Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç, DTSOB Başkanı Mehmet Kaya, GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş ve Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek, Rojava’da imzalanan mutabakata dair değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç:
“Bu mutabakat ne bir zaferdir ne de yenilgi; haklar garanti altına alınmazsa barış sağlanamaz”
Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç, Rojava’da varılan anlaşmayı kamuoyundan gelen sınırlı bilgilerle takip edebildiklerini belirterek, esas sorunun geçici Şam yönetiminin zihniyetinde yattığını ifade etti. Güleç, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı yapısına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bugün geçici Şam yönetimi uluslararası alanda kabul görüyor olabilir. Ancak bu yönetimin zihinsel kodları, geldiği geleneğin bakış açısını yansıtıyor. Suriye çoğulcu bir toplumdur. Farklı etnik, inançsal ve kültürel kimlikler vardır. Kendisi gibi düşünmeyen Arap ve Müslüman olmayan kesimlere dönük ciddi bir baskı söz konusudur. Kobani’de yaşanan insani dram da bu bakış açısının bir sonucudur.”
Anlaşmanın Suriye ve Ortadoğu’da iç barışa hizmet edebilmesi için tüm halkların kimliklerinin tanınması gerektiğini vurgulayan Güleç, Kürtlerin temel taleplerine dikkat çekti:
“Kürtler ana dilde eğitim istiyor, demokratik ve ademi merkeziyetçi bir yerel yönetim anlayışı talep ediyor. Bu haklar yalnızca Kürtlere değil; Dürzilere, Alevilere, Süryanilere, Türkmenlere de tanınmalıdır. Aksi halde bu rejimin Esad rejiminden farkı olduğu söylenemez.”
Türkiye’ye Yönelik Eleştiri ve Uyarı
Türkiye’nin Suriye politikasını da eleştiren Güleç, şu uyarıda bulundu:
“Türkiye’de Kürtlerle barıştan söz edilirken, Suriye’deki Kürtlerin kazanımlarını yok sayan bir politika iç barışa hizmet etmez. Suriye’de demokratik olmayan, yargısı olmayan bir rejime ‘biat edin’ demek doğru değildir. Türkiye, Suriye’deki Kürtlerin ve diğer halkların garantörü olabilirdi ama maalesef bu yönde bir politika izlenmedi.”

Diyarbakır Baro başkanı Av Abdülkadir Güleç
DTSOB Başkanı Mehmet Kaya:
“Ateşkes kritik bir eşik, ancak anayasal ve uluslararası güvence şart”
DTSOB Başkanı Mehmet Kaya ise, 6 Ocak 2026’dan itibaren başlayan çatışmaların ardından imzalanan mutabakatın, Rojava’da ateşkes süreci açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Kaya, yaşanan çatışmaların ciddi insani kaygılara yol açtığını vurgulayarak şöyle konuştu:
“Uluslararası basına yansıyan görüntüler, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde toplu katliam endişelerini artırdı. Bu durum yalnızca Suriye’nin iç meselesi olmaktan çıktı; bölgesel ve uluslararası bir krize dönüştü.”
“Mutabakat Kağıt Üzerinde Kalmamalı”
Mutabakat metninin olumlu yanlarına dikkat çeken Kaya, uygulamanın belirleyici olacağını ifade etti:
“Kürtlerin kimliğinin tanınması ve yönetim mekanizmalarında söz sahibi olması en doğal haktır. Ancak bu maddelerin sahada bağlayıcı şekilde hayata geçirilmesi gerekir. Aksi halde mutabakat kağıt üzerinde kalır.”
Kaya, kalıcı barış için uluslararası bir izleme mekanizmasının şart olduğunu vurgulayarak, sürecin Türkiye’ye de önemli sorumluluklar yüklediğini dile getirdi.

