"Cin, Şişeden Çıkmıştır"

Aysel Tuğluk, "Anayasa'da yer alacak sadece bir cümle, sorunun çözümünde önemli bir ön açıcı olacaktır" dedi.

Haberler 13.05.2012 - 13:20 Son Güncelleme : 13.05.2012 - 13:20

DTK tarafından düzenlenen çalıştay, Bağlar Belediyesi Konferans Salonu’nda başladı. Çalıştaya, DTK Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un yanı sıra, üyeler, BDP Milletvekilleri Ayla Ata Akat, İdris Balüken, Demir Çelik, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve yazarlar katıldı. Çalıştay’ın açılış konuşmasını yapan DTK Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, Kürt sorunun 100 yılı aşkın süreden bu yana devam ettiğini, Türkiye ve bölgede Kürt sorununun çözümüne ilişkin konjonktürün muazzam bir basınç uygulandığını söyledi. Tuğluk, sözlerini şöyle sürdürdü:

KÜRT SORUNU KÜRESELDİR

Ülkemizde yaklaşık 30 yıldır Kürt sorununun daha da sert bir biçimde gündeme gelişi, sorunun çözümsüzlüğünden ileri gelen çatışmalı ortam ve yaşanan acılar ’artık yeter’ dedirtmekte, demokratik bir çözüm isteği her kesimin talebi haline gelmektedir. Öte yandan bölgemizde Arap Devrimleri olarak ifade edilen süreç, Kürt sorununun çözülmesi için itici bir faktör işlevi görmektedir. Dolayısıyla tüm bunları değerlendirdiğimizde Kürt sorunu küresel bir sorun mahiyetinde önümüzde durmaktadır. Kürt sorunu küresel bir sorundur, zira idari olarak Türkiye, Suriye, İran ve Irak ulus-devletlerinin sınırları içerisinde ortak bir coğrafyada yoğunlaşan Kürt nüfusunun varlığını hatırladığımızda, Kürt sorununun çözümüne ilişkin hamlelerin tüm bölgeyi Ortadoğu’yu ve dolayısıyla dünya siyasetini etkileyeceği ortadadır

Tuğluk, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisinin, iki temel korku üzerinden kendisini var ettiğini, Kemalist sistemin kendi jargonuyla ifade edecek olursak ’irtica’ ve ’bölücülük’ sistemin kendisini üzerine inşa ettiği iki temel korku olduğunu öne sürdü. Aysel Tuğluk; Yıllarca bu iki korku nesnesi şişirildi ve buradan meşruiyet devşirildi. Bu korkuların ideolojik aygıtlarla topluma pompalanması suretiyle oluşturulan düşman algısıyla rejim, kendi pozisyonunu meşrulaştırdı. Şunu net bir biçimde ifade etmek gerekiyor ki, esasında iddia edilenin aksine sistemin temel korkusu ’irtica’ olarak kodlanan İslamcılık değil, ’bölücülük’ olarak etiketlenen Kürt hareketiydi diye konuştu

Tuğluk, Kürt sorununun demokratik bir sorun olduğunu, bir halkın kimliğinin inkar edilip statüsüz bırakıldığını, sorunun, güvenlikçi ve devletçi mantıktan çıkartılarak doğru bir biçimde tanımlanmsı, daha sonra bu tanım temelinde çözüm yollarının aranmsı gerektiğini söyledi.

CİN, ŞİŞEDEN ÇIKMIŞTIR

Tuğluk, hükümetin defalarca Kürt sorununu ülkenin en büyük sorunu olarak gördüğünü ifade ettiğini anlatırken, O halde artık cin şişeden çıkmıştır. Madem ki ’Kürt sorunu ülkenin en büyük sorunudur’ diyorsun; o halde bu büyük sorunun çözümü de ülkenin yasal düzenini belirleyen bir metin olan anayasada yer almalıdır. AKP Kürt sorununun çözümü bir yönetmelik sorunu değil, bizzat bir anayasal sorun olduğunu görmelidir. Kürt sorunu anayasal bir sorundur, çözümü de anayasal olmalıdır. Abdullah Öcalan’ın önerdiği gibi, Anayasa’da yer alacak sadece bir cümle, sorunun çözümünde önemli bir ön açıcı olacaktır. ’Türkiye Cumhuriyeti devleti, yurttaşlarının farklı kültürel, inançsal, etnik kimliklerini tanır, zenginlik olarak görür ve kendilerini ifade edebilmelerini ve geliştirmelerini güvence altına alır.’ Kürt sorununun çözümünü başka bahara ertelemeyelim dedi.

Ana Sayfaya Git
  • ©Copyright 2024 | Tüm Hakları Saklıdır