Jitem Davasında Geri Adım!

20 faili meçhul cinayet davası olarak bilinen 'Cizre JİTEM davasında' aralarında emekli Albay Cemal Temizöz ile Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ'ın da bulunduğu 8 tutuksuz sanığın yargılandığı davada mahkeme savcısı, 'kesin delil olmadığı' gerekçesiyle sanıkların beraatını istedi.

Jitem Davasında Geri Adım!

Cizre'de 1993-1995 yılları arasında yaşanan 21 faili meçhul cinayetten haklarında dava açılan, aralarında emekli Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atak’ın da bulunduğu JİTEM davasında ilginç gelişmeler yaşandı. Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılması ile 5 yıl sonra ‘güvenlik’ gerekçesiyle Eskişehir’de görülmeye başlanan davanın 46. duruşmasında Savcı Hakan Ali Erkan, gizli tanıkların daha önce verdikleri ifadelerini değiştirerek reddetmesi ve sanıklar için Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını gerekçe göstererek tüm sanıkların beraatini istedi. Taraf avukatlarının ek süre istemesi üzerine dava, 5 Kasım 2015 tarihine ertelendi.

‘GİZLİ TANIKLAR İFADELERİNDEN VAZGEÇİYOR DİYE BERAAT İSTENDİ’

Savcının verdiği mütalaa sonucu sanıklara verilen beraat mağdur yakınları ve avukatları tepki gösterdi. Diyarbakır Baro Başkan Yardımcısı Avukat Ahmet Özmen, kamuoyunda 'Cizre JİTEM' davası olarak bilinen Cemal Temizöz ve arkadaşlarının yargılandığı davada iddia makamı tarafından mütalaa verildiğini ve bütün sanıkların kendilerine istinat edilen tüm suçlardan beraatlerinin talep edildiğini belirtti. Savcının mütalaa talebinin müdahil vekilleri ve müdahiller açısından kabul edilebilir bir durum olmadığını değerlendiren avukat Özmen, "Devletin bizatihi kamu görevlileri tarafından evlerinden, anne babalarının yanından, çocuklarının arasından alınıp gözaltında kaybedilmiş, kafasına bir kurşun sıkılmak suretiyle yol kenarına atılmış, işkence edilerek öldürülmüş veya gözaltında kaybedilmiş 21 tane maktulün bulunduğu bir dosyadan bahsediyoruz. İddia makamı şöyle bir mütalaa ile beraat talep etti. Gizli tanıkların beyanlarından 'vazgeçiyor olması' ve diğer gizli tanık Mehmet Nuri Binzetin, duruşmada beyanından 'vazgeçiyor olması'nı beraat gerekçesi olarak açıkladı." dedi.

‘BAŞSAVCININ VERDİĞİ MÜTALAA DİKKATE ALINMADI’

Ocak 2014 tarihinde Diyarbakır’daki yargılamada, başsavcının dosyaya sunulmuş bir mütalaasının olduğuna dikkat çeken Özmen, bu mütalaanın dikkate alınmadığını söyledi. Özmen şöyle devam etti: "Tüm sanıklar için adam öldürme ve silahlı örgüt üyesi olma doğrultusunda iddianamede sanıkların cezalandırılması istenmiştir. Maalesef iddia makamı eski iddianameyi ortadan kaldırdı ve bunun yerine beraat talep eden yeni bir mütalaa sundu. İddia makamının mütalaasını nasıl değiştirdiği, dosyadaki tüm bilgi ve belgeleri tersine çevirdiği ve beraat mütalaası verdiği konusunda müdahil avukatları olarak şaşkınlık içerisindeyiz."

‘DEVLET BUGÜN GERİ ADIM ATTI’

Devletin, bir dönem yüzleşmek istediği olayları bir bir kapatmaya çalıştığını kaydeden Özmen, davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirtti. Özmen şöyle devam etti: "Bu bize şunu gösteriyor. 1990 yıllarda kamu görevlileri tarafından işlenen ağır suçların soruşturulmasında 2009-2010 yıllarında bir adım atılmış idi. Yalnız devlet veya devlet aklı görüyoruz ki bundan vazgeçti. Öncelikle bütün davaları, batı illerine nakletti. Bu da şunu gösteriyor ki bu davaların kapatılacağı, beraatle sonuçlandırılacağını gösteriyor ve böyle bir endişeye sahibiz. Yani özetle devlet kendi görevlilerini, işlemiş olduğu suçların soruşturulmasını istemişken, bugün geri atım attı. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Biz bu dosyaların takipçisi olacağız. Ulusal ve uluslararası hukuki mercilere başvurumuzu yapacağız."

‘BU CESETLER GÖKTEN Mİ İNDİRİLDİ?’

Dava sonrasında Eskişehir Adliyesi önünde sanık yakınları ve müdahil avukatları arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Sanıkları desteklemek için İstanbul Beşiktaş Cumhuriyet Kadınları Derneği’nden geldikleri öğrenilen bir grup kadın, savcının beraat talebi sonrası adliye önünde hatıra fotoğrafı çektirdi.

Bu sırada müdahil avukatları ve sanık yakınları arasında tartışma yaşandı. Grubun içersinden bir kadın müdahil avukatlarının yanına gelerek, "Biz bu davaya inanmıyoruz. Çünkü hayal mahsulü şeylerle dolu." dedi. Müdahil avukatları da tepki göstererek, "Yerin altından çıkan cesetler, yaşanan olaylar acaba gökten mi indirildi. Hayal ürünü olsun diye mi o cesetler oralara gömüldü." cevabını verdi.

Kaynak: Diyarbakır Söz