kimse, Kadının namusuna, iffetine, Şeref ve Haysiyetine, Karılık, Annelik vasfına yönelik, edebiyat yapmasın?…

***

Kimse, Siyasi fikriyle, İdeolojisiyle, Yaşam kültürüyle, Özgürlük, Eşitlik, Çağdaşlık gibi klişeleşmiş laflar üretip "kadının" kadınlık vasfına, libas giydirmesin..

***

Kimse, Medeniyetimize, İnancımıza, Kültürümüze, Hele ki, kadının "annelik" vasfına halel getirici, "pankart ve dövizler", açmasın…

***

Kimse; Kadına "soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlar" diyerek, Ne şiirler, Ne nameler, Ne de gaflet ve delalet üretici, karaktersizlikler icra etmesin..

***

8 Mart değil, Kadınlar 365 gün, bir yaşam ömrü, her günü, saati ve dakikasıyla, "eş, kardeş, abla, bacı" ve tabi ki Annem o vasfını unutmadan, İnsana saygı, Emeğe saygı, Kutsal sevgiyle, yüce yaradanın bir emaneti olduğunu, unutmamalı?…

***

 

GÜNÜN SÖZÜ…

- Dünya bir gökkuşağı, zihin bir prizma ve varlık ise beyaz bir ışındır.- Neyi feda edersen, o sana ihsan edilir. Neye kıyamazsan, onunla sınanırsın.