Görüş Bildir

Özlük haklarına güvence olmalı!

Özlük haklarına güvence olmalı!

HÜDA PAR Genel Başkanı Sağlam: "Mevsimlik işçilerin özlük hakları güvence altına alınmalı" Sakarya’da mevsimlik işçilerin şiddete maruz kalmasının insanlık dışı olduğunu söyleyen HÜDA PAR Genel Başkanı İshak Sağlam, "Mevsimlik işçilerin özlük hakları güvence altına alınmalı, mağdur edilmelerine izin verilmemelidir." dedi.

HÜDA PAR Genel Başkanı İshak Sağlam, yaptığı haftalık iç gündem değerlendirmesinde; işsiz KYK borçlularına icra takibi, Avukatlık Kanunu’nda yapılacak değişiklikler, mevsimlik işçilerin dramı ve ikinci çeyrek büyüme rakamları gibi gündemin öne çıkan başlıklarını değindi.

İŞSİZ KYK BORÇLULARINA İCRA TAKİBİ

Öğrencilerin eğitim sürecinde devletten aldıkları kredilerin can yakmaya devam ettiğini söyleyen Sağlam, "Son açıklanan verilere göre, KYK borcunu ödeyemeyen öğrencilerin sayısı 5 milyonu aştı. Devlet ise 300 bini aşkın öğrenci hakkında icra takibi başlatmış bulunmaktadır. Uzun eğitim maratonundan sonra mezun olan öğrenciler, işsizlik problemiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. İşsizlik ve borçluluk psikolojisi, bugün öğrencilerin kâbusu haline gelmiştir. Özellikle Covid-19’un ardından işsizlik verilerinin rekor seviyelere çıktığı bu dönemde, öğrencilerin kredi borçlarını icra yoluyla tahsil etmek sosyal devlet anlayışına uygun değildir." dedi.

"İMKÂNI OLMAYANLARIN BORÇLARININ SİLİNMESİ VEYA BİR İŞTE İSTİHDAM EDİLİNCEYE KADAR GERİ ÖDEMESİ ERTELENMELİDİR"

İşsiz KYK borçluları için icra yoluna başvurmanın doğru olmadığını ifade eden Sağlam, "İşsiz üniversite mezunu kredi aldığı öğrencilik döneminden daha dezavantajlı bir durumdadır. Bu nedenle maddi manevi sosyal destek alması gerekir. Sosyal devlet olmanın gereği bireyi içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmaktır. Onu icra yoluyla cezalandırmak değildir. Kredinin geri dönüşümü için; ödeyemeyecek olanlar ile ödeme imkânına sahip olanların aynı kefeye konması yanlıştır. İmkânı olmayanların borçlarının silinmesi veya bir işte istihdam edilinceye kadar geri ödemesi ertelenmelidir. Bu imkân oluştuktan sonra ise borcun anaparasının taksitlendirilmek suretiyle ödeme kolaylığı sağlanması sosyal devlet olmanın gereğidir." diye kaydetti.

AVUKATLIK KANUNU’NDA YAPILACAK DEĞİŞİKLİKLER

Avukatlık Kanunu’nda yapılacak değişiklikler ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Sağlam, "Cumhurbaşkanının, avukatlara meslekten çıkarma cezası getirileceğine dair açıklamaları sonrasında, Avukatlık Kanunu’nda yeniden değişikliğe gidilmesine yönelik bazı hazırlıklar yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, Avukatlık Kanunu’nda hâlihazırda yer alan disiplin hükümleri ve avukatın ruhsatının geri alınmasını gerektiren haller yeterli görülmeyerek, yeniden bir düzenlemeye gidilecek ve güvenlik soruşturmalarından aşina olduğumuz 'irtibat' ve 'iltisak' kavramları, avukatların mesleklerinden ihraç edilmesinde de bir araç olarak kullanılabilecektir. Avukatlık mesleği, bir suçla itham edilen bireyin kamu gücü karşısında hakkını ve hukukunu savunmanın, hukuken henüz suçlu kabul edilmemiş, Anayasal olarak masumiyet karinesine sahip bireylerin adil yargılanabilmelerinin güvencesidir." dedi.

"AVUKATLIK MESLEĞİ, ÖZÜ İTİBARİYLE BAĞIMSIZ VE SERBEST BİR MESLEK OLUP DEVLET MEMURİYETİ DEĞİLDİR"

Düşünülen yeni düzenlemeyi eleştiren Sağlam, "Böylesine hassas bir mesleğin mensuplarını, bazı suçların şüphelilerini savunmaktan çekinir hale getirmenin, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Kaldı ki mevcut mevzuat, belli suçları işlemiş olan avukatlar bakımından yeterli denetim ve yaptırım gücüne sahiptir. Mevzuata eklenecek soyut gerekçelerin, iktidarlara göre şekillenecek bir suiistimal aracına dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir. Avukatlık mesleği, özü itibariyle bağımsız ve serbest bir meslek olup devlet memuriyeti değildir. Yapılması düşünülen yeni düzenlemeler, yargının üç sacayağından biri olan savunma makamını önemli derecede yaralayacak ve yargılamayı hukuk devleti ilkesi bağlamında nakıs bırakacaktır. Böylesi bir yanlıştan şiddetle kaçınılmalıdır." ifadelerini kullandı.

