Kağıthane'de eş cinneti! tartıştığı eşini kurşuna dizip, gözü dönmüşçesine intihar edip öldü

19 yıl aynı yastığa baş koymuş 39 yaşındaki Barış Turhan ve Bahar Turhan belki de evliliklerini son kere kurtarmak için Kağıthane'de buluşmuşlardı. Evli çiftin ayrılık kararlarını kabul edemeyen eş Barış Turhan, geçirdiği cinnet sonucunda önce karısını Kağıthane sokağında yol ortasında öldürdü sonra da gözü dönmüş bir şekilde intihar etti

Haberler 31.01.2016 - 03:50 Son Güncelleme : 31.01.2016 - 03:50

19 yıl aynı yastığa baş koymuş 39 yaşındaki Barış Turhan ve Bahar Turhan belki de evliliklerini son kere kurtarmak için Kağıthanede buluşuşlardı. Evli çiftin ayrılık kararlarını kabul edemeyen eş Barış Turhan, geçirdiği cinnet sonucunda önce karısını Kağıthane sokağında yol ortasında öldürdü sonra da gözü dönmüş bir şekilde intihar etti

Kağıthane Emniyet Evleri Mahallesinde 39 yaşındaki Barış Turhan, kendisinden boşanmak isteyen 19 yıllık üç çocuk annesi eşi Bahar Turhanı barışmak için bir kafeteryaya çağırdı. Konuşmaya başlayan çift arasında tartışma çıktı.

Bu sırada kadın çantasındaki boşanma dilekçesini eşine gösterdi. çılgına dönen Barış Turhan, silahını çıkartarak eşinin göğsüne ateş etmeye başladı. Üç erkek çocuğu annesi kadın kanlar içerisinde yere yığıldı. Barış Turhan daha sonra silahı kendi kafasına dayayarak ateş etti. Genç adam da kanlar içerisinde yere yığıldı.

Kafeterya çalışanlarının ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve ambulans sevk edildi. Ağır yaralanan çift ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ancak Bahar Turhan ambulansta hayatını kaybetti. Barış Turhan ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bahar Turhanın geçtiğimiz hafta çağlayandaki İstanbul Adalet Sarayına boşanma başvurusunda bulunduğu ve yaklaşık 3 aydır eşinden ayrı yaşadığı öğrenildi.

Kğıthane, İstanbulun Avrupa Yakasında bir ilçesidir. Kuzeyde Sarıyer, kuzeydoğuda Beşiktaş, doğu ve güneyde Şişli, güneybatıda Beyoğlu ve batıda da Eyüp ile çevrilidir. İlçenin, Kağıthane Deresinin sona erdiği kesimde Haliçe kısa bir kıyısı vardır.

Bizans döneminde Kağıthane Deresinin adı Barbisostu. Kesin bilgiler olmamakla birlikte İstanbulun fethi sırasında burada bir kğıt değirmeni bulunduğu ve bu imalathanenin II. Bayezid dönemine (1481-1512) kadar çalıştığı anlaşılır. Evliya çelebi 17. yüzyılda Kağıthane çevresini anlatırken burada harap durumda bir kğıthane bulunduğunu anlatır. Semtin ve ilçenin adı, bu kğıthaneden gelmiş olmalıdır.

Kğıthane, İstanbulda Haliçe dökülen bir dereyle, bunun vadisinde eski kğıt imalathanelerinin bulunması nedeni ile bu adı almıştır. Zamanında bu imalathaneler dışında; un değirmenleri ve baruthanelerin bulunduğu, düzlük kesimlerde ise cirit oyunları ve ok atışı için talim sahaları bulunduğu bilinmektedir.

1530 haziran ayında Kanuni Sultan Süleymanın oğulları Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmet ile Şehzade Selimin sünnet düğünleri At Meydanında başlamış ve üç hafta devam ettikten sonra Kağıthane sahrasında bir koşu ile sona ermiştir.

Kğıthane 18. yüzyıldan önce de lleleri ile meşhurdu. Evliya çelebi buradaki (Lalezar Mesiresinde) Kağıthane Lalesi ismiyle meşhur Lale-i Günegünden bahsederek, Lalevakti buraya gelenlerin aklı perişan olur diye yazmıştır. Kğıthane 18. yüzyılda III. Ahmetin veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşanın zamanında Lale Devri ile dillere destan olmuştur.

28. çelebi Mehmet Efendinin Paristen getirdiği Versailles bahçe ve köşklerinin planlarına göre, Kağıthane deresi etrafında padişaha ile vezirlere özgü 60 kadar kasır ve köşkyapılmış ve kıyılar, zamanın münevverlerinin devam ettiği büyük bir Bektaşi Tekkesi ve mezarlığının bulunduğu Karaağaç düzenlenmiştir. Dere kenarları kavak ve çınar ağaçları ile süslenmiştir. En meşhur Kasır, Sadabad olarak anılmaktadır. Derede çağlayanlar yapılmış, geceleri kaplumbağalar üzerine mumluk dikilerek Lale bahçeleri arasında çırağanlar düzenlenmeye başlanmıştır. O yıllarda Kğıthane lale tarlaları, havuzlar, fıskiyeler ve renk renk görünen köşkler birbirini tamamlayan unsurlardı. Yine Sütlüce mevkiinde Giresunlu ve Karaağaç Tekkesi isimli Osmanlı münevverlerinin devam ettiği Bektaşi tekkeleri mevcut idi.

Kğıthane bahçe ve kasırlarının öyküleri, halk arasında türlü dedikodulara yol açmış, bilhassa eğlencelerin alıp yürümesi hoşnutsuzluklara, eleştirilere neden olmuştur. Edebiyata da konu olan bu görünüm ve yapıtlar Patrona Halil İsyanında yıkılarak düz bir alan haline getirilmiştir.

Kğıthane eğlence merasiminin zamanı ilkbahardı. Hıdırellezden itibaren halk kayıklarla, arabalarla tatil günlerinde bu yöreyi doldururdu. Kağıthane, birçok toplantıların yapıldığı, resmi ziyaretlerin, düğünlerin düzenlendiği bir yerdi. 1808 yılında Alemdar Mustafa Paşanın davet ettiği İmparatorluk Ayanhaneden ve eşrafı, Kağıthanede toplanarak meşhur Sened-i İttifakı düzenlemişlerdir.

Eski Kğıthaneden bugün hemen hemen hatıra yoktur. Muşhur Karaağaç Tekkesinin kalıntıları üzerine bir partinin il merkezi binası yaptırılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında çağlayan ve İmrahor Kasırları yıktırılmış, hatta dere içindeki çağlayanı sağlayan oyma mermer kaideler ve eski nişan taşları da sökülmüş, bugün bir harabe haline gelmiştir.

1481-1512 yılları arasında Osmanlı padişahlarından II. Beyazıt devrinde Candereci Muhittinzade Vakfı ile kurulan ve açıklandığı şekilde devreler geçiren Kağıthane köyünün ilk nüvesi, Merkez mahallesindeki yerleşmelerle başlamıştır. Halen Belediye Meydanına bakan Daye Hatun Camii bu devirden kalmadır. Eski tarihsel yapıyı taşıyan ahşap evlerden birçok örnek halen göze çarpmaktadır. Bugün İstihkam Okulunun yapıldığı yerde eski kasr yanında günümüze gelmiş olan Sadabad Camii bulunmaktadır. Sadabad bahçe ve mesireleri, Osmanlı-Türk toplumundan doğan bütünleşme özelliklerini ortaya koyan önemli örneklerden birisidir. Doğal özellikleri, nedeniyle Kağıthane daha Sadabad bahçeleri gelişmeden de İstanbulluların ve hükümdarların doğa ile bir araya geldikleri yerlerin önde gelenlerindendir. Hükümdarlardan ilk defa Kanuni Sultan Süleymanın ilgisini çekmiş olan Kağıthane, III. Ahmet devrinde yaptırılan Sadabad Kasrı ile imar edilmeye başlandı.

Nitekim Haliçe doğru Kağıthane ve Alibey dereleri kıyılarında devletçe parsellenerek, devrin ileri gelenlerine verilen arazide yaptırılan ve sayıları 170i aşan birbirinden zarif Köşk ve güzel bahçelerle Kağıthane bir yazlık dinlenme sitesi haline gelmişti. Halkın kullandığı geniş mesire çayırlıklarıyla kuşatılan bu kasırlar topluluğu, Sadabad Sarayı ve bahçesiyle birleşerek Haliçten Kağıthane köyüne kadar birbirinden güzel bir dizi peyzajı içeren Sübyan Mektebi bir bahçe ve su şehri oldu. Böylece Osmanlı tarihi içinde peyzaj mimarlığı yönünden kentin belli bir kesimi planlı bir biçimde ve kısa bir zaman süresinde rekreasyon amacıyla geliştirilmesi gibi bir olgu ile karşılaşmaktayız. Bu gelişmenin olduğu Lale Devrinde doğa ve bahçe tutkusu sınırlarını aşarak halka kadar ulaştı. O devirde genel kültürümüzün çeşitleri sanat bölümlerindeki gelişmeler bahçe sanatı da önemli bir yer almıştır.

Patrona(Albay) Halil isyanı ile bir enkaz haline gelen Sadabad Kasırları ve bahçelerinin küçük bir bölümü III. Ahmetten sonraki hükümdarlar ve özellikle I. Mahmut, III. Selim ve II. Mahmut zamanında onarıldı. Fakat hiçbir zaman Lale devrindeki yapı ve ruh olgunluğuna erişmedi. II. Mahmut tarafından onarılarak çağlayan Kasrı olarak adlandırılan Sadabad 1940larda yıkılarak askeri okul inşa edildi.

Ana Sayfaya Git