Mezarları nerede?

Mecliste, Üstad Said-i Nursi ve Şeyh Said ile 46 arkadaşının kabirlerinin tespitleri ve ailelerine teslimi tartışıldı. BDP'li Zozani, Üstad Beddiüzzaman'ın kabrinin Barla'da olduğunu ifade ederken, Diyarbakır'da Şeyh Said'in heykelini dikeceklerini söyledi.

Haberler 21.11.2013 - 11:25 Son Güncelleme : 21.11.2013 - 11:25

DİYARBAKIR/ANKARA-BDP Hakkari milletvekili Adil Zozani, Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi’nin mezarının Isparta’nın Barla kasabasında olduğunu öne sürerek, Resmi iddia, Said-i Kürdi’nin mezarının Isparta kent merkezinde olduğu yönünde. Ancak Said-i Kürdi, Barla kasabasında gömüldü dedi. Zozani, Şeyh Said’in de heykelinin Diyarbakır’da dikileceğini söyledi.

TBMM Genel Kurulu’nda, BDP’nin, 25 Haziran 1925 tarihinde idam edilen Şeyh Sait Efendi ve 46 arkadaşının mezar yerlerinin ailelerine teslim edilmemesinin nedenlerinin araştırılmasına ilişkin Meclis araştırma önergesi üzerine söz alan Zozani, Ne mutlu bize ki Seyit Rıza’nın sözünü unutmadık ve bugüne kadar bu zulmü Seyit Rıza’nın topraklarında, Seyit Rıza’nın halkına reva görenlere, bu derdi yaşatıyoruz, yaşatmaya da devam edeceğiz dedi.

ŞEYH SAİD’İN MEZARI

Zozani, Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanmasını talep ettiklerini ve Meclis’in buna destek vermesini arzuladıklarını kaydetti. 29 Haziran 1925’te 46 arkadaşıyla birlikte idam edilen Şeyh Sait’in Türkiye kamuoyuna gericiliğin sembolü ve bölgede hilafet devleti kurmak isteyen bir şahsiyet olarak lanse edildiğini savunan Zozani, Şeyh Sait’in Erzurum ve Sivas kongrelerinde Kürt halkına verilen sözlerin tutulmaması üzerine isyan başlattığını söyledi.

CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün Hangi sözmüş? diye sorması üzerine Zozani, 1921’de verilen sözlerin tutulmaması,1924 tekçi anayasasının, faşist anayasasının dayatması sonucu Şeyh Sait’in ayaklanmaya yeltendiğini öne sürdü.

Zozani, Şeyh Sait’in anısının Kürt halkının bağrında yaşadığını ifade ederek, Ant olsun ki onun heykelini Diyarbakır’da bir meydana dikeceğiz, bu bizim boynumuzun borcudur. Şeyh Sait’in heykelinin Diyarbakır’da dikilmesi bizim boynumuzun borcudur ve bunu yapacağız dedi.

Üstad Bediüzaman Said Nursi hazretlerinin vefatına ve kabriyle ilgili de konuşan Zozani, Bediüzzaman Saidi Kürdi ömrü boyunca Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan halkların kardeşliği için mücadele etti, Kürt halkının dili ve tarihi için mücadele etti. Maalesef, eserleri tahrip edildi, Kürt halkına karşı kullanılan bir araç durumuna getirilmek istendi. Ancak tarihin bu sayfası da kapanıyor diye konuştu.

KABRİ BAR’LADA İDDİASI

Said Nursi’nin mezarının Isparta’nın Barla ilçesinde bir mezarlıkta ve Isparta şehir mezarlığında doğum ve ölüm tarihi belli olmayan bir meçhul olarak defnedildiği iddiaları bulunduğunu ifade eden Zozani, bunun da açıklanmasını istediklerini söyledi. Zozani, şunları kaydetti:

Bu tarihi şahsiyetlerin mezarlarının yerini açıklayıp kendi halkına iade edilmesini talep ediyoruz. Kürt halkından alınanları, Kürt halkından gasbedilenlerin iade edilmesi safhasına gelmişiz. Bunun önünde artık çok fazla direnmeye gerek yok. Kürt halkına karşı işlenmiş, bu insanlıkla bağdaşmayan uygulamalar nedeniyle devlet Kürt halkından özür dilerse ancak o zaman toplumsal helalleşme ve barış süreci taçlanmış olacaktır. Biz buna inanıyoruz, cezaevleri ancak böyle boşalacaktır. Kürt halkından alınanları Kürt halkına iade edin, Kürt halkının gasbedilen haklarını, gasbedilen şahsiyetlerini Kürt halkına geri iade edin.

