Demirtaş Rusya gezisi öncesi konuştu! 'Hendek, barikat; darbe planına karşılık vermektir'

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, düzenlediği basın toplantısında hendek terörüne karşılık açıklamalarda bulundı. Daebe olduğunu söyleyen Demirtaş, Hendek ile darelere karşı konuluyor dedi. Bunun üzerine harekete geçen Başbakan yardımcısı kurtulmuş: üsluplarına hakim olsunlar, 12 ilçede en kısa zamanda sükunet sağlanacaktır dedi

Haberler 23.12.2015 - 00:38 Son Güncelleme : 23.12.2015 - 00:38

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, düzenlediği basın toplantısında hendek terörüne karşılık açıklamalarda bulundı. Daebe olduğunu söyleyen Demirtaş, Hendek ile darelere karşı konuluyor dedi. Bunun üzerine harekete geçen Başbakan yardımcısı kurtulmuş: üsluplarına hakim olsunlar, 12 ilçede en kısa zamanda sükunet sağlanacaktır dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Meclis Salonunda Rusya gezisi öncesi basın toplantısı düzenledi.

Demirtaşın konuşmasından satır başları şöyle:

Rusya gezisi

Geçen yılda dünyanın birçok yerinde diplomatik görüşmeler yaptık. Daha önce Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Bovdamov ile de görüştük. Daha önce Lavrov görüşmesi mümkün olmamıştı. Daha önce bu girişimler vardı ama tarih bugüne denk geldi.

Bu ziyaretle ilgili yapılan çiğ yorumları yadırgadığımızı belirtmek isteriz. Türkiyenin iç ve dış sorunlarına uluslararası ilişkilere dair politikalarımız var. Bunların hiçbiri asla Türkiye aleyhine değildir. Ama hükümetin iç ve dış politikalarını tümden benimsemek zorunda değiliz.

Zaten hükümetin bu politikalarının yanlış olduğunu belirterek, sert bir şekilde eleştiriyoruz. Sorunların çözümü konusunda elimizde küçük de olsa bir imkan varsa Türkiye toplumunun lehine değerlendirmek isteriz. Suriye çözümü için görüşlerimizi belirteceğiz. Türkiye pasaportuna sahip çok sayıda vatandaşımız mağdur olmuş durumda. Hükümet bunlarla ilgili hiçbir şey yapmıyor. Bunların sorun ve sıkıntıları için neler yapılması gerekiyor?

Görüşmelerin sonuçlarını paylaşmaya hazırız

Dün gece Sayın Sinirlioğlu ile görüştü. Dışişlerinin görüşleri varsa onları almak istedik kısa bir not bize iletildi. Biz Suriye ve Ortadoğu genelinde Türkiyeni etkili bir güç olması gerektiğini düşünüyoruz ve böyle olabileceğine inanıyoruz.

Türkiye olmadan sorunları çözmenin zor olduğunu biliyoruz. Ama AKP politikaları ile bunun imkansız olduğunu düşünüyoruz. AKP Türkiyenin gücünü zayıflatan taraf ülke haline getiren mezhepçi politikalarla kredilerini tüketti. Biz bu politikaları eleştiriyoruz ve bunları içeride, dışarıda dile getiriyoruz. Parlamentoda bilgi verebiliriz. Görüşmelerin sonuçlarını paylaşmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.

Kürt sorunu çözüldü de haberimiz mi yok?

Türkiyenin en yakıcı sorunları sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı il ve ilçelerdeki ağır tahribatlar, göçler, sokağa çıkma yasağı olmadığı yerlerde de ilan edilmemiş sıkıyönetim uygulamaları ile Türkiyenin içine girdiği durumdur. Bu konuda söz söylemeden Türkiyenin ilerleyebileceği bir yol kalmamışlar.

Hükümet sözcüleri konuyu anlamaktan uzak derin bir cehalet örneği sergiliyorlar. Bir hendek sorunu varmış gibi Bedeli ne olursa olsun bunları kapatacağız, ezeceğiz, bitireceğiz gibi yüzyıllık Kürt sorunu bitirebilecekleri yönünde bir saflık gösteriyorlar. Bazen inanmakta zorlanıyor, bu kadar görüşme diyalogdan ve yaşan acılardan sonra hükümetin bu yaklaşımına şaşırıyoruz. Kürt sorunu çözüldü de bizim mi haberimiz yok?

Devletin kafası hiç mi değişmez?

