Başbakan Yıldırım; Vatandaşın gücünün üzerinde güç yoktur

Başbakan Yıldırım, Oberhausen Arena'da düzenlenen "Memleket Sevdalıları Evet Diyor" etkinliğine katılarak konuşma yaptı.

Başbakan Yıldırım; Vatandaşın gücünün üzerinde güç yoktur
Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Avrupa Seçim Koordinasyon Merkezi tarafından Oberhausen Arena'da düzenlenen, Almanya ve Avrupa'nın çeşitli kentlerinden gelen Türk vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Memleket Sevdalıları Evet Diyor" etkinliğine katıldı.
Programda vatandaşlara hitap eden Başbakan Yıldırım, konuşmasına "Bizi bağrınıza bastığınız, muhabbetle karşıladığınız, aşkınız ve samimiyetiniz için hepinizden Allah razı olsun. Sizlere Türkiye'deki akrabalarınızın, soydaşlarınızın, kardeşlerinizin, 80 milyon vatandaşımızın selamlarını getirdim. Sizlere ay yıldızlı al bayrağımızın, şehit ailelerimizin, Mehmetçiğimizin selamını getirdim." diyerek başladı.
Vatandaşlara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını da ileten Yıldırım, şöyle devam etti:
"Sizler, burada, gurbette iyiyseniz, biz de iyiyiz. Siz rahatsanız, biz de rahatız. Siz güvendeyseniz, biz de güvendeyiz. Sanmayın ki sizleri unutuyoruz, bilin ki sizin kalbinizin yarısı buradaysa yarısı da anavatanda, Türkiye'de atmaktadır. Aynı şekilde bizim de kalbimizin yarısı Türkiye'deyse yarısı da burada, sizinle beraber atmaktadır. Unutmayın, asla yalnız değilsiniz. Burada asla yalnız değilsiniz. Sizin arkanızda Türkiye'den 80 milyon kardeşinizin desteği ve duası var. Sizin arkanızda ümmetin desteği, duası var. Sizin arkanızda Başbakanınız Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanınız Recep Tayyip Erdoğan var. Sizin arkanızda Türkiye, aziz Türk milleti var. Kendinizi asla yalnız hissetmeyeceksiniz."
Yurt dışındaki vatandaşların, zor şartlarda çalışarak, didinerek kazançlarını Türkiye'nin kalkınması, büyümesi ve ilerlemesi için büyük bir kaynağa dönüştürdüğünü belirten Yıldırım, "Sizin hakkınız ödenmez. Türkiye'nin kalkınma tarihi yazılırken sizin ortaya koyduğunuz fedakarlıklar mutlaka tarihe altın harflerle yazılacaktır. Türkiye'nin geleceğinin inşasında aldığınız görev için sizlere şükranlarımı sunuyorum." dedi.
"ÇOK BÜYÜK ZORLUKLARI AŞA AŞA BUGÜNLERE GELDİNİZ"
Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin 2002 yılında, AK Parti iktidarıyla tanıştığını, AK Parti iktidarının çok büyük atılımlara imza attığını hatırlattı. Bu atılımların gerçekleştirilmesinde yurt dışında yaşayan vatandaşların büyük bir desteği ve katkısı olduğuna dikkat çeken Yıldırım, "Yarım asır boyunca burada büyük bir mücadele verdiniz, çok büyük zorlukları aşa aşa bugünlere geldiniz. Bir yandan gurbet ile intibak etmek için büyük çaba harcadınız, diğer yandan özünüzü, değerlerinizi, güzelliklerinizi kaybetmediniz, korumak için büyük bir mücadele verdiniz. Sizin için ne yapsak hakkınızı tam ödeyemeyiz." diye konuştu.
Türkiye'nin son 15 yılda büyük atılımlara imza attığını anlatan Yıldırım, şunları söyledi:
"Bir yandan ülkemizi kalkındırırken, bir yandan da sizlerin beklentilerini, taleplerini gözardı etmedik, gereğini yaptık. Biliyorsunuz, pasaport harçları çok yüksekti, 'indirin' dediniz, indirdik mi? Önceden 5 kişilik bir ailenin pasaporta harcadığı para, neredeyse bir servetti. Dövizle askerlik bedelini altı kat indirdik mi? Mavi kart sahibi gençlerimizin Türkiye'deki devlet dairelerinde çalışmasının yolunu açtık mı? Sizlerin de doğum yardımı, çeyiz, konut hesaplarından faydalanmasını sağladık mı? Türkiye'ye getirdiğiniz arabalarınızın iki yıl süreyle Türkiye'de kalmasının önünü açtık mı? Artık telefonlarınızı Türkiye'de rahatça kullanabileceksiniz."
