"Henüz Vakit Varken" güçlü hikayesiyle dikkati çekiyor

İsmiyle şair Nazım Hikmet Ran'ın "Henüz Vakit Varken Gülüm" şiirine atıfta bulunan, İranlı ödüllü yönetmen Mohsen Rabiei'nin yazıp yönettiği "Henüz Vakit Varken"in çekimleri tamamlandı. Yapımcılığını Yakup Korkusuz ve Tülay Türken'in üstlendiği filmde başrolü Tuvana Türkay ile Abdül Süsler paylaşıyor.

Haberler 02.04.2025 - 15:32 Son Güncelleme : 02.04.2025 - 15:32

Açıklamada bulunan yapımcı ve oyuncu Türkay, ilk yapımcılık denemesi olan filmin iyi bir başlangıç olacağına inandığını söyledi.

Yapımcılığı uzun süredir istediğini vurgulayan Türkay, Doğru projeyi, doğru kişileri ve senaryoyu bekliyordum. Filmimizin senaryosu, çok kıymetli dostum Abdül Süsler tarafından bana geldi. Bir işin tamamen ortaya çıkması tahmin edemeyeceğiniz kadar detay ve farklı dinamikten geçiyor, tıpkı bir bal peteği oluşumunda tüm arıların eşit şekilde hareket etmesi gibi. Bu tarz projeleri hayata geçirebilmek için masaya hep beraber oturup hep beraber kalkmalı, beraber düşünmeli ve hareket etmelisiniz. Umarım filmimizin yolu açık olur. Herkesin hissedebileceği bir yapım olmasını temenni ediyorum. dedi.

Türkay, filmde Ayşe karakterini canlandırdığını da belirterek, Ayşe, eşi ve kızıyla yaşayan, naif ve sakin yapılı biri. Fazlasıyla içe dönük ve travmaları olduğu için oldukça az konuşuyor. Geçmişinde, derinlerinde büyük acılar var. Biraz mesafeli biri gibi görünüyor fakat bu soğukkanlı hali korkulara sahip olmasından kaynaklanıyor. Bazı insanlar karşılarındaki insanlara sevgilerini gösteremez veya çok söyleyemez. Bunun sebebi çoğu zaman bağlanma ve bağlandıktan sonra kaybetme korkusundandır. Ayşe için eşi Bayhan ve kızlarıyla beraber bir aile var etmek çok önemli. çünkü ailesi onun her şeyi ve bu onun için kocaman bir dünya demek. ifadelerini kullandı.

- Mohsen Rabiei ile çalışmak harika deneyimdi

İlk defa İranlı yönetmenle çalıştığını vurgulayan Türkay, şunları aktardı:

Mohsen Rabiei ile çalışmak harika deneyimdi. İran sinemasının hayatımda yeri başkadır. Mecid Mecidi, Abbas Kiyarüstemi ve daha birçok isim bu dünyaya hediyedir. Yönetmenimiz de bu gelenekten geliyor. Set sürecimizde senaryonun işlenme perspektifi çok farklıydı. Anlatım dili çok minimalist ve gerçekçiydi. Bıçağın keskin tarafı da kullanıldı, kimsenin işe yaramadığını sandığı keskin olmayan tarafı da. Unutulmuşu, saklanmışı bulmak ve bozmadan göstermek, birini yeniden sevebileceğine inandırmak gibi... İran sinemasına ait izlediğim tüm filmlerde aynı duyguyu hissetmiştim. Sanki bir yerlere gizli kamera yerleştirilmiş ve böylece biz gerçek ana tanıklık ediyoruz. Aynı şeyi oynarken de hissedebilmek çok farklı ve kıymetliymiş. Olağanca doğallık, filtresiz bir iletişim ve gerçeklik duygusu çünkü en kıymetlisi ve bulunamayanı bu.

- İzleyenleri gerçek sinema filmi bekliyor

Yönetmen Mohsen Rabiei de iyi oyuncu kadrosuyla çalıştıkları filmi öncelikle festivaller için çektikleri bilgisini verdi.

Senaryonun İranda yazıldığının altını çizen Rabiei, Bu güzel hikayeyi Türkiyede çekmek nasip oldu. çekimler şimdiye kadar oldukça güzel geçti. İranla kıyaslandığında Türk oyuncuların daha detaycı olduklarını söyleyebilirim. İranda neredeyse her şey yönetmene ya da genel sanat yönetmenine bırakılıyor. Oysa burada oyuncular çekimlere daha fazla müdahil oluyor. Bu hem zor hem de iyi bir durum. Oyuncuların birlikteliği çok güzel. İyi uyum yakalandığını düşünüyorum. Yapmak istediğim şeyleri doğru anlayarak uygulamaya çalışıyorlar. Bu durumdan dolayı çok memnunum. şeklinde konuştu.

Rabiei, İzleyenleri gerçek sinema filminin beklediğini aktararak, şunları kaydetti:

Türkiyede maalesef korku ya da komedi filmleri çok izleniyor. Festival için hazırlanan, art house filmlere ilginin az olduğunu düşünüyorum. Birçok film ancak festivale gittikten sonra burada gösterime girebiliyor. Bizim filmimiz ise tipik bir art house yapımı değil. Belli bir yavaşlığın olduğunu kabul ediyorum. Bununla birlikte filmimizin en önemli özelliği, iyi hikayeye sahip olması. O ağır ve acı bir aşkı bizlere anlatıyor. Henüz Vakit Varkenin hem iyi gişe yapacağını hem de festivallerde başarılı olacağını düşünüyorum.

