NEFESLERİN TUTULDUĞU AN!..
Ah zaman ah!.. Su gibi akıp giderken, nelere kadir ve beraberinde neleri götürüp, yaşatansın?.. Her anın, farklı bir yaşam.. Kimini yaşlı, kimini genç, tümünü büyütürsün.. Acıyı da, sevinci de, hüznü de, umutları yeşertmeyi de, ikmal edersin en kısa zaman dilimin olan, salisede!.. Bonkörce tüketsek de öyle anlar gelir ki bir saliseye neler feda edilmez ki?!..
***
Duygu içerikli nefis muhasebesini de tazeleyerek bu girizgahtan sonra, sözü yine duyguların atmosferi içerisinde, Perşembe gününe getirmek istiyorum! Manevi duyguyu üstün kılarak da yazıyı kaleme aldım. Malum Ramazan-ı Şerif’in o kutlu orucunun ilk günü idi. Zaman oksijeninin etkileşimiyle, Diyarbakır’ın hayat akışında kalpler, manevi yönde çok bambaşka, atıyor..
***
Günün ilk ışıkları dualarla, sokaklar sahur ezanıyla, mahallelerde davulcuların haydi sahur sesleri, evlerinde, işyerlerinde bu maneviyatı yaşayan yürekler ise, hem açlığın hem de umudun ağırlığıyla, güne başlamıştı.. Medeniyetlerin başkenti, Mezopotamya’nın mabedine güven duvarı olan kadim surların arasında solunan her nefeste, rahmet kokuyordu!..
***
Bolluğun, bereketin, insani, vicdani ve rahmani komşuluğun sıcak nasılsın komşu sözüyle uzanan eli.. 7’den 70’ine sessizce dökülen dayanışmanın gözyaşları.. Öyle ya, bu şehir asırlardır acıyı da, sevinci de sessiz tanık, siyah taşlarına silinmez silinemez olarak, yazıp kaydetmiş.. Manevi iklim, teneffüs edilen oksijenle her yaraya merhem olmuş, hasretler gidermiştir!
***
İşte bu manevi iklimin esen rüzgarı, şehrin bir başka noktasında, yüzbinlerce insanın göz yaşları içerisinde, büyük bir umutla nihai bekleyişin, etkinliği vardı.. Bekleyenlerin hepsinde nefes kesen bir kalp atışı hakim.. Her biri bir yuva hayali, her biri alın teriyle ıslanmış bir dilek, her biri çocuklarının geleceğine sıkı sıkı sarılmış bir duayla ümit ettiklerine kavuşmak istiyor.
***
Odak nokta; siyasal iktidarın sosyal devlet anlayışıyla hayata geçirdiği Yüzyılın Konut Projesi.. Bu kapsamda, Diyarbakır için yapılan ve TOKİ tarafından inşa edilecek, 12 bin 165 sosyal konutun hak sahiplerini belirlemek adına, noter huzurunda kura çekimi vardı.. Toplam başvuran, 157 bin 929.. İşte bu rakamın içerisinde, en şanslı olanlar kurayla belirlenecekti..
***
Koca salon tıka basa dolu. Kadınlı, erkekli, yaşlı, çocuk.. Salonda, su gibi akıp giden o muhteşem ruha sahip zaman durmuştu, Tabi, sosyal medya üzerinden canlı olarak, takip eden, Diyarbakır ahalisinin geneli de.. Bir isim okunduğunda sevinç çığlıkları göğe yükselirken, bir başkası okunmadığında sessiz bir hıçkırık boğazlarda düğümlenmenin duygusuyla sarsılmak!.
***
Oruçlu dudaklar dua, eller göğüslerde gözler ekrana kilitlenmiş vaziyette!. Salonda farklı sesler.. Adı kurada çıkan annenin yanındaki çocuğunu kucaklayıp gözyaşları içerisinde evimiz olacak yavrum, artık başımızı sokacak bir yuvamız olacak diye hasretle sarılışı.. Ya hayatın tüm zorluklarını fiziki yapısıyla hissettiren, fahiş kirayla mücadele eden babanın ağzından dökülen o sözcük.. Allah razı olsun!
