Üroloji alanında gerekli tüm teknik ve bilimsel alt yapıya sahip bir merkez özelliğini taşıyan Dicle Üniversitesi Hastaneleri Üroloji Anabilim Dalı Kliniği başarılı uygulamalara devam ediyor. Taş hastalığının teşhis, tedavi ve takibinde de başarılı ameliyatlara imza atan üroloji kliniği bölgede olmayan ve Türkiye genelinde de sadece 3 merkezde bulunan Mikro-Perkütan cihazıyla yaptığı ameliyatla iki çocuk hastayı sağlığına kavuşturdu.
D.Ü. Hastaneleri Üroloji kliniğine gelen Berivan Özarpacı (9) ve Gülnaz Akçitez (13) adındaki hastaların yapılan tetkiklerinde böbreklerinde 2 cm. büyüklüğünde taş tespit edildiğini belirten Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Ali Sancaktutar, ‘’Hastalarımıza son teknolojik cihaz olan ve sadece İstanbul ve Ankara’da üç merkezde bulunan Mikro- Perkütan yöntemini uyguladık. Genellikle erişkin hastalarda uygulanan bu yöntemi biz iki çocuk hastada gerçekleştirdik. Bu yöntem ile ameliyat yapan üçüncü il Diyarbakır’dır. Yaklaşık olarak 60-90 dk arası süren bu operasyonla sadece 3mm’lik bir kesi yaparak kansız bıçaksız bir şekilde operasyonu gerçekleştirdik. İki hastamızın da durumu çok iyi. Uyguladığımız bu yöntemle hastalarımız bir gün sonra taburcu oluyorlar.’’ dedi.
‘AMELİYATTAN SONRA SANCILARIM KALMADI’
Mikro-Perkütan yöntemiyle ameliyat olan Gülnaz Akçitez (13) ‘’8 yaşımdan beri karın sancısı çekiyordum. Son zamanlarda bu ağrılar çekilmez bir hal aldı. Dicle Üniversitesi hastaneleri üroloji kliniğine geldim. Yapılan tetkiklerimde sol böbreğimde taş olduğu tespit edildi. Ameliyattan sonra acılarım dindi. Vücudumda da hiç iz kalmadan sağlığıma kavuştum. Hocalarıma teşekkür ederim.’’ şeklinde duygularını dile getirdi.
Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yaşar Bozkurt, Taş hastalığının Türkiye’de dünyanın diğer ülkelere nazaran daha sık görüldüğünü belirterek, ‘’ Ülkemizde de Güneydoğu Anadolu Bölgesinde diğer bölgelere oranla daha fazladır.’’ diye konuştu.
TAŞ HASTALIĞI 20’Lİ YAŞLARDA BAŞLAR
Taş oluşumunda etkili olan en belirgin faktörün genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Yaşar Bozkurt, taş oluşumunu etkileyen diğer risk faktörlerini de şöyle sıraladı; ‘’ Yaş, cinsiyet, coğrafi faktörler, iklim ve beslenme alışkanlıkları da önemli risk faktörleri arasındadır.. Taş hastalığı olan hastaların ailelerinde %10-40 arasında değişen oranlarda taş hastalığı öyküsü mevcuttur. Taş hastalığı genellikle yirmili yaşlarda başlamakta ve erkeklerde biraz daha sık görülmektedir. Özellikle bölgemizde çocuklarda da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Dağlık ve tropikal bölgelerde yaşayanlarda daha sık görülen taş hastalığı en sık Güneydoğu Anadolu bölgesinde görülmektedir.
Taş oluşumu genellikle yaz aylarında daha sık olmaktadır. Alınan su miktarı önemlidir. Alınan su miktarı arttıkça risk o kadar azalmaktadır. Bunun yanında protein ve karbonhidrattan zengin, lifli gıdalardan fakir diyet de taş hastalığı riskini arttırmaktadır.’’ dedi
Kaynak: Diyarbakır Söz