Suriye ve Irak tezkeresi Genel Kurul’da

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, "Günden güne şiddeti artan DEAŞ örgütü ve 30 yıldır mücadele ettiğimiz PKK son aylardaki eylemleri bugün burada görüşmek üzere toplandığımız tezkereyi zorunlu kıldı" dedi.

Haberler 03.09.2015 - 20:21 Son Güncelleme : 03.09.2015 - 20:21

TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Koray Aydının başkanlığı olağanüstü toplandı. Genel Kurulda, Irak ve Suriyedeki örgütlerden Türkiyeye yönelebilecek saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi görüşmesine başlanıldı.

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Türkiyenin ulusal güvenliğine yönelik tehdidi ve diğer güvenlik risklerine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriyedeki tüm terörist örgütlerinin Türkiyeye yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) gerektiğinde amacıyla hükümete 1 yıl yetki verilmesi tezkeresinin gerekçelerini açıkladı.

Türkiyenin Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğunun kesiştiği noktada, fevkalade önemli, bir o kadar da istikrarsız ve güvenlik ihtiyaçlarının sürekli, etkin ve güncel tutulması gereken bir bölgede yer aldığını belirten Gönül, Dünya üzerinde halihazırda mevcut yaklaşık 20 çatışma alanının 10dan fazlası, maalesef ülkemizi çevreleyen coğrafyada yer almaktadır. Bu şartlar muvacehesinde bölgemizde güçlü olmak, barış ve istikrar ülkesi olmak her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Birçok ülkeyle kara ve deniz sınırları olan vatanımızın çevresinde ateşten bir çember bulunmaktadır dedi.

BÖLGEDE BARIŞ VE İSTİKRAR BELİRSİZLEŞİYOR

Gönül, sürekli değişen karmaşıklığı ve belirsizliği giderek artan güvenlik ortamında, Türkiyenin kendi ulusal güvenliği açısından NATOnun askeri ve siyasi etkinliğinin muhafazasına büyük önem verdiğini vurgulayarak, Yakın coğrafyamızdaki Balkanlarda son yirmi yılda yaşanan krizlerde NATO ve Birleşmiş Milletlerin müdahalelerine rağmen gelinen durum ortadadır. Bölgede halen istikrar tam olarak sağlanabilmiş değildir. Dünyanın en büyük güvenlik gücü olan NATO dahi bölgede istikrarı sağlamakta zaman zaman yetersiz kalmıştır. Bu çemberde Avrasya güvenlik mimarisini derinden etkileyecek stratejik önemde gelişmeler yaşanmaktadır. Bu kapsamda, Rusya Federasyonunun Ukraynada istikrarsızlığı körükleyen tavırları, ülkemizin ve bölgedeki diğer ülkelerin derin güvenlik kaygısı duymasına sebep olmaktadır. Ayrıca Güney Kafkasyada Gürcistanın hala bir bölümü Rusya Federasyonunun kontrolü altındadır. Diğer taraftan, Azerbaycan topraklarının ise beşte biri maalesef Ermenistanın işgali altındadır. Bu şartlar bölgede barış ve istikrar ortamı oluşturulmasına engel teşkil etmekte ve sınırları belirsizleştirmektedir ifadelerini kullandı.

FİLİSTİNDE NESİLLER DEĞİŞİYOR, İNSANİ DRAM DEĞİŞMİYOR

Ortadoğuda yaşanan gelişmelere dikkat çeken Gönül, Iraktaki otorite boşluğunun geçen yıl istikrarın sağlanmasına yönelik çabalara ve hükümetin kurulmasına rağmen halen giderilemediğini belirtti. Gönül, Ülkedeki terör eylemleri günden güne etkisini artırmıştır. Suriyede merkezi otorite kaybolmuş ve bölgede dünyanın en tehlikeli terör örgütü ortaya çıkmıştır. Her iki ülkedeki istikrarsızlık ve kaotik durum terör örgütlerinin beslenmesine sebebiyet vermekte ve ülkemizin güvenliğini tehdit etmektedir. Suriye ve Irak başta olmak üzere Orta Doğudaki gelişmelerin ortaya koyduğu tehditler, ülkemizin süratle değişmekte olan yeni güvenlik ortamında her türlü risk ve tehditlerle mücadeleye hazırlıklı olmasını gerektirmektedir. Filistinde nesiller değişmekte, ülkede yaşanan insani dram değişmemektedir. Fırsatlar ve tehditlerin iç içe geçtiği süreçte Türkiyenin güçlü olması her zamankinden daha önemlidir açıklamasında bulundu.

