Biz sinmeyeceğiz, susmayacağız, Filistin'i unutmayacağız

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, Galata Köprüsü'nde düzenlenen Filistin'e destek eyleminde yaptığı konuşmada, "Gazze'de yaşanan bir halkın kadınlarıyla çocuklarıyla yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır. Biz sinmeyeceğiz, susmayacağız, Filistin'i unutmayacağız. Unutturmayacağız. Gazze, Kudüs, Mescid-i Aksa özgür olana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Milletçe bireysel olarak mücadelemizi boykotla sürdürmek zorundayız" dedi.

Haberler 01.01.2026 - 11:11 Son Güncelleme : 01.01.2026 - 11:11

İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformu tarafından Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistini unutmuyoruz sloganıyla Galata Köprüsünde tarihi bir buluşma gerçekleştirildi. Yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsünde düzenlenen Filistine destek yürüyüşüne binlerce vatandaş katıldı. Ayasofya-i Kebir Camii Şerifinde kılınan sabah namazının ardından oluşan insan seli Galata Köprüsüne yürüdü. Vatandaşlar ellerindeki Türk ve Filistin bayrakları ve boyunlarına bağladıkları kefiyelerle geniş güvenlik önleminin alındığı köprüye geldi.

Gazzede yaşanan bir halkın bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır
Programda bir konuşma yapan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, Şehitlerimize rahmet Filistine destek için bugün Galata Köprüsünü dolduran yüzbinler gününüz aydın olsun. Yeni yılımız milletimize bütün Müslümanlara, Filistine huzur getirsin. Bugün burada yine yeni yılın ilk sabahında Gazzede ve Filistinde yaşananların yalnızca insani bir dram olmadığını, aynı zamanda küresel düzenin temellerinin sarsıldığını, ahlaki iddia taşıyan tüm uluslararası kurumların iflas ettiğini gösteren bir kırılma hattı olduğunu haykırmak için toplandık. Gazzede yaşanan asla bir savaş değildir. Gazzede yaşanan iki ordunun bir araya geldiği bir çatışma değildir. Gazzede yaşanan sadece bir güvenlik meselesi değildir. Gazzede yaşanan bir halkın kadınlarıyla çocuklarıyla yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır. Bu soykırım yalnızca on binlerce ton bombayla yapılmıyor. Bu soykırım açlıkla, susuzlukla, soğukla, insani yardımların engellenmesiyle yapılıyor. Bugün Filistinde ağır kış şartlarında, derme çatma çadırların içinde her türlü imkandan yoksun insanlar var. Ve bu insanlara ulaşabilecek yardımı bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak engelleyen zalim bir düzen var. Bu kadar alçalmayı mümkün kılan bir zihniyetin başındaki Netanyahu eşkiyasını Rabbimiz Kahhar ismi Şerifiyle Kahr-u perişan eylesin. Savaşın dahi bir hukuku vardır. Bırakın Gazzede bu hukukun ihlal edilmesini bu hukuk yok sayılmıştır. Cenevre sözleşmeleri, Batının kendi sözleşmeleri açık ve nettir. Sivillerin hedef alınması, orantısız güç kullanılması, yaşam haklarının yok edilmesi açık savaş suçudur. Bu suçlar süreklidir, merkezi kararla yönetilmektedir. Hem de İsrail vatandaşlarının güçlü desteğiyle yönetilmektedir. Bunlar devlet gücüyle icra edilen modern bir yok etme siyasetidir. çünkü Filistinli maalesef İsrail için insan sayılmıyor. Dünyanın Rusya-Ukrayna savaşı başladığı andan itibaren takındığı tavırları bir düşünün. Bir yanda askeri, ekonomik, politik ambargolar; diğer tarafta uluslararası spor müsabakalarından, şarkı yarışmalarından menedilmiş bir Rusya var. Dostoyevskinin bile yasaklandığı bir dünya. Diğer yanda 21. yüzyılın Hitleri Netanyahu ile sarmaş dolaş bir dünya. İşte Batı medeniyetinin geldiği, düştüğü nokta. Bizim meselemiz tıpkı Nazizm gibi insanı değersizleştiren üstünlük iddiasıyla başkalarını yok sayan siyonist ideolojiyledir. Bugün bütün dünya şunu görmek zorundadır. İnsanların kimlikleri üzerinden kolektif suçlu ilan edilmesi, sivil nüfusun topyekun cezalandırılması yaşam alanlarının yok edilmesi, açlığın ve korkunun bir silah gibi kullanılması. Bütün bunlar insanlık tarihinin çok karanlık bir dönemini hatırlatmaktadır. Siyonizm bugün İsrail Nazizmi olarak kendini göstermektedir ve insanlık bu İsrail Nazizmi ideolojisiyle yüzleşmek zorundadır. Elbette İsrail bunun altında ezilecektir dedi.

Mücadelemize ara vermeyeceğiz
Gazzenin yerle bir edildiğini bu yıkımın bedelinin mağdurlara yüklenmemesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, Bu yıkımın maliyeti 3. ülkelere havale edilemez. Yıkan onarmalıdır. Bugün burada tekrar söylüyorum. İsrail savaş suçlarını tazmin etmekle yükümlü tutulmak zorundadır. Ve Gazzenin yeniden inşası İsrailin ödediği savaş tazminatlarıyla yapılmak durumundadır. Şimdi Gazzede bomba ile yürütülen bu siyaset Batı Şeriada yerleşimci şiddeti üzerinden sürdürülmektedir. İsrail tarafından silahlandırılan yerleşimciler hiçbir zaman olmadığı kadar Batı Şeriadaki mazlum Filistinlileri hedef almaktadır. Gazze ve Batı Şeriadaki durum birbirinden kopuk ve ayrı değildir. Gazze ve Batı Şeriadaki işgal sona ermeden, Filistinliler kendi vatanlarındaki yaşam hakkı ve özgürlüklerini kazanmadan, Filistin devletinin toprak bütünlüğü tanınmadan mücadelemize ara vermeyeceğiz. Türkiye artık güçlü Türkiye. Türkiye artık zulme karşı duran Türkiye. Türkiye artık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeni dünya düzeninin kurucu aklı olma yolunda bir Türkiye. Bizim milliyetçiliğimiz başkasını ezme milliyetçiliği asla değildir. Bizim milliyetçiliğimiz zulme karşı dimdik durma ahlakıdır. Türk bayrağı yalnızca bir sembol değildir. O bayrak adaletin, merhametin ve sorumluluğun rengini taşır dedi.
Boykot çağrısını yenileyen Erdoğan, Şimdi milletçe yaşlısıyla genciyle kadınıyla erkeğiyle bireysel olarak mücadelemizi boykotla sürdürmek zorundayız. Boykotu küçümsemeyeceğiz, ben ne yapıyorum sorusuna vereceğimiz en güçlü cevap olacaktır. Zulüm sadece silahla sürmüyor. Para akışıyla sürüyor. Normalleştirildiğinde büyüyor ve sürüyor. Biz boykotla zulmün normalleşmesine dur diyeceğiz. Bu zulmün ortağı olmuyorum diyeceğiz. Biz sinmeyeceğiz, susmayacağız, Filistini unutmayacağız. unutturmayacağız. Gazze, Kudüs, Mescid-i Aksa özgür olana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz diye konuştu.

Ana Sayfaya Git