Görüş Bildir

Tutuklama istediler!

Tahir Elçi cinayeti davasında sanık 3 polisin tutuklanması yönündeki talepleri mahkemece reddedilen dosya avukatları, üst mahkemeye yaptıkları itirazla sanıkların tutuklanmasını istediler.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin, 28 Kasım 2015 yılında katledilmesiyle ilgili 3’ü polis 4 kişi hakkında Diyarbakır 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ne görülen davanın 12 Ocak’ta görülen son duruşmasında tutuksuz yargılanan sanık polislerin tutuklanmaları yönündeki talebin mahkemece reddedilmesi üzerine üst mahkemeye itiraz edildi. Türkan Elçi adına vekilleri olan 23 avukatın imzasıyla hazırlanan itiraz dilekçe, üst mahkeme olan 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu.

İtiraz dilekçesinde yapılan başvuruya ilişkin, “Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmanın 12.01.2022 tarihli celsenin 13. nolu ara kararında sanıkların tutuklanmasına ilişkin olarak yapılan tutuklama talebimizin reddine karar verilmiştir. İlgili ara karar hukuka aykırı olup, bu husustaki itirazlarımızın kabulü ile sanıklar hakkında tutuklama kararı verilmesi gerekmektedir” açıklamasında bulunuldu.

Başvuruda,  davanın 14 Temmuz’da görülen üçüncü duruşmasında mahkemenin aldığı 1. nolu ara kararında, "Mardin Kebap Evi isimli işyerine ait Veraz marka kayıt cihazı ile cihaza takılı vaziyette olan Seagate marka sabit diskin aslının görüntü kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, görüntü kayıtlarına ulaşılmayan 4 nolu kamera görüntülerine erişimin sağlanması, erişimin sağlanamaması halinde ise erişimin sağlanamama sebebinin ne olduğu, mavi ekranla karşılaşma sebebinin ne olduğu, sabit diskin WİPE-silme işlemine tabi tutulup tutulmadığının incelenerek, talebimiz doğrultusunda Segate marka sabit disk üzerinde ekleme-çıkarma kesme-montaj-silme vb. işlemlerle herhangi bir müdahalenin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla TÜBİTAK’a müzekkere yazılmasına" karar verildiği hatırlatıldı.

TÜBİTAK tarafından hazırlanan 2 Aralık 2021 tarihli Dijital Ön İnceleme Raporu’nda; mahkemece tespiti talep edilen hususlarda sağlıklı bir incelemenin yapılabilmesi için Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Kriptoloji ve Elektronik Cihazlar İnceleme Şube Müdürlüğünce hazırlanan 31 Temmuz 2018 tarihli rapora atıfta bulunularak, “Raporun 6.2; 6.4; 6.10. maddelerine istinaden Samsung ve Veraz marka kamera kayıt cihazlarına ilişkin ‘DİSC TO DİSC’ denilen birebir kopyaların oluşturularak, kurumlarına gönderilmesi ve ayrıca Samsung ve Veraz marka kamera kayıt cihazlarına ilişkin log kayıtlarının taraflarına gönderilmesinin" talep edildiği belirtildi.

GÖRÜNTÜLERİN KOPYASINA RASTLANMADI

Bu kapsamda 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı tarafından adli emanette bulunan dijital deliller üzerinde inceleme yapılması için bir memur görevlendirildiği ve yapılan inceleme neticesinde mahkemenin Adli Tıp Kurumu’na (ATK) yazmış olduğu 21 Aralık 2021 tarihli yazıda da anlaşıldığı üzere "söz konusu kamera görüntülerinin birebir kopyasına rastlanmadığına” dikkat çekildi.

ADLİ EMANETTEKİ DELİLLER

Dilekçede, bu hususa ilişkin şu değerlendirme yapıldı: “Oysaki ATK Adli Bilişim İhtisas Dairesi Kriptoloji ve Elektronik Cihazlar İnceleme Şube Müdürlüğünün 31.07.2018 tarihli raporlarında, Mardin Kebap evi ve PTT şubesi görüntülerinin birebir kopyalarının oluşturulduğu bildirilmiş ve ilgili kayıtlar 31.07.2018 tarihli raporun ‘İade Edilen Numuneler’ başlığı altında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Buna rağmen delillerin Diyarbakır Adli Emanet müdürlüğündeki deliller arasında bulunmaması delillerin karartıldığını kanıtlamaktadır.” 

Mahkemenin 17 Aralık 2021 tarihli tutanağında ise; "17.12.2021 günü kapsamında adli emanette kayıtlı bulunan SAMSUNG marka HD103UJ model 1000 gb kapasiteli S13PJ90Z208631 seri numaralı sabit hard disk, SEAGATE marka ST1000VX000 model 1000 gb kapasiteli Z4Y3D33Q seri numaralı sabit harddisk, SANDISK marka, 16 gb kapasiteli BL171025581B seri numaralı flash belleğin temin edildiği anlaşılmıştır. SAMSUNG marka HD103UJ model 1000 gb kapasiteli S13PJ90Z208631 seri numaralı sabit harddisk ve SEAGATE marka ST1000VX000 model 1000 gb kapasiteli Z4Y3D33Q seri numaralı sabit hard disk heyet huzurunda 17.12.2021 tarihinde saat 11:30-12:00 arasında Diyarbakır Adliyesi Bilgi İşlem Müdürlüğü teknik imkanları ile Disk Klonlama (Disc to Disk) yapılması amacı ile bilgisayara bağlı Dark marka DSD23CR1115417 seri numaralı (Cihazın klonlama özelliği mevcuttur) disk okuma cihazına ayrı ayrı takıldığında 2 hard diskin de bilgisayar ortamında herhangi bir isimle (Sürücü Harfi-Etiketi) görünmediği, disk yönetim ekranından ilgili hard diskler görülmek istendiğinde 2 hard diskin de yüzde 100 boş durumda olduğu tespit edilmiş olup, başka bir işlem yapılmadan söz konusu hard diskler cihazdan çıkartılıp muhafaza altına alınmıştır." şeklinde tutanak tutulduğuna işaret edildi.

Başvuruda, dava dosyanın en önemli delillerinden biri olan ve bugüne kadar hiçbir şekilde görüntülere erişimi sağlanmayan Tahir Elçi'nin vurulduğu yer olan Dört Ayaklı Minareye bakan en yakın kamera olma özelliğine sahip Mardin Kebap Evi isimli iş yerine ait kayıp kamera görüntüleri üzerinde de duruldu.

'KARATILMA TEHLİKESİ OLDUĞU AŞİKAR'

Bu hususa dair; “Kamera görüntülerinin birebir kopyasının oluşturulduğu ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ATK’nin 31.07.2018 tarihli raporu ile sabit iken, söz konusu bu kamera kayıtlarına ilişkin delillerin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının adli emanetinde bulunan deliller arasında olmadığına, mahkemenin 21.12.2021 tarihli tutanağı ve kamera kayıt cihazlarına ilişkin kayıtların bulunduğu 2 hard diskin yüzde 100 boş olduğuna ilişkin 17.12.2021 tarihli tutanakları göz önünde bulundurulduğunda, delillerin karartıldığı ve henüz incelemeleri tamamlanmamış olan diğer tüm delillerimizin de karartılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu aşikardır” denildi.

Mahkemenin sanık polisler F.T., M.S., ve S.T.’nin tutuklanması yönündeki taleplerini dosyadaki mevcut delil durumu, olaya ilişkin tüm delillerin muhafaza altına alınmış olması sebebiyle sanıkların delilleri karartma ihtimalinin bulunmaması, dosyaya yansıyan sanıkların kaçma şüphesini oluşturur somut bilgi ve belgenin bulunmaması” gerekçesiyle 13 nolu ara kararla reddettiği belirtilen başvurunun devamında şunlar kaydedildi: “Her ne kadar 10. Ağır Ceza Mahkemesi söz konusu ara kararında, ‘olaya ilişkin tüm delillerin muhafaza altına alındığını ve sanıklarca delillerin karartılma ihtimalinin bulunmadığı’ belirtmiş ise de; etkisiz bir şekilde yürütülen soruşturmada, olayın meydana geldiği Yeni Kapı Sokak içindeki delillerinin bazıları muhafaza altına alınmamış, 6 yılı aşkın bir süredir ısrarlı taleplerimize rağmen, henüz bazı bilgi ve belgeler dosyaya gönderilmemiştir. Bu haliyle de tüm delillerin toplandığından ve karartılma tehlikesinin bulunmadığından söz edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki tüm delillerin toplanmış olduğu varsayımında bile, delillerin toplanmış olması başlı başına tutuklama talebinin reddini gerektiren bir unsur değildir. Zira tutuklama tedbirini düzenleyen CMK 100. maddesinde, delilleri karartma tehlikesinin bulunması halinde de tutuklama tedbirine başvurulacağına ilişkin amir hüküm mevcuttur.

YENİ DELİLLER DİKKATE ALINMALI

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması nedeniyle tutuklama kararı verilebilir. Buna karşın Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 03.03.2021 tarihli 2’nci celsede sanıkların tutuklanması talebimiz mahkemenin (11) numaralı ara kararı ile reddedilmiştir. Mahkemenin gerekçeleri arasında ‘sanıkların delil karartma şüphesini oluşturacak dosya kapsamında somut bir delilin bulunmaması’ da gösterilmiştir. Ancak deliller yeni ortaya çıkıyor. Her duruşmada öncesi ve sonrasında ortaya çıkan deliller yeniden dikkate alınmayı ve tartışmayı gerektiriyor.

'İTİRAZIN KABÜLÜ ZORUNLULUK'

CMK 100 maddede ‘delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme’ kısaca delillerin karartılması konusunda somut delillerin varlığı ve yeniden ortaya çıkması durumunda ‘tutuklama’ kararı verilebilir. Bu dava dosyasında soruşturma adeta Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kovuşturma aşamasında yeniden ve yeniden yapılmaktadır. Deliller toplanmaktadır. Emanette bulunan deliller yargılama/kovuşturma aşamasında güven vermeyen her an ‘değişebileceği’ bir niteliğe bürünmüş, tanıklar ve gizli tanıkların Tahir Elçi’nin alçakça katledilmesiyle ilgili görgüleri bulunmadığı 14.07.2021 tarihli 3. celsede ortaya çıkmıştır. Bu durum karşısında ‘delillerin yok edilmesi, gizlenmesi, değiştirilmesi’ tehlikesinin başından beri var olduğu, ortadan kalkmadığını ve her geçen gün tekrar tekrar ortaya somut olguların çıkması karşısında henüz gün ışığına kavuşmamış delillerin ortaya çıkabileceği apaçık ortadadır. Bu nedenlerle tutuklama kararı verilmesi talebimizin tekrarlanması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Mahkeme tarafından talep reddedilmiştir. Kanaatimizce; ret kararına karşı itirazımızın kabulüne karar verilmesi zorunluluktur.”

KARAR HUKUKA AYKIRI

Bu nedenler ve mahkemenin 17 Aralık 2021 tarihli tutanağında belirtilen ve görüntülerin kayıtlı bulunduğu 2 adet hard diskin yüzde 100 boş olduğuna ilişkin tutanak gözetildiğinde, tutuklamanın gerçekleşmemesi halinde dosyadaki diğer tüm delillerin de karartılması tehlikesi ile karşı karşıya olduğunun altını çizen avukatlar, bu nedenle de sanıkların tutuklanmasına ilişkin taleplerinin reddine dair ara kararın hukuka aykırı olduğunu kaydetti.

BAKANLIĞIN ‘ARAŞTIRMA RAPORU’

Dilekçede, tüm ısrarlı taleplere rağmen 6 yılı aşkın bir süredir İçişleri Bakanlığı Mülkiye ve Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan ve gönderildiği belirtilen “Araştırma Raporu”nun dava dosyasına konulmadığı ve taraflara verilmediği belirtildi.

TUTUKLANMA TALEBİ

Avukatlar, delillerin karatılma tehlikesi bulunduğundan sanıkların tutuklanması yönündeki taleplerinin ret kararına ilişkin itirazın kabulü ile sanıkların tutuklanmasına karar verilmesini talep etti.




Etiketler: |