BDP’YE SERT ELEŞTİRİ GETİRDİ

AK Parti Amasya Milletvekili ve Çözüm Süreci Komisyonu Başkanı Naci Bostancı da yakın tarihte yaşanmış olan trajedilere ilişkin herkesin üzerine düşen görevler bulunduğunu, hayatını şöyle veya böyle kaybetmiş insanlardan geriye kalanların ailelerine verilmesinin olağan ve insanlığın gereği bir tutum olduğunu söyledi. Zozani’nin Şeyh Sait’in de heykelini Diyarbakır meydanına dikeceğiz sözüne de değinen Bostancı, bunu kavga ve meydan okuyucu bir tavır olarak niteledi.

Bostancı, Bu, heykel dikilirken aynı zamanda rövanşist bir duygunun açığa çıkması şeklinde anlaşılmaz mı? diye sordu. Sataşma olduğu gerekçesiyle söz isteyen Zozani, Bostancı’ya, Bize akıl vermek yerine kendi içinize dönün, kendi politikalarınızı gözden geçirin. ’Bu halka karşı yüz yıllardır uygulanan mezalimi bir yerde durdurmanın vakti gelmiştir’ deyin diye konuştu. Kürt halkından özür dilemenin sorunun çözüm anahtarı olduğunu öne süren Zozani, Böyle devam ederseniz siz burada daha çok prens masalı anlatırsınız dedi. Zozani, meydan okumadıklarını, yüreklerindeki acıyı dile getirdiklerini, haykırdıklarını söyledi.

DİYARBAKIR’A HEYKELİ DİKİLECEK

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de asıl meydan okumanın, Şeyh Sait’in mezarı başına, Diyarbakır Meydanı’nda yüzyıl boyunca meyhaneler kuran, açık filmler oynatan, sinemalar kuran zihniyet olduğunu iddia etti. Baluken, O zihniyete meydan okumak gerekiyorsa o meydan okumayı da Kürt halkı olarak yapacağız ve Şeyh Sait Efendi’nin anısını Diyarbakır’da, Amed’de yaşatacağız şeklinde konuştu.

Bunun üzerine Bostancı, Abdullah Öcalan’ın İmralı tutanaklarında Atatürk, demokrasiyi getirecekti ama Şeyh Sait İngilizlerle iş birliği etti, isyan çıkardı, getirmedi dediğini söyledi. Baluken ise hiçbir görüşme tutanağında böyle bir ifade bulunmadığını belirtti. MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da 1925’te Rus ordusunun Şeyh Sait ve Seyit Rıza’ya madalya taktığını söyledi. CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de Halaçoğlu’nun iddiasının yanlış olduğunu kaydetti.

ÜSTADIN KABRİNİ AÇMIŞLARDI

Nur cemaatinin ilk lideri olan Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri, 23 Mart 1960ta Şanlıurfada vefat etmiş ve cenazesi Şanlıurfadaki Halil-ur Rahman Dergâhına defnedilmişti. Ancak 12 Temmuz 1960ta, 27 Mayıs ihtilalinin ardından kurulan hükümetin emriyle bu mezar yıktırılmış ve Üstad Said-i Nursinin cenazesinin nakledildiği yer açıklanmamıştı. O tarihten beri Said-i Nursinin mezarının nerede olduğu bilinmiyor ve mezar yeriyle ilgili birçok iddia ortaya atılıyor.

Tarihpçi Murat Bardakçı, 4 Mayıs 2011de Habertürk gazetesinde yayınlanan Said-i Nursinin kayıp kabri başlıklı yazısında 27 Mayısın önemli isimlerinden emekli Korgeneral Faruk Güventürkün Cenazeyi ne yaptınız sorusuna verdiği şu cevaba yer vermişti: Urfadan alıp tayyareye koyduk ama nereye götüreceğiz? Defnedeceğimiz yer Kâbe gibi olurdu, onun için tayyare daha havada iken kapakları açtırıp attım!

DARBELER KOMİSYONUNDA

TBMM bünyesinde kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonunun çalışmaları sırasında da Said-i Nursinin mezar yeri bulunsun önerisi gündeme gelmiş, bu konuyla ilgili olarak tanıklık yapan Erol Türegün, cenazenin Isparta-Afyon arasında daha önceden hazırlanan bir mezara defnedildiğini öne sürmüştü. 52 yıl sonra ortaya çıkan sürpriz tanık Türegün, Yedeksubaydım, gece yarısı alarm verildi. Bir cenaze taşıyan uçak gece yarısı Afyon Askeri Limanına indi. Cenazeyi taşıyan astsubaylar, cenazenin Said-i Nursiye ait olduğunu, daha önce kazılan Isparta-Afyon arasındaki mezara defnettiklerini anlattı demişti.

Ana Sayfaya Git