Rojava İçin Açık Uyarı

Rojava’da, Suriye geçici Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan ateşkes ve mutabakat anlaşması, bölgede çatışmaların sona erdirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken; hukukçular, sivil toplum örgütleri ve iş dünyası temsilcileri, anlaşmanın kalıcı barışa dönüşebilmesi için somut ve kapsayıcı adımların şart olduğu uyarısında bulunuyor.

Haberler 05.02.2026 - 12:30 Son Güncelleme : 05.02.2026 - 12:30

Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç, DTSOB Başkanı Mehmet Kaya, GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş ve Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek, Rojavada imzalanan mutabakata dair değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç:

Bu mutabakat ne bir zaferdir ne de yenilgi; haklar garanti altına alınmazsa barış sağlanamaz

Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç, Rojavada varılan anlaşmayı kamuoyundan gelen sınırlı bilgilerle takip edebildiklerini belirterek, esas sorunun geçici Şam yönetiminin zihniyetinde yattığını ifade etti. Güleç, Suriyenin çok kimlikli ve çok inançlı yapısına dikkat çekerek şunları söyledi:

Bugün geçici Şam yönetimi uluslararası alanda kabul görüyor olabilir. Ancak bu yönetimin zihinsel kodları, geldiği geleneğin bakış açısını yansıtıyor. Suriye çoğulcu bir toplumdur. Farklı etnik, inançsal ve kültürel kimlikler vardır. Kendisi gibi düşünmeyen Arap ve Müslüman olmayan kesimlere dönük ciddi bir baskı söz konusudur. Kobanide yaşanan insani dram da bu bakış açısının bir sonucudur.

Anlaşmanın Suriye ve Ortadoğuda iç barışa hizmet edebilmesi için tüm halkların kimliklerinin tanınması gerektiğini vurgulayan Güleç, Kürtlerin temel taleplerine dikkat çekti:

Kürtler ana dilde eğitim istiyor, demokratik ve ademi merkeziyetçi bir yerel yönetim anlayışı talep ediyor. Bu haklar yalnızca Kürtlere değil; Dürzilere, Alevilere, Süryanilere, Türkmenlere de tanınmalıdır. Aksi halde bu rejimin Esad rejiminden farkı olduğu söylenemez.

Türkiyeye Yönelik Eleştiri ve Uyarı

Türkiyenin Suriye politikasını da eleştiren Güleç, şu uyarıda bulundu:

Türkiyede Kürtlerle barıştan söz edilirken, Suriyedeki Kürtlerin kazanımlarını yok sayan bir politika iç barışa hizmet etmez. Suriyede demokratik olmayan, yargısı olmayan bir rejime biat edin demek doğru değildir. Türkiye, Suriyedeki Kürtlerin ve diğer halkların garantörü olabilirdi ama maalesef bu yönde bir politika izlenmedi.

Diyarbakır Baro başkanı Av Abdülkadir Güleç

DTSOB Başkanı Mehmet Kaya:

Ateşkes kritik bir eşik, ancak anayasal ve uluslararası güvence şart

DTSOB Başkanı Mehmet Kaya ise, 6 Ocak 2026dan itibaren başlayan çatışmaların ardından imzalanan mutabakatın, Rojavada ateşkes süreci açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Kaya, yaşanan çatışmaların ciddi insani kaygılara yol açtığını vurgulayarak şöyle konuştu:

Uluslararası basına yansıyan görüntüler, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde toplu katliam endişelerini artırdı. Bu durum yalnızca Suriyenin iç meselesi olmaktan çıktı; bölgesel ve uluslararası bir krize dönüştü.

Mutabakat Kağıt Üzerinde Kalmamalı

Mutabakat metninin olumlu yanlarına dikkat çeken Kaya, uygulamanın belirleyici olacağını ifade etti:

Kürtlerin kimliğinin tanınması ve yönetim mekanizmalarında söz sahibi olması en doğal haktır. Ancak bu maddelerin sahada bağlayıcı şekilde hayata geçirilmesi gerekir. Aksi halde mutabakat kağıt üzerinde kalır.

Kaya, kalıcı barış için uluslararası bir izleme mekanizmasının şart olduğunu vurgulayarak, sürecin Türkiyeye de önemli sorumluluklar yüklediğini dile getirdi.

