Kızını dövmeyen dizini dövermiş Hakan Ural! Sibel Can'ın kızı mahkuma vuruldu Hakan Ural çıldırdı, usta oyuncu Sibel Can'a patladı neler dedi neler

Efsane şarkıcı ve oyuncu mavi boncuk Sibel Can ve Karizmatik oyucu Hakan Ural’dan olma Melisa Ural, aile içinde kriz yarattı.Güzeller güzeli Melisa Ural’ın sevgilisi yani Sibel Can’ın müstakbel damadı Kamer Pirim karıştığı bir kavga nedeni ile şuanda Silivri Cezaevinde bir mahkum olarak yatıyor.

Haberler 24.12.2015 - 14:50 Son Güncelleme : 02.03.2024 - 18:05

Efsane şarkıcı ve oyuncu mavi boncuk Sibel Can ve Karizmatik oyucu Hakan Uraldan olma Melisa Ural, aile içinde kriz yarattı.Güzeller güzeli Melisa Uralın sevgilisi yani Sibel Canın müstakbel damadı Kamer Pirim karıştığı bir kavga nedeni ile şuanda Silivri Cezaevinde bir mahkum olarak yatıyor.

Gazetelerde yer alan haberlere ateş püsküren Hakan Ural, adeta kafayı yedi. Karizmatik oyuncu Hakan Ural, eski eşi mavi boncuk Sibel Canı arayarak sitem etti. Gündemde dolaşan iddialara göre Haka Ural, Sibel Cana telefonda konuşmaları olay nitelikteydi.

Hakan Uralın konuşması şu şekilde

Bu yazılanlar doğruysa benim haberim neden yok! Bir daha Melisayı gazetelerde görmeyeceğim diyerek tepki gösterdi.

Bu konuşmanın ardından Hakan Ural kızı Melisayı arayarak bu ilişkinin bitmesini istedi.

Sibel Can Kimdir?

Sibel Can, 1 Ağustos 1970de, Engin Cangüre ve Emine Gül Sezer Cangürenin ilk çocuğu olarak Fatih, Karagümrükte dünyaya geldi. İlkokul mezunu olan Sibel Canın annesi Bursa Mudanyalı, babası Yugoslav göçmenidir. Gerçek adı Sibel Cangüre olan sanatçının babası Engin Bey birçok ünlü soliste eşlik eden bir keman sanatçısıydı.

Sibel Cannın müzikle tanışması küçük yaşlarda oldu. Henüz 13 yaşındayken, babasının kemanı eşliğinde önce Viyana daha sonra da Almanya, Hollanda ve İsrailde şarkı söyleyip dansetti. Türkiyeye döndü. Yaşı gizlenerek Halikarnas Gazinosunda işe başladı.

Galata Kulesi ve Astorya gibi kulüplerde çıkan sanatçıyı, Nükhet Durunun Fahrettin Arslana tavfiye etmesi üzerine sanatçının bir anda dünyası değişti. Sanatçı böylece Maksim Gazinosunda ilk sahnesini aldı.

Ancak yaşının küçüklüğü sebebiyle ceza alan gazinonun kapatılması üzerine Fahrettin Arslannın yardımıyla mahkemede yaşı 6 yaş büyülttürüldü. Böylece Maksim Gazinosunun oryantal dansçısı oldu.Sibel Can üç yıl kadar dans etti. Maksim gazinosunda Muazzez Abacı, Neşe Karaböcek ve Emel Sayın gibi ismlerin alt kadrosunda çalışma imkanı buldu. Assolistliğe yükseldiğinde henüz 17 yaşında idi.

Sibel Can, 1987 yılında Kervan Plaktan ilk albümü olan Günah Bizeyi çıkarttı. Bu albümde Orhan Gencebayın büyük desteğini gördü. Albüm kısa zamanda satış rekorları kırdı. 1988 yılında o dönemin popüler isimlerinden olan Hakan Ural ile Zerrin Özerin evinde gizlice evlendi. Bu evlillikten daha sonra Engincan ve Melisa adından iki çocuk dünyaya getirdi.

