Meclisteki 28 Şubat tutanakları

TBMM'de 2012'de kurulan "Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu", Türk demokrasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat döneminde yaşananları 54. Hükümet üyelerinden dinlemişti.

Haberler 28.02.2026 - 10:48 Son Güncelleme : 28.02.2026 - 10:48

TBMMde, 2 Mayıs 2012de, Ülkemizde Demokrasiye Müdahale Eden Tüm Darbe ve Muhtıralar ile Demokrasiyi İşlevsiz Kılan Diğer Bütün Girişim ve Süreçlerin Tüm Boyutları ile Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu.

Kısa adı, Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu şeklinde belirlenen komisyonun başkanlığına, İstanbul Milletvekili Nimet Baş seçildi.

Komisyon bünyesinde, 27 Mayıs 1960 Alt Komisyonu, 12 Eylül 1980 Alt Komisyonu ve 28 Şubat 1997 Alt Komisyonu kuruldu.

Yaklaşık 7 ay boyunca çalışmalarına ve dinlemelerine devam eden Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, 28 Kasım 2012de çalışmasını tamamlayarak raporunu TBMM Başkanlığına sundu.

Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, 28 Şubat sürecinde görev yapan, başbakan, bakanlar, siyasetçiler, askerler, medya kuruluşu temsilcileri ve mağdurlardan oluşan 105 kişiyi dinledi.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demireli dinlemek için komisyon üyelerinden oluşan 10 kişilik heyet evinde ziyaret etti.

Komisyona davet edilen isimlere, Türk siyasi tarihine postmodern darbe olarak geçen o süreçte yaşananlar ve Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) 28 Şubat 1997de aldığı kararlar soruldu.

AA muhabiri, 28 Şubatın 29. yılında, o dönemin bakanları ile dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin 28 Şubat 1997 Alt Komisyonu tutanaklarındaki dikkati çeken ifadelerini derledi.

- MGK KARARLARINDA DİNDAR İNSANLARI RENCİDE EDEN HİçBİR ŞEY YOK

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel:

Git Hocaya söyle, istifa etsin Ben bu lafı hiç söylemedim, kimseye söylemedim, aksine, Necmettin Hoca beni 18 Haziranda ziyarete geldiği zaman dedi ki, Ben istifa edeceğim 18 Haziran, 28 Şubattan 3 ay 18 gün sonra. Niye istifa edeceksin? Sana istifa et diyen var mı?, Yok dedi. Niye istifa edeceksin? ben soruyorum, istifa et demiyorum da Niye istifa edeceksin? diyorum. Gerginlik var, ben istifa edeyim de bu gerginlik kalksın orta yerden dedi. Ben de dedim ki, sen bilirsin, senin bileceğin iş. Parti başkanısın, ben sana istifa et demiyorum yalnız. Zaten, Necmettin Hoca, rahmetli, beni kimse sıkıştırdı demedi hiç, bir tane beyanların içerisinde yoktur yani o tamamen afaki bir şey.

28 Şubat Milli Güvenlik Kurulundaki kararlar, 18 madde. Bunun içerisinde dindar insanları rencide eden hiçbir şey yok, aksine, bunun içerisinde dini koruyan birçok şey var, anlayış meseleleri var. Kanunları uygulayın. Okulları sekiz seneye çıkarın. diyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Recai Kutan:

Erbakan Hoca, askerlerle olan ilişkilerinde fevkalade dikkatliydi ve bizi rahatsız edecek kadar orduya bir tek söz söyletmezdi ve derdi ki, Bu işleri yapan ordu içindeki cuntadır. Ordu bizim ordumuz ve orduya hiçbir laf söyletmezdi.

Sık sık yine gündeme getirilen, özellikle 28 Şubatta da getirilen, efendim tarikat şeyhlerine niye yemek verdin? Doğru da değil, yanlış. Ben de o yemekte vardım. Davet edilenler, Diyanet İşleri Başkanı ve bütün mensupları, o arada ilahiyat fakültesinin bütün öğretim görevlileri, ramazan şeyine, o arada da orada görevli olan mesela İstanbulda muhterem Mahmut Efendi o zaman resmi imam idi, o da geldi kendine has kıyafetiyle ve o, tarikat şeyhlerine yemek oldu.

Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı:

Bu tankların yürüyüşünden benim haberim yoktu.

28 Şubatta yapmış olduğum icraat tamamıyla doğrudur, hükümetlerle gayet iyi görüştük. Yanlış olan şeyleri, bizi rahatsız eden şeyleri Cumhurbaşkanına intikal ettirmeye çalıştık. Terörle mücadele, Kardakta çok başarılı oldu, terörde çok başarılı olduk efendim, halka mümkün olduğu kadar yardım ettik. Yapmış olduğum hiçbir şeyden pişman değilim ve özellikle istirham ediyorum 28 Şubatı bir darbe olarak ortaya koymamanızı rica ediyorum.

Dönemin siyasetçisi Hasan Celal Güzel:

Batı çalışma Grubuna karşı Demokrasi çalışma Grubunu kurdum. 3,5 senede 500 bin kilometre karadan giderek, 1276 konferans verdim bütün Türkiyede, ayrıca 10 binin üzerinde konuşma yaptım.