Dtsob başkanı Mehmet Kaya

GÜNSİAD:

Silahın dışlandığı bir sürecin başlaması umut verdi

GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Rojavada varılan mutabakatın Türkiyede geçmişte yürütülen çözüm süreciyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, Suriyedeki savaşın Türkiyedeki barış sürecini de yıllar boyunca olumsuz etkilediğini söyledi.

Bedirhanoğlu, 2013 sürecinin Suriyedeki gelişmeler nedeniyle akamete uğradığını hatırlatarak, Ortadoğuda derinleşen savaş halinin Türkiyeyi yeni bir sürece zorladığını ifade etti. Son dönemde yaşanan gelişmelerin kendilerinde şaşkınlık ve umut yarattığını dile getiren Bedirhanoğlu, örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesini bu açıdan önemli gördüklerini belirtti.

Silah ve şiddetin hem hukuki hem insani olarak kabul edilemez olduğunu vurgulayan Bedirhanoğlu, mutabakatın tarafların tamamen kendi iradeleriyle ortaya çıkmadığını da açıkça dile getirdi. ABD, Türkiye ve bölgesel aktörlerin baskısıyla tarafların masaya oturduğunu belirten Bedirhanoğlu, buna rağmen bugün gelinen noktada büyük bir istikrarsızlığın önüne geçilmiş olmasının olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.

Bedirhanoğluna göre Suriyede geniş kapsamlı bir Kürt-Arap çatışmasının önüne geçilmesi, hem bölge halkları hem de Türkiye açısından kritik bir eşik anlamına geliyor.

Günsiad başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu

DİSİDER:

Kazanan taraf değil, insanlık olmalı

DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş ise ateşkesin kalıcı hale gelmesinin yalnızca silahların susmasına bağlı olmadığını vurguladı. Akbaş, sahada denetlenebilir mekanizmaların kurulmasının, sivil alanların korunmasının ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının hayati önemde olduğunu söyledi.

Ateşkesin askeri bir mutabakattan öteye geçmesi gerektiğini ifade eden Akbaş, sürece etnik ve mezhepsel tüm unsurların dahil edildiği kapsayıcı bir siyasi diyalog zemini oluşturulmadığı takdirde kalıcı barışın mümkün olmayacağını dile getirdi.

Uluslararası toplumun kolaylaştırıcı, bölgesel aktörlerin ise istikrarı güçlendiren bir tutum sergilemesi gerektiğini belirten Akbaş, mutabakatın SDG kazandı mı, kaybetti mi tartışmasına indirgenmesini doğru bulmadığını söyledi. Akbaşa göre bu süreçte asıl kazanan, büyük bir felaketin önüne geçilmiş olmasıdır.

Akbaş ayrıca, ateşkesin doğru okunması halinde Türkiyenin Suriye politikasında güvenlik merkezli yaklaşımın yanında diplomatik ve insani boyutun güçlenebileceğini, bunun da sınır hattında istikrar ve göç baskısının azalması anlamına geleceğini ifade etti.

Disider başkanı Şeyhmus Akbaş

Mahmut Şimşek:

Türkiye taraf değil, ağabey olmalı

Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek ise küresel politikaların Ortadoğuyu sürekli bir savaş ikliminde tuttuğunu belirterek, buna rağmen Suriye ve Türkiyede eş zamanlı yürüyen siyasi süreçlerin önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.

Şimşek, Suriyede iktidarın el değiştirmesi ve Türkiyede yeni sürecin TBMMde siyasi mutabakata doğru ilerlemesinin, Kürtlerin demokratik haklarının barış içinde konuşulabilmesi açısından umut verici olduğunu ifade etti.

Suriye hükümeti ile SDG arasında kurulan temasların sevindirici olduğunu dile getiren Şimşek, Türkiyenin bu süreçte taraf olmaması gerektiğini vurguladı. Şimşeke göre Türkiye, Suriyede Arap-Kürt ilişkilerine adaletle yaklaşır ve kapsayıcı bir hakem rolü üstlenirse, bu tutum Türkiyede Türk-Kürt birliğini de güçlendirecektir.

Şimşek, Suriyede reel bir barışın sağlanmasının yalnızca bölgeyi değil, tüm Ortadoğu halklarını ve özellikle Kürtleri sevindireceğini belirterek, Türkiyenin Kürtlere demokrasi ve eşit yaşam standartlarını sunmasının stratejik bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.

Mahmut Şimşek

Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı

Ana Sayfaya Git