RAYLI SİSTEM NEFESİ!…

Diyarbakır’da trafik artık yalnızca bir ulaşım sorunu değil. Kentte yaşayan herkesin günlük hayatına dokunan, zamanını çalan, stresi büyüten ve yaşam kalitesini düşüren kronik bir mesele.

RAYLI SİSTEM NEFESİ!…

Sabah işe yetişmeye çalışan da akşam evine dönmek isteyen de aynı manzarayla karşılaşıyor: uzayan araç kuyrukları, tıkanan ana arterler, birkaç kilometrelik mesafeyi bile uzun bir yolculuğa dönüştüren trafik… İnsanın diline ister istemez aynı söz geliyor:

“Çile bülbülüm çile…”

 

 

***

 

 

Bu tablo bir günde ortaya çıkmadı. Kent büyüdü. Nüfus arttı. Araç sayısı çoğaldı. Ulaşım altyapısı ise aynı hızla gelişmedi.

Yıllardır aynı noktaya dikkat çekiyoruz! Diyarbakır’ın günü kurtaran çözümlerle değil, geleceği planlayan yatırımlarla yönetilmesi gerekiyor.

Hafif raylı sistem bu yatırımların başında geliyor. Bugün atılmayan her adım, yarın daha ağır bir faturaya dönüşüyor. O faturayı da her gün trafik kuyruklarında ödüyoruz.

Diyarbakır, Türkiye’nin önemli büyükşehirlerinden biri. Ortadoğu’ya açılan önemli bir geçiş noktası. Buna rağmen tamamlanmış bir çevre yolundan hâlâ söz edemiyoruz.

Mevcut ana arterler, artan nüfus ve araç yoğunluğu karşısında artık zorlanıyor.

Şehrin içinden Devlet Demiryolları’na ait hatlar geçiyor.

Birçok kentin sahip olmak isteyeceği bir altyapı bu. Rayların yanından geçiyoruz ama raylı sistemi kullanamıyoruz.

Bürokratik süreçler, kurumlar arasındaki yetki tartışmaları, finansman sorunları ve değişen öncelikler yıllarca projenin önünde durdu. Bazı güzergâhlarda Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi arasında yaşanan sorunlar da süreci ağırlaştırdı.

Sebepler farklı olabilir.

Sonuç aynı. Diyarbakır yıllardır bekliyor.

Bugün Serantepe-Silvan yolu, Elazığ yolu, Ofis, Dağkapı, Balıkçılarbaşı, Sur çevresi ve Bağlar’dakiSento Caddesi’nde yaşanan yoğunluk, beklemenin bedelini zaten gösteriyor.

 

***

 

 

Diyarbakır’ın hafif raylı sistem hikâyesi yeni değil. Yaklaşık çeyrek asırdır aynı proje konuşuluyor. Osman Baydemir döneminde gündeme geldi. Gülten Kışanak döneminde yeniden tartışıldı. Sonraki yönetimlerde farklı biçimlerde ele alındı.

Projeler hazırlandı. Finansman arandı. Dönemin Ekonomi Bakanı, bugün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Cevdet Yılmaz döneminde dış kredi olanakları değerlendirildi.

Her dönemde aynı cümle kuruldu. Yapılmalı.

Yıllar geçti. Soru değişmedi.

Raylı sistem ne zaman?

Bugün bu soruya ilk kez daha somut bir zeminde cevap aranıyor.

 

 

***

 

 

Yerel seçimlerin ardından Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Raylı Sistem Daire Başkanlığı kuruldu. Büyükşehir Belediye Başkanı Serra Bucak’ın beraberindeki heyetle, geçtiğimiz hafta içerisinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile yaptığı görüşmede Diyarbakır’ın ulaşım sorunları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.

Görüşmenin önemli başlıklarından biri Dağkapı ile Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasında planlanan tramvay hattıydı.

Büyükşehir Belediyesi, hattın yapım ve araç tedarikinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından üstlenilmesini talep etti. Bakan Uraloğlu’nun hattın Bakanlık tarafından devralınmasının teknik olarak mümkün olduğunu belirtmesi, projenin önünü açabilecek önemli bir gelişme.

