Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

ORDA BİR DUR ARKADAŞ!…

Çuvaldızı kendimize batırıyoruz.. Şimdi de iğneyi biz batıralım.. Ama, dost meclisi noktasında.. "Hayat Pahalılığı" tartışılmaz bir gerçek.. Piyasalardaki "fahiş fiyat" fecaati, orta yerde cereyan ediyor.. Döviz kurundaki "vahşilik" o biçim!.. Sosyal ve siyasal yöndeki, "vesayet" üretici hal, tartışılmaz!.. İçten ve dıştan buhran" üretici aksiyonel senaryoların sahnelenmesi; gözler önünde sinema filmi gibi izleniliyor… Bir bütünlük içerisinde hepsi bilumum bir ruhla saldırı kodunda, vurdukça vuruyor!…

***

Nedenler ve hedefler farklılık arz ediyorsa da, özü itibariyle "mağdur" hep halk olmuştur, olmaktadır!… İşte, alev alev yanan mutfak!.. Çarşı pazardaki "pahalılık..!" Bir kilo domatesin, bir kilo yağın, şeker ve unun fiyatının "saat" başı zam alıp, değişmesi!.. Gün geçmiyor ki, "akaryakıta" zam gelmesin.. Elektriğe, suya, doğalgaza, "güne özgü" fiyat bindirmesi, otomatiğe bağlanmış gidiyor!…

***

Tablo, halk deyimiyle, ne elde, ne avuçta "kalan bir şeyi" bırakmadı!!… Pandeminin varlığı da, hepsini alıp-götürdü.. Yastık altı da boşaldı.. Hanımların alyansı da, satıp yenildi?… Şimdi, "çıpıldak" bir halde, "iş, aş" fakiri, yoksunu bir hale gelindi… İster zengin, ister fakir, ister orta direk bugün, 7'den 70'e herkes günlük yaşamın "hayat pahalılığından" şikayet ediyor, veryansında bulunuyor!

***

Tencerenin, tavanın "öfkesiyle" tepkisini dile getirerek, "bu böyle gitmez" narasını herkes bilfiil atıyor… Hal bu iken, her şey orta yerde cereyan ediyor iken bakıyoruz ki birileri arz-ı endam ederek "orda bir dur arkadaş" diyerek, frenleme yapıyor.. Nasıl bir akıl tutulması ise; frenlemeye dair ortaya konulan gerekçelerde “şüyu vukuundan beter” misali?

***

Adam diyor ki!.. "Ne bağırıyorsunuz, ne çağırıyorsunuz, neden şikayet ediyorsunuz!… Hepinizin evinde, beyaz eşya var, buzdolabı, televizyon var.. Her evin bahçesinde bir araba var.. Artık ikinci el araba bile siparişle alınıyor.. Araç yoğunluğuyla trafiğe çıkılmıyor… Bir evde, bir değil, her insanda bir cep telefonu var artık.. Kiminde, iki üç tane var.. Hali vaktiniz yerinde; "nankörlük" etmeyin!…."

***

Vay da vay!.. Milletin ekonomiksel hal-i durumunu, "cep telefonuyla" sorgulayıp, can yakan "hayat pahalılığını" hafife indirgemek de neyin nesi!!!… Ne olmuş deyip, kenara itme anlayışına elbette ki vatandaş da "orda bir dur arkadaş" diyecektir!.. Cep telefonu dediğiniz, "günümüzde yaşamın" bir parçası!… İşini de, aşını da, yaşamın diğer olup-bitenini buradan, organize ediyor vatandaş artık!.. Ki sizler de aynı işlemi yapmıyor musunuz!?

***

Pandemi döneminde, o telefondan "ders- eğitimi" verilmedi mi?.. EBA'nın programları, oradan gençlere öğrenimi yapılmadı mı?.. Öğretmenler derslerini o akıllı telefonlarla vermedi mi?.. Bugün bile, Pandemi nedeniyle "HES kodunu" neyle sorguluyorsunuz, ya da soruyorsunuz!… e-Devlet işleminizi de, neyle yapıyorsunuz!… Sahi ya siz neyin kafasındasınız be arkadaş; orada bir durun ya, ne bu "kendi iktidarınıza ha bire suikastlar" tertiplemeniz!!… Sizi gidi, "içteki kurtlar?"

***

Ev, araba dediniz de!… Sizin "kiralardan haberiniz var mı?"… İşte Diyarbakır… En basit varoş semtte bile; kira artık 750 liradan başlıyor… Bağlar'ın Bağcıları, Kayapınar'ın 75. Yol bölgesinde kiralar, 2 artı bir daire İki bin 500 liradan başlıyor artık!… Evlerin satış fiyatı dün 500 bin lira idi, bugün 1 milyon 500 bin lira.. 2, 3, 5 milyona satılan daireler de ayrı!...

***

Araba fiyatları "gemi azıya" vurmuş misali.. Uçtu uçtu sizin gibi uçtu!.. İkinci elin siparişli hale dönüşmesi de, fiyatların "katlamalı" olmasındandır!!… Ki artık, arabası olan trafiğe de çıkamıyor çünkü, benzinin litresi 10 lirayı geçti… Bir yumurtaya yanaşabilen varsa gelsin… Et mi, tavuğun kilosu bile, 25'lerde… Ne diyorduk orada bir dur arkadaş, senin "ekmek fiyatından" haberin var mı?..

