Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenerek koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirilmesiyle, çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı.
Durgut, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, komisyonun temel görevinin her çocuğun yaşam hakkını, güvenliğini, onurunu korumak ve mağduriyetleri gidermeye yönelik kalıcı ve etkili politikalar geliştirmek ve toplumda adalet duygusunu güçlendirmek olduğunu belirtti.
Birçok ülkede okulu bırakma oranlarının yükseldiği, akran zorbalığının dijital mecraya taşındığı, suç örgütlerinin çocukları daha kolay hedef aldığı ve özellikle büyükşehirlerde sosyoekonomik kırılganlıkların çocukları savunmasız bıraktığının görüldüğüne işaret eden Durgut, "Bu tablo bizlere çocuk suçluluğunun yalnızca bireysel davranışlar üzerinden ele alınamayacağını açıkça göstermektedir. Sorunun ekonomik, toplumsal, hukuki ve çevresel boyutlarıyla birlikte bütüncül ve disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekmektedir. Komisyonumuzun çalışmaları da bu anlayış doğrultusunda, bilimsel veriye dayalı, sahayla temas eden ve çözüm odaklı bir çerçevede sürdürülmektedir." diye konuştu.
Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aliye Mavili, çocuk suçluluğundaki artışın dikkati çekici olduğunu belirtti. Çocuk suçluluğunun 2025'te 2024'teki istatistiklere göre yüzde 13 oranında arttığını kaydeden Mavili, "Bir davranışın, suç olarak kabul edilmesi 13 yaşında başlıyor. 7 yaşından itibaren suç tanımı yapan pek çok ülke var ama 16 yaşına yönelik de giden pek çok ülke var." ifadelerini kullandı.
Mavili, örgün eğitimden ayrılan çocukların önüne geçilmesi gerektiğini ve klinik odaklı bir çalışmanın hayata geçirilmesinin önemli olduğunu belirtti.
- "Ülkemizde cezalar çok düşük değil"
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Karataş, çeşitli çocuk cezaevlerinde gözlemler yaptığını belirtti.
Çocuk refahının anayasal olarak garanti altına alındığını söyleyen Karataş, şöyle konuştu:
"Bizim ülkemizde cezalar, ceza miktarları aslında çok düşük değil çünkü alt ve üst sınır belirlenmiş, hakime takdir yetkisi bırakılmış yani olayın vahametine göre üst sınırdan cezalar verebiliyor. Literatür bize şunu gösteriyor, cezaların artırılması suçla mücadelede çok da işe yaramıyor. Daha çok sosyal hizmet modellerinin, bu eğitim sisteminin, sağlık sisteminin aslında güçlendirilmesi burada daha çok çocukların suça sürüklenmesinde önleyici etkisi olduğunu görüyoruz. Çocuk adalet sisteminde önleme, rehabilitasyon ve yeniden toplumsallaştırma boyutunu güçlendirmemiz gerekiyor."
Riskleri erkenden tespit etmenin önemine işaret eden Karataş, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'deki bütün sosyal sorunların ortak paydası yoksulluk. Yoksulluk nedeniyle çocuk beslenme noktasında yetersiz kaldığında zeka puanını 30 puan kaybediyor. Mesela, bunu geriye kazanmak mümkün değil. Çocuk Erken Tanı ve Uyarı Sistemi aslında buralarda çocukları yakalamamız gerektiğini gösteriyor. Daha sonra, çocuğun ruhsal yapısının bozulması, işte biyolojik olarak suça yatkın hale gelmesi biraz buralardan başlıyor. Dolayısıyla, bizim daha çok erken uyarı alanını güçlendirerek bu sistemi kurgulamamız gerekiyor çünkü bazı vakalarda çok geç kalıyoruz."
Karataş, 20-25 ayrı mükerrer suç işleyen çocuklar bulunduğunu ifade ederek, "Eğer çocuğun ailesinde yani birinci derece yakınları arasında suça bulaşmış, suç işleyen birey varsa 26 kat artıyor çocuğun suç işleme riski. Her cezaevine giren ailelerin çocuklarını takibe alacağız. Tek ebeveynli aile olması çocuğun suça sürüklenmesinde son derece etken oluyor." değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol, çocuk suçluluğunun tek bir nedene indirgenemeyeceğini anlattı.
Bazı biyolojik faktörlerin çocukları suça yaklaştırabileceğini savunan Ulukol, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Güncel yaklaşım biyopsikososyal model çocuğun nasıl olup da geliştiğini, nasıl olup da nörolojik gelişimini, bilişsel gelişimini gerçekleştirdiğini bizim sağlıklı çocuklar üzerinde konuştuğumuz bir model bu. Peki, bu çocuk eğer suça sürüklenen çocuksa bu çocukta biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak neler oluyor da bu çocuklar normal gitmiyorlar, öbür tarafta suça sürüklenen çocuk haline geliyorlar? Elbette biyolojik kısımda genetik yapı, beyin gelişimi, hormonlar önemli. Psikolojik tarafında dürtüselliği, duygu düzenleme sorunları var ve tabii çok çok büyük bir alanda sosyal sorunlar, ailesi, istismara, ihmale uğruyor olması, akran etkisi, yaşadığı çevre, yaşadığı çevrede şiddetin değer gören bir noktada bulunması yani şiddeti uygulayan kişilerin alkışlanıyor olması bu çocuğun biyopsikososyal modelde nasıl suça sürüklendiğini gösteriyor."
Kaynak: Anadolu Ajansı