SAVUNMA SANAYİİNDE DIŞA BAĞIMLILIĞI BÜYÜK ÖLçÜDE AZALTTIK

Türkiyenin kararlı politikalar ve modernize edilmiş askeri gücüyle bu sürecin içerisinde yer aldığını vurgulayan Gönül, şunları kaydetti:

Bu kapsamda, savunma sanayimizin son on beş yılda gerçekleşen teknolojik hamleleriyle dış alım ihtiyaçları yüzde 65lerden yüzde 10lara indirilerek ve yerli üretime hız kazandırılarak dışa bağımlılığımızı büyük ölçüde azaltmış bulunuyoruz. Buna paralel olarak, Silahlı Kuvvetler, Polis ve Jandarma teşkilatımız da ileri teknoloji yeteneklerle teçhiz edilerek ülke güvenliğinin teminatı olmaya devam etmektedirler. Uluslararası terörizm, etnik ve mezhepsel çatışmalar gibi risk ve tehditlerin bulunduğu bir coğrafyada yer alan Türkiyenin, bölgesindeki istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında, risk ve tehdit odakları üzerinde caydırıcı etki sağlayarak ülke güvenliğinin temini, aynı zamanda bölgemizdeki anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümü, gerginliğin azaltılması, bunların silahlı çatışmaya dönüşmesinin önlenmesi veya mütecavizin sınırlanmasında Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her zaman hazır olması güvenlik stratejimizin en önemli unsurlarını teşkil etmektedir. Bu nedenle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin muharebe gücü ve beka kabiliyeti yüksek, azami ölçüde milli sanayiye dayanan ileri teknoloji silah sistemleriyle teçhiz edilmiş, bilgi ve eğitim üstünlüğüne sahip, modüler, esnek ve her zaman, her türlü ortamda, gece ve gündüz kesintisiz görev yapabilecek bir kuvvet yapısına sahip olması ve dünyanın herhangi bir yerinde uluslararası barışın tesis ve idamesine yönelik harekatlarda kendisine verilen görevleri en etkin şekilde yerine getirmesindeki başarıları bugün artık tartışılamaz.

ÜLKEMİZDE VATAN SAVUNMASI KUTSAL BİR GÖREV

17 dost ve müttefik ülkeye askeri yardım yapıldığını belirten Gönül, askeri yardım yapılarak dünyanın birçok bölgesinde istikrar ve güvene, dolayısıyla dünya barışına Silahlı Kuvvetlerin katkıda bulunduğunu söyledi. Gönül, Dünyada ABD ve Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkede güvenlik paralı askerler sistemiyle yürütülürken ülkemizde vatan savunması kutsal bir görev olarak addedilmekte, analar bu uğurda evlatlarını genç yaşta askere göndermektedir. Ülkemiz askeriyle, polisiyle, korucusuyla bu ülkenin savunmasında kader birliği yapmaktadır dedi.

Bölgede yaşanan gelişmeler ve istikrarsızlığın tüm bölgeyi olduğu kadar Türkiyeyi de yakından ve olumsuz etkilediğine dikkat çeken Gönül, Gerek günden güne şiddeti artan DEAŞ örgütü gerekse 30 yıldır mücadele ettiğimiz PKK terör örgütünün son aylardaki eylemleri bugün burada görüşmek üzere toplandığımız tezkereyi zorunlu kılmıştır. Türkiye, yıllardır halkının huzur ve güvenliğine, ülkesinin milli birliğine yönelik bir terör saldırısıyla mücadele etmektedir. Son 2 aydır ülkemizde yaşanmakta olan elim saldırılar da bunun açık bir göstergesidir. Bu açık tehdit, bölgede ahiren meydana gelen diğer gelişmelerin de etkisiyle devam etmektedir. Türkiye, Irakın kuzey bölgesine yuvalanmış bulunan PKK terör unsurlarından kaynaklanan ve halkımızın huzur ve güvenliği ile ülkesinin milli birliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelmiş ciddi bir terör ve açık bir tehditle maalesef 30 yılı aşkın süredir karşı karşıya bulunmaktadır. Örgüt, sadece canlara kastetmemekte, Türkiyenin ekonomisine, dış politikasına ve ülkemizin geleceğine de ağır faturalar yüklemektedir.