28 Şubat, Türkiyenin 50 senelik darbe döneminde karşılaştığı en kalleş darbedir.

28 Şubat ne tarafından baksanız elle tutulabilir bir hareket değildir, tamamen millet iradesine karşı bir darbedir. Topuyla, tankıyla, cuntasıyla, generaliyle, orgeneraliyle bir darbedir. İsmail Hakkı Karadayı ve kuvvet komutanları bunun tamamen içinde olmuşlardır.

Kültür Bakanı İsmail Kahraman:

28 Şubat, netice alabilmiş olan darbelerden birisi oldu, hedefi ne idiyse o hedefe ulaştı, ne sipariş verilmişse o siparişi yerine getirdi. Senaryo yazarları değişik, içeride ve dışarıda var ama rejisörü Sayın Süleyman Demireldi. Süleyman Bey sahneye koydu ve Adan Zye yürüttü ve yönetti.

Erbakan Hoca hukuka çok saygılı bir insandı. Babası ağır ceza reisiydi ve kapatma davası devam ederken, Hiçbir şekilde Anayasa Mahkemesi önüne gidilmeyecek, hiçbir harekette bulunulmayacak dedi. Son ana kadar da hukuka saygısı ve kapatılmayacağı inancı içindeydi. 7 saat ifade veriyor, hep ayakta. Başkan diyor ki, Lütfen oturunuz. Ter içinde, Hayır, adaletin karşısında oturulmaz. Adalete fevkalade saygısı olan ve bize de onu telkin eden, hukuk içinde kalan bir kişi.

Adalet Bakanı Şevket Kazan:

Perdenin arkasında Amerika Birleşik Devletlerinin olduğunu hiçbir zaman unutmayalım. İşaretler oradan gelmektedir, talimatlar oradan gelmektedir, nasıl hareket edileceğinin usul ve yöntemleri oradan gelmektedir. Bu 28 Şubat kararları diye basında yer alan 18 maddenin tamamı Amerikadan dikte edilmiştir, Pentagondan dikte ettirilmiştir.

24 Şubatta çevik Bir Amerikaya gitti. Tabii bu olaylar cereyan ederken çevik Birin Amerikaya gitmesi ve aynı zamanda basının da 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu toplantısını daha o tarihte propaganda etmeye başlaması çok önemli bir toplantı olacak şeklinde, bize kesinkes şunu düşündürdü: çevik Bir Amerikadan izin almaya gitti. Ne olacak, ne yapacaksın, Pentagondan izin almadan olmuyor bu işler.

İçişleri Bakanı Mehmet Ağar:

(28 Şubat) Yani bizim gördüğümüz klasik darbeler gibi bir darbe değil. Sonuç itibarıyla bir darbe sonucunu doğurdu. Ne oldu? Mevcut meşru hükümet görevine devam edemez oldu ama nerede oldu bu? Parlamento iradesiyle oldu. Peki Parlamento iradesi ifsat oldu. O nasıl oldu? Onu da işte çıkaracak olan savcılık veya sizin Komisyonunuzun çalışmaları... Ama bir klasik darbe gibi olmayan bir darbe oldu. Orada zor kullanma vardı, burada daha farklı metotlarla

Başbakan Yardımcısı Tansu çiller:

28 Şubat bir darbedir. Bu belki ezber bozan bir darbedir ama bir darbedir. Ezber bozan bir darbe çünkü öncelikli olarak, zihinlerde bir darbenin silahlı, tanklı yapılması, Meclisin önüne gelmesi, Meclise kilit vurulması gibi bir şartlanmışlık var. Siyasi tarihimizin bize bıraktığı bir şartlanma bu. 28 Şubat böyle değil, 28 Şubat tankla tüfekle yapılmadı, Meclisin önüne gelmedi tanklar. Eğer gelseydi, hiç kuşkum yok ki siyasetçi onu durdurmak için üstüne çıkardı, o tankların üstüne çıkılırdı ama öyle olmadı. Bunun tam tersi Evet, bir Sincanda tanklar yürüdü ama gittiği yer bir tatbikat alanıydı, en azından öyle söylendi ve öyle de oldu, Meclise gelmedi. Ama onun yerine, görülüyor ki Meclisin içine bir boğa salındı ve muleta da Doğru Yol Partisinin üstüne atıldı ve o darbelerle o parti parçalanarak o koalisyonun ve o Hükümetin düşürülmesi meselesi icra edildi ve bir süreç halinde de devam etti.

Milletvekili Hayati Yazıcı:

(28 Şubat) Yani o kadar yoğun bir şey yaşamayız ama hala belki o dönemlerin özlemini çekenler var, fırsat kollayanlar var diye düşünüyorum.

Hukuk önemli burada, bireylerin hak ve özgürlükleri son derece önemli. Hukuk hepimizin en önemli ölçüsü olması lazım, zaten hukuk devleti de o demek yani her şey hukukun içinde olması lazım. Hiçbir kimse, hiçbir zümre hukukun üstünde olmaması lazım, hiçbir bireyin de hukukun altına düşmemesi lazım. Ölçü, hukuku alırsak bunları aşabiliriz.

Ana Sayfaya Git