Dtsob başkanı Mehmet Kaya
GÜNSİAD:
“Silahın dışlandığı bir sürecin başlaması umut verdi”
GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Rojava’da varılan mutabakatın Türkiye’de geçmişte yürütülen çözüm süreciyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, Suriye’deki savaşın Türkiye’deki barış sürecini de yıllar boyunca olumsuz etkilediğini söyledi.
Bedirhanoğlu, 2013 sürecinin Suriye’deki gelişmeler nedeniyle akamete uğradığını hatırlatarak, Ortadoğu’da derinleşen savaş halinin Türkiye’yi yeni bir sürece zorladığını ifade etti. Son dönemde yaşanan gelişmelerin kendilerinde şaşkınlık ve umut yarattığını dile getiren Bedirhanoğlu, örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesini bu açıdan önemli gördüklerini belirtti.
Silah ve şiddetin hem hukuki hem insani olarak kabul edilemez olduğunu vurgulayan Bedirhanoğlu, mutabakatın tarafların tamamen kendi iradeleriyle ortaya çıkmadığını da açıkça dile getirdi. ABD, Türkiye ve bölgesel aktörlerin baskısıyla tarafların masaya oturduğunu belirten Bedirhanoğlu, buna rağmen bugün gelinen noktada büyük bir istikrarsızlığın önüne geçilmiş olmasının olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Bedirhanoğlu’na göre Suriye’de geniş kapsamlı bir Kürt-Arap çatışmasının önüne geçilmesi, hem bölge halkları hem de Türkiye açısından kritik bir eşik anlamına geliyor.

Günsiad başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu
DİSİDER:
“Kazanan taraf değil, insanlık olmalı”
DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş ise ateşkesin kalıcı hale gelmesinin yalnızca silahların susmasına bağlı olmadığını vurguladı. Akbaş, sahada denetlenebilir mekanizmaların kurulmasının, sivil alanların korunmasının ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının hayati önemde olduğunu söyledi.
Ateşkesin askeri bir mutabakattan öteye geçmesi gerektiğini ifade eden Akbaş, sürece etnik ve mezhepsel tüm unsurların dahil edildiği kapsayıcı bir siyasi diyalog zemini oluşturulmadığı takdirde kalıcı barışın mümkün olmayacağını dile getirdi.
Uluslararası toplumun kolaylaştırıcı, bölgesel aktörlerin ise istikrarı güçlendiren bir tutum sergilemesi gerektiğini belirten Akbaş, mutabakatın “SDG kazandı mı, kaybetti mi” tartışmasına indirgenmesini doğru bulmadığını söyledi. Akbaş’a göre bu süreçte asıl kazanan, büyük bir felaketin önüne geçilmiş olmasıdır.
Akbaş ayrıca, ateşkesin doğru okunması halinde Türkiye’nin Suriye politikasında güvenlik merkezli yaklaşımın yanında diplomatik ve insani boyutun güçlenebileceğini, bunun da sınır hattında istikrar ve göç baskısının azalması anlamına geleceğini ifade etti.

Disider başkanı Şeyhmus Akbaş
Mahmut Şimşek:
“Türkiye taraf değil, ağabey olmalı”
Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek ise küresel politikaların Ortadoğu’yu sürekli bir savaş ikliminde tuttuğunu belirterek, buna rağmen Suriye ve Türkiye’de eş zamanlı yürüyen siyasi süreçlerin önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
Şimşek, Suriye’de iktidarın el değiştirmesi ve Türkiye’de yeni sürecin TBMM’de siyasi mutabakata doğru ilerlemesinin, Kürtlerin demokratik haklarının barış içinde konuşulabilmesi açısından umut verici olduğunu ifade etti.
Suriye hükümeti ile SDG arasında kurulan temasların sevindirici olduğunu dile getiren Şimşek, Türkiye’nin bu süreçte taraf olmaması gerektiğini vurguladı. Şimşek’e göre Türkiye, Suriye’de Arap-Kürt ilişkilerine adaletle yaklaşır ve kapsayıcı bir hakem rolü üstlenirse, bu tutum Türkiye’de Türk-Kürt birliğini de güçlendirecektir.
Şimşek, Suriye’de reel bir barışın sağlanmasının yalnızca bölgeyi değil, tüm Ortadoğu halklarını ve özellikle Kürtleri sevindireceğini belirterek, Türkiye’nin Kürtlere demokrasi ve eşit yaşam standartlarını sunmasının stratejik bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.

Mahmut Şimşek
Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı
Kaynak: Diyarbakır Söz