PKK dağa çıktığında yine 3-5 çapulcu dediniz, krimal bir vaka olarak gördünüz ve bugüne geldi. Bu kadar süreden beri devletin kafası hiç mi değişmez, yaşanan acılardan hiç mi ders çıkarılmaz? O gün ne söyleniyorsa açın bakın bugün hükümet yetkilileri aynısını söyleniyor. Aynı manşetler atılıyordu.

Kimi silip süreceksiniz, Kürtlerin duygu dünyasındaki karşılığı nedir? Bunu hesaplayan var mı? Başbakanın hakaretlerinin Kürtlerde karşılığı nedir bunu hesaplayan var mı? Hesaplıyorlarsa bu acaba hükümetin umurunda mı? Öyle gözüküyor ki umurunda değil.

Ortada büyük bir fiyasko var

Kara Kuvvetlerinin 10 bine varan askeri ile haritaların önünde operasyonlar yapıyorlar. 150 bin nüfuslu ilçeler abluka altında ve bunu başarı öyküsü olarak anlatıyorlar. Ortada büyük bir fiyasko vardır. Suriyede halkına karşı tank kullanan yönetim meşru değil diyen hükümet bugün kendi ilçelerine tank sokmuş halkına tank atışı havan topu atışı yapıyor.

Balkona çıkan, sokağa çıkan, kafasını pencereden çıkaran keskin nişancılarla öldürülüyor. Bir kaç saat sonra Saldırganlar öldürüldü deyip o insanları katli vacip insanlar olarak gösteriyorlar. Devlet bu konuda kararlı olabilir, yakabilir, yıkabilir. Bunları daha ağır bir şekilde yapabilir. Ama hiçbir şey kazanamaz. Bunu unutuyorlar.

Halk özyönetimin arkasında

Cizrede, Silopide mesele gerçekten 10-20-30 PKKlı olsaydı şimdiye kadar çözülmüş olmaz mıydı? Halk bu özyönetim arkasında olduğu için hepsi hedef haline getirilmiş. Ortada 3-5 çapulcu saldırgan yok. Ortada halk olarak kabul edilmemiş bir topluluğun hak talebi var. Devletin bu hak talebinde karşı tankla topla saldırısı var. Hendekler ondan sonra ortaya çıktı.

Şırnakta özyönetim istiyoruz diyen belediye eşbaşkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri tamamı tutuklanmış, içeri atılmış, hepsi müebbet hapisle yargılanıyor. Ne hendek vardı ne barikat? Başbakan bunu itiraf ediyor, İlçe ilçe operasyon yapma kararı almıştık diyor.

HDP tabanın iradesi kırılmak isteniyor. Biat etsinler isteniyor. çünkü AKP 7 hazirandan sonra bir tek Kürtlerden çekiniyor. Başka örgütlü güç kalmamıştı. Şimdi Kürtlerin bu örgütlü iradesini kırmaya çalışıyor.

Darbeye karşı direniştir

Bugün Kürtlerin küçümsediğiniz barikat, hendek dediğiniz şey darbeye karşı direniştir. Darbe yapılmıştır. koalisyon kurulmasına Meclisin açılmasına izin verilmemiştir. Toplum korkutulmuş, Ankara ve Suruçta katliamlar yapılmış, yeniden tek başına iktidar elde edilmiştir.

Buna karşı toplum sessiz mi kalacak? Katliamlara karşı halk kurbanlık koyun gibi mi davranacak? Güvenlikçi politikalardan bugün vazgeçerlerse toplum bugün barışçıl politikalardan yanadır. Allah aşkına Kürt sorunu yoktur, masa yoktur, diyen kimdir. Barış diyen biziz bu beyefendilerin hepsi asacağız keseceğiz diyor savaşçı olan biz oluyoruz. Türkiye toplumu bu ahlaksızlığa ikiyüzlülüğe dikkat edilsin.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, A Haber Televizyonu canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaşın halkın çatışma olan yerlerde sözde öz yönetimi desteklediği yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Kurtulmuş, Öz yönetim iddiasına bölgede yaşayan kürt kardeşlerimiz destek vermiş olsalardı belki bugün böyle bir hendek kazma ve hendekler üzerinden siyaset yapma gereğini duymayacaklardı. Türkiye belki bambaşka bir safhaya geçecekti karşılığını verdi.

Terör örgütünü ve terör örgütü yandaşlarını sinirli ve agresif hale getiren durumun bölgedeki hassasiyet olduğunu dile getiren Kurtulmuş, asırlardır birlikte kardeşlik içinde yaşayan Kürtlerin bu süreçte sözde öz yönetim meselesine destek vermediklerini vurguladı.

ÖZ YÖNETİM DESTEKLENMEDİ

Hendek kazılmasının sözde öz yönetim desteklendiği için yapılan bir şey olmadığının altını çizen Kurtulmuş, Öz yönetim desteklenmediği için halk desteğini arkalarında bulamadıkları için başvurdukları ve belki de son çare olarak başvurdukları çılgınca bir siyasetti. Şimdi onun da başarısız olacağını görüyorlar dedi.

Kurtulmuş bölgede devam eden operasyonlarla ilgili olarak, sivillere zarar gelmemesi ve bu olaylarda en az zayiat verilmesi konusunda hassas davranıldığını ifade etti. Adım adım, sokak sokak, ev ev gidilmesinden daha doğal bir şey olamayacağını belirten Kurtulmuş, Ben Sayın Demirtaşa bir kez daha şunu ifade etmek isterim. Bu üslupla siyaset yapmayı bıraksınlar. HDPyi başarılı bir noktada, baraj aşarak parlamentoya getiren nokta, hendek siyaseti değildir. Barışçıl bir dil kullanmalarıdır. HDPye oy veren vatandaşlarımız hendekleri, bombaları, silahları savunsunlar diye oy vermedi. Barış olsun diye, silahlar sussun, bombalar patlamasın diye artık barış dili konuşsun diye Türkiye partisi olsunlar diye bu oylar verildi dedi.

TERÖRDEN ETKİLENENLERE DESTEK VERİLECEK

Sigorta primlerinin ertelenmesi, vergi borçları ve bulundukları şehirleri terk ederlerin yaşadıkları zorluklara yardımcı olmaları konusunda da bütün valiliklere talimat verildiğini aktaran Kurtulmuş, Terörden etkilenen bütün vatandaşlara her türlü destek verilecek. Hiç kimse yaşadığı evi sokağı, kolay kolay terk etmez. Bu insanlar buraları kolay kolay terk ediyorlarsa, onlar açısından bıçak kemiğe dayanmıştır. Hiçbir şekilde savunulamayacak olan bu terör siyaseti önce Surdaki, Nusaybindeki vatandaşı canından bezdirmiştir. İnsanlar diyorlar ki Yeter artık. Yıllardır oy istediniz, destek istediniz verdik. Niye savaşı benim kapımın önünde yapıyorsunuz. Niye benim kapımın önüne bomba yerleştiriyorsunuz. Bu kapıdan benim çocuğum da geçecek diye konuştu.

EN KISA SÜRE İçİNDE 12 İLçEDE HAYAT NORMALE DÖNECEK

Operasyonların devam ettiği yerlerde en kısa sürede içerisinde hayatın normale döneceğini belirten Kurtulmuş, 12 ilçede hayat normale dönecek. Vatandaşlarımızın bütün mağduriyetleri giderilecek. Esnaf kardeşlerimizin mağduriyetleri giderilecek. Okullarda öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin mağduriyetleri giderilecek. Hiçbir öğrenci bir gün bile öğrenim kaybı olmadan, bu çocuklarımız yetiştirilecek. Hem de daha iyi. Terörün ortaya çıkardığı mağduriyetler ortadan kaldırılacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin de Cumhuriyet savcılarını göreve çağırmasına ilişkin açıklamaları üzerine, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş şunları kaydetti:

Biz siyasetin demokratik yollarla parlamentoda yapılmasından yanayız. HDPye ve onlara destek veren çevrelere bir kere daha bu tavsiyede bulunuyorum. Aslolan oyunu aldığınız vatandaşların taleplerini demokratik bir şekilde parlamentoda dile getirebilmenizdir. Eğer siyasetin yolunu açık tutmazsak, siyasetin varlığını demokratik yolla icra edilmesinin yolunu açık tutmazsak, buradan başka sonuçlar ortaya çıkar. Mİlletvekillerinin söz ve eylemlerinin dikkat etmesi ama geçmişte Türkiye bunu denedi. Bazı milletvekillerinin parlamentodan nasıl uzaklaştırıldıklarını ve parlamentodan nasıl düşürüldüklerini gördük. Bunların Türkiyenin demokratikleşme sürecine katkısı olmaz. Kimin davası neyse, HDPliler diyorsa, Biz hak hukuklarını koruyoruz diyorlarsa, kusura bakmasın bu hak hukuk koruma yolu değildir. Türkiye siyasetini çözümsüz bir noktaya sürükleyen bir anlayıştır. Mecliste olsunlar ne eleştiriyorlarsa siyasetin çerçevesi içinde yapsınlar. Bir elinizi barışa kaldıracaksınız, bir elinizde bomba olacak, böyle bir şey olmaz.

Ana Sayfaya Git