Neredeyse her yıl bir albüm çıkaran Sibel Can, 1995 yılında Raks Müzike transfer oldu. Büyük bir yükselişe geçen sanatçı, 1995 yılında yayınlanan Şarkılarda Senden Yana albümünde tarzını biraz değiştirdi. Albümdeki Deli Yüreğim, Dedikodu gibi parçalar Canın eski albümlerine nazaran daha çok ses getirdi. 1997 yılında ise, Serdar Ortaçın bestelediği Padişahlı albüm yayınlandı. Padişahla birlikte Sibel Can, Türkiyenin en çok konuştuğu isim haline geldi. 1999 yılında Hakan Uraldan ayrıldı. 2000 yılında çıkarttığı İşte Türk Sanat Müziği, İşte Sibel Can adlı albümle yeni bir döneme girdi. Aynı yıl Sulhi Aksüt ile evlendi ve bu evlilikten Emir isminde bir erkek çocuk dünyaya getirdi.

Sibel Can, albüm çalışmalarının yanında birçok dizide ve filmde de yer aldı. Kaldırım çiçeği, Gülüm, Bize Ne Oldu ve Berivan gibi dizilerle kamera karşısında da başarısını kanıtladı. 2001 yılından beri Emre Plak ile çalışan sanatçı en son 2007 yılında Akşam Sefası adlı albümü ile sevenleriyle buluştu.

Sibel Can, albüm çalışmalarının yanında birçok dizide ve filmde de yer aldı. Kaldırım çiçeği, Gülüm, Bize Ne Oldu ve Berivan gibi dizilerde kamera karşısına geçti.

Sibel Can, 15 Nisan 2015 tarihinde Fox TVde başlayan Sesi çok Güzel adlı yarışma programının jürisi oldu. Her hafta yeni yeteneklerin yarıştığı programda jüri koltuğunda oturanlar Sertab Erener, Sibel Can ve Gökhan Türkmen olacak.

Evlilikleri : 1.evliliği : Hakan Ural ile 28 Eylül 1988 tarihinde evlendi. 17 Şubat 1999 Tarihinde boşandı. Engincan (d. 27 Ocak 1992) ve Melisa (d. 22 Ağustos 1994) adından iki çocuk dünyaya getirdi.

2. evliliği : 2000 yılında müteahhit Sulhi Aksüt ile evlendi. 2010 yılının Eylül ayında boşandılar. Bu evlilikten Emir (d.Ağustos 2000) isminde bir erkek çocuk dünyaya getirdi.

Emel Sayın Kimdir?

Emel Sayın, 20 kasım 1945 tarihinde Sivasın Şarkışla ilçesinde doğmuştur. 1926da Türkiyeye gelen muhacir bir aile olan Suat ve Ahmet Sayının 4 kız çocuklarından en büyüğüdür. Şenel, Fatoş ve Hülya adlarında kız kardeşleri vardır. Anne ve babası Toprak Mahsulleri Ofisinde çalışıyorlardı. Emel Sayın ilkokula anneannesinin yanında, Kayseri Cumhuriyet İlkokulunda başlamıştır. Okuldaki şarkı yarışmalarında hep birinci olur. Ortaokulu ailesinin yanında Konyada okur. Sonra Üsküdara taşındılar.

13 yaşındayken Arif Sami Tokerden müzik dersleri almaya başladı. Sonraki yıllarda Münir Nurettin Selçuktan da dersler aldı ve yeteneği ile dikkat çekmeye başladı.

Edirne, Uzunköprü Gazi Turhan Bey Ortaokulu ve çapa Anadolu Öğretmen Lisesinden mezun oldu. Lise eğitimini Edirnede tamamladıktan sonra üç yıl boyunca İstanbul Belediye Konservatuarında, Münir Nurettin Selçukun da hocalığını yapmış olan Alis Rosenthaldan şan dersleri aldı. Bu arada Hürriyet Haber Ajansının açtığı yarışmada Münir Nurettin Selçuka ait klasik bir eser okuyarak Ses Kraliçesi seçildi.

Henüz 17 yaşındayken Ankara Gençlik Parkında Gönül Yazarın ilk eşi Necdet Yazarın gazinosunda ilk defa sahneye çıktı.