"ALMANCAYI, ALMANLARDAN DAHA İYİ ÖĞRENECEKSİNİZ"
Yurt dışında yaşayan gençleri Türkiye'ye getirdiklerini, getirmeye devam edeceklerini bildiren Yıldırım, yurt dışında, eğitim alanında yapılan her türlü projeye destek verdiklerini, çift dilli anaokul projelerini önemsediklerini kaydetti.
"Almancayı, Almanlardan daha iyi öğreneceksiniz, Türkçeyi de aynı şekilde muhafaza edeceksiniz." diyen Yıldırım, yurt dışından Türkiye'ye gelen öğrencilerin, üniversite katkı paylarını artık devletin ödediğini belirtti.
"BU ÇİLE DE SONA ERECEK"
Yapılan çalışmaların bunlarla sınırlı olmadığını, birçok projenin hayata geçirileceğini vurgulayan Başbakan Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biliyorsunuz, burada mahkeme oluyor, aranızda anlaşmazlıklar oluyor. Alınan bu mahkeme kararlarının Türkiye'de geçerli olmasında engeller var. Tenfiz edilmesi lazım. Mahkemeyi kazandığınız halde, sonuçlandığı halde bir türlü sonu gelmeyen tekrar belirsiz bir yola giriyorsunuz. İşte bunu da ortadan kaldırıyoruz. Artık alınan mahkeme kararları da Türkiye'de geçerli olacak, bu çile de sona erecek. Hayırlı, uğurlu olsun. Çocuklarımızı, yükseköğretim boyunca burs ve kredi imkanlarından çok daha fazla yararlandıracağız. Bunun için gerekli düzenlemeleri yapıyoruz. Türkiye'de yükseköğrenim görmek, üniversite okumak isteyen gençlerimize yönelik özel, size has kontenjanlar oluşturacağız. Üniversiteler bünyesinde Türk Diasporası Araştırma Enstitülerinin kurulmasını sağlayacağız. Yurt dışında yapılan her türlü Türkçe yayını sonuna kadar destekleyeceğiz. Böylece yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız Türkçeyi ana dili gibi konuşan gazeteciler olarak yetişecekler, ayrıca yaşadıkları ülkenin dilini de en az onlar kadar güzel konuşan gençlerimiz yetişecek."
Yıldırım, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ile mücadeleye etkin bir şekilde devam edeceklerini vurguladı.
AK Parti'nin yaptıklarının yapacaklarının teminatı olduğunu ifade eden Yıldırım, "Her birinizin çok yüksek özgüvene sahip olmasını özellikle istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin nüfus cüzdanını, mavi kartını, pasaportunu taşıyan sizlerin bu kimliklerinizi gururla taşımanızı istiyorum. Siz kahraman bir ecdadın torunlarısınız, tarihe yön veren bir ülkenin evlatlarısınız, coğrafyasında barışın, kardeşliğin, istikrarın, gücün merkezi haline gelen Türkiye'nin vatandaşlarısınız." şeklinde konuştu.
Başbakan Yıldırım, programa katılan vatandaşlara hitaben, "Siz aynı zamanda Almanya'da ait olduğunuz ülkenin de vatandaşlarısınız. Sizler büyük, güçlü, şerefli bir ülkenin akıncılarısınız. Her birinize bu dik duruşunuzdan dolayı teşekkür ediyorum. Gurbette olan direncinizden dolayı, ay yıldızlı bayrağı dost ülkelerde gururla taşıdığınız, o bayrağı yüreğinize nakşettiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum." dedi.
Salonu dolduran vatandaşlara Türkiye ve Türk milleti adına da şükranlarını sunan Yıldırım, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD), partisinin Seçim İşleri Başkanlığı, Dış İlişkiler Başkanlığı ile Yurtdışı Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) Başkanı Mustafa Yeneroğlu'na teşekkürlerini iletti.
"AVRUPA BU İŞİ BİTİRMİŞ"
Başbakan Yıldırım, konuşmasında 16 Nisan'da halk oylaması yapılacağını anımsatarak, "Yurt dışında temsilcilerimiz de Avrupa'da, dünyanın her yerinde 3 milyona yakın seçmen oy kullanacak. Seçim buralarda biraz erken başlayacak. 27 Mart'ta başlayıp 9 Nisan'da sona erecek." dedi.
Yıldırım, salonda toplanan vatandaşlara "Hazır mısınız?" sorusunu yönelterek, "Öyle bir cevap verin ki, sadece Almanya değil bütün Avrupa, bütün dünya duysun. Türkiye'de 80 milyon kardeşiniz duysun. Sandığa gitmeye, sandıkları patlatmaya hazır mısınız? 9 Nisan'a kadar ev ev kapı kapı kardeşlerimizle buluşmaya, kucaklaşmaya hazır mısınız? Büyük, güçlü Türkiye için var mısınız? İstikrar, huzur, refah için hazır mısınız?" şeklinde konuştu.
Vatandaşların "Evet" diyerek karşılık vermesi üzerine Yıldırım, "Maşallah, Avrupa bu işi bitirmiş. Allah'ın izniyle burada iş tamam. Sandığın rengi belli oluyor. Sandığın rengi ay yıldızlı bayrağımızın rengi. Ayın ve yıldızın rengi burada, onlar bağımsızlığımızın sembolü. Yıldızlar şehitlerimizin bir işaretidir." ifadelerini kullandı.
"YARIM AĞIZ AÇIKLAMA YAPTILAR"
Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz akşamı asker kılığına girmiş, alçak FETÖ terör örgütü mensuplarının Türkiye'de darbe yapmak istediğini, demokrasiyi kesintiye uğratmak istediklerini anımsattı. Türkiye'nin bu alçaklara kayıtsız kalmadığını vurgulayan Yıldırım, "Kurucu Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız dik durdu, 'Alçaklara, darbecilere geçit yok' dedi. Milleti meydanlara davet etti. Hükümetimiz dik durdu. Vatandaşlarımız, darbecilere darbeyi vurdu. 15 Temmuz'da ay yıldızlı bayrağımız yere düşmedi, alçaklar hak ettikleri cezayı aldı." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, Türk milletinin tanklara, toplara, bombalara göğsünü siper ederek, alçak darbe girişimini püskürttüğüne dikkati çekerek, şehitlere Allah'tan rahmet, gazi olanlara da acil şifalar diledi.
Dünyanın tüm mazlumlarının dualarının 15 Temmuz gecesi Türk milletinin üzerinde olduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti:
"Sizler burada haberleri duyduğunuz an dua ettiniz, destek verdiniz. Biz Türkiye'de bayrağımızı indirtmedik, ezanımızı dindirtmedik. Biz de dik durduk. Sizin emanetinize sahip çıktık. Ne bir karış toprağımızı ne de ay yıldızlı bayrağımızı bu hain FETÖ terör örgütüne çiğnetmedik, teslim etmedik. Ülkemizin işgaline izin vermedik.
O gece, bu büyük millet zafer kazandı ama o gece birileri büyük bir hayal kırıklığı içine girdi. Dost bildiğimiz bazıları, darbe gerçekleşmediği için büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. Siz onların kim olduğunu iyi bilirsiniz. Siz, 15 Temmuz akşamında bazı dost bildiklerimizin, Türkiye'deki demokrasiye, insan haklarına, Avrupa değerlerine daha fazla sahip çıkmalarını beklerdik. Ne yaptılar? Yarım ağız açıklama yaptılar."
"TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI AMANSIZ BİR MÜCADELE BAŞLATTIK"
Başbakan Yıldırım, Türk milletini kimsenin dize getiremeyeceğini vurgulayarak, Oberhausen'ın da bunun ispatı olduğunu kaydetti.
Yıldırım, "10 binler burada ay yıldızlı bayrağıyla, 'Bu bayrak inmez, vatan bölünmez' diyor. Türkiye, tarih boyunca kendi zaferlerini hep kendisi kazandı. Bağımsızlığımızı kendimiz koruduk. Vatanımızı kanımızla canımızla savunduk. Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Anafartalar'da hep cephedeydik. Bağımsızlığımız konu olduğunda evelallah kimsenin desteğine ihtiyacımız yok, kimsenin de ne dediğine itibar etmeyiz." diye konuştu.
"Onlarca yıl terörle mücadelede dostlarımızdan ne yazık ki gerekli desteği görmedik." diyen Yıldırım, şunları kaydetti:
"Türkiye'de kan döken ne kadar terör örgütü varsa bu coğrafyada cirit atmalarına izin veriliyor. Şimdi de 15 Temmuz'da kan döken FETÖ örgütlerine bakıyoruz hamilik yapanlar var. Ne yaparsa yapsınlar bizi bağımsızlığımızı korumaktan, terörle mücadele etmekten asla hiç bir kuvvet alıkoyamaz. Biz 16 Temmuz sabahından itibaren bütün terör örgütlerine karşı amansız bir mücadele başlattık."
Yıldırım, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) içindeki asker kılığındaki teröristlerle yargıdaki teröristlerin tasfiye edildiğini, kamudaki teröristlerin de tasfiye edilmesinin sürdüğünü belirtti.
Başbakan Yıldırım, "FETÖ'yü hem Türkiye'de hem de dünyanın sığındıkları inlerinde bulup teker teker adalete teslim edeceğiz. Bu darbenin planlayıcısı, Pensilvanya'da oturan terörist başını da evelallah getireceğiz, hesabını soracağız." dedi.
DEAŞ terör örgütüyle sadece Türkiye içinde değil, Suriye'de de mücadele edildiğini vurgulayan Yıldırım, bazılarının DEAŞ ile yalandan mücadele ettiğini kaydetti.
