Türkiye’de anadilde eğitim tartışmaları yeniden kamuoyunun gündeminde. Kürtçenin eğitim dili olarak konumu, kamusal alandaki görünürlüğü ve anayasal güvence altına alınması; demokratikleşme, eşit yurttaşlık ve kalıcı barış başlıklarıyla birlikte ele alınıyor. Görüştüğümüz sivil toplum temsilcileri, iş dünyası aktörleri ve akademisyenler, konunun yalnızca siyasal bir tartışma değil; pedagojik, hukuki ve toplumsal boyutları bulunan çok katmanlı bir mesele olduğuna dikkat çekiyor.
DTSO Başkanı Mehmet Kaya: “Bu Tartışma Gerilim Alanı Değil, Demokratik Olgunluk Testidir”
DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Kürtçe meselesini yalnızca kimlik eksenli bir başlık olarak görmediklerini, bunun aynı zamanda demokratikleşme ve toplumsal bütünleşme konusu olduğunu vurguladı.
“Kürtçe, bu coğrafyanın en köklü dillerinden biridir ve milyonlarca yurttaşımızın anadilidir. Bu mesele bir kimlik tartışmasının ötesinde; kültürel haklar, toplumsal bütünleşme ve demokratikleşmenin temel başlıklarından biridir” diyen Kaya, dilin kamusal görünürlüğünün kültürel olduğu kadar ekonomik ve sosyal kalkınma ile de bağlantılı olduğunu belirtti.
Yeni çözüm sürecine ve oluşan barış iklimine işaret eden Kaya, Kürtçenin resmi statüsü ve eğitim dili olarak kullanımına ilişkin düzenlemelerin Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İş dünyasının perspektifini de paylaşan Kaya, çoğulculuk ve fırsat eşitliği vurgusu yaptı:
“Kamusal alanda farklı dillerin görünürlüğünün artması kültürel zenginliği güçlendirir. Eğitim alanında atılacak adımlar ise insan kaynağının niteliğine katkı sunar. Demokratik standartların yükselmesi, ekonomik istikrarı ve yatırım ortamını da olumlu etkiler.”
Anadilde eğitimin iki boyutlu bir mesele olduğuna dikkat çeken Kaya, pedagojik gerçekliğe özel vurgu yaptı:
“Bilimsel literatür, çocuğun ana dilinde güçlü bir temel oluşturmasının öğrenme sürecini kolaylaştırdığını; bilişsel gelişim, özgüven ve akademik başarı açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor. Ancak Türkiye’de bu konu uzun yıllar teknik bir eğitim politikası olarak değil; kimlik ve güvenlik ekseninde tartışıldı. Bu da sağlıklı bir zemini zorlaştırdı.”
Kaya, talebin yok sayılmasının toplumsal bütünleşmeye zarar vereceğini belirterek, eşit yurttaşlık kavramının kültürel ve dil haklarını da kapsadığını söyledi.

DTSO Başkanı Mehmet Kaya
Ramazan Tekdemir: “Anayasa’nın 42. Maddesi Yeniden Düzenlenmeli”
Diyarbakır Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Ramazan Tekdemir, mevcut anayasal çerçevenin pedagojik ve uluslararası hukuk standartları doğrultusunda gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” hükmünün esnetilmesi veya yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Tekdemir, anadilin öğrenme sürecindeki rolüne dikkat çekti. Seçmeli ders uygulamalarının da kapsamının genişletilmesi gerektiğini kaydetti.