İlk kez 17 yaşında sahneye çıkmaya başlayan Sayın, 1963 yılında Ankara Radyosunun sınavını kazanarak, buradaki yedi yıllık hizmetine başladı. Ankara seyircisi karşısında sahne tecrübesi kazanan sanatçı, Egemen Bostancının teklifiyle İstanbula taşındı ve İstanbul Radyosuna geçti. Lalezr Gazinosunda assolist olarak sahne almaya başladı.

İstanbulda bulunduğu yıllarda şöhreti giderek artan Emel Sayın, albümlerinin yanı sıra sinema filmlerinde de rol aldı. Ayrıca 2001 yılında Aşkım Aşkım adlı televizyon dizisinde ve daha sonra Karınca Yuvası adlı dizide rol aldı.

1974 yılında çekilen Mavi boncuk adlı filmi Tarık Akanla oynadığı en güzel filmlerinden birisidir. Bu filmde Emel Sayın, Münir Özkul, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Tarık Akan ile başrolü paylaştı.

Emel Sayına 1998 yılında Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından Devlet Sanatçısı unvanı verilmiştir.

Emel Sayın, 1966 yılında 21 yaşındayken ilk eşi İsmet Kasapoğlu ile evlendi. 1975 yılında boşanan çift bir yıl ayrı kalabildi ve 1976da tekrar nikah masasına oturdu. 1979 yılında tekrar boşandı.

Emel Sayın, 1979un 20 Haziranında Gazinocular Kralı Fahrettin Aslanın oğlu Selçuk Aslanla fırtınalı bir evliliğe adım atar. Eylül 1981de ayrılırlar.

Emel Sayın, daha sonra 4 Haziran 1986 tarihinde Amerikalı David Younnes ile evlendi. 1999 yılında boşandılar.

Münir Özkul Kimdir?

Türk tiyatro ve sinema oyuncusu. Türk tiyatro ve sinema tarihine damgasını vurmuş önemli isimlerden biridir. İsmail Dümbüllüden devraldığı ünlü kavukla tiyatro sahnelerindeki başarısını; canlandırdığı Yaşar Usta, Turşucu Yaşar ve Kel Mahmut gibi karakterlerle de sinema oyunculuğundaki ustalığını gözler önüne sermiştir. Türk sinema tarihinde özellikle, karakter oyunculuğunda başta gösterilen isimler arasındadır.

Münir Özkul, 15 Ağustos 1925 tarihinde İstanbulun Bakırköy semtinde, eski Osmanlı paşalarından birinin torunu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlarda tiyatroya merak salmış olan Özkul, İstanbul Erkek Lisesindeki eğitiminin ardından oyuncu olmaya karar vererek gözünü sahnelere dikti. O zamana kadar yaşamını sürdürdüğü ve aşinası olduğu Bakırköyde bulunan Halkevinde oyunculuğa adım attı. İlk amatör sahne deneyimlerini burada 1940 yılında gerçekleştiren Özkul, İstanbul Devlet Tiyatrosunda bir süre oynadıktan sonra Ankara Devlet Tiyatrosuna geçti. Ardından da, İstanbul Şehir Tiyatrosunda profesyonel oyunculuk kariyerine devam etmeye başladı ve artık bağımsız çalışabilecek düzeye geldiğine kanaat getirerek, özel sektöre geçiş yaparak 1948 yılında Ses Tiyatrosunda sergilenen oyunlarda rol almaya başladı. Ancak buradaki çalışması uzun soluklu olamadı ve hemen ardından yine özel bir tiyatro olan Küçük Sahneye geçti.

Küçük Sahne, genç oyuncunun kariyerinin yükselişinde bir dönüm noktası oldu. çünkü, ilk defa önemli bir oyunda rol alma şansı doğdu. Sadri Alışık, Nevin Akkaya, Şükran Güngör ve Cahit Irgat gibi güçlü oyuncularla, yönetmenliğini Muhsin Ertuğrulun yaptığı ve Steinbackin aynı adlı romanından tiyatroya uyarlanan Fareler ve İnsanlarda oynadı. Yeteneği Musin Ertuğrulun gözünden kaçmayan Özkul, Küçük Sahnede ayrıca, Yarış, Onikinci Gece, Aşağıdan Yukarı ve Karışık İş gibi başarılı oyunlarda da yer aldı.

1960 yılında arkadaşlarının isteği doğrultusunda Aksaray Bulvar Tiyatrosunu kurdu ve oyunlar sergilemeye başladı. 1962de Bulvar Tiyatrosu, Münir Özkul Tiyatrosu adını alır.

Tiyatro sahnelerinden tesadüfen film setlerine geçişi 40lı yılların sonuna denk düşen Özkul, askerliğini yaptığı dönemde, Vatan ve Namık Kemal adlı filmde yönetmen asistanlığı yapan arkadaşı Sırrı Gültekini ziyaret için Yeşilçama gittiği birgün ilk defa bir filmde figüran olarak rol aldı. Üniformalı bir figüran arayışı içinde olan arkadaşının ricasını kırmayarak, biraz da komik bir anı olsun diye kamera karşısına geçti ve rol aldığı 400ün üzerinde filmle, Türk sinemasına damgasını vuran önemli karakter oyuncuları arasına girmesini sağlayacak sinema serüveni böylece başlamış oldu.

Münir Özkul, 1949 yılında ilk kez rol aldığı film Vatan ve Namık Kemaldir. Vatan ve Namık Kemal filminde soldan sekizinci asker rolüyle figüran olarak başlar sinemaya. Ardından 1951 yılında, senaryosu İhsan Koza ile Nazım Hikmet tarafından yazılan ve Vedat Arın yönetmenliğinde çekilen Üçüncü Selimin Gözdesi adlı bir İpek Film yapımında yer aldı. Hemen ardından, 1951de, yine birer İpek Film yapımı olan Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan ile Lale Devrinde yardımcı oyuncu olarak kamera karşısına geçen Özkul, aynı yıl, Muhsin Ertuğrulun yönetmenliğinde çekilen Evli mi Bekar mı ve Baha Gelenbevinin yönettiği Barbaros Hayrettin Paşa adlı filmlerde başrol oynadı.

Yabancı sinemanın tipik karakterlerinden etkilenen Türk sinemasında, Burhan Felek tarafından Lorel-Hardi ikilisinin kendi kültürümüze uyarlanmasıyla dönüştüğü Edi-Büdü ikilisinin 1952 yılında sinemaya aktarılmış versiyonu olan Edi ile Büdü Tiyatrocu ve Edi ile Büdü filmlerinde Vasfi Rıza Zobu ile birlikte rol alan Özkul, artık sinema çevrelerinde adını duyurmaya, halktan büyük ilgi görmeye başlamıştı. İlk yıllarında genellikle İpek Film yapımlarında yer alan oyuncu, çoğu zaman komedi türü filmlerde rol aldı ve özellikle mimikleriyle, samimi tavırlarıyla halk tarafından kısa sürede benimsendi. Ancak asıl başarısını Arzu Film yapımlarıyla yakaladı.

1953 yılında, Muhsin Ertuğrulun yönettiği Halıcı Kız filminde yer aldıktan sonra kariyerinin önü iyice açıldı. Aynı yıl, fantastik bir komedi olan ve senaryosu yine İhsan İpekçi ile Nazım Hikmet tarafından yazılan Balıkçı Güzeli/1002. Gece ve ardından, 1956da çekilen Kalbimin Şarkısı adlı duygusal film ile karakter oyunculuğuna doğru yönelişe geçen Özkul, Miras Uğrunda ve Zeki Mürenin başrolünü oynadığı Altın Kafes ile oyunculuk gücünü ortaya koyarak; dram, duygusal, komedi gibi farklı türlerde her kalıba girebilen bir oyuncu olduğu kanısını pekiştirmeye başladı.

Sinema çalışmalarının yanı sıra, gönül verdiği tiyatro sahnelerini de bırakmayan Özkul, 1957 yılında Devlet Tiyatrolarının yönetmenliğine getirildi. Sanat kariyerinde adeta bir atılım olarak değerlendirilebilecek bu gelişmenin ardından, Küçük Sahneyi terk etmek zorunda kaldı. Bu durum, sanatçının profesyonel oyunculuğa adım attığı Küçük Sahnenin, ustasını kaybetmesiyle birlikte daha fazla tutunamayarak dağılmasına neden oldu.

