'Gelecek Dünya Gelecek Türkiye', Gebze'de panelde tartışıldı

Gebze'de düzenlenen'G20 Dönem Başkanlığında Gelecek Dünya Gelecek Türkiye' konulu panelde konuşan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nden Prof. Dr. Muhittin Ataman, dünyada ABD hegomonyasının askeri alanda sürse de, ekonomik ve entelektüel alanda büyük düşüş içinde olduğunu söyledi.

Haberler 13.04.2015 - 15:28 Son Güncelleme : 13.04.2015 - 15:28

Gebze Belediyesi’nin ev sahipliğinde hafta sonu gerçekleştirilen panelde, ’G20 Dönem Başkanlığında Gelecek Dünya Gelecek Türkiye’ konusu tartışıldı. Ülkenin önemli akademisyenleri ile sanayici ve iş adamlarını buluşturan panelde ’Dünya Nereye Gidiyor?’, ’Dünya Ekonomisinin Geleceği’ ve ’Kapsayıcı ve Katılımcı Bir Dünya Mümkün mü’ konuları ele alındı. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muhittin Ataman, Bilim Sanat Vakfı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Okumuş, Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Başkanı Doç. Dr. Mesut Özcan ve Dışişleri Bakanlığı SAM Başkanı Ali Resul Usul sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Muhittin Ataman yaptığı konuşmada, ABD hegemonyasının askeri alanda sürse de, ekonomik ve entelektüelalanda büyük düşüş içinde olduğunusavunarak şöyle dedi: ABD imha gücünü koruyor, ancak imar ve ihya gücüne artık sahip değil. Bu nedenle gücü ve faturayı paylaşmak istiyor. ABD bu nedenle G-7’yi, daha sonra daha geniş bir kollektif liderlik kurmak istedi ve G-20 ortaya çıktı. Mevcut küresel sistem ve yapılar dönüşmek zorunda. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin istemediği hiç bir şey olamıyor. 200 devletin kaderi bu 5 devletin ellerine teslim edilemez. Türkiye refahın eşit dağıldığı bir küresel yönetişimi arıyor.

’AVRUPA TAŞRALILAŞIYOR’

Bilim ve Sanat Vakfı Başkanı Ahmet Okumuşda konuşmasında, devlet dışı aktörlerin de güç paylaşımında küresel ölçekte ortaya çıktığınıkaydederek şunları söyledi: Güç yeniden tanımlanmalı. ABD en büyük güç olmayı sürdürüyor ve Avrupa taşralılaşıyor. Küresel vizyon ve yönetim gücünü Avrupa kaybediyor. Çin, Rusya ve İran dünya sisteminin dışından, Türkiye ise sistem içinden küresel bir revizyon istiyor. G20 heterojen grupları ve iş adamları, gençler ve akademisyenler gibi farklı kesimleri bir araya getirme imkanına sahip. Ancak G-20 kendisi için bir politik tutarlılık edinmelidir ki cılız bir platform olmasın, bu nedenle şebeke diplomasisi uygulanmalıdır. 2’nci dünya savaşı sonrası kurulmuş olan yapılar değişiyor ama, bu değişimin nereye gideceğini bilemiyoruz, bir alacakaranlık var. Sistemin dışına çıkmadan çeperlerinde dolaşarak sistemi dönüşüme zorlamak Türkiye’nin yapacağı en akılcı iştir.

Ana Sayfaya Git