Görüş Bildir

Salya akıtıcılara ümmetten şamar!

Erbaş'ın cuma günkü hutbesi üzerinden, İslam'i değerlere karşı salya akıtan Ankara İHD ve Baro Yönetimine her kesimden "şamar ve telin" gelirken, Diyarbakır'daki hukukcular, Diyarbakır Barosuna'da tepki gösterdi.

Cuma hutbesinde, "İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtiliği, eşcinselliği lanetliyor." sözleri üzerine hakkında, sözde İnsan Hakları Derneğince suç duyurusunda bulunulan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'a Türkiye'nin dört bir yanında yağmur gibi destek yağarken, ümmetten İslam'a ve İslam hakikatlerine salya akıtanlara şamar geldi. Diyarbakırlı Hukukçulardan Erbaş'a destek gelirken, Ankara Barosu'nun açıklamasına bel çıkan Diyarbakır Barosu'nun açıklamasını de reddettikleri açıkladı.

DOĞAL VE MEŞRU KONUŞMA

Prof. Dr. Ali Erbaş'ın konuşmasının İslam dininin bir gereği olduğunu belirten MAZLUM-DER Genel Başkan Yardımcısı Hukukçu Nesip Yıldırım, "Öncelikle Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın zina ve eşcinsellikle ilgili söylemiş olduğu şeyler İslam dininin bir gereğidir. İnancımız açısından Allahuteala'nın bize bir emridir. Ayrıca açıklamanın tamamına baktığında sadece bunlarla ilgili değildir. Örneğin; uyuşturucu ve sigara gibi kötü alışkanlıklar da dahil olmak üzere toplumda genel ahlak ve genel sağlığı etkileyebilecek temennilerini dile getiriyor. Bundan dolayı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın konuşması doğal ve meşru bir konuşmadır." şeklinde konuştu.

 ANKARA BAROSUNUN SÖZCÜLÜĞÜ

Cinsel sapıklık ile ilgili Ankara barosu, Diyarbakır Barosu ve diğer baroların kararları kendilerini temsil etmediğini vurgulayan Yıldırım, "Son dönemlerde Ankara Barosu ve değişik barolarının bu konuyla alakalı açıklamaları var. Şunu belirteyim: bir insanın dini inançlarından kaynaklı olarak inanmış olduğu bazı değerleri söylemesi ve 'dünya genelinde 2 milyara yakın kabul görmüş bir dini inançtan bahsediyoruz' bundan dolayı bu durumun bir suçmuş gibi ve kötü bir şeymiş gibi söylenmesi kesinlikle kabul edilecek bir durum değildir. Ankara Barosu ve Diyarbakır Barosu gibi diğer baroların yaptığı açıklamalar bir avukat olarak kesinlikle bizleri temsil etmiyor. Ankara Barosu ve diğer baroların eşcinsellik ile alakalı yaptıkları açıklamalar kesinlikle doğru değil." ifadelerini kullandı.

Edepsizliği ve ahlaksızlığı topluma aşılamaya çalışan eylemlerin bir an önce son bulması gerektiğini belirten Yıldırım, "Sonuç olarak din ve vicdan özgürlüğü temelinde 'dinin asıl bir hükmü olan emrinin' açık bir şekilde kınanmasını kesinlikle doğru bulmuyoruz. Bu kınamayı açıkça kınadığımızı buradan söylüyoruz. Edepsizliğin, ahlaksızlığın ve genel sağlığı tehlikeye atabilecek bu fiillere de son verilmesini istiyoruz. Ayrıca bunların bu düşüncesinin de bir propagandaya dönüşmesini istemiyoruz." dedi.

ALLAH'IN EMİRLERİ

Prof. Dr. Ali Erbaş'ın hutbesinde şahsi görüşlerini dile getirmediğini belirten Hukukçu Enes Akdemir, aksine Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin hadislerinde belirttiği şekliyle ifade ettiğini söyledi.

Akdemir, sözlerine şöyle devam etti: "Ramazan ayı içerisinde bulunmamız münasebetiyle bütün halkımızın Ramazan ayını kutluyorum. Maalesef kıymetli ay olan ramazan ayı içerisinde böyle bir konuyu tartışmak ve böyle bir konuyu gündem yapmak çok üzücü bir durumdur. Prof. Dr. Ali Erbaş eşcinsellik gibi sapkın düşüncelerle ilgili Allah'ın ayetlerini dile getirmiş ve hutbesinde Allah'ın emir-yasaklarını hatırlatmıştır. Nitekim Prof. Dr. Ali Erbaş kendi şahsi fikrini beyan etmemiştir. Prof. Dr. Ali Erbaş, Allah'u Teâlâ (Celle Celaluhu) Yüce Kitabımız olan Kur'an-ı Kerim'de ifade ettiği ve Allah'ın Resul'ünün birçok hadisinde belirttiği eşcinselliğin lanetlendiğinden bahsetmiştir. Lain bir olaydan bahsetmişti. Ayrıca bu lain konuyu anlatırken bizleri, 'Allah neden bunu yasaklamıştır?' diye düşünmeye sevk etmiştir. Ama maalesef bazı kötü kuruluşlar bu durumu savcılığa taşıyarak suç duyurusunda bulunmuştur." şeklinde konuştu.

HUKUKİ GEREKÇELER

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'a suç duyurusunda bulunmanın hukuki bir gerekçesinin olmadığını belirten Akdemir, "Bu suç duyurusunun kanunen yapılması mümkün değildir. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluş kanununda şöyle buyuruluyor: Diyanet İşleri Başkanlığı İslam dininin yayılması, dinin korunması ve toplumun bilinçlendirilmesi için kurulmuştur. Nihayetinde Prof. Dr. Ali Erbaş, başında bulunduğu kurumun yapması gereken görevi ifa etmiştir. Bundan dolayı Diyanet İşleri Başkanına hangi gerekçe ile hangi karar ile mahkeme açılıyor. Bu suç duyurusu tamamen bir şovdur. Yine sadece birilerine yaranmak için atılan bir adımdır. Bu durumun ne hukuki bir gerekçesi ne de ahlaki bir gerekçesi vardır." ifadelerini kullandı.

ORTAK AÇIKLAMA GELDİ

Diyarbakır Barosu’na üye 62 avukat ve stajyer, yayınladıkları ortak bildiriyle AİDS hastalığının bulaştırmasına da neden olan cinsel sapkınlığı sahiplenen baronun açıklamasını reddettiklerini belirttiler. Yapılan ortak bildiride, “Diyarbakır Barosu tarafından 26.04.2020 tarihinde, Diyanet İşleri Başkanının dini inanç temelindeki beyanlarını kınama açıklamasını ve cinsel yönelim, cinsiyet kimliği gibi LGBT söylemlerini kabul etmiyor ve reddediyoruz.” denildi.

 Erbaş’ın okuduğu hutbenin hatırlatıldığı bildiride, “Prof. Dr. Ali Erbaş cuma hutbesinde; ‘Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti? Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti. Yılda yüzbinlerce insan gayri meşru ve nikahsız hayatın İslami literatürdeki ismi ‘zina’ olan bu büyük haramın sebep olduğu HİV virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.’ ifadelerini kullanmıştı. Bu beyanlar din insanlarının uyarma görevi kapsamında olup, nesil güvenliği, sağlık hakkının korunması ile ifade özgürlüğü niteliğindedir.” ifadesine yer verildi.

“Bizler, zina ve eşcinselliğin İslam dininin temel yasaklarından olduğuna inanıyor ve cuma hutbesindeki meşru uyarıları destekliyoruz.” denilen bildirinin devamında şu ifadelere yer verildi:

“Zorunlu üyesi olduğumuz Diyarbakır Barosu’nun temel işlevinin meslek örgütü olduğunu hatırlatırız. Meslek örgütümüzün insan hakları alanında tartışmalı ve kabul etmediğimiz ideolojik görüşleri, bizler adına da ‘kınama’ şeklinde açıklaması, büyük bir talihsizliktir. Daha önce de mensubu olduğumuz baroda, tüm itiraz ve uyarılarımıza rağmen bizlerle danışılmadan kurulan komisyon ve faaliyetlere de karşı olduğumuzu belirtiriz. Üyelerinin farklı din, inanç ve görüşlere sahip olduğu Diyarbakır Barosu; bu konuda kurumsal yapısının gereklerinin dışına çıkıp, sadece bir kesimin fikirlerini esas almıştır. Toplumun büyük çoğunluğunun kutsal saydığı din ve inanç temellerine hakaret niteliğindeki kınama açıklaması, ötekileştirici ve kutuplaşmayı arttırıcı niteliktedir. Bu ifadelere karşı olduğumuzu, bu beyanların bizleri temsil etmediğini belirtiriz.”