***
Denir ya havayı soluyan bilir.. Kim bu sosyal projenin hayata geçirilmesine dair, nasıl bir söylem, siyasi ve ideolojik bakış ortaya koyarsa koysun.. Gerçek olan şudur ki, Diyarbakır’daki sosyal konuttan faydalanma adına yapılan kura çekimi, sadece sayıların çekilişi değildi. Ailelerin hayatında, yepyeni bir güneşin doğuşu, umutların yeniden yeşermesi!…
***
2+1'ler, 3+1'ler... Bu yuvalar, umutla bekleyen aileler için duvar ve çatı değil; onlar iftar sofralarının kurulacağı masalar, teravih namazlarından sonra yorgun başların yaslanacağı yastıklar, çocukların kahkahalarının yankılanacağı sımsıcak yuvaları ve yeni umutların yeşereceği, hasretlerin son bulacağı odalardır aslında..
***
Salonda, İl Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu ve Suna Kepolu Ataman ve diğer protokol üyeleriyle.. Onlar da hep birlikte bu tarihi güne ve anlara, oluşan duygu atmosferinin oksijenini soluyup, heyecana tanıklık ettiler.. Salonda oturan ahaliden birer kişi olarak..
***
Yaptıkları konuşma, kuraların çekilme anları, butonlara basmalarında, yüzlerinde, gözlerinde, hal ve hareketlerinde yürekleri titreşerek bekleyen, bir duygu hakimiyeti vardı.. Dediğim gibi, bu proje sadece konut değil, Diyarbakır'ın sosyal ve ekonomik geleceğine atılan dev bir adım aynı zamanda!…
***
Güvenli mahalleler, modern altyapı, depreme dayanıklı yuvalar demek. Şehrin sosyal dokusunu güçlendirecek, gençleri umutla bağlayacak, aileleri bir arada tutacak tarihsel misyona sahip, bir proje.. Ekonomiye ivme, istihdama katkı, şehircilikte yeni bir soluk kazandıracak.. Milletvekili Ataman’ın duygulandığı o cümle; Ev Sahibi Türkiye vizyonu bu toprakta filizlenecek?!
***
Kurada adları çıkmayanlar, gözlerinde belki bir damla yaş kaldı, ama o salondaki manevi hava herkese şunu fısıldadı diyebilirim.. "Bekle, dua et, tevekkül et... Kapılar kapanmaz, rahmet bitmez." Öyle ya, Diyarbakır'ın tarihsel kimliğinde yazılıdır, surlar yıkılsa da umut yıkılmaz, Dicle Nehri kurusa da, bu topraklarda bereket kurumaz.!
***
Hasılı kelam.. Ramazan bereketiyle yoğrulan bu umut, Diyarbakır'a, tüm Türkiye'ye hayırlı olsun. Kazananlara yeni yuvaları mübarek, bekleyenlere sabır ve daha güzel yarınlar nasip olsun. Ve en önemlisi, o duaların kabul olduğu, gözyaşlarının sevince döndüğü günler, kadim Diyarbakırımız ve ahalisi için daim olsun..
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Evi ev eden kadın, lakin yurdu ve ahaliyi şen eden devlet-i aliyedir!…
***
NOT… İlgili ve yetkililere bir mesajım var.. Dün hayli telefon ve mesajlar aldım, kuranın hakkaniyetinden şüphe duyulduğuna dair.. Ki sosyal medyaya da yansıdı.. Tabi ne kadar doğru, ne kadar gerçek, bir algısal operasyon çekme mi?.. Her ne ise; detaylı bir izahat kamuoyuna gerekli, notunu düşmek istiyorum.. Malum, sinek küçük, ama mide bulandırıcı.? Bu kadar hayırlı pişecek aşa, düşmesin o sinek!..