"TÜRKİYE PARMAK SALLANMAYLA KORKUTULACAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR"
Fırat Kalkanı Harekatıyla, DEAŞ'ın Suriye'den Türkiye üzerine yaptığı terör faaliyetlerini sona erdirecek adımları kararlılıkla attıklarına dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti:
"Türkiye terörden arındığı için bazıları rahatsız olabilir. Açık söylüyorum, terörü de terör destekçilerini de teröre göz kırpanları da teröre yataklık yapanları da Türkiye olarak rahatsız etmeye sonuna kadar devam edeceğiz. Öyle Türkiye'ye ders vermeye kalkılan günler geride kaldı. Türkiye parmak sallanmayla korkutulacak bir ülke değildir. Eğer terörün yanında olmaya devam edenler olursa, bilsinler ki o terör bir gün gelecek kendisini koruyanları da yakacak. Koyunlarında besledikleri yılanlar bir gün onları da sokacak, ama Türkiye'nin yanında olurlarsa kendileri, milletleri, Avrupa da bölge de kazanacak."
15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye'de birliğin, beraberliğin, kardeşliğin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Yıldırım, İstanbul Yenikapı'da AK Parti, MHP ve CHP'nin katılımıyla gerçekleştirilen mitingi hatırlattı.
Milyonlarla bir araya geldiklerini, Türkiye'nin, Türk milletinin istikbali, bir daha darbelerin yaşanmaması için birlikte çalışmaya karar verdiklerini ifade eden Yıldırım, bir süre sonra bazılarının bu yükü ve ruhu taşıyamadığını belirtti.
"FETÖ'YÜ YENİDEN SAVUNMAYA BAŞLAYANLAR OLDU"
Yenikapı ruhunun terk edildiğini dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:
"Mağduriyet diyerek yeniden FETÖ'nün dilini kullanmaya, mağduriyet bahanesiyle FETÖ'yü yeniden savunmaya başlayanlar oldu, ancak Milliyetçi Hareket Partisi bir kez daha milli duruş sergileyerek Yenikapı ruhuna sımsıkı sarıldı. Sayın Bahçeli, Türkiye'nin önündeki tehdidi, ülkenin beka sorunu olduğunu, FETÖ ve arkasındaki şer güçleri gördü. Bir araya geldik, konuştuk, istişare yaptık. Türkiye'de bir daha böyle tehditlerin yaşanmaması için köklü bir çözüm üretme yönünde mutabakata vardık. Bu köklü çözüm işte sizlerin 16 Nisan'da sandığa giderek onaylayacağınız anayasa değişikliğidir, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir."
Anayasa değişikliğine ilişkin vatandaşlarda bazı soru işaretlerinin bulunabileceğini, bunun da doğal olduğunu söyleyen Yıldırım, yapılacak değişiklikle birlikte Türkiye'nin yönetim sisteminde değişikliğe gidileceğini ifade etti.
Söz konusu değişikliği anlaşılır şekilde anlatmanın görevleri olduğuna dikkati çeken Yıldırım, 25 Şubat'ta Ankara'da düzenleyecekleri programla halk oylaması tanıtım kampanyasını başlatacaklarını hatırlattı.
Yıldırım, tüm illerde, Türk vatandaşlarının yaşadığı ülkelerde, yapılacak değişiklikleri anlatacaklarını, sorulara cevap vereceklerini, hiçbir şeyin cevapsız kalmayacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini ve anayasa değişikliğini anlatan Yıldırım, 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında yaşananları da hatırlattı.
"HESABI DA MİLLET SORMALIDIR"
Sürekli vesayetlerden, kaostan, darbelerden yararlanan ana muhalefet partisinin "367 icadı" çıkardığını dile getiren Yıldırım, "Bizim memlekette buna, 'tilki fıstığı çıkardı' derler. Meclis'te, cumhurbaşkanlığı seçimini engellediler. Biz ne dedik? Siz madem cumhurbaşkanını bize seçtirmiyor, Meclis'i çalıştırmıyorsunuz her şeyin çaresi var. AK Parti, sorunları torunlara havale eden parti değildir. AK Parti, çözümün adresidir. Madem öyle, işte şimdi gidiyoruz işin sahibine. İşin sahibi kim? Millet. Ne yaptık? Hemen erken seçim kararı aldık. Erken seçim kararıyla birlikte seçimlerde AK Parti oyunu yükselterek tekrar tek başına iş başına geldi." diye konuştu.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliğinin millete götürüldüğünü anımsatan Yıldırım, 21 Ekim 2007 tarihindeki halk oylamasında Türk milletinin yüzde 69 oranında "evet" oyu vererek bu değişikliği kabul ettiğini belirtti.
Söz konusu değişiklikle birlikte cumhurbaşkanlarının Meclis'te değil, sandıkta millet tarafından seçilmesinin sağlandığına işaret eden Yıldırım, 10 Ağustos 2014'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde, partilerinin kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın milletin seçtiği ilk cumhurbaşkanı olarak göreve başladığını hatırlattı.
Başbakan Yıldırım, "Bugün yaptığımız değişiklik de bunun devamıdır. Yani cumhurbaşkanını artık halk seçiyorsa, ona yetkiyi millet veriyorsa, hesabı da millet sormalıdır. Hem cumhurbaşkanı seçecek, cumhurbaşkanı sorumsuz olacak, hesap sormayacak. Böyle demokrasi olmaz." şeklinde konuştu.
Yıldırım, cumhurbaşkanlığı sistemine göre, cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin aynı gün seçileceğini söyledi.
Aynı gün seçmenler için iki farklı sandık kurulacağını, bunlardan birinde cumhurbaşkanının, diğerindeyse milletvekillerinin oylanacağını belirten Yıldırım, "5 yıl süreyle Meclis görev yapacak. Cumhurbaşkanı da hemen seçim sonuçlarından sonra hükümetini kuracak, göreve başlayacak, vatandaşa verdiği sözleri yerine getirecek. Güzel yaptıysa en fazla bir sefer daha seçilmiş olacak. Şimdiki sistemde hiç sınır var mı, yok. İstediği kadar seçilir. Bakın Sayın Merkel, dördüncü sefer seçime gidiyor. Ama bu sistemde ne kadar başarılı olursa olsun, en fazla iki dönem seçilecek. 5+5 etti 10 yıl. İyi çalışmamışsa, vatandaşın gönlünü kazanmamışsa, ilk seferinde de vatandaş yolcu eder. Demokrasilerde vatandaşın gücünün üzerinde güç yoktur." diye konuştu.
"MİLLET KİME YETKİYİ VERİRSE HESABI ONA SORACAK"
Başbakan Yıldırım, "Efendim burada ne diyorlar, tartışmalı anayasa değişikliği... Burada bugünlerde, bu topraklarda, bu bölgede bu moda. Nesi tartışmalıymış? Onlar tabii şunu bildikleri için, Türkiye'deki anayasa değişiklikleri tartışmasız oldu. Niye? Darbeyle oldu. Darbe, 60'ta darbe, 80'de darbe, 28 Şubat'ta postmodern darbe, 27 Nisan'da elektronik darbe girişimi, 15 Temmuz'da silahlı, kanlı darbe girişimi. Darbe olunca, demokrasi ortadan kaldırılınca, Meclis ortadan kaldırılınca oturur anayasayı yazarsınız, sessiz sedasız anayasanız da meydana gelir." değerlendirmesini yaptı.
"Demokrasinin güzelliği bu. Bu anayasa değişikliği önce komisyonlarda, sonra Genel Kurulda enine boyuna tartışıldı ve nihayet anayasamıza göre 330 üzerinde, 339 oyla kabul edildi." ifadesini kullanan Yıldırım, bundan sonra sözün de, kararın da millete ait olduğunu söyledi.
"Tek adam gelecek" iddialarına ilişkin de Yıldırım, "Bir tane cumhurbaşkanı seçiyoruz. İki tane mi var Almanya'da? Parlamenter sistemde bir başbakan var, başkanlık sisteminde de bir tane cumhurbaşkanı var. Millet kime yetkiyi verirse, hesabı ona soracak. Biz boşuna mı diyoruz, bir gemide iki tane kaptan olmaz. Biri kaptan olacak, biri de yardımcı olacak. Aksi halde o gemi batar. Dolayısıyla bu sistem, çift başlılığı ortadan kaldırıyor. İradeyi, millet seçtiği cumhurbaşkanına veriyor. Cumhurbaşkanı da 5 yıl içerisinde görevini yapıyor." diye konuştu.
Yıldırım, bu sistemde bütün yetkilerin cumhurbaşkanında toplanacağı iddialarının da yalan olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Herkesin görevi belli. Vatandaş herkese görevini dağıtıyor. Cumhurbaşkanına diyor ki 'Sen kardeşim işleri yapacaksın, eğitimi daha iyi hale getireceksin, sağlık hizmetlerini, altyapıyı, projeleri, vatandaşa ne söz verdiysen, onların isteklerini eksiksiz, noksansız yapacaksın'. Meclise de diyor ki (Milletvekilleri, sizi de seçtim. Siz de 5 yıl boyunca hükümetin, memleketin ihtiyacı olan kanunları çıkaracaksınız, hükümetin işini kolay edeceksiniz. Zorlukları kolaylaştıracaksınız ama yetmez, aynı zamanda da hükümetin icraatlarını takip edeceksiniz, denetleyeceksiniz. Gerekirse yazılı soru önergesi vereceksiniz. Gerekirse Meclis araştırması isteyeceksiniz. Gerekirse genel araştırmalar yapacaksınız. Her türlü denetim yollarını kullanarak demokrasiyi işletip, etkin denetimi benim adıma, size oy verdim seçtim, her dakika bana iş getirmeyin, benim adıma hükümeti takip edeceksiniz.)"