MEVSİMLİK İŞÇİLERİN DRAMI

Mevsimlik işçilerin dramının bu yıl da devam ettiğini söyleyen Sağlam, "Onlar 21. asrın Türkiye’sinin en kötü yaşam şartlarında, açıkta veya en iyi ihtimalle barakalarda, en düşük ücretle hayat mücadelesini veriyorlar. Horlanıp dışlanıyor, emekleri sömürülüyor, saldırılara maruz kalıyor; özlük haklarından ve insani hayat şartlarından mahrum bir şekilde her yıl aynı çileyi yaşıyorlar." dedi.

"DOĞU VE GÜNEYDOĞU İLLERİNE YAPILAN BU NEGATİF AYIRIMCILIK BİTMELİ"

Doğu illerine yapılan negatif ayrımcılığa dikkat çeken Sağlam, "İşçilerin can güvenliğini sağlaması ve özlük haklarını koruması gereken yetkililer, meselelerin üzerini örtmemelidir. ‘Mevsimlik işçiler’ sorunu, bir yönüyle bölgeler arası gelir düzeyi ve kalkınmışlık farkının bir sonucudur. Kendi memleketinde geçinemeyen insanlar, neden çok uzak memleketlerde, en ağır şartlarda ekmek arayışına girsin? Türkiye bu ayıptan kurtarılmalıdır. Doğu ve Güneydoğu illerine yapılan bu negatif ayırımcılık bitmeli, kimse kimsenin kapısında ekmek aramak zorunda kalmamalıdır." ifadelerine yer verdi.

"SALDIRGANLAR MUTLAKA CEZALANDIRILMALI, HELE HELE IRKÇILIK GÜDÜSÜYLE YAPILMIŞ İSE CEZALAR ARTIRILARAK UYGULANMALI"

Sakarya’da saldırıya uğrayan mevsimlik işçilere değinen Sağlam, "Geçtiğimiz hafta Mardinli işçiler Sakarya’da şiddete maruz kaldılar. İnsanlık dışı saldırılara göz yumulması, yeni saldırılara davetiye çıkarmaktır. Saldırganlar mutlaka cezalandırılmalı, hele hele ırkçılık güdüsüyle yapılmış ise cezalar artırılarak uygulanmalı, böylece etnik ayrımcılık yapanların hevesleri kursaklarında bırakılmalıdır. Mevsimlik işçilerin özlük hakları güvence altına alınmalı, mağdur edilmelerine izin verilmemelidir." şeklinde ifade etti.

İKİNCİ ÇEYREK BÜYÜME RAKAMLARI

İkinci çeyrek büyüme rakamlarına değinen Sağlam, "Yılın ilk çeyreğindeki yüzde 0,9'luk büyümeden sonra ikinci çeyrekte, Pandeminin de etkisiyle yüzde 9,9 oranında küçülme gerçekleşti. Meydana gelen küçülme ve büyüme oranlarına sektörel bazda bakıldığında ülke ekonomisinin yanlış bir istikamette yürüdüğü net bir şekilde görülecektir. Zira hizmet sektörünün yüzde 25, sanayinin yüzde 16 küçülmüş olması ve tarım sektörünün yüzde 4 büyümesine karşın finans ve sigorta sektörünün yüzde 27 oranındaki büyümesi normal bir durum değildir. Sanayi, üretim ve istihdam küçülürken finans sektörünün büyümesi, yerli ekonomiye geçiş anlamında ciddi bir çelişkidir. Bu durum; temel yapısal bozukluğun neticesi olmasının yanında yapısal düzenlemeye nereden başlanacağının da işaretini vermektedir. Küçülmeyi sadece pandemi ile izah etmek gerçeğin teşhis ve tedavisini güçleştiren bir durumdur." dedi.

"BİR AN ÖNCE PANDEMİNİN OLUŞTURDUĞU OLUMSUZLUK AŞILMALI, BİREYLERE VE FİRMALARA UMUT VERİLMELİDİR"

Sağlam, son olarak şöyle konuştu: "Son yıllarda durgunluğa giren sanayi, üretim, makine ve teçhizat gibi yatırım harcamaları, şimdiki krizin temel nedenlerindendir. Ekonomi idaresi bu sıkıntıları görmezden geldi. Ta ki pandeminin etkisi her tarafı sardı. Şimdi çözüm üretme zamanıdır. Zaten veriler de bunun içindir. Bir an önce pandeminin oluşturduğu olumsuzluk aşılmalı, bireylere ve firmalara umut verilmelidir. Hızlı ve isabetli adımlarla üretimi ayağa kaldırmanın, kaybedilen istihdamı yeniden oluşturmanın teknik, finansal, kurumsal ve yasal altyapısını oluşturma zamanıdır."




Etiketler: |