Diyarbakır Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Ramazan Tekdemir
GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu: “Anadil Meselesi Kürt Sorununun Temel Başlıklarından Biri”
GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, anadil konusunun Kürt meselesinin merkezinde yer aldığını ve geniş bir toplumsal mutabakata dayandığını söyledi.
“Kürt meselesinin temel unsurlarından biri anadil meselesidir. Anadilde eğitim; sağcısıyla, solcusuyla, işçisiyle, işvereniyle farklı kesimlerin büyük ölçüde mutabık olduğu temel taleplerden biridir” diyen Bedirhanoğlu, Kürtçenin eğitimde, yazışmalarda ve basın-yayında kullanımının önündeki engellerin kaldırılmasının ortak bir beklenti olduğunu dile getirdi.
Çözüm için üç temel başlık bulunduğunu belirten Bedirhanoğlu; anayasal vatandaşlık tanımı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve kültürel hakların güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
Şiddetle bağın zayıflamasını önemli bir gelişme olarak değerlendiren Bedirhanoğlu, sürecin demokratik siyaset ve sivil toplum zemininde ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Bir dilin yaşaması için eğitimde ve kamusal alanda kullanımının şart olduğunu belirtti.

GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu
Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek: “Anayasa Eşitlik Sözleşmesi Olmalı”
Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek, anadil meselesini anayasa ve eşit yurttaşlık sözleşmesi bağlamında değerlendirdi.
Anayasanın bir eşitlik belgesi olması gerektiğini belirten Şimşek, mevcut yapının ulus-devlet refleksleriyle şekillendiğini ve anadilde eğitim konusunun eşit vatandaşlık tartışmasının merkezinde yer aldığını ifade etti.
Anadil hakkının kamusal kullanımının kalıcı güvenceye kavuşması için yeni bir anayasa ihtiyacına işaret eden Şimşek, bu sürecin referandumla desteklenmesi gerektiğini savundu.
Anadilde eğitimi yalnızca hukuki değil, ahlaki ve inançsal bir hak olarak da değerlendiren Şimşek, hak temelli yaklaşımın güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek
DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş: “Dil Meselesi Hukuki Olduğu Kadar Toplumsal Bir Güven Meselesidir”
DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş, Kürtçe meselesinin yalnızca teknik bir düzenleme başlığı olarak ele alınamayacağını söyledi.
“Dil; kültürün, kimliğin ve toplumsal hafızanın taşıyıcısıdır” diyen Akbaş, mevcut engellerin bir kısmının anayasal ve yasal düzenlemelerden kaynaklandığını, ancak meselenin toplumsal uzlaşı ve karşılıklı güven boyutunun da bulunduğunu ifade etti.
Uluslararası insan hakları metinlerinin bireylerin kendi dilini öğrenme ve yaşatma hakkını temel bir değer olarak gördüğünü belirten Akbaş, sahada özellikle eğitim alanında güçlü bir beklenti bulunduğunu söyledi.
Meselenin karşıtlık üretmeden, ortak yaşamı güçlendirecek dengeli çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladı.

DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş
Doç. Dr. Osman Aslanoğlu: “Dil Meselesi Çözülmeden Kalıcı Barış Mümkün Değil”
Kürt Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Osman Aslanoğlu, kalıcı barış için dil meselesinin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Kürtçenin eğitim dili olarak yerleşmesinin önündeki en büyük engelin kanuni düzenlemelerin yetersizliği olduğunu belirten Aslanoğlu, anayasal ve yasal güvence olmadan kalıcı çözümün mümkün olmayacağını ifade etti.
Kamusal kullanımın da açık biçimde düzenlenmesi gerektiğini dile getiren Aslanoğlu, sağlık ve kamu hizmetlerinde farklı dillere yönelik uygulamaların bulunduğunu hatırlatarak Kürtçenin de yasal zeminde güvence altına alınması gerektiğini savundu.
Somut model önerileri de sunan Aslanoğlu, ilk etapta bölgesel pilot uygulamalar ve özel okullar üzerinden bir geçiş süreci planlanabileceğini belirtti.
Farklı ideolojik ve kurumsal yapılardan gelen isimlerin değerlendirmeleri, ton ve öncelik farklılıklarına rağmen ortak bir noktada birleşiyor: Anadilde eğitim meselesi yalnızca teknik bir eğitim politikası değil; eşit yurttaşlık, demokratikleşme ve kalıcı barış başlığıdır. Tartışmanın bundan sonraki seyrini ise anayasal ve yasal adımlar belirleyecek.

Kürt Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Osman Aslanoğlu
Kaynak: Diyarbakır Söz