- Festivalleri gezdikten sonra ülkemizde de seyirciyle buluşacak

Oyuncu Abdül Süsler de filmde ağır rahatsızlık geçiren taksici Bayhanın hayat hikayesinin aktarıldığını vurgulayarak, Karakterimizin güzel evliliği var fakat yaşadığı sıkıntıyla birlikte hayatın ona hazırladığı sürprizlere şahit oluyoruz. Projemiz önce festivallere gidecek. Epeyce davet aldık. Yaklaşık 1,5 yıl boyunca festivalleri gezdikten sonra filmimiz ülkemizde seyirciyle buluşacak. dedi.

Hayatta herkesin birtakım sıkıntılarla karşılaştığını anlatan Süsler, şöyle devam etti:

Biz bu tür durumlarda Herkesin yükü kendine ağır. diyoruz. Filmimiz Nazım Hikmetin bir şiirinden ilhamla ismini alıyor ve insanlara hayatla ilgili uyarı anlamı taşıyor. Anı yaşamak varken başka şeyleri düşünerek hayatı kaçırmamamız gerekiyor. Sevdiğimiz birisine sevdiğimizi söylemeli, birisiyle küssek onunla barışmalıyız. Elimizde hayat içinde sadece anlarımız var ve bir şeyleri yarına bırakmamalıyız. Film, henüz vakit varken bütün bunları yapmamız gerektiğini bizlere söylüyor ve hatırlatıyor.

Süsler, filmde Bayhan karakterini canlandırdığını dile getirerek, Karakterimizin eşi Ayşe ve kızıyla mutlu ve güzel ailesi var. Bayhan, bir gün ölümcül hastalığa yakalandığını öğreniyor ve Eğer bana bir şey olursa onlara ne olacak? diye düşünmeye başlıyor. Karakterimiz böylece zihinsel yolculuğa çıkıyor ve ölmeden önce onları nasıl kurtarabilirim diye düşünüyor. Filmimiz bize, Bayhanın çıktığı bu yolculuğu anlatıyor. şeklinde konuştu.

İranla Türkiye arasında çok büyük benzerlikler olduğundan bahseden Süsler, şunları kaydetti:

Türkiyeyle İran, yıllar önce basit bir sınırın indiği iki kardeş ülke. İranın yarısı Türkçe konuşuyor. Ben de İranı daha yakından tanıdıkça bu duruma fazlasıyla şaşırıyorum. İranın köklerinden beslenen iyi sinema geleneği var. Aynı coğrafyanın sakinleri olarak benzer hikayelerimizin olduğunu düşünüyorum. Yönetmenimiz Mohsen, çok iyi bir yönetmen ve senarist. Ne çekeceğini biliyor ve her şeye hazırlanıp geliyor. Bu da bizim için çok önemli.

- İran, bizden bir yer gibi ama bir yandan da onlardan uzağız

Oyuncu Burak Sarımola, festivale hazırlanan filmlerin kendisi için çok değerli olduğunu belirterek, 37 senedir oyunculuk yapıyorum ve daha çok televizyon sektöründeyim. Artık daha içi dolu ve sözü olan işler yapmak istiyorum. Kalıcı olan, popüler kültüre değil de sanat ve sinemaya hizmet eden işlerde yer almayı arzu ediyorum. Henüz Vakit Varkenin bu anlamda bir festival filmi olması benim için çok kıymetli. görüşlerini paylaştı.

Yeni oluşuma giren arkadaşlarına destek olmak istediğinin altını çizen Sarımola, Bu güzel yapımda Tuvana Türkay, Abdül Süsler gibi arkadaşlarımla birlikteyiz. Yeni tecrübeler edinmeyi çok seviyorum. Burada ilk defa İranlı yönetmenle çalışıyoruz ve bu benim için yeni tecrübe. Uzun süredir sektörde olsam da her yeni iş, bir meydan okuma anlamına geliyor. Bu da onlardan bir tanesi. ifadelerini kullandı.

Sarımola, İranın hem uzak hem de yakın ülke olduğuna dikkati çekerek, İran, bizden bir yer gibi ama bir yandan da onlardan uzağız. Orayı tanımak, o bölgenin içinde yer almak, bunun için de ortak projeler yapmak gerekiyor. Ben de bunlara çok açık birisiyim. Dolayısıyla bu projede yer almak benim için çok keyifli ve besleyiciydi. dedi.

Filmde bir doktoru canlandırdığını aktaran Sarımola, şunları dile getirdi:

Karakterin filmde hastası için söylediği çok sevdiğim bir sözü var: İnsanlar bir dakika bile fazla yaşamak için milyonlar harcıyor. Hadi bırak, sana yardımcı olayım, seni tedavi edeyim. Doktor, hastası Bayhana tedavi olması için sürekli ısrarda bulunuyor çünkü henüz vakit varken hayatı dolu dolu yaşamak gerekiyor. Bu söz benim için çok kıymetliydi. Bunu vurgulayan bir filmde olmaktan da gurur duyuyorum.

Filmde bu oyunculara Delyar Chavoshi, Ahmet Şenkaya, Oğuzhan çemi, Müşerref Göksever, Vecihi Ofluoğlu ve Atlas Süsler de eşlik ediyor.

Ana Sayfaya Git