Henüz ortada bitmiş bir yatırım yok. Fakat ilk kez mesele yalnızca “yapılmalı” denilen bir proje olmaktan çıkıp finansman, ihale ve uygulama aşamalarının konuşulduğu bir noktaya taşınmış durumda.

Aradaki fark önemli.

 

 

***

 

 

Hazırlanan projeye göre hafif raylı sistem Dağkapı Meydanı’ndan başlayarak Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne uzanacak. Yaklaşık 14,1 kilometrelik hatta 20 istasyon bulunacak. Günlük 100 bin yolcunun taşınması hedefleniyor.

Rakamların arkasındaki asıl mesele ise daha büyük:

Diyarbakır’ın ulaşım alışkanlığını değiştirmek.

Kent merkezindeki araç yoğunluğunu azaltmak. Toplu taşımayı güçlendirmek. İnsanlara hızlı, güvenli ve erişilebilir bir ulaşım seçeneği sunmak.

Raylı Sistem Daire Başkanı Erdal Balsak’ın son açıklamalarına göre uluslararası kredi kuruluşlarıyla yürütülen görüşmeler tamamlanma aşamasında. Dünya Bankası ve Fransız Kalkınma Ajansı’nın finansman sürecinde yer aldığı belirtiliyor.

Ardından uluslararası ihaleye çıkılması planlanıyor.

Hedef 2027’de inşaata başlamak, yaklaşık üç yıllık çalışmanın ardından sistemi 2030’da hizmete almak.

Şimdi asıl mesele burada başlıyor.

Bu takvim işleyecek mi?

Diyarbakır’ın yıllardır beklediği şey yeni bir proje dosyası değil.

Çalışan bir sistem.

 

***

 

 

Hafif raylı sistem bütün ulaşım sorunlarını tek başına çözmeyecek. Trafik meselesi; yollar, kavşaklar, otoparklar, toplu taşıma entegrasyonu, yaya ulaşımı ve kent planlamasıyla birlikte ele alınmalı.

Çağdaş kentlerin ulaşım anlayışı daha fazla otomobil için daha fazla yol açmak değil. İnsanların otomobile ihtiyaç duymadan kentin farklı noktalarına ulaşabileceği seçenekleri çoğaltmak.

Raylı sistem bu anlamda yalnızca bir ulaşım yatırımı değil. Bir kentleşme tercihi.

 

Sur da bu planlamanın ayrı bir başlığı olmalı. Dünyanın sayılı tarihi miras alanlarından biri olan Sur, trafik sorununa yalnızca araçların hareketi açısından bakılarak yönetilemez.

Turizm, kültürel miras, yaya hareketliliği ve kent kimliği birlikte düşünülmeli.

Tarihi dokuyu koruyan, ziyaretçilerin ulaşımını kolaylaştıran, sur çevresindeki araç baskısını azaltan ve toplu taşımayı güçlendiren yeni bir model gerekiyor.

Diyarbakır’ın ihtiyacı yalnızca bir raylı sistem hattı değil.

Akılcı planlama. Kurumlar arası uyum. Uzun vadeli bir kent vizyonu.

Bunlar olmadan yapılan her yatırım, bir süre sonra başka bir ulaşım sorununun başlangıcına dönüşebilir.

 

***

 

 

Diyarbakır hafif raylı sistemi yıllar önce hak etmişti. Çeyrek asırlık gecikmenin ardından bugün yapılması gereken, geçmişin hesabını yeniden açmak değil; geleceğin hesabını doğru kurmak.

Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı arasındaki temas somut bir işbirliğine dönüşmeli. Finansman tamamlanmalı. İhale süreci başlamalı. Açıklanan takvim işletilmeli.

Diyarbakır artık yeni bir tartışma istemiyor. Yeni bir proje dosyası da… Çalışan bir raylı sistem istiyor.

İnsanların trafikte kaybettiği zamanı geri kazanabileceği, toplu taşımanın gerçek bir alternatif haline geleceği, kentin biraz olsun nefes alacağı bir sistem.

Yıllarca bekledik. Şimdi sıra beklemeyi bırakıp yapmaya geldi.

Diyarbakır artık çile değil, nefes almak istiyor.

 

***

 

 

 

GÜNÜN SÖZÜ

Bir şehrin geleceği, yollarının genişliğiyle değil; insanına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap