Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Öztürk, Türkiyede sezaryenle doğumlarla ilgili açıklamalarda bulundu.
Sezaryenle doğumların tüm dünyada artış gösterdiğini bildiren Öztürk, ABDnin sezaryene karşı izlediği ısrarlı politikaya rağmen ancak yüzde 32 oranının yakalandığına işaret etti.
Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) sezaryenle doğumla ilgili yüzde 5-15 oranını esas aldığını, ancak yüzde 20yi da kabul edilebilir bulduğunu anlatan Öztürk, şunları belirtti:
Ülkemizde son üç yıldaki sezaryenle doğum oranları yüzde 45in üzerinde. Bu oran devlet, üniversite ve özelde farklılıklar gösteriyor. En yüksek oranlar özelde ve üniversite hastanelerinde. Özel hastaneler genelde sezaryenle doğum yapmak isteyen kişiler tarafından tercih ediliyor. Üniversite hastanelerinde de daha çok riskli gebelikler takip edildiği için sezaryen yapılıyor. Hatta bazen devlet hastanelerinde bile tıbbi gereklilik olmasa bile sezaryen yapıldığını düşünüyoruz. Dünyada sezaryenle doğum oranı en yüksek 5 ülkeden biriyiz. Türkiye, Brezilya ve Çinden sonra üçüncü sırada yer alıyor. Bizi Meksika ve İtalya izliyor.
Bazı aileler doğum zamanını ayarlamak için sezaryen istiyor
Sezaryen tercihinde farklı nedenlerin rol oynadığını ifade eden Öztürk, Doğumun kısa sürmesi, kolay ve riskinin az olması nedeniyle sezaryen tercih ediliyor. Hatta bazı aileler doğum zamanını ayarlamak için sezaryen istiyor. Tüp bebek yöntemleriyle hamileliklerde de bebeklerin kıymetli olması sezaryene yöneltiyor diye konuştu.
Hekimlerin tıbbı hatalardan kaynaklanan yaptırımlarla karşılaşmamak için sezaryene başvurduğunu bildiren Öztürk, Hekimleri bu konuda rahatlatmak, üzerlerindeki baskıyı azaltmak gerekiyor dedi.
Sezaryen oranlarının düşürülmesi için Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği ile bir kampanya yürüttüklerini, buradaki hedefin 2013 yılı için yüzde 35 olduğunu belirten Öztürk, Bu konuda sezaryen oranlarını düşüreceğiz diye hekimlerin de ürkütülmemesi önemli. Aksi halde tıbbi gereklilik halinde bile hekimlerimiz sezaryenden kaçınabilir. Ana hedefimiz daha doğru doğum ve yöntem olmalı şeklinde konuştu.
Türkiyede son yıllarda alınan önlemlerle anne ölüm oranlarında büyük düşüş meydana geldiğine işaret eden Öztürk, düşük oranlarının azaltılmasının da bu çerçevede büyük önem taşıdığına işaret etti.
Alınması gereken önlemler nelerdir?
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Öztürk, sezaryen oranlarının düşürülmesi için alınacak önlemlerle ilgili de bilgi verdi.
Normal doğumu teşvik için ağrıyı azaltmaya yönelik bazı tekniklerin gündeme gelebileceğini ifade eden Öztürk, tek kişilik doğum odaları gibi altyapının geliştirilmesi, ebelerin doğumlarda daha fazla görev alması, halkın ve hekimlerin eğitimi ile kadın doğum uzmanlarının komplikasyon halinde yaptırımla karşılaşma endişelerinin azaltılmasının bu önlemlerden bazıları olduğunu bildirdi.
Kürtaj doğum kontrol yöntemi değil
Kürtaj konusunu da değerlendiren Öztürk, bu konuya önem verdiklerini ifade ederek, Kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir. Bunun bilinmesi büyük önem taşıyor dedi.
Sezaryen oranları
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiyede 2008de 1 milyon 317 bin 988, 2009da 1 milyon 306 bin 966, 2010da 1 milyon 284 bin 772, 2011de 1 milyon 267 bin 880, 2012nin ilk üç ayında ise 295 bin 509 canlı doğum oldu.
Türkiyede sezaryenle doğum oranları 2009da yüzde 42,7, primer (ilk doğumda) 27,2, 2010da yüzde 45,4, primer yüzde 25,6, 2011de 46,6, primer 24,9, bu yılın ilk üç ayında ise 51,1, primer 24,9 olarak gerçekleşti.
2009da sezaryenlerin yüzde 39,3ü devlet sağlık kurumlarında, 61,8i özelde, 63,2si üniversitelerde, 2010da 40,2si devlette, 63,7si özelde, 65,2si üniversitelerde, 2011de 36,8i devlette, 66,6sı özelde, 65,9u üniversitelerde, bu yılın ilk üç aylık döneminde ise 36,6sı devlette, 68,1i özelde, 66,9u da üniversitelerde yapıldı.
Primer sezaryen oranları da 2009da devlet sağlık kurumlarında 24,3, özelde 40,8, üniversitelerde 42,6, 2010da devlette 22,3, özelde 36,3, üniversitelerde 38,4, 2011de devlette 17,6, özelde 38,3, üniversitelerde 37,4, 2012nin ilk 3 ayında da devlette 16,7, özelde 38,7, üniversitelerde 37,7 oldu.
Doğudan batıya artıyor
Doğudan batıya gittikçe artan sezaryen oranları, bölgelere göre de farklılık gösteriyor.
Buna göre sezaryenle doğum Ege bölgesinde yüzde 31,8, Akdenizde 28,4, Güneydoğuda 14,7, Doğu Anadoluda 16,3, Kuzey Doğu Anadoluda 14,6, Doğu Karadenizde 25,5, Batı Karadenizde 25,1, Doğu Marmarada 28,9, Batı Marmarada 34,2, İstanbulda ise 27,6 oranında gerçekleşti.
Hekimlere göre nedenler
Sağlık Bakanlığının araştırmasına göre hekimlerin yüzde 45i tıbbi hatalardan dolayı yaptırım endişesi, yüzde 41i az riskli olması, yüzde 27si de normal doğuma göre daha kısa, kolay ve risksiz olması nedeniyle sezaryeni tercih ediyor.
Doğurganlık hızı
Uzmanlara göre bir ülkede doğurganlık hızının yüzde 2nin altına inmesi, nüfusun kendini yenilemeyip yaşlanması anlamına geliyor.
Buna göre Türkiyede toplam doğurganlık hızı 2003 yılında 2,23 iken 2007de 2,15, 2008de 2,14 2009da 2,06, 2011de 2,09 olarak gerçekleşti.
Düşük oranları
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasında 2003 yılında gebelikte düşük oranı yüzde 21,3 olarak saptandı. Bunun yüzde 10;unu kendiliğinden, 11,3ünü de istemli düşükler oluşturdu.
2008de tekrarlanan aynı araştırmada ise düşük oranı yüzde 20,5 olarak tespit edildi. Bunun da yüzde 10,5ini kendiliğinden, 10unu ise istemli düşükler olduğu belirlendi.