1960 ile 1970 yılları arasında kırkın üzerinde filmde rol alan Özkul, daha önce Atlan Karındaşla birlikte tiyatro sahnesine de aktardığı ve oyunun inanılmaz başarısı sonucunda, 1971 yılında Türk tiyatro ve ortaoyunu üstadı İsmail Dümbüllüden ortaoyuncular kavuğunu devralmasını sağlayan, Sadık Şendilin yazdığı Kanlı Nigar adlı muhteşem eserin sinema versiyonunda da yer aldı. 1968 yılında, Ülkü Erakalının yönetmenliğinde çekilen filmde, Belgin Doruk ve Selma Güneriyle birlikte rol aldı. Türk sinemasının en verimli dönemlerinden olan 70li yıllara gelindiğinde, geniş bir oyuncu kadrosuna sahip, aile filmlerinde rol almaya başlayan Özkul, özellikle Adile Naşitle iyi bir ikili oluşturdu ve bu ikili halk tarafından da çok sevildi; benimsendi. Yakışıklı olmasa da, hatta çirkince bir yüze, uzun ve ince bir fiziğe sahip olsa da birkaç filmde jön rollerde yer alan ve hiçbir zaman kötü rollere yakıştırılamayan Özkul, özellikle bu yıllarda Türk sinemasının klişe konularında fakir ama gururlu, iyi kalpli, babacan karakterleri canlandırdı.

Münir Özkul, 1972 yılında, başrollerini Hülya Koçyiğit ile Tarık Akanın paylaştığı Sev Kardeşim adlı Ertem Eğilmez filmindeki başarılı performansıyla, Antalya Altın Portakal Film Festivalinde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü.

70li yıllarda, Ertem Eğilmez imzalı filmlerde unutulmaz rollere hayat veren, ağlatan duygusal replikleri o etkileyici sesiyle Türk izleyicisinin hafızasına kazıyan Özkul, Neşeli Günler, Mavi Boncuk, Aile Şerefi, Gırgıriye serileri, Gülen Gözler ve Bizim Aile gibi filmlerle karakter oyunculuğundaki ustalığını ortaya koydu. Sanatçının unutulmaz rolleri arasında zirveyi ele geçirense, Hababam Sınıfı seri fimlerinde canlandırdığı, disiplinli, ancak yufka yürekli öğretmen Kel Mahmut karakteri oldu. Öyle ki, bu tipleme neredeyse adını aşarak sanatçının lakabı haline geldi ve bu şekilde anılmaya başlandı.

80li yıllarda duraklama dönemine giren Yeşilçamda video filmlerine yönelişi izleyen Özkul, bu dönemde kalitesi düşük birtakım sinema ve video filmlerinde rol aldı. Ardından, tek televizyonlu dönemin sonlarına doğru dizi çekimlerinin artış göstermesiyle birlikte, 1987 yılında TRTde yayınlanmak üzere çekilen Uzaylı Zekiye adlı dizi için kamera önüne geçti. Bu dizinin ardından birkaç filmde daha rol alan ünlü oyuncu, içkiye olan düşkünlüğünün de etkisiyle sağlığı ile ilgili sorunlar yaşamaya başladı ve özel projeler dışında herhangi bir çalışma yapmadı. Hayatının önemli bir kısmını alkolle savaşarak geçirdi. 1990lı yılların ortasında alkolü tamamen bıraktı. 1995 yılında, Kemal Sunalla birlikte, Şaban ile Şirin adlı filmde yer aldı. 90lı yılların ikinci yarısında, bilhassa özel televizyon kanallarının sayısı artış gösterdikçe, Yeşilçama olan rağbet azalmış; televizyon ekranlarına yönelik çalışmalar; özellikle de dizi yapımları ön plana çıkmıştı. Ancak bu furyadan kendini uzak tutan Özkul, 1996da, izleyiciden büyük ilgi gören ve senaryosu Kandemir Konduk tarafından yazılan Ana Kuzusu adlı dizide Perihan Savaş ve Ayşen Gruda ile birlikte rol aldı. Aynı yıl, İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen törenle, jübilesini yaparak tiyatro sahnelerine veda etti. Yaşamı boyunca pekçok tiyatro ve sinema yapımında emeği geçmesine rağmen, zaman zaman ciddi maddi zorluklar içine girmiş olan Özkula, bu geceden elde edilen gelirle bir ev alındı.

