Görüş Bildir

CHP'ye verdi veriştirdi!

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Hiç kimse Sultanahmet’i kendi kimliğinden ayıramaz. Sultanahmet Camii’nde milletimiz ibadet etmeye devam edecektir. Biz, geçmişte yaşandığı gibi hiçbir caminin başka bir amaçla kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Pençe-Kartal Operasyonu ile ilgili bilgi veren Ömer Çelik, “Silahlı Kuvvetlerimiz, Sincar, Karacak, Kandil, Zap, Avaşin, Basyan ve Hakurk’taki terör yuvalarına hava harekatını gerçekleştirdi. PKK başta olmak üzere bütün terörist unsurlar hedeftir. Son derece dikkatli bir biçimde sivilleri hedef almayacak bir şekilde bu operasyonlar icra edilmektedir” ifadelerini kullandı.

“REHAVET İLE NORMALLEŞMENİN YAN YANA YÜRÜMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Normalleşme sürecine ilişkin son günlerde artan vaka sayısına da değinen Çelik, şunları söyledi:  “En büyük düşmanımız rehavettir. Maske, mesafe ve temizlik konusundaki hassasiyetimizin devam etmesi gerekiyor. Normalleşmenin devam etmesi için maske, mesafe, temizlik üçgenine ne kadar riayet edersek elimiz o kadar güçlü olur. Rehavet ile normalleşmenin yan yana yürümesi mümkün değildir.”

“HİÇ KİMSE SULTANAHMET’İ KENDİ KİMLİĞİNDEN AYIRAMAZ”

CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun “Sultanahmet de müze olmalı” sözlerine tepki gösteren Ömer Çelik, “Sultanahmet’i müze yapalım gibi bir yaklaşım şimdiye kadar gördüğümüz en İslamofobik yaklaşımdır. Bir kişinin kendi ülkesindeki bir mabedin varlığından, orada ibadet edilmesinin, onun küresel mirasın bir parçası olması ile zıt olduğunu düşünmesi de müthiş bir entelektüel yetersizliktir. Hiç kimse Sultanahmet’i kendi kimliğinden ayıramaz. Sultanahmet Camii’nde milletimiz ibadet etmeye devam edecektir. Biz, geçmişte yaşandığı gibi hiçbir caminin başka bir amaçla kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz” dedi.

“SON DERECE KIŞKIRTICI VE AHLAK DIŞI BİR YAKLAŞIMDIR”

Çelik, konuya ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:  “Dün gece bir profesörün Ayasofya’nın cami kimliğine yeniden kavuşmasının AK Parti’nin Türkiye’nin kurucu liderleriyle kavgasının neticesi olduğuna dair cümlesini duydum. Bunun kadar büyük bir utanç verici cümle olabilir mi? Geçmişte alınmış siyasi kararların ebediyen dondurulması diye, hayatın dondurulması diye bir şey söz konusu olabilir mi? Egemenlik hakkımızı bugün bu şekilde kullanmak konusundaki tartışmaların Türkiye’nin kurucu liderleriyle bir kavga olarak sunulması kadar kışkırtıcı, ahlak dışı bir yaklaşım olamaz. Egemenlik hakkımızın içerisinde olan, vatandaşımızın talebi olan, hukukun vereceği kararı beklediğimiz bir konuda bunun Türkiye’nin kurucu liderleriyle kavga gibi sunulması son derece kışkırtıcı ve ahlak dışı bir yaklaşımdır. “

“NE KİMSENİN PETROLÜNDE NE DE ZENGİNLİĞİNDE GÖZÜMÜZ VAR”

Libya’daki gelişmelere de değinen Çelik, “Libya meselesini yakın bir şekilde takip ediyoruz. Libya’daki tek meşru aktör olan Sarrac yönetimi giderek daha çok mevzi kazanmaktadır. 9 yıldır devam eden bu sorunun meşruiyet ve hakkaniyet temelinde çözümünü destekliyoruz. Biz, Libya halkının tamamından yana olduğumuz için Birleşmiş Milletler’in de onayladığı meşru hükümetten yanayız. Birilerinin iddia ettiği gibi orada ne kimsenin petrolünde gözümüz var, ne kimsenin zenginliğinde gözümüz var. Başkalarının petrolünü ve zenginliğini sömürerek kendilerine zenginlik oluşturmuş olanlar, sömürge geçmişiyle hala hesaplaşmamış olanlar Türkiye’yi bu şekilde etiketlemeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın Hafter açıklamalarına yönelik tepki gösteren Çelik, “Dünyada Hafter’i seküler birisi olarak görecek tek kişi herhalde CHP Grup Başkanvekilidir. Bu konularda daha iyi çalışmaya ihtiyaçları var. Nerede Türkiye’nin çıkarı ile ilgili bir adım atılsa hemen karşıdaki sese kulak verme gibisinden bir yaklaşımın tahammül sınırlarını aştığını söylemek isterim. Bu şekildeki yorumlar en çok Fransa’da çıkıyor. Bakıyorsunuz onun aynısını tercüme edip burada siyasi argüman olarak kullanıyorlar. Yani siyaset üretme konusunda cari açığın Fransa’daki yaklaşımlarla kapatılması son derece vahim bir şeydir” dedi.

“BUNLAR KENARDAN SEYREDİYORLARDI”

HDP’nin yürüyüşü hakkında da açıklamalarda bulunan Çelik, şunları söyledi:  “Bu tip yürüyüşlerin niye yapıldığı biliniyor. Barış, demokrasi kelimesinin bu kadar istismar edildiği başka bir siyasi mekanizma görülmemiştir. ‘Dilimiz için, kimliğimiz için bu yürüyüşü yapıyoruz’ demiş eş başkanları. Türkiye, bu konudaki yasakları kaldırırken dil ile ilgili, kimlik ile ilgili Kürt meselesindeki yasaklar kaldırılıp mesafeler aşılırken bundan bahsedenlerin bu denklemin içinde hiçbir katkıları yoktu. Bunlar kenardan seyrediyorlardı. Burada tabii büyük bir manipülasyon söz konusudur. Kürt kimliği, dili diyen vatandaşlarımızın talepleri Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşme perspektifi, hukuk perspektifi içerisinde karşılanmıştır. Kürt vatandaşlarımızın söylediklerini çalıp bunu PKK’nın emrine vermek isteyen, PKK için Kürt gençlerini lejyoner yapmak isteyen bir anlayış işte bu barış, demokrasi kelimesini istismar etmeye devam ediyor. Nerede demokrasiye destek verecek, nerede demokratikleşmeye destek verecek bir tavır ortaya koymuşlar? Kimlik ve dil üzerindeki baskıları kaldırırken karşımızda siyasi olarak kim varsa, bizi tehdit eden kim varsa HDP bugün onlarla iş birliği yapıyor. Buradaki yalanı dolanı gerçek bir şekilde görmek lazım. Kürt gençleri için o dağdaki zulüm mekanizmasını bir ideal olarak göstermekten başka ortaya koydukları bir perspektif var mı? Türkiye’de ne zaman demokratikleşme konusunda makul bir adım atılmaya çalışılsa zehirliyorlar.”




Etiketler: | |