Dicle Nehri’nde balık ağı riski!

Boğazları yüzerek geçen sporcudan Dicle Nehri uyarısı: Balık ağları olabilir, girmeyin

Dicle Nehri’nde balık ağı riski!

İstanbul ve Çanakkale boğazlarını yüzerek geçen profesyonel açık su yüzme sporcusu Hüseyin Nazlı, Diyarbakır’dan geçen Dicle Nehri’nin yüzmek için tercih edilmemesi gerektiğini belirterek, “Yüzme bilip, bilmemek burada önemli değil. Ayağın ağaç köküne veya taşa takılıp sıkışabilir. Balık ağları olabilir, buralara takılabiliriz. İstediğim kadar iyi bir yüzücü olsam bile çıkamam. Ters bir akıntıya kapılabiliriz, kalp krizi veya baş dönmesi gibi durumlar da yaşanabilir” dedi.

Diyarbakır’da hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle, serinlemek isteyenler, uzmanların uyarılarına rağmen Dicle Nehri ve baraj göllerine girmeye devam ediyor.

5 Haziran’da Vali Aydın Arslan Fen Lisesi'nde yatılı olarak okuyan 3 öğrenci Dicle Nehri’nde serinlemek isterken boğularak hayatını kaybetti. 2013’te İstanbul, 2017’de de Çanakkale Boğazı'nı yüzerek geçen profesyonel açık su yüzme sporcusu Hüseyin Nazlı, özellikle can güvenliğinin olmadığı yerlerin yüzmek için tercih edilmemesi gerektiğini söyledi.

‘YÜZME BİLİP BİLMEMEK ÖNEMLİ DEĞİL’ 

Hüseyin Nazlı, Dicle Nehri’nin de yüzülecek güvenli bir yer olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Bu alanları sadece piknik için tercih etmeliler. Yüzülecek ve güvenli bir yer değildir. Vatandaşların kendilerine ve çocuklarına bunu kesin bir kural olarak belirlemesi lazım. Ona göre hareket etmeleri lazım. ‘Tek başıma şurayı geçerim, su durgun görünüyor, ben yüzmeyi biliyorum, bana bir şey olmaz’ düşüncesiyle hareket ederlerse olmaz. Ben kendim profesyonel bir yüzücü olarak güvenli alanın dışında yüzmeyi tercih etmedim. Yanımda cankurtaran olmuştur. Yüzme bilip bilmemek burada önemli değil.

Ayağın ağaç köküne veya taşa takılıp sıkışabilir. Balık ağları olabilir, buralara takılabiliriz. İstediğim kadar iyi bir yüzücü olsam bile çıkamam. Ters bir akıntıya kapılabiliriz, kalp krizi veya baş dönmesi gibi durumlar da yaşanabilir. Bu sorunlarla her yıl karşılaşıyoruz. Ortalama istatistiklere vurduğumuz zaman TÜİK verilerine göre Türkiye’de yılda ortalama 900 ile bin kişi hayatını kaybediyor. Dünya genelinde ise 3 ile 4 bin kişi yer alıyor” diye konuştu.

‘KÖRLEMESİNE DALMAKLA KENDİ HAYATIMIZI RİSKE ATARIZ’ 

Paramedik ve İlk Yardım Eğitici Eğitmeni Cumali Yıldız da boğulma olaylarında yapılacak ilk müdahalelerle ilgili şunları söyledi:

“Havuz veya deniz kenarında şartlara göre öncelikle güvenliği almamız gerekiyor. Birinci kural; eğitim aldınız mı? O zaman bir sorun olmaz gidip alırsınız ve çıkarırsınız.

Böyle bir eğitiminiz yoksa, yüzmeyi bilseniz dahi eğitim almak gerekiyor. Şunu yapabilirsiniz; ağaç yardımıyla veya iple tutup çekersiniz. Bilinci açık olan kişiye, direkt atlayıp kurtarmaya çalışmak ciddi bir risk taşıyor. Profesyonel değilseniz eğer böyle bir şey yapmayın ve girmeyin.

O anda başka imkanlar kullanabilirsiniz. Körlemesine dalmakla kendi hayatımızı riske atarız. Suni solunum ile başlamak gerekiyor. Yakınsanız eğer kıyıya çıkarılıp temel yaşam desteği, dediğimiz uygulamayı yapmamız lazım. Solunum durmuşsa eğer bu müdahaleyi yapmamız lazım. Yanlış bilinen bir algı da var. Akciğerlerin su dolduğu ve ters çevrilip vurma veya ağızdan suyu çıkarma gibi bir durum konusu değil. Eğer hastanın solunumu gittiyse yapacağımız işlem temel yaşam desteğidir. Kalp masajı ve suni solunum yer almaktadır.”

Kaynak: Diyarbakır Söz