Yine 1996 yılında, Veli çelikin yönetmenliğinde çekilen televizyon filmi Ay Işığında Saklıdırda, Aydan Şener ve Toprak Sergenle birlikte yer aldı. Ardından, 1998 yılında, Hamdi Alkanın Reyting Hamdi adlı televizyon eğlence programında, kısa bir süre için Yarmagül tiplemesinin dedesi rolünü canlandırdı.

Sanat yaşamı boyunca 400e yakın sinema filminde ve sayısını kendisinin bile tam olarak bilmediği sayıda tiyatro oyununda rol alan Münir Özkul adına, 26 Mart 2005 tarihinde İstanbul Beylikdüzü Academia Center içerisinde Münir Özkul Sahnesi açılmıştır.

İçkiye düşkünlüğüyle bilinen sanatçı, özel hayatında da inişli çıkışlı bir seyir izleyerek dört evlilik gerçekleştirmiştir. İlk evliliğini Şadan Hanımla yapan Özkul, kısa süren bu birlikteliğin ardından Suna Selen ile hayatını birleştirmiş ve bu evlilikten Güner (d. 1 Şubat 1966) adında bir kızı olmuştur. Kızları sekiz yaşındayken, 1974 yılında çift boşanma kararı almıştır. Sonrasında Özkul, Tophaneli Örümcek Yaşar lakabıyla anılan Yaşar Hanımla üçüncü evliliğini gerçekleştirmiş; ancak bu da uzun sürmemiştir. Son olarak, halen yaşamını birlikte sürdürdüğü Umman Hanım ile evlenmiştir.

Mankenlik ve CNN Türkte televizyon programcılığı yapan kızı Güner Özkulun girişimiyle, 2005 yılında, sanatçıyı birçok yönden ele alan ve yaşamının bir dönemine farklı şekillerde tanıklık etmiş kişilerin kaleme aldığı yazılardan derlenmiş, Aktör Dediğin Nedir Ki? / Münir Özkul Kitabı adlı bir kitap yayımlanmıştır.

1998 yılında, T.C. Kültür Bakanlığı, Münir Özkula Devlet Sanatçısı ünvanını vermiştir. Özkul, İsmail Dümbüllüden aldığı ünlü kavuğu, 1989 yılında tiyatro oyuncusu Ferhan Şensoya devretmiştir. 1991 yılında ise, en önemli tiyatro ödülleri arasında gösterilen, Dümbüllü Ödülüne layık görülmüştür. 8 Nisan 2007 tarihinde, Mizah Üretenler Derneği, Karikatürcüler Derneği ve Bakırköylü Sanatçılar Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen II. Mizah Ödülleri töreninde, Münir Özkul Özel Ödülü, ünlü tiyatrocu Nejat Uygura verilmiştir.

2003 yılından bu yana Demans hastalığı ile yaşayan Münir Özkul, evinden dışarıya çıkmak ve kimseyle görüşmek istemiyor. Hastalığı yüzünden geçmişe dair birçok şeyi hatırlamıyor ve ölen arkadaşlarının yaşadıklarını sanıyor.

1 Nisan 1996da Atatürk Kültür Merkezinde Münir Özkul için düzenlenen veda töreninde, jübilesini yaparak tiyatro sahnelerine veda etti. Gecenin sonunda Münir Özkul sahneye geldi ve artık onunla özdeşleşmiş tiradı okudu:

Aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu hoş kubbede bir hoş seda olarak kalır. (...) Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır durur sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. Perdeee!

2015 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Yönetmeliği kapsamında, sinema alanında ödüllendirildi.

Ana Sayfaya Git