DEAŞ CİDDİ BİR TEHDİT

Son yıllarda Irak ve Suriyede yaşanan gelişmeler ve saldırılarını günden güne artıran DEAŞ terör örgütünün Türkiyenin güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiği belirten Gönül, Söz konusu terör örgütü yalnızca Orta Doğu bölgesinde değil, aynı zamanda küresel olarak tüm ülkelerin güvenlik ve istikrarına karşı ciddi bir tehlike arz etmektedir dedi.

DEAŞla mücadelede çarpan etkisi yaratması için ABDyle bir süredir alınan müşterek hareket tarzında bir uzlaşma sağlandığını söyleyen Gönül, DEAŞla mücadeleye katılan koalisyon güçlerinin hava unsurlarına asker, üslerimiz açılmıştır. Türkiyenin ulusal güvenliğine yönelik terör tehdidi ve güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriyedeki tüm terörist örgütlerden ülkemize yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek elbette ülkemizin en tabii hakkıdır. Irak ve Suriyede halihazırda devam eden istikrarsızlık, bölgede DEAŞın günden güne zemin kazanmasına imkan sağlamaktadır. DEAŞ terörü, maalesef, bölge ülkelerdeki bazı rejimler tarafından desteklenmekte ve beslenmektedir. Bunun en iyi örneği ise Suriyedeki Esad rejimidir. Rejim, DEAŞın yerleşmesinin ve etkinlik alanını genişletmesinin başlıca sorumlusudur ifadelerini kullandı.

ŞU ANA KADAR 569 OPERYONDA BİN 703 DEAŞLA İLİŞKİLİ BİN 702 KİŞİ YAKALANDI

Gönül, yabancı terörist savaşçıların DEAŞ içerisindeki mevcudiyeti de bölge açısından ciddi riskler içerdiğini vurguladı. Bu kapsamda bugüne kadar Türkiye makamları tarafından bin 822 kişiye yurda giriş tahdidi konduğunu, 16 bin 147 kişiye ülkeye giriş yasağı getirildiğini açıkladı.

99 farklı uyruktan bin 826 kişinin sınır dışı edildiğini bildiren Gönül, ayrıca kolluk güçleri tarafından Ağustos ayı itibarıyla 569 operasyon icra edildiğini, bu kapsamda DEAŞla ilişkili bin 702 kişinin yakalandığını, 404 kişinin tutuklandığını, pek çok patlayıcı ve patlayıcı yapımında kullanılan malzeme ve tabanca, havan, roketatar mühimmatı ve mermi ele geçirildiğini vurguladı.

BİN MİSLİYLE CEVAP VERİLECEK

Suriyeden Türkiyeye yönelen tehditlere karşı, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını sonuna kadar kullanacağını vurgulayan Gönül, Sınırlarımızı, topraklarımızı, en önemlisi vatandaşımızın güvenliğini korumaya yönelik tedbir almamız tabiidir. Bu kapsamda, ülkemizin müteaddit uyarılarına rağmen Türk kara sahasında atışlarına devam eden Suriye ordusu ile DEAŞa Türk ordusu tarafından uluslararası hukuk ve mütekabiliyet prensibi çerçevesinde cevap verilmektedir. Bugün burada süresini bir yıl daha uzatmak istediğimiz tezkereyle yetki vermeniz halinde söz konusu cevaba bin misliyle devam edilecektir dedi.

Kaynak: İHA

Ana Sayfaya Git
  • ©Copyright 2024 | Tüm Hakları Saklıdır