"ASKERİN AYRI YARGISI, SİVİLİN AYRI YARGISI OLAMAZ"
15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte askeri yargının kaldırıldığını belirten Başbakan Yıldırım, "Böylece Anayasa'dan da askeri idare mahkemelerini, askeri yargıtayı çıkarıyoruz. Yargı tek hale geliyor. Askerin ayrı yargısı, sivilin ayrı yargısı olmaz. Hukuk devletinde, demokrasilerde yargı birdir, herkes yargı önünde aynıdır. Rütbeli de rütbesiz de zengin de fakir de yaşlı da genç de hepsi aynı işlemi, aynı muameleyi görür." dedi.
Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesinin üye sayısının 17'den 15'e indirildiğini söyleyen Yıldırım, "Diyorlar ki 'Anayasa Mahkemesi üyelerini cumhurbaşkanı seçiyor'. Kardeşim, kocaman bir yalan. Bugün neyse yarın da aynısı. Onlar 12 yıl boyunca görevde kalacak. Hükümet değişiyor, belki iki hükümet değişecek, onlar hala görevlerine devam edecekler." dedi.
Yıldırım, "Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin de cumhurbaşkanı tarafından seçileceği" yönünde iddialarla karşı karşıya kalındığını belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
"Bu da kocaman bir yalan. İlk defa yargının düzenlendiği, hakim savcıların düzenlendiği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun adını, Hakimler ve Savcılar Kuruluna çevirdik. Bunların seçiminde ilk defa milletin sözü geçiyor. Nasıl geçiyor? Bu 13 üyenin 7 tanesini Meclis seçiyor, milletvekilleri seçiyor. Milletvekillerini kim seçiyor? Milletin kendisi seçiyor. Dolayısıyla millet 7 üyeyi vekilleri aracılığıyla seçiyor. Bu, tarihte bir ilk, demokraside çok önemli bir merhale. Geriye kalan 4 taneyi de cumhurbaşkanı seçiyor. Cumhurbaşkanını kim seçiyor? Millet seçiyor. Ne kadar oyla seçiyor? Yüzde 50'den fazla oyla seçiyor. Milletin seçtiğine ne laf ediyorsun be kardeşim. Milletin seçtiğine laf edilir mi? Milletin sözünün üzerine söz söylenir mi?"


Başbakan Yıldırım, "Cumhurbaşkanı partili olursa, tarafsız olmayacak" yönündeki söylemlerin de gerçeği yansıtmadığını belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:


"Ben şimdi başbakanım, benim partim yok mu? Ben de partiliyim. Belediye başkanları da partili. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanı, 'Partiliyim' diye belediyeye gitmeyecek mi? Belediye meclislerine başkanlık etmeyecek mi? Ben şimdi başbakanım, AK Parti'nin genel başkanıyım diye devlet faaliyetlerinde bulunmayacak mıyım? Kılıçdaroğlu, herhalde hiç iktidar olma aklı ve fikrinde olmadığı, böyle bir umut görmediği için de takılmış buraya, takılmış. Cumhurbaşkanı partili olmazmış. Kardeşim, partili olur. Herkesin partisi vardır. Hepinizin gönlünde bir aslan yatar, bir partiniz var; bu başka bir şey, görevinizi yaparken partizanlık yapmamak ayrı bir şey. Görevinizi yaparken 80 milyonun sesine kulak vereceksiniz. Kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi olacaksınız."


"VESAYETİN ARKASINA SAKLANANLARIN SALTANATI GİDİYOR"


CHP'nin milletvekili olma yaşının 18'e düşürülmesine de karşı çıktığını dile getiren Yıldırım, "Gençler ne diyorsunuz? Hesabını soracak mısınız sandıkta? 18 yaşına, 19, 20, 21, 22, 23, 24 yaşlarına kadar diyorlar ki 'Siz gelin oy verin, bizi seçin ama sakın aday olmayın. Bize rakip olmayın'. Öyle yağma yok, gençler hem seçecek hem de seçilecek. Ülkenin kaderinde sizler de gerekli yeri alacaksınız." dedi.

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, istikrar demek, güçlü iktidar demek, işlerin hızlı yapılması demek" diyen Yıldırım, Türkiye'nin bundan böyle zayıf iktidarlarla zaman kaybetmeyeceğini belirtti.
1923'te Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları önderliğinde, Cumhuriyetin kurulmasıyla, dönemin rejim tartışmalarının sona erdiğini belirten Yıldırım, "Yıl 1923. Şimdi o cumhuriyet, gün geçtikçe gelişiyor, demokrasiyle daha da güçleniyor. Şimdi hal böyleyken 'Efendim rejim değişiyor, ülke elden gidiyor' gibi lafların arkasında değişime direnen, vesayetin arkasına saklananların saltanatı gidiyor. Güç milletin eline geçiyor. Onun için bu yaygaralar. Hiç yağma yok artık 1960'lar, 1980'ler, 15 Temmuz'lar geride kaldı. Güç millette, karar da millette." değerlendirmesini yaptı.