***

Ne diyelim; "deve kuşunun" olup-bitenden korktuğu zaman "başını kuma gömer" gövdeyi de, dışarda bırakma halini bu ülkeye yaşatıyorsunuz artık!!… Onun için, "orada bir dur arkadaşın" durup, derinden derine düşünmesi gerekir; tencere ve tavanın ne kadar kızgın ve tehlikeli sonuca neden olabileceğini idrak etmeli!?… "İş güvenilmez" noktasında bardağı taşırsa işte o zaman, iş işten geçmiş olur!… Bizden dost acı söyler misali söylemek!...

***

İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR!…

Gel gelelim, içteki elin gavuruyla iş tutan irlandalılara.. Hükümetin içerisindeki "ağacın kurtları" kadar, bunlar da ülkenin içindeki "kurtçuklar?"… Ne yazık ki, çoklar!.. Öyle ya, uzun bir süreydi, pusuya yatmışlardı.. "Kurtla Kuzu" hikayesine, odaklanılmıştı!.. Son hesapları, 10 Büyükelçi "muhtıra" çekecekti… Başaktör ABD "parmak" gösterecekti… Erdoğan da, "ferasetsiz" tavıra kapılıp, tepki verecekti!…

***

İçteki "vandallar da" görev üstlenerek, "tepkiye" şiddeti ekleyip körükleyecekti!.. İşin içine bir de, "siyasi suikast, cinayet" gibi, "derin gladyoyu" da, katacaktılar… Böylece "vesayete, müdahaleye" iştah açtırılacaktı?.. Ve hepsi, "yedi düvel" misali, tepemize, tepemize binip vuracaklardı?.. "Linç" operasyonuyla, hal-i perişanlığı "ikmale getirip", Milli iradenin "tasfiyesi" böylece kendi "iradelerinin" hükmüyle sağlanmış olunacaktı!…

***

Ama olmadı!.. Türkiye eski Türkiye, iktidar bildik "sıvışan" iktidar değil.. Diklenmeyerek "dik" durdu, diplomasiyi, uluslararası gücüyle, BM, NATO ve ABD'ye "lobisiyle" manevra yaptırdı. Erdoğan ferasetini kullandı.. Bir ülkenin iç işlerine, yargı bağımsızlığına bir başka ülkenin "müdahale edemeyeceği, laf edemeyeceğini" hatırlattı. Ki onlar da, "Viyana Sözleşmesine" atıfta bulunarak, "halk deyimiyle" tükürdüklerini yaladı!..

***

Peki içimizdeki "irlandalılar" bu “u” dönüşüne ne tepki verdiler?.. Eee, düne kadar yağlama, cilalama yaparak, "Büyükelçiler" birer kahraman, özgürlükçü diye, lanse edip, yazıp çizenler ne diyor şimdi?..

***

Ağızlarından dökülenler bir itirafname gibi!… Büyükelçilere seslenerek;

Madem yaptığının arkasında durmayacaksın, cezaevindeki bir mağdur üzerinden ne diye diplomasi oyunu oynarsın? ABD ve AB ülkeleri Kavala’yı malzeme edip, beceriksiz işlerle iktidarın sorumsuz politikalarına su taşıyorlar..” Bunu diyen kim; Şirin Payzın!..

***

Bakar mısınız, bu ülkenin sözde evlatlarına, yazar, çizer kadrosuna!… Kendi ülkesine, "diş bileyenlerin, geri adım atmasını" bile içlerine sindiremeyerek, "Neden geri adım attınız, neden ısrar etmiyorsunuz" diyorlar… Sahi ya, siz kimin çocukları, evlatları, hangi milletten ve ülkedensiniz ya!..

***

LOJİSTİK MERKEZİ!

Okur sorusuna yanıt minvalinde!.. Diyarbakır'ın "Lojistik Merkezi'nin" akıbeti soruluyor.. İhalesi yapıldı.. İki firma şartname aldı.. Ama bir tek firma katılıp, teklif sundu… İşin yükü, parasal tutarı yüksek ve ağır.. Bitimi, hayata geçirilmesi Diyarbakır'ın sosyal ve ekonomik yönde, "yaşamını" büyük ölçüde değiştireceği gibi, Güneydoğu kadar Ortadoğu'nun "temin merkezi, istasyonu" olur?…

***

Ama velakin, "Lojistik merkezinin" yapımı işinin "rekabetsiz" bir rotada, "arazi karşılığı" yap, sat, işlet modelini kapsadığı için; "akıbeti" açısından, güven tesis etmiyor.. Ki, hal-i hazırda yapılan kulisler de buna işaret ediyor.. Neyse "mevzu hal-i hazırda hayli ter-u taze.." Yer teslimi, sözleşme imzalanması, ihalenin onayı sonrasında; gidişatın seyri bir fikir ortaya koyar?… Şimdilik bu kadar diyelim!?..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Türkiye’nin düşmanlarıyla, muhaliflerin sözleri, eylemleriyle aynı paydada buluşuyorsa, ülkemin hal-i durumuna çekilecek zılgıt, vay malamını olur?..