Görüş Bildir

Milli sporcu Caner Erkin'e şok boşanma davası! Asena kiminle aldattı Caner boşadı, kimdir?

Milli sporcu Caner Erkin'e şok boşanma davası! Asena kiminle aldattı Caner boşadı, kimdir?

Fenerbahçe’nin vazgeçilmez oyuncusu Caner Erkin çocuğunun annesi 6 yıllık eşi modacı Asena Erkin’e boşanma davası açtı. Caner Erkin hayatlarının çekilmez hale gelmesi ve 6 yıl boyunca bir birlerine uyum sağlıyamaması gerekçesi ile ilişkilerini mahkemeye taşıdı.

Fenerbahçe’nin vazgeçilmez oyuncusu Caner Erkin çocuğunun annesi 6 yıllık eşi  modacı Asena Erkin’e boşanma davası açtı. Caner Erkin hayatlarının çekilmez hale gelmesi ve 6 yıl boyunca bir birlerine uyum sağlıyamaması gerekçesi ile ilişkilerini mahkemeye taşıdı.

Caner Erkin ve Asena Erkin’in anlaşmalı ayrılmaları üzerine oğlulları dünyalar tatlısı Çınar’ın velayeti anne Asena Erkin’e verilecek.

Milli futbolcu Caner Erkin çocuğu Çınar’la belirli günlerde görüşecek.

Ayrıca çocuğun genel bakım ve eğitim giderleri yine babası tarafından karşılanacak. Ancak Caner Erkin çocuğuna iştirak nafakası ödemeyecek. Asena Erkin, boşanma kararı kesinleştikten sonra da çocuğu için iştirak nafakası talebinde bulunamayacak.

Davacı milli yıldız Caner Erkin, eşine aylık 10 bin lira yoksulluk nafakası ödeyecek. Davalı güzel modacı Asena Erkin yoksulluk nafakası haricinde herhangi bir maddi yardım talebinde bulunamayacak.

Caner Erkin ve Asena Erkin anlaşmalı boşanıyorlar. Erkin çifti birbirlerinden herhangi bir tazminat, menkul ve gayrimenkul talebinde bulunmadıklarını beyan etti. Evlenmeden önce edinilen mallarsa taraflarda kalacak, onlardan da hak talep edilmeyecek.

Caner Erkin Kimdir?

Caner Erkin, 4 Ekim 1988 tarihinde, Balıkesir Edremit’te dünyaya geldi. Futbol kariyerine, 2001 yılında, amatör olarak Edremit Kolej Spor’da başladı ve 2002 yılında, Vestel Manisaspor’a transfer oldu. 2002-2004 yıllarını, Vestel Manisaspor’un amatör kadrosunda geçirdikten sonra, 2004 yılında takımı ile sözleşme imzalayarak profesyonel oldu.

2004-2005 sezonunda, Manisaspor kadrosu altında 1. ligde top koşturan Erkin’in yıldızı, takımının 2005-2006 sezonunda Turkcell Süper Lig’e çıkması ile parladı. Süper Lig’deki ilk golünü Malatyaspor’a karşı kaydeden Erkin, 2004-2007 yılları arasında Manisaspor forması altında çıktığı 43 lig maçında, toplam 5 gol kaydetti.

Caner Erkin, 2007-2008 sezonu öncesinde, Rusya’nın köklü futbol klüplerinden CSKA Moskova ile, 4 milyon dolar karşılığından anlaştı. Moskova kadrosu altında ilk maçına St. Petersburg karşısında çıkan Erkin, Rus ligindeki ilk golünü ise, 12 Temmuz 2008 tarihinde, Spartak Moskova takımına karşı kaydetti. Rusya’da oynadığı 49 maçta, sadece 1 gol kaydedebildi.

Caner Erkin, 31 Ağustos 2009 tarihinde, CSKA Moskova tarafından, Galatasaray’a bir yıllığına kiralandı. 2004-2005 sezonunda, 17 Yaş Altı Milli Takım kadrosu ile başladığı Milli Takım mücadelesinde, 2006 yılında, Makedonya karşısında oynayarak A Milli Takım’a yükseldi.

30 Haziran 2010 tarihinde, Fenerbahçe ile 4 senelik resmi sözleşme imzaladı.

Caner Erkin, 2009 yılında Asena Erkin Atalay ile tanıştı 7 aylık flörtün ardından 18 Haziran 2010 tarihinde evlendiler. 25 Nisan 2011 tarihinde Çınar adında bir oğlu oldu.

2016 Ocak ayında eşi Asena Erkin ile boşanma kararı alıp oğlu ile birlikte evi terk etti.

Altyapı Kariyeri

2002-2004 -Manisaspor

Futbol Oynadığı Takımlar

2004-2007 - Manisaspor

2007-2009 - CSKA Moskova

2009-2010 - → Galatasaray (kiralık)

2010- - Fenerbahçe

Sezen Aksu Kimdir?

Annesi fen öğretmeni Şehriban Hanım, babası matematik öğretmeni Sami Bey olan Fatma Sezen Yıldırım, 1954 yılının 13 Temmuz'unda Denizli Sarayköy'de dünyaya geldi. 3 yaşına kadar doğduğu yerde yaşadı. 3 yaşında İzmir'e, yıllar sonra "Kalbim Ege'de Kaldı" diyeceği yere taşındılar.

Çocuklarını disiplinli yetiştirmeyi isteyen Sami Bey ve Şehriban Hanım, Sezen'e karşı her zaman mesafeli olmaya çalışmışlardı. Ancak bu tutum bile daha küçücük yaşta herkesin ilgisini çekmeye çalışan Sezen'in yaramazlıklarına engel olamamıştı. Etrafındaki insanlar ona Cüce Bela diyordu. Hergün Konak-Köprü troleybüsünde şarkı söylüyor, haftada bir kez saçının rengini değiştiriyor, sıklıklada intihara kalkışıyordu. O yıllarda, sonradan "Allah babama acıdı da şarkıcı oldum." dediği bir de takıntısı vardı: Dansöz olmak.

Üniversite de dahil olmak üzere tüm eğitim sürecini İzmir'de tamamladı. 1973 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne girdi. 1974 yılının Kasım ayında Ali Engin Aksu ile evlenince okulu bıraktı.

Gençlik çağında sanatın bütün dallarına ilgi duyan Sezen, resim, tiyatro ve dans dersleri aldı. Lisede kendini iyice müziğe verdi. 1970 yılında Hafta Sonu dergisinin açtığı Altın Ses yarışmasında 6. oldu. Sezen aklında ve kalbinde müzik yatıyor olmasına rağmen 1973 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne girdi. Üniversite kantinini konser salonu gibi kullanan Sezen, üniversiteden ikinci sınıfta ayrılıp İzmir Radyosu sanatçılarının ders verdiği İzmir Radyosu Sanatçılar Derneği'ne girerek yıllarca herkesi peşinde sürükleyen, binlerce dizesi, binlerce melodisi olan kendi çizgisini çizmeye başladı.

Sezen, 1974 yılında bir plak şirketine 3 şarkılık bir bandını gönderdi. Aynı yıl'ın Kasım ayında Ali Engin Aksu ile evlendi. Evliliğinden bir hafta sonra, Yeşil Giresunlu tarafından plak yapmak için çağrıldığı İstanbul'a gelerek plak çalışmasına başladı. 1975'e girerken piyasaya ilk 45'liği çıktı: Haydi Şansım. Plak hemen hemen hiç satmadı.

Yabancı bir şarkıdan alınan besteye söz yazılmıştı ve sonuç tam anlamıyla fiyaskoydu. (Plak Sezen Aksu'ya sorulmadan Sezen Seley adına çıkarılmıştı. Kimbilir belki de daha iyi olmuştu. Yıllar sonra marka olacak bir isim hemen hemen hiç satmayan bir plakla beraber anılmacaktı.) Gene aynı sene (1975) ikinci 45'liği Yaşanmamış Yıllar/Kusura Bakma'yı çıkardı. Albümdeki parçalar Sezen'indi ve plak satışları hiç de fena değildi.

Sezen Aksu üçüncü 45'liği 'Olmaz Olsun/Vurdumduymaz'ı 1976 yılında çıkardı. Plak 45'likler listesinde haftalarca bir numarada kaldı. Bu iki plak Sezen Aksu'nun başlangıcı sayılabilir. 1976 yılında, yıllar sonra idol olacak, şarkıları dillerden düşmeyecek bir Sezen Aksu vardı artık.

Genç sanatçı, 1976 yılında ilk sahne çalışmasına başladı. Bebek Belediye Gazinosu'nda sahne alıyordu. 1977 yılında Allahaısmarladık/Kaç Yıl Geçti Aradan, Kaybolan Yıllar/Neye Yarar 45'likleri ve ilk 33'lüğü olan Allahaısmarladık piyasaya çıktı.

1978 yılında Hurşid Yenigün'ün iki bestesine söz yazan Sezen, Gölge Etme/Aşk 45'liğini yaptı. Gene aynı sene piyasadaki en eski Sezen Aksu albümü olan Serçe çift LP olarak piyasaya çıktı. 1979 yılıda boş geçmedi. Bu yıl İlk Gün Gibi/Yalancı ve Allahaşkına/Sensiz İçime Sinmiyor 45'likleri piyasaya çıktı. Aynı yıl Sezen kendini sinemada da gösterdi. Sezen'in ilk filmi başrolünü Bulut Aras'la paylaştığı bir Atıf Yılmaz filmi olan Minik Serçe idi. Bir yıldız doğarken, başka bir yıldızın sönüşünü anlatan film o dönemde beğeni toplayamadı. Bu filmi senelerce Sezen de seyretmemiş olacak ki, 1999 yılında Okan Bayülgen'in Zaga programında filmi seyrederken, kendisi de haline çok gülmüştü. Yine aynı programda Sezen filmde hiç öpüşmediğini, o sahnelerin klasik hilelerden biri olduğunu da açıklamadan geçmedi.

1980 yılında 'Sevgilerimle' albümünü çıkaran Sezen için 1981 çok özel bir yıl olacaktı. Müzik, tiyatro ve özel yaşamı çok renkli geçti. Ağlamak Güzeldir albümü sonrası Sezen Aksu Aile Gazinosu adlı müzikal için çalışmalar yaptı.

Sezen, 10 Temmuz 1981'de Beşiktaş Evlendirme Dairesi'nde Sinan Özer ile evlenirken 4,5 aylık hamile olduğu gündeme geliyor ve bu kez de özel hayatıyla konuşuluyordu. Yıl yine 1981, Kasım'ın 11'i, Mithat Can Özer dünyaya geldi, Sezen artık anneydi. Sezen hayatının erkeğini bulmuştu. O günlerde bir dergiye yaptığı açıklamada "Beni Ocak'a kadar rahatsız etmeyin" diyordu çiçeği burnunda anne. Ama Sezen bu, sanatsız yapamazdı, yapamadı da. Aralık ayında Sezen Aksu Aile Gazinosu için çalışmaya başlamışdı.

1982 yılında Şan Müzikholü'nde Sezen Aksu

Aile Gazinosu adlı müzikali gösterime girdi. Adile Naşit, Şener Şen, Ayşen Gruda, Altan Erbulak ile aynı sahneyi paylaşan Sezen, sahnede 7 farklı karakteri canlandırdı.

Yıl 1982... Sezen Aksu, hayranları ve Türk klasikleri için çok özel bir yıl. Sezen ilk kez bu yıl Acelen ne bekle Firuze dedi. "Firuze" bu yıl piyasaya çıktı. Bu yıllarda "Firuze" dillerden düşmüyordu. Sezen 2 yıl sonra Sen Ağlamayı ve 1991'de Gülümse'yi çıkarıp Türk Müziğine büyük klasikler kazandırdı. Tabii her şeyin bir sırası vardı. 1982 yılında Sezen Aksu, dönemin popüler dergisi Hey tarafından Yılın Kadın Sarkıcısı seçildi. 1983 yılında "Hey"'in Geleneksel Oskar Konseri'ne de Yılın Kadın Şarkıcısı olarak katıldı Sezen.

1983 yılında Sezen Aksu'nun, Eurovision macerası başladı. Söz ve müziği Ali Kocatepe'ye ait "Heyamola" parçasını Ali Kocatepe ve Coşkun Demir ile birlikte seslendirdi. 3 yıl arka arkaya yaşanacak ve yıllar sonra da vokalisti Işın Karaca'nın yaşayacağı klasik bir tablo ilk bu yıl yaşandı. Türkiye finaline kalan bu parça yurtdışında ülkemizi temsil etme hakkını elde edemedi. 1983 yılında "Heyamola" parçasının 45'liği "Hey Dergisi" tarafından yılın plağı seçildi. Aynı yıl Sezen, oğlunun babası Sinan Özer'den boşandı.

1984 yılında Sezen'in Eurovision macerası devam etti. Sezen bu yıl "Halay", "1945" ve "Merhaba Ümit" adlı parçalarla Türkiye finaline kaldı. İlk olarak "Merhaba Ümit"'i bırakan Sezen Türkiye finalinde "Halay" ve "1945"'i seslendirmeye karar verdi. Türkiye finali olmadan iki hafta önce Türkiye'ye gelen yabancı bir dostu Sezen'e sadece "1945"'i seslendirmesini önerdi. "1945"'in sözlerinin tüm dünyayla ilgili olduğunu düşünen Sezen bu parçanın yurtdışında da ülkemizi daha iyi temsil edeceğini düşünerek "Halay"'dan vazgeçti. Türkiye finalinde "1945"'i seslendiren Sezen Aksu'dan herkes birincilik bekliyordu. Ama sonuç hiç de iç açıcı değildi. Sahnede kıyafetiyle prenseslere benzeyen Sezen Aksu aranjman yüzünden tabiri yerindeyse güme gitmişti.

Sezen 1984 yılında Avrupada şanssızdı ama Türkiye için aynı şey söylenemezdi. Bu yıl 6 Eylül'de "Sen Ağlama" piyasaya çıktı. TRT'nin denetiminden geçemediği için ilk başlarda televizyonda seslendirememişti Sezen şarkılarını. TRT, 1985'in başından itibaren Sezen'in parçalarını yayınlamaya başladı ve albüm olağanüstü bir ilgi gördü. Haftalarca listelerde kalan bu albümün 56. haftasında Sezen Aksu albümün bu kadar listelerde kalmasıyla ilgili "Hey Dergisi"'ne yaptığı açıklamada "Bekliyordum ama bu kadarını değil... Ne yalan söyleyeyim, 1 yılı aşkın sürece listelerde kalacağımı sanmıyordum. Tüm müzikseverlere candan, gönülden teşekkürlerimi sunuyorum." diyordu.

1985 yılında Sezen Eurovision'da yine Türkiye finaline kaldı. Bu kez parçanın adı "Küçük Bir Aşk Masalı"'ydı. Sözleri Sezen'e ait olan bu parçayı Sezen Aksu ve Özdemir Erdoğan birlikte seslendirdi. Ama sonuç değişmedi. Bu yıl da Sezen yurtdışında ülkemizi temsil edemedi.

1985 yılında "Bin Yıl Önce, Bin Yıl Sonra" isimli müzikal için hazırlandı Sezen. 1986 yılının ilk haftasından itibaren gösterime girdi "Bin Yıl Önce, Bin Yıl Sonra". Şan Müzikholü'nde kapalı gişe oynayan bu müzikal dönemin dünyasını ve Türkiye'sini Ti'ye alıyordu. Sahnede büyük beğeni toplayan Sezen, sahneyi Şener Şen, İlyas Salman, Ayşen Gruda gibi ustalarla paylaştı.

Sezen 1988 yılında "Sezen Aksu'88"'i çıkardı. Bu albüm Sezen Aksu plakları arasında özeldir. Çünkü "Sezen Aksu'88" plak formatında çıkan son Sezen Aksu albümü'dür.

1989 yılında Sezen Aksu Söylüyor albümüyle karşımıza çıktı. Son iki albümüyle birlikte artık Sezen Aksu, Türk Müziği için yeri dolmaz bir efsaneydi. Daha devamı da vardı...

Onyedi dergisinin Ocak 86 sayısında okuyucu anketinde açık farkla Sezen'in 1985'in en büyük kadın şarkıcısı seçildiği yazıyordu.

Sezen Aksu ile birlikte 80'lerde Firuze, İkinci Bahar, Sen Ağlama, Geri Dön, Tükeneceğiz, Git..., Beni Unutma, Değer mi?, Sarışınım, Geçer, Gidiyorum, Belalım, Bırak Beni, Şinanay, Son Bakış hit olmuştu. Sezen Aksu söylemişti. 90'larda da söylemeye devam edecekti...

1990'lı yıllarda Kanal 6'da Sezen Aksu Show programını yapmaya başladı.

1990'larda Sezen Aksu'nun müzikseverlere çok sürprizi vardı. Öncelikle prodüktör tarafını gösterdi bize. Alışılmış starlar dışında ilk defa yeni biri çıkıyordu piyasaya, Sezen Aksu'nun vokalisti Aşkın Nur Yengi... Aşkın Nur Yengi, "Sevgiliye" albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı. Albüm Sezen Aksu prodüksiyonuydu ve bir milyona yakın tiraj elde etti.

1990 yılında Sezen Aksu beyaz perdede karşımıza çıktı. Yönetmenliğini Yavuz Özkan'ın yaptığı "Büyük Yalnızlık"'ta Sezen Aksu, Ferhan Şensoy'la kamera karşısındaydı. Film 1990 yılında Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Görüntü dalında ödül aldı. Filmin müziklerini Onno Tunç yapmıştı. Onno Tunç bestesi olan "Uçurtma Bayramları" da enstrumantal olarak bu filmde bulunmaktaydı.

Yıllar geçtikçe eski haliyle eğlenmeyi seven Sezen, bu filmle de 2003 senesinde, Yayla Sanat Merkezi'nde verdiği unplugged konserde dalgasını geçmişti. Önder Fırat'la bu filmi seyredişlerini, Önder Fırat'ın belli etmemeye çalışsa da çok sıkıldığını anlatan Sezen izleyenleri kahkahaya boğmuştu.

Sezen 1991'de Aşkın Nur Yengi'nin ikinci albümü "Hesap Ver"'in prodüksiyonunu üstlendi. Albüm Aşkın'ın ilk albümü gibi iyi bir tiraj elde etti.

Sezen Aksu'ya inanılmaz bir popularite kazandıran 1991, bambaşka bir albümün çıkış yılıydı. 1991'de müzik yönetmenliğini Onno Tunç'un yaptığı "Gülümse" çıktı. Albüm, 2 milyonu aşan bir tiraj elde etmişti. Albümün bu kadar çok satmasının sebebi şarkıların seçkinliğinin yanısıra Sezen'in hitap kesimiydi. Sezen'i her kesimden insan dinliyordu. Aşka düşen de, aşktan kaçan da, arabesk dinleyen de, pop dinleyen de, varoşu da, zengin kesimi de Sezen'i dinliyordu artık. İçinde bu kadar tezatlık olan insan kesiminin bu albümde birleşmesi "Gülümse"'yi farklı yapan asıl etkendi. 1991'de bu albüme ait "Hadi Bakalım"'ın Avrupa'da single'ı çıktı. Bu signle da klibi olmamasına rağmen iyi bir satış elde etti.

1992'de Sezen yine vokalistlerine albüm yapmaya devam etti. Sertab Erener'i tanıttı bizlere. Sertab'ın ilk albümü "Sakin Ol" başarılı bir satış grafiği çizdi. Sertab'ın albümünden birkaç ay sonra sıra "Levent Yüksel"e gelmişti. Sezen Aksu, Aşkın ve Sertab'tan sonra Levent'in albümünün de prodüktörlüğünü üstlendi. "Med-Cezir" iyi bir tiraj elde etmiş olmasına karşın, satıştan daha önemli olan bu albümün günümüze klasik bırakmasıydı. Albüm, şarkıların güzelliği Levent'in yorumuyla birleşince Tuana, Med-Cezir, Beni Bırakın gibi klasikleri müziğimize kazandırmış oldu.

Sezen Aksu her zaman istediği müziği yapmıştı ama "Gülümse"'den sonra her şey daha da değişikti. Sezen Aksu müzik lüksüne ulaşmıştı. Bu lüks ilk meyvesini 1993 yılında verdi. Sezen, "Deli Kızın Türküsü" ile çıktı karşımıza. Sezen Aksu'nun alışılmış tarzında olmayan bu albüm, kapağına kadar değişikti. Sezen Aksu kitlesini seçmişti ve artık onlara müzik ziyafeti çekiyordu. Bu farklı albümde "Küçüğüm" ve "Masum Değiliz" ilk hit olan parçalardı. Bu albümün bir özelliği ve bir değişikliği daha müzik direktörünün Uzay Heparı olmasıydı.

Uzay, hızlı yaşamayı seviyordu, motosiklet tutkunuydu. 1994'ün, 20 Mayıs'ında Uzay motosikletiyle giderken park halindeki Demet Akbağ'ın arabasına çarptı. Zeynep Tunuslu ile henüz 6 aylık evliydi ve sadece bir gün önce bir çocuğunun olacağını öğrenmişti. 11 gün bitkisel hayatta kalan Uzay, 31 Mayıs günü 26 yaşında aramızdan ayrıldı motosiklet sevdasına. Sanat dünyasını, sevenlerini özellikle genç hayranlarını ve tabii ki Sezen'i yasa boğdu. Sezen, Uzay'ı, "Yas" parçasında sanırım hiçbirimizin yaşamayacağı duygularla yaşadı. Sezen "Yas"'ı kendisinin okuyamayacağını söylemişti ve şarkıyı Levent'in ikinci albümüne koydu. Bu çok özel parçayı Levent Yüksel'e vermesi en doğruydu. Çünkü Levent Yüksel de, Uzay'ın ölümünden sonra albümü bir milyona yakın satmasına rağmen Sezen Aksu'nun arkasında vokal yapacak, bas gitar çalacak kadar tevazu sahibi ve vefakar biriydi.

1 Kasım 1994'te çıkan Sertab'ın "Lâ'l" albümü Sezen Aksu prodüksiyonuydu, iyi bir satış başarısı elde etti. Bu albümün en önemli özelliği ise Uzay'ın anısına adanmasıydı.

1995 yılında Sezen yine farklı çıktı karşımıza. Buram buram Anadolu kokan şarkılar vardı "Işık Doğudan Yükselir"'de. Eleştirmenlere "Eski Sezen Aksu nerede?" diye sorduran bu albüm, müzik açısından en iyi Sezen albümlerinden biriydi. Yunus Emre'nin, Mevlana'nın ve Aşık Daimi'nin eserleri Sezen Aksu'nun yıllar geçtikçe daha da güzelleşen yorumuyla albümde yer aldı. Fahir Atakoğlu'nun da iki eseri vardı albümde. Bunlardan biri albümün hitlerinden, sanat müziği tınısıyla kulağımızı okşayan "Alâturka", diğeri ise özellikle kusursuz düzenlemesiyle "Yaktılar Halim'imi"'ydi. Gülümse'nin müziğini yapan Arto Tunç'un da bu albümde iki bestesi vardı. Albümde dikkat çeken bir dörtlük de Bedri Rahmi Eyüboğlu'na ait;

Bu Anadolu var ya bu Anadolu

Bu misli menendi görülmemiş cömert ana

Bu her yanı meme, bu her yanı dudak, bu her yanı gül

Bu zırnık almadan veren, habire veren yedi gül...

Bedri Rahmi Eyüboğlu

1997 yılının Aralık ayında piyasaya çıkan "Düğün ve Cenaze" yine çok eleştirildi. Öyle ki birkaç eleştirmen, Sezen'in ne dediğini anlamadığını bile yazmıştı. Bütün bu eleştiriler albümün kötü satmasında çok büyük etken oldu. Oysa albümün düzenlemeleri ve besteleri yine eşsizdi. Goran Bregoviç'i dünyaya tanıtan 9 tane Goran Bregoviç, 1 tane Kurtis Jasavev bestesinden oluşan albüm "Düğün ve Cenaze" adını Goran Bregoviç'in orkestrasından aldı. Albümün sözlerini ise Sezen, Pakize Barışta ve Meral Okay ile birlikte yazdı.

1998 yılında 'Düğün ve Cenaze' albümünün en büyük hiti "Erkekler"'in single'ı çıktı. 1998'in Nisan ayında ise Levent Yüksel'in üçüncü albümü "Adı Menekşe" piyasaya çıktı. Bir kez daha Sezen Aksu' nun prodüksiyonluk üstlendiği albüm çok başarılı bir yapıt olmasına rağmen belki de tanıtımının iyi yapılamaması nedeniyle iyi bir satış elde edemedi. Yine 1998'in Aralık ayında Sezen Aksu'nun albümü "Adı Bende Saklı" raflardaki yerini almıştı. Sezen bu kez albümüyle basından tam not aldı. Kimilerine göre eski Sezen dönmüştü. Albümdeki "Tutuklu" ve "Adı Bende Saklı" parçaları Sezen klasikleri arasında yerini aldı.

1999'un son günlerinde Sezen Aksu hayranlarına bir sürpriz yaptı ve "Sarı Odalar" single'ını piyasaya çıkardı. Parçaya klip 3. köprüyü protesto etmek için Arnavutköy'de çekildi.

2 Haziran 2000 günü Sezen yine yeni bir albümle, "Deliveren"'le, çıktı karşımıza. "Oh Oh", "Kahpe Kader" ve "Keskin Bıçak" albümün hit parçaları oldu ve bir milyona yakın bir tiraj elde etti. (Deliveren, içindeki şeytanla meleği yönlendiren anlamına gelmekte)

Sezen 2001 yılında sağlık problemleriyle ilgilendi. Temmuz'un sonunda ve Ağustos'un başında 6 konser veren Sezen, Park Orman'da yine çok şiddetli esti. Dev orkestrası ve sesiyle 6 gece hayranlarını büyüledi. Konser hediyesi olan Remix Maxi Single piyasaya sürülmedi, Sezen fanatiklerinin koleksiyonlarındaki yerini aldı. Maxi Single'da "Oh Oh" ve "Kahpe Kader"'in Kıvanç Kutlumuş tarafından düzenlenen ikişer remix'i bulunmakta.

Sezenin bir zamanki vokalisti Işın Karaca da 2001 yılında Eurovision'da Türkiye finaline kaldı ama yine aynı son yaşandı.

2001 yılının sonuna doğru Sezen Aksu'nun 6 yıldır vokalistliğini yapan Işın Karaca'nın albümü "Anadilim Aşk" piyasaya çıktı. Albüm yine bir Sezen Aksu prodüksiyonuydu.

21 Aralık 2001'den itibaren ve 2002'nin hemen başında Sezen, Efendy Show Theatre'daki konserleriyle sevenlerinin karşısındaydı.

20 Mayıs 2002 günü Sezen Aksu sevenlerine "Şarkı Söylemek Lazım" albümünü sundu. Bu albüm Sezen'in DMC firmasından çıkarttığı ilk albümüydü.

2002'in yazında da dolu dolu Sezen Aksu vardı. 12 Haziran'da Açıkhava'da konserlerine başladı Sezen. Sezen'in ilk ışığını Mart ayında Diyarbakır'daki konserinde verdiği sürprizi yaz sonunaydı. "Türkiye'nin bütün dillerini ve medeniyetlerini" bir araya getiren "Türkiye Şarkıları" isimli konser serisini sundu. Konserlerde Sezen'e Rum, Ortodoks, Ermeni ve Musevi korolarıyla birlikte Diyarbakır Belediyesi Çocuk Korosu da eşlik etti. Sahnede Türkçe, Kürtçe, Ermenice ve Rumca şarkılar, türküler söylendi. Diyarbakır Belediyesi Çocuk Korosu en büyük alkış alanlardandı. Sezen konserinin sonunda onbinlerce kişiyle birlikte "Şarkı Söylemek Lazım"'ı ve Mevlana'nın sözlerinden oluşan "Yeniliğe Doğru" şarkısını söyledi.

Her yaptığıyla kendinden söz ettiren Sezen bu sefer Türkiye'yi bambaşka sallamıştı. Günlerce televizyonlarda konuşulan, gazetelerde yazan "Türkiye Şarkıları"'nı 1 Eylül 2002 günü Hürriyet Gazetesi "Yasa Meclis"'ten, icraat Sezen'den' başlığıyla manşetten verdi.

Bu konser dizisi sadece Türkiye'de değil birçok ülkede de haber oldu. AP ajansının çektiği bir fotoğraf birçok ülkede yayınlandı.

2003 yılının başında Beşiktaş'ta BKM'de Unplugged konserler veren Sezen yoğun ilgi üzerine konserlerine önce Maltepe Yayla Sanat Merkezi'nde daha sonra Türkiye'nin değişik şehirlerinde devam etti.

2003 yazı bitmeden Sezen'in yeni albümü "Yaz Bitmeden" çıktı. Biri enstumantal olmak üzere 4 yeni şarkı içeren albümde ayrıca daha önce başka yorumcuların seslendirdiği Sezen Aksu şarkıları vardı. Yeni şarkılardan biri olan "Farkındayım"'a Van'ın Gevaş ilçesinde klip çekildi.

Sezen Aksu’nun uzun bir aradan sonra 2005 yılında piyasaya sürülen yeni albümü "Bahane", beklenenin de üzerinde ilgi gördü. Aksu’nun son şarkılarını dinlemek için sabırsızlanan müzikseverlerin yoğun ilgisi sayesinde albüm, ilk iki haftalık sürede 320 bin sattı.

Sezen Aksu aynı zamanda İstanbul gece eğlencesi anlayışına farklılık getiren Oba Bar'da ve 1997 yılında Uğur Yücel ile Bostancı Gösteri Merkezi'nde kabare türünde sahne gösterileri sergiledi.

Evlilikleri

1.evliliği : Hasan Yüksektepe ile evlendi, çok kısa bir süre sonra boşandı.

2.evliliği : 1974 yılının Kasım ayında Ali Engin Aksu ile evlendi.

3.evliliği : 10 Temmuz 1981 tarihinde Sinan Özer ile İstanbul'da evlendi ve aynı yıl oğlu Mithat Can Özer (d.11 Kasım 1981) doğdu. 1983 yılında boşandı.

4.evliliği : 1993 yılında gazeteci Ahmet Utlu ile evlendi. 1997 yılında boşandı.

Albümleri .

1977 - Allahaısmarladık

1978 - Serçe

1980 - Sevgilerimle

1981 - Ağlamak Güzeldir

1982 - Firuze

1984 - Sen Ağlama

1986 - Git

1988 - Sezen Aksu'88

1989 - Sezen Aksu Söylüyor

1991 - Gülümse

1993 - Deli Kızın Türküsü

1995 - Işık Doğudan Yükselir

1996 - Düş Bahçeleri

1997 - Düğün ve Cenaze

1998 - Adı Bende Saklı

2000 - Deliveren

2002 - Şarkı Söylemek Lazım

2003 - Yaz Bitmeden

2005 - Bahane

2005 - Bahane Remix

2008 - Deniz Yıldızı

2009 - Yürüyorum Düş Bahçeleri'nde...

2011 - Öptüm

2011 - Öptüm Remix

2013 - Kayıp Şehir

Ödülleri

1995 - Kral TV Video Müzik Ödülleri, Yekta Okur Özel Ödülü

2003 - MÜ-YAP Müzik Ödülleri, Yılın en çok satan albümü ödülü

2004 - MÜ-YAP Müzik Ödülleri, Yılın en çok satan albümü ödülü

2005 - POPSAV ödülü, En iyi sanatçı ödülü

2005 - Altın Kelebek 2005 TV Yıldızları Yarışması, En iyi Türk Pop Müziği kadın solisti

2006 - MÜ-YAP Müzik Ödülleri İki adet Diamond ödülü, Yılın en çok satan albümü ödülü

2005 - Altın Kelebek 2005 TV yıldızları yarışması, En iyi Türk Pop Müziği kadın solisti

2007 - Powertürk Müzik Ödülleri, En iyi Türk Pop Müziği kadın solisti

2008 - İZTO, "İzmir Şehrine Katkı Ödülü"İzmir'e katkı ödülü

2009 - Kral TV Video Müzik Ödülleri, En iyi kadın sanatçı ödülü

2009 - MÜ-YAP Müzik Ödülleri, MÜ-YAP özel ödülü

2012 - Kral TV Video Müzik Ödülleri, En iyi klip ödülü

Filmleri

1979 - Minik Serçe

1981 - Sezen Aksu Aile Gazinosu adlı müzikali

1983 - Neşeli Kuklalar

1986 - Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra müzikali

1990 - Büyük Yalnızlık

2012 - Max Maceraları: Kralın Doğuşu (seslendirme)

Şener Şen Kimdir?

Kemal Sunal ve İlyas Salman ile beraber oynadığı komedi filmleri ile izleyicilerin gönlünde taht kuran Türk sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu. Ünlü sinema oyuncusu Ali Şen’in oğlu olan Şener Şen, tiyatro kökenli bir oyuncu olup, ufak yan rollerle sinema sektörüne girmiş, Arzu Film ile beraber çektiği komedi filmleri ile ünlü olmuş ve de kariyerinin son yıllarında oynadığı Muhsin Bey, Eşkiya ve Kabadayı gibi dram filmlerindeki başarısıyla Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi oyunculardan birisi olduğunu kanıtlamıştır.

Şener Şen, 26 Aralık 1941 tarihinde, Adana’da dünyaya geldi. Komedi ve dram tarzındaki pek çok sinema filminde rol alan Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncularından Ali Şen’in oğlu olarak dünyaya gelen Şener Şen, babası gibi oyuncu olma isteğiyle tiyatroya başladı.

İlk olarak 1958 yılında, Yeşil Sahne’de oyunculuğa başlayan Şener Şen, 1964-1966 yılları arasında öğretmen olarak Doğu Anadolu’da görev aldıktan sonra İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda yan rollerde yer alarak profesyonel oyunculuğa başladı.Şen, zaman içinde daha büyük rollerde görülerek mesleğinde ilerleme fırsatı yakaladı.

Tiyatronun yanı sıra dublaj sanatçısı olarak da çalışan Şen, 1967 yılında çekilen Sözde Kızlar adlı sinema filmi ile beyazperdeye adımını attı. 1971 tarihli Altın Prens Devler Ülkesinde adlı yapımda babası Ali Şen ile beraber rol alan başarılı oyuncu, 70’li yılların ilk yarısında pek çok filmde yan rollerde gözüktükten sonra asıl çıkışını 1975 yılında rol aldığı iki filmle yakaladı; Bizim Aile ve Hababam Sınıfı.

1975 tarihlinde vizyona giren, Rıfat Ilgaz’ın aynı adı taşıyan kitabından uyarlanan ve de yönetmenliğini Ertem Eğilmez’in yaptığı Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Şen’i şöhrete taşıyan yapım oldu. Kadrosunda Münir Özkul, Tarık Akan, Adile Naşit ve Kemal Sunal gibi pek çok ünlü ismi barındıran bu filmde Şen’in canlandırdığı sakar, beceriksiz ve saf beden eğitimi hocası Body Ekrem karakteri halk tarafından çok sevilince devam filmleri olan 1976 tarihli Hababam Sınıfı Uyanıyor, 1977 tarihli Hababam Sınıfı Tatilde ve de serinin son filmi olan 1978 tarihli Hababam Sınıfı Dokuz Doğurdu’nun kadrolarında da yer aldı.

Hababam Sınıfı serilerinde beraber rol aldığı iki aktör, Kemal Sunal ve İlyas Salman, Şen’in uzun bir süre boyunca çekeceği pek çok komedi filminde kendisiyle beraber rol oynadı. İlyas Salman ile beraber Banker Bilo, Çiçek Abbas, Dolap Beygiri gibi filmlerde rol alan Şen, Kemal Sunal ile beraber ise Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Kibar Feyzo, Davaro gibi pek çok komedi filminde rol alarak unutulmaz bir ikili oluşturdu. Bu dönemde oynadığı filmlerde genellikle üçkağıçı, güvenilmez, kurnaz ama şansı sürekli kötüye giden bir karakteri canlandıran Şen, Kemal Sunal ve İlyas Salman’ın canlandırdığı saf karakter tiplemelerine çok iyi bir antitez oluşturarak unutulmayacak filmlere imza attı.

Şen’in kariyerinin olgunlaşma dönemi olarak tanımlanabilecek olan ve genellikle dram ağırlıklı filmlerde rol oynadığı dönemin başlangıcı ise 1984 yılına rastladı. İlk olarak 1984 tarihli, Ertem Eğilmez yönetmenliğinde çekilen Namuslu’da fazlasıyla dürüst ve onurlu olduğu için sistem tarafından kabul edilmeyen Ali Rıza karakterini canlandıran Şen, daha sonra ise 1985 tarihli Nesli Çölgeçen filmi Züğürt Ağa’da feodalizmin modernite içinde çözülmesini sonucunda Ağalık’tan vazgeçmek zorunda kalan bir köy ağasının İstanbul’da başından geçen maceraları başarıyla canlandırdı.

1985 tarihli Çıplak Vatandaş ve 1986 tarihli Milyarder, Şen’in yeni sinema anlayışının ekranlardaki temsilcileri olurken, 1987 yılında vizyona giren Muhsin Bey, Şener Şen’in sanat hayatındaki doruklardan birisini temsil etmekteydi. Yavuz Turgul’un senarist ve yönetmen olarak can verdiği Muhsin Bey, prensiplerine sonuna kadar bağlı, eski kafalı ve modası geçmiş bir müzik yapımcısı olan Muhsin Bey ve onun şöhret yapmak için çabaladığı yanık sesli genç sanatçı Ali Nazik’in hikayesini konu alıyordu. Değişen dünyada eski değerlere bağlı olarak yaşamaya çalışan Muhsin Bey karakteriyle Türk Sineması’nın başyapıtlarından birisine imza atan Şen, ayrıca bu film sayesinde ileriki yıllarda pek çok kez beraber kamera karşısına geçeceği Uğur Yücel ile de ilk defa bir başrolde beraber çalışma fırsatı yakaladı.

Muhsin Bey’in ardından 1987 yılında Selamsız Bandosu ve Zengin Mutfağı filmlerinde başrol oynayan Şen, 1988 tarihli Arabesk ile bir kez daha unutulmaz bir oyunculuğa imza attı. Yönetmenliğini Ertem Eğilmez, yapımcılığını ise Türker İnanoğlu’nun üstlendiği ve senaryosunda Gani Müjde’nin görev aldığı Arabesk, Türk sinemasında arabesk kültürünün izlerini çözümleyen ve de bu duruma traji-komik bir bakış açısı getiren kuvvetli bir absürd komedi ve hatta yer yer müzikal filmiydi. Müjde Ar ve rol arkadaşı Şener Şen’in fevkalede oyunculukları sayesinde film 26. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ödülünü kazandı.

Arabesk sonrasında rol aldığı film sayısını azaltan ve de filmlerin aralarındaki süreyi uzatan Şener Şen, artık tam anlamıyla bir yıldız oyuncu portresi çiziyordu. 1990 yılında Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ile Muhsin Bey karakterine yakın bir portre çizen başarılı oyuncu, 1992 yılında Yavuz Turgul yönetmenliğindeki Gölge Oyunu’nda Şevket Altuğ ile beraber başrolde yer aldı. Bir sonraki filmi Amerikalı ise Amerikan Pop Kültürü’nün ülkemizde yarattığı değişimlere eğlenceli bir bakış açısı getiren başarılı bir absürd komedi örneğiydi. Amerikan filmlerinden bire bir alınmış bölümlerle desteklenen (Evde Tek Başına, Temel İçgüdü vs..) Amerikalı, Lale Mansur, Taner Barlas ve Eray Özbal gibi başarılı oyuncuları bir araya getirdi.

Amerikalı’nın ardından üç yıl boyunca sinema filmi çekmeyen Şen, 1996 yılında Eşkiya ile beraber sinemalara geri döndü. Yavuz Turgul tarafından senaryosu yazılan ve de yönetilen Eşkiya, Baran adlı eski bir eşkiyanın 35 yıllık hapis hayatının ardından geçmişiyle hesaplaşmasını ve de Cumali adındaki genç bir serserinin hayatına dahil olmasını anlatırken bir yandan da uyuşturucu ve mafya ilişkilerine değiniyordu. Şen’i Uğur Yücel ile bir kez daha başrollerde bir araya getiren Eşkiya, uluslararası film festivallerinde ve de 19. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri’nde pek çok ödül kazandı.

Eşkiya’nın vizyona girmesinin ardından sekiz yıl hiçbir sinema filmi çekmeyen Şen,bu süre içerisinde sadece 2000 yılında gösterime başlayan T.V. dizisi İkinci Bahar’da rol aldı. 2004 yılında vizyona giren ve başrollerini Meltem Cumbul’la paylaştığı Gönül Yarası’nda bir kez daha Yavuz Turgul ile beraber çalışma fırsatı bulan Şen, 2007 yılında ise senaryosunu Yavuz Turgul’un yazdığı ve yönetmenliğini Ömer Vargı’nın yaptığı Kabadayı’da rol aldı. Kenan İmirzalıoğlu, Aslı Tandoğan ve Rasim Öztekin gibi başarılı sanatçıların rol aldığı Kabadayı gişede 10.000.000 dolarlık bir hasılata imza atarken, eleştirmenler tarafından II. Eşkiya olarak nitelendirildi.

İki kez evlenen Şener Şen’in ilk evliliğinden bir kızı oldu. 1975 doğumlu olan kızı Bengü, babası ve dedesi gibi oyunculuğu seçmedi; hep kameralardan uzak durdu. Şener Şen ikinci evliliğini ‘Muhsin Bey’filminin çekimleri sırasında tanıştığı rol arkadaşı Sermin Hürmeriç ile yaptı. 1989’da evlenen çift, Şener Şen’in bir başka hit filmi Eşkıya’dan sonra 11 yıllık evliliklerini 2000 yılında bitirdi.

Şener Şen’in yakın zamanda vizyona girmesi beklenen filmleri arasında ise Av Mevsimi yer alıyor.     

Asena Erkin Kimdir?

Asena Erkin (Atalay), 21 Kasım 1989 tarihinde İzmir’de doğmuştur. Bir erkek kardeşi vardır. Aslen Antalya'lı ve varlıklı bir turizmci ailenin kızıdır. Kendi otelleri var. Liseyi Denizli'de okudu. Liseden sonra İspanya'ya gitti.

İspanya’da 2,5 yıl okuduktan sonra Türkiye’ye 2008 yılında döndü. Ankara, Bilkent Üniversitesi’nde İşletme bölümünde okumaya başladı. Bilkent’te öğrenciyken evlenince İstanbul’a geldi okulu dondurdu. Çocuğu olduktan sonra tekrar okumaya karar verip İstanbul, Beykent Üniversitesi Tekstil-Moda Tasarımı Bölümü’nde okumaya başladı.

“Ase88” adında kendi markasını yarattı. WhatsApp’tan ürün satmaya başladı. Ase88 açılımı şöyle: Ase onun adının kısaltılmışı, 88 de Caner’in forma numarası. Ayrıca İstinye’de “Asena 88” adlı bir mağaza açtı.

2013 yılının sonlarında Berkay Şahin, Asena Erkin ile adı birlikte anıldı ancak iddiaları da kesin bir dille yalanladı.

Asena Erkin, Temmuz 2014 ayında Show TV’de iki hafta “Hey Canlı”nın sunucusu Özge Ulusoy’un yerine sunuculuk yaptı.

Asena Erkin (Atalay), 2009 yılında futbolcu Caner Erkin ile tanıştı 7 aylık flörtün ardından 18 Haziran 2010 tarihinde evlendiler. 25 Nisan 2011 tarihinde Çınar adında bir oğlu oldu.

2016 Ocak ayında eşi Caner Erkin boşanma kararı alarak oğlu ile birlikte evi terk etmiştir.

Özge Ulusoy Kimdir?

Özge Ulusoy, 28 Ekim 1982 tarihinde Ankara’da doğmuştur. İzmirli bir ailenin en küçük çocuğudur. Annesi Armağan Ulusoy Ankara’da bir zamanlar ilçe belediye başkanlığı yapmıştır, babası Haydar Ulusoy ise emekli askerî hâkim albaydır..

İlkokuldan sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Klasik Bale Bölümünde ortaokul ve liseyi okumuştur. Üniversitenin de iki senesini burada okuduktan sonra İstanbul’a giderek Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'na geçti. Sonra son senesinde sınıf atlayarak Klasik Bale Bölümü'nden mezun oldu. Daha sonra 2005 yılında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Yonetimi Bölümü'nde de okuyarak 2007 yılında mezun oldu.

2001 yılında “Elite Model Look” adli güzellik yarışmasında üçüncü oldu. 2003 yılında Miss Turkey 2003 (Türkiye Güzellik Kraliçesi Yarışması)’da ikinci olmuştur. Devamında 2003 yılında o yıl Panama’da yapılan Kâinat Güzellik Yarışması'nda (Miss Universe) Türkiye'yi temsil etti. Ve Cengiz Abazoğlu defilesi ile mankenliğe başladı. Uğurkan Erez ile tanıştı ve onun ajansına geçti. Modacılardan Yıldırım Mayruk, Cemil İpekçi, Hakan Yıldırım, Cengiz Abazoğlu ve Gamze Saraçoğlu gibi; firmalardan ise Beymen, Vakko, İpekyol, Roman, Mavi Jeans, Mudo, Harvey Nichols ve Mango gibi firmalar adına defilelere çıkmıştır.

2006 yılında Arka Sokaklar adlı polisiye dizisinin ilk sezonunda rol aldı. 2007'de FOX TV kanalında yayınlanan “Senin Uğruna” dizisinde Rafet El Roman'la oynadı. Ardından 2008 yılında Arka Sokaklar dizisine tekrar döndü. 2010 yılında Star TV'nin Ateşe Yürümek adlı dizisinde rol aldı.

2011 yılında ise ilk sinema filmi olan “Kutsal Damacana: Dracoola”da başrolde oynadı.

Özge Ulusoy, 2011 yılında Acun Ilıcalı'nın sunduğu Survivor Ünlüler-Gönüllüler adlı yarışmada Ünlüler Grubu'nda 2 Nisan 2011 tarihinden 6 Haziran 2011 tarihine kadar Dominik Cumhuriyeti'nde yarışmış ve yarışmaya beşinci olarak veda etmiştir. Derya Büyükuncu'nun birinci olduğu yarışmada diğer yarışmacılar ise Nihat Doğan, Ebru Destan, Asena Onur Çakmak, Pascal Nouma, Zeynep Tunuslu idi.

Hemen ardından “Bugün Ne Giysem?” yarışmasında yarışmacıları podyuma hazırlama işini üstlendi.

Özge Ulusoy katıldığı, 2011 yılının yazında başlayan “Yok Böyle Dans” yarışmasının finali 9 Ocak 2012 tarihinde yapıldı ve birinciliği kazandı. Jüri üyeleri Sait Sökmen, Tan Sağtürk, Acun Ilıcalı ve Azra Akın olurken, sunucular; Burcu Esmersoy ve Cem Ceminay oldu. Yarışmacılar ise ; İvana Sert, Helin Avşar, Alp Kırşan, Aydın, Altay, İlhan Mansız, Nez, Özge Ulusoy, Cem Ceminay, Özlem Yıldız, Almeda Abazi, Aşkın Nur Yengi, Hakan Peker, Şenol İpek ve Burcu Çetinkaya'dır.

4 Haziran 2010 tarihinde Yapımcı Ferruh Taşdemir ile evlendi. 29 temmuz 2010 tarihinde boşandılar.

23 Mart 2015 tarihinde Show TV’de başlayan, sunuculuğunu Özge Ulusoy’un yaptığı “Bugün Yıldız Benim” adlı yarışmada sesine, stiline, tarzına güvenen ev hanımları yarışacak, jüri koltuğunda Mert Ekren, modacı Hakan Akkaya ve türkücü Songül Karlı olacak.

Ödülleri

2014 - 9. Uluslararası Dadaş Film Festivali - En iyi kadın oyuncu (Kadın İşi: Banka Soygunu)

Filmleri ve Dizileri

2007 - Senin Uğruna(Dizi)

2008 - Dilek Ağacı (Dizi)

2009 - Arka Sokaklar(Dizi)

2009 - Ev (Konuk Oyuncu)(sinema filmi)

2010 - Ateşe Yürümek (Dizi)

2011 - Kutsal Damacana: Dracoola(sinema filmi)

2012 - Türk'ün Uzayla İmtihanı(Dizi)

2013 - Romantik Komedi 2: Bekarlığa Veda (Gözde)(sinema filmi)

2013 - Kadın İşi: Banka Soygunu (Nihal)(sinema filmi)  

Acun Ilıcalı Kimdir?

1969, Edirne doğumlu, Türk televizyon yapımcısı ve sunucusu. Acun Firarda, Var mısın ? Yok musun?, Fear Factor, Survivor, Yetenek Sizsiniz Türkiye gibi Türk televizyonculuğunun önemli başarı yakalamış programlarının yapımcısıdır.

Erzurum, Ilıca ilçesi doğumlu Ergün ve İlknur Ilıcalı'nın ikinci çocuğu olan Acun, 29 Mayıs 1969'da Edirne'de dünyaya geldi. Ömer Cenker Ilıcalı adında bir abisi vardır. Babası müteahitti annesi de üniversite eğitimi almış bir müdürdü. 5 yaşında başladığı ilk ve orta öğrenimini Edirne İstiklâl İlköğretim Okulu'nda tamamladı. Lise eğitimine İstanbul'da Kadıköy Maarif Koleji'nde başlayan Acun, Kadıköy Anadolu Lisesi'ni bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı, ama üniversite hayatı, 7 yılın sonunda mezun olmadan bitti. Her röportajında kendilerini çok sevdiğini dile getirdiği babaanne ve dedesini trafik kazasında kaybetti.

19 yaşında iken 1988 yılında Seda Ilıcalı ile evlendi ve bu evliliğinden Banu adında bir kız çocuğu sahibi oldu. Kızının doğumundan 10 ay sonra 1990 senesinde anne ve babasını trafik kazasında kaybetti. Yaşanan olayı sonradan şu şekilde anlatacaktı;

Annem ve Babamla Bodruma gidecektik. Benim son anda işim çıkınca onlara "Siz gidin ben daha sonra geleceğim" dedim. Kızım Banu'yu da alarak yola çıktılar. Balıkesir'i geçmişler, babam sakin bir şekilde konvoyu sollarken bir anda karşısına 180 km hızla gelen bir araç çıkmış ve kafa kafaya çarpışmışlar. Annem ve babam orada rahmetli olmuş, kızım ise çok ağır yaralıydı. Balıkesir Devlet Hastanesi'ne gittim. Bir adam duruyor. Adamın yanına gittim ve annemi sordum. "İlknur Ilıcalı ile görüşmek istiyorum" dedim. Adam bir deftere baktı ve sayfayı çevirdi "Ölmüştür" dedi. "Ergün Ilıcalı ile görüşmek istiyorum" dedim. "Ölmüştür" dedi. Ben şoktayım ve kızımı soramıyorum bile. Sadece vücudunda 18 kırık vardı. Düşünün 10 aylıktı... Öyle bir acıydı ki kızımın yaşıyor olmasına sevinememiştim bile. Banu'nun o kazadan sağ çıkması gerçekten bir mucizeydi. Ben o yüzden kızıma "Mucize çocuk" derim. Yaşadığım bunalımın da etkisiyle, eşim Seda'dan ayrıldım.

Eşinden boşandıktan sonra 1994 yılında motoru ile Bağdat Caddesi’nde büyük bir kaza geçirdi. Kazada arkasında oturan yakın arkadaşı hayatını kaybetti. Acun Ilıcalı ‘nın ise sol kolu kırıldı ve 36 dikişli bir ameliyatın ardından koluna platin takıldı.

1995 senesinde bir kot dükkanı açarak ticarete atıldı ama başarılı olamadı. Lisans eğitiminin ardından tekrar girdiği üniversite sınavlarında İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazanmasına rağmen bölümü okumaktan vazgeçti.

Amcasının oğlu Bekir’in arkadaşı, Acun Ilıcalı'yı o dönem Show TV’de mali kontrolör olan İrfan Şahin ile tanıştırdı. Onun sayesinde İlker Yasin'le tanışan Acun, futbol bilgisiyle onu etkileyince, denenmek üzere işe alındı. Koyu Fenerbahçeli olmasına rağmen Beşiktaş muhabiri oldu. Beşiktaş muhabiriyken futbolcularla samimi olup özel röportajlar yapmayı başarınca yıldızı bir anda parladı ve daha sonra Şansal Büyüka'nın ekibine, Show TV'ye transfer oldu.Televole furyasında Şansal Büyüka'nın gözde elemanı haline geldi.

Televole'nin spor magazin olduğu yıllarda bu program içerisinde kendine ait bir bölüm sunmaya ve bu bölüm dâhilinde dünyayı dolaşmaya başladı. Ardından bu bölümü, 2002 yılında Acun Firarda adı altında ayrı bir program yaparak sunmaya devam etti. En çok izlenen gezi programı oldu ve bu serüveni ile 105 ülke gezdi. Dokun Bana ve Biri Bizi Gözetliyor programlarının kadrosunda yer alıp yardımcı sunuculuk yaptı.

2005 yılında Acun Medya adlı prodüksiyon şirketini kurdu. Fear Factor, Survivor, Kızlar - Erkekler, Survivor Türkiye - Yunanistan, Survivor Aslanlar - Kanaryalar, Var mısın Yok musun, Devler Ligi , Yetenek Sizsiniz ve Yok Böyle Dans programlarının yapımcısı, jürisi ve sunucusu oldu. Uğur Dündar'ın sunmuş olduğu Yoksa Rüya mı ve Behzat Uygur'un sunmuş olduğu Söyle Söyleyebilirsen programlarının yapımları da Acun Ilıcalı tarafından gerçekleştirilmiştir. O Ses Türkiye ve Survivor Ünlüler - Gönüllüler yarışmalarının da yapımını ve sunuculuğunu yapmıştır.

2005 yılında, 36 yaşında vergi rekortmenleri arasına girdi.

Başta Türkiye’deki üniversiteler olmak üzere, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde stand-up gösterileri yapmıştır. Stand-up gösterilerinde meslek hayatı boyunca başına gelenleri komik bir dille izleyicilere aktarmıştır.

Show Tv’nin ‘81 İl 81 Okul’ adlı sosyal sorumluluk projesinde yer aldı ve programda 3 milyon 725 bin 563 YTL yardım toplandı.

Birinci evliliğini 19 yaşında iken 1988 yılında üniversiteden arkadaşı Seda Ilıcalı ile yaptı. Bu evliliğinden Banu (d.1989) adında bir kız çocuğu sahibi oldu. 24 yaşında iken 1993 yılında boşandı.

İkinci evliliğini 2003 yılında yaptığı Zeynep Ilıcalı'dan Leyla ve Yasemin adlarında iki kız çocuğuna daha sahip olan Acun 3 kız babasıdır.

2010 yılında eşi Zeynep Ilıcalı kendisini 20 yaşındaki Şeyma Subaşı ile aldattığını öne sürerek boşanma davası açtı. Ünlü isimlerin avukatlığını yapan avukat Kezban Hatemi ile anlaşan Acun Ilıcalı, eşinin iddialarını kabul etmedi. 2011 yılı Eylül ayında barışarak boşanma davası düşmüştür.

2005 yılında 2005 yılında Acun Medya adlı prodüksiyon şirketini kurdu.

2011 vergilendirme döneminde gelir vergisi listesine konuşmacı, sunucu gibi faaliyetlerden oluşan geliri için 2 milyon 836 bin 191 lira gelir vergisi tahakkuk ettirilen Acun Ilıcalı listeye 62. sıradan girdi.

2007-2008 yılları arası Uğur Dündar tarafından sunulan “Yoksa Rüya Mı?” adlı aktüel programın yapımcılığını üstlendi.

2008 yılında Sunuculuğunu Behzat Uygur’un yaptığı, Türk Pop Müziği şarkılarının sözlerini bilmeye yönelik müzik yarışmasının yapımcılığını yaptı. 2014 yılında, tv8 kanalında yayınlanmaya başlanan aynı programın sunuculuğunu Murat Dalkılıç yaptı.

Fear Factor, Survivor Kızlar - Erkekler, Survivor Türkiye - Yunanistan, Survivor Aslanlar - Kanaryalar, Var mısın Yok musun, Devler Ligi, Yetenek Sizsiniz, Yok Böyle Dans, Survivor Ünlüler - Gönüllüler ve O Ses Türkiye programlarının yapımcılığını, jürisi üyeliğini ve sunuculuğunu yapmıştır.

2012 yılında yapımcısı ve sunucusu olduğu Dominik Cumhuriyeti‘nde çekimleri yapılan Survivor Ünlüler Gönüllüler yarışması izlenme rekorları kıran Acun Ilıcalı en çok konuşulan isimlerden oldu.

Acun Medya'nın hazırladığı Survivor serisinin yenisi “Survivor Ünlüler Gönüllüler 2013” Acun Ilıcalı'nın sunumuyla 17 Mart 2013 Pazar günü Star TV'de başladı.

Daha önce Survivor Aslanlar Kanaryalar (2006), Survivor Türkiye Yunanistan (2007), Survivor Kızlar Erkekler (2010) ve Survivor Ünlüler Gönüllüler'i (2011 ve 2012 yıllarında) yapan Acun Ilıcalı, Survivor Ünlüler Gönüllüler 3 ile karşımıza çıktı.

Muhabir olarak girdiği televizyon sektöründe Türkiye'nin en önde gelen yapımcısı olarak isim yapan Acun Ilıcalı,14 Kasım 2013 tarihinde tv8'i satın alarak artık kendi TV kanalının sahibi olduğunu duyurdu. MNG gurup başkanı ve tv8 kanalının sahibi olan Mehmet Nazif Günal ile anlaştığını, satın alma sürecinin başladığını Twitter’a yazmıştır.

2014 yılında tv8 kanalında gösterime giren Ütopya adlı bir yarışma programı başlattı.