ALLAH’LA BİR OLMAK

“Ene-l Hak”  “ Vahdet-i Vücut” kavramlarını biraz açarak bilenlere tebessüm ettirip, bilmeyenleri kısmen de olsa aydınlatalım.

Ünlü islam ve tasavvuf şairi Hallâc’ı Mansür 922 yılında Bağdatda dönemin Abbasi halifesinin emriyle idam ettirildi. Söylediği;

Ene-l Hakk kelimesi ‘ben hakkım’ şeklinde algılandı.

Ve de vahdet-i vücutta ki ‘her şey Allah’tır’ denildiği ileri sürülmüş…

Oysa Hallâc’ı Mansür’un savunduğu “fi ve an” dı, açılımı: her şey Allah’tadır ve her şey Allah’tandır.

Ene-l Hak: Allah’ın insanda tecellisi…  Kişinin varlığının eriyip yok olduktan sonraki aşamada meydana gelen olgu. Başka bir deyişle Allah’la bir olmak.

        Ene-l Hak kuantum düşüncesinin başlangıcını oluşturmuştur denir. Parça bütüne aittir ve bütünün bilgisini taşır.

Vahdet-i vücut: vahdet birlik anlamına gelirken, vücut; Türkçede varlık demektir.

Farsçada “v-c-d” kökü bulmak ve bilmek anlamına gelir. Özetle varlığın bir olması.

Ve 2. Anlam olarak varlığın fiziken değil içteki gerçekle bulunması anlamlarını taşır. Tasavvuf düşünürlerine göre yaratanla yaratılanın tek ve “bir” olduğunu savunan görüşün yaygın adıdır vahdet- vücut…

İbni Sina aynı ifadeyi “ kendinde varlık” diye sayarak metafizik ilminin konusu yapmıştır.

Anlayacağınız Allah içimizde yüce rabbim ile Bir’iz tıpkı kâinatla da bir olduğumuz gibi.

      Yola çıkardı bizleri çeşitli dinleri seçtik, bin bir sapağa saptık. Çoğumuzun içindeki cevherden haberi olmadığı için besleyemedik yetilerimizi.

Allah’ı içimizde çoğaltamadık.

İçimizdeki rabbe varmak için “BEN” sandığımız beni yok etmek hiç etmek makbuldür.

Ben yaptım, ben gördüm, ben gittim, ben aldım, ben haksızlığa uğradım…

Ben ben ben ben ben. Ego!

Bu kendimize yarattığımız ben’i bir susturursak o vakit gelen ses bir tek Hak’tan gelecek. Hak’tan gelen ses ise ne yanlış yönlendirir ne de ayağımız taşa değer.

Boş bir duvar gösterilir; _ ne görüyorsun?

Karşıdaki: “hiç”

_üstüne ne çizebilirsin?

Karşıdaki: her şey

Ancak hiç olursan her şeyi yapabilirsin!

     İçimizdeki rabbi açığa çıkarmak adına ‘beni’ hiç etmek egoyu, ben sandığımızı yok etmek…

Yaptığın kaza, Allahtan işarettir. Kazandığın başarı, Allahtan, önceki çektiklerinin mükâfatıdır.  Çektiğin hastalık, kaybettiğin evladın günahlara kefarettir.

Kısacası her şey Allahtan işarettir.

Yeni nesil diyor ki; gördüğünüzü söylediğiniz işaretleri birtakım size göre mucizeleri sadece İslamcılar mı görüyor? Biz neden görmüyoruz.

_çünkü inanmıyorsunuz! Samimiyetle inanırsanız samimiyeti de geçtim nötr bir kafayla yaklaşırsanız görürsünüz.

İslam’da ve tasavvuf da “gözünün önünde perde var” tabirine benim yorumum;

Ön yargılı yaklaşıldığından ilgili beyin kanalları aktifleştirilmiyor, dolayısıyla görülmüyor.

Size bu makalede sunduklarım benim bildiklerim değil inandıklarım.

Çünkü gerçek anlamda bilgi demek ispatlı gerçekler demek.

Maalesef din ve benzeri mistik konularda gerçek kavramı mutlak değildir. Daha doğrusu inanan için gerçektir. İnanmayanlar için gerçeklikten çıkar.

 

Hep arar dururdum dünyaya geleli,

Alın yazısı, cenneti, cehennemi,

Hocam kesti attı sağlam bilgisiyle;

Alın yazısı, cennet-cehennem, sende dedi.

ÖMER HAYYAM

KİTAP ÖNERİSİ: İBNÜ’L ARAB’İ METAFİZİĞİ – EKREM DEMİRLİ