Başbakan Yıldırım, anayasa değişikliğini kendileri için yaptıklarına yönelik eleştirilere yönelik şunları söyledi:
"Almanya'dan soruyorum. Biz bugüne kadar yaptığımız hangi işi kendimiz için yaptık? Marmara'yı kendimiz için mi yaptık? Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü kendimiz için mi yaptık? Avrasya tünelini kendimiz için mi yaptık? 24 bin kilometre bölünmüş yolu kendimiz için mi yaptık? Şehir hastanelerini, okulları, barajları kendimiz için mi yaptık? Demokratik adımları kendimiz için mi attık? Tüfeğimizi, tankımızı, helikopterimizi kendimiz için yapmadık. Alçaklar bunları çalarak milletin üzerine buradan bomba attılar ve biz de onların canlarına ot tıkadık."
Anayasa değişikliğini Türkiye'nin aydınlık yarınları için yaptıklarını ifade eden Yıldırım, "Tek bir derdimiz var değerli kardeşlerim. Bizden öncekilerin yaşadıklarını, bizim yaşadıklarımızı, çocuklarımız, torunlarımız yaşamasın. Türkiye işleyen bir sisteme sahip olsun. Millet kimi seçerse kimi takdir ederse yetki de sorumluluk da onda olsun istiyoruz." dedi.
Başbakan Yıldırım, Türkiye'ye birçok eser kazandırdıklarını, şimdi de yıllar yılı milletin hayır duasını alacakları en güzel eseri ülkeye kazandırmak istediklerini belirtti.
Bazılarının bu değişiklikten rahatsız olduğunu çünkü seçilmiş hükümetlere artık darbe yaptıramayacaklarını aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:
"Merhum Menderes'e yaptıklarını bundan böyle hiçbir hükümete yapamayacaklar. Milli iradenin yetkisini asla gasp edemeyecekler. CHP, artık korkutmayla kutuplaştırmayla istismarla oy toplayamayacak. Bu sistem CHP'yi de değiştirecek, hiç merak etmeyin. Onlar yenilikten, değişimden, reformdan korkuyorlar, onun için 'Hayır' diyorlar. Bugüne kadar CHP'nin neye 'Evet' dediğini gördünüz. Nerede bir hayırlı iş varsa, o işin arkasında CHP'nin 'Hayır'ı var. Dün de 'Hayır' dedi, bugün de 'Hayır' diyor. Yanına HDP'yi de katmış, koro halinde 'Hayır' türküsünü birlikte söylüyorlar. İkisine de hayırlı olsun. Hatta bölücü terör örgütleri de bu koroya katılmış gibi gözüküyor. Hatta bölücü terör örgütleri diyor ki 'Evet çıkarsa biz biteriz.' Evet çıkacak, siz de biteceksiniz. Burada ilan ediyorum."
Milletin karşı çıktığı hiçbir adımı atmadıklarını ve ne yapıldıysa milletle beraber yapıldığını dile getiren Yıldırım, "Hazırladığımız ve sizin onayınıza sunduğumuz değişiklik teklifi, içinde ülkemiz için milletimiz için insanımız için daha güzel gelecek sağlayacak bir tekliftir." dedi.

"MENDERES, ERBAKAN, TÜRKEŞ, YAZICIOĞLU VE ÖZAL'IN HAYALLERİNİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ"

Başbakan Yıldırım, değişiklik teklifinin onlarca yıldır konuşulduğunu, istişare edildiğini ve değerlendirmeler yapıldığını, merhum Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu'nun da cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istediklerini ama ömürlerinin vefa etmediğini anlatarak şöyle şunları söyledi:

"Tayyip Erdoğan ve arkadaşları onların bu özlemlerini gerçeğe dönüştürüyor. Hepsi de tamamı da Türkiye'nin daha verimli, daha kaliteli, daha istikrarlı bir sistemle yönetileceğini ve cumhurbaşkanlığı sistemiyle bunun mümkün olacağını söylediler. Şimdi zaman o büyütmenin, o Türkiye'ye ömrünü hasretmiş, değerli siyasilerin hayallerini gerçeğe dönüştürme zamanıdır. Nasıl ki Abdülhamid'in hayallerini gerçeğe dönüştürdükse nasıl ki Gazi Mustafa Kemal'in muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefini gerçeğe dönüştürdükse nasıl ki Türkiye'ye tarihi reformlar, tarihi rekorları yaşattıysak şimdi de merhum Menderes'in, Erbakan'ın, Türkeş'in, Yazıcıoğlu'nun, Özal'ın hayallerini gerçeğe dönüştürüyoruz."
80 milyonun huzur, istikrar ve refah içinde yaşayacağı sistemi inşa ettiklerinin altını çizen Yıldırım, Türkiye'nin bekası, istiklali ve istikbali için tarihi adımı hep birlikte attıklarına işaret etti. Yıldırım, salondaki vatandaşlara şöyle seslendi:
"Sizlere bir kez daha soruyorum. Öyle bir haykırın ki sesiniz Berlin'de duyulsun. Öyle bir seslenin ki sesiniz Paris, Londra, Brüksel'de inlesin. Öyle bir haykırın ki Filistinli mazlumun, Suriyeli mazlumların yüreği ferahlansın. Öyle bir seslenin ki Ankara'da sesiniz yankılansın. İstanbul, Ürdün, Edirne, Diyarbakır duysun. Büyük Türkiye için var mısınız? Güçlü Türkiye için var mısınız? Kalıcı istikrar için hazır mısınız? 15 Temmuz'un hesabını daha güçlü şekilde sormaya hazır mısınız? Terörle daha kararlı mücadele için var mısınız? Ülkemizin bekası için var mısınız? Aydınlık yarınlara hazır mısınız?"

"BU MESELE MEMLEKET MESELESİ"

Salondakilerden çok çalışmalarını ve mutlaka sandığa gitmelerini isteyen Yıldırım, "Bu mesele memleket meselesi, bu mesele millet meselesi. 15 Temmuz şehitlerini unutmayacağız." dedi.
Toplantıya katılan gurbetçilerle organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen Alman makamlarına teşekkür eden Yıldırım, toplantı nedeniyle salonda yapılması planlanan bir futbol maçının ise ertelendiğini öğrendiğini, onlara da teşekkür ettiğini belirtti.
Son günlerde Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet hakkında Avrupa'da yanlış ve eksik bilgilendirmeden kaynaklı bir algı operasyonu sürüp gittiğini aktaran Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:
"Menfi bir propaganda yapılmakta, bunu görüyoruz ve üzüntüyle izliyoruz. Sayın Merkel'le bu sabah yaptığımız görüşmede, bütün bu konuları enine boyuna ele aldık değerlendirdik. Prensip olarak da Türkiye ve Almanya'nın stratejik tarihsel iki ortak ülke olduğunun altını çizdik. Tabii bu stratejik ortaklığın en büyük delili sizlersiniz. Bizim Almanya ile Türkiye ilişkilerini geliştiren, Almanya'nın 2. Dünya Savaşı'ndan sonra kalkınmasında sizin dedeleriniz, birinci kuşak vatandaşlarımızın büyük gayreti var. Şimdi üçüncü kuşağı yaşıyoruz, siz gurbete geldiniz, burada çalıştınız çabaladınız. Şimdi artık yeni kuşak hem Almanyalı, hem Avrupalı, hem Türk’sünüz. Bir yandan değerlerinizi koruyacaksınız, bir yandan da yaşadığınız bu ülkenin kaderinde söz sahibi olacaksınız. Bunun için çalışacaksınız, bunun için gayret edeceksiniz."
Avrupa'da, Türkiye hakkında maksadını aşan yalan yanlış beyanlara asla itibar edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, Türkiye'nin geleceğinden başka bir gündemleri olmadığını bildirdi.
Hiçbir ülkenin içişlerine karışmak, hiçbir ülkeyi dizayn etmek gibi bir heveslerinin hiç olmadığına ve bundan sonra da olmayacağına işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:
"Ama birileri bizim içimize girerse bizim işlerimize burunlarını sokarsa onun da cevabını veririz, gereğini yaparız. Artık laf söylenince başını öne eğen, el bağlayan bir Türkiye yok. Türkiye bugün özgüveniyle Suriye'de, Irak'ta, bölgede sorunlara çözüm üreten bir ülke. Türkiye sadece kendi güvenliğini sağlamıyor, aynı zamanda Avrupa'nın da güvenliğini sağlıyor. Türkiye ortaya koyduğu bu mücadeleyle göçmen akımının Avrupa'yı istila etmesinin önüne geçiyor. Dolayısıyla Avrupa ülkeleri, AB, Türkiye ile ilişkilerinde çok daha adil olması ve Türkiye'nin beklentilerini boşa çıkaracak hareketlerden kaçınması gerekir. Türkiye, AB'ye girecekse bu kararı Avrupa ülkeleri lütfettiği için değil, milletimiz karar verirse isterse girecek. Onun için bizim öteden beri yaptığımız şey ülkemizin demokrasisini daha da geliştirmek. Kalkınma sürecini tamamlamak, refahı artırmak, birliğimizi, beraberliğimizi kardeşliğimizi bozmaya çalışanlarla da amansız mücadele etmek."

NOTLAR

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasının ardından başlayan programda, Başbakan Yıldırım, konuşması öncesi kürsüye eşi Semiha Yıldırım ile gelerek salondakileri selamladı.
Başbakan Yıldırım'ın kürsüye geldiği sırada, sözleri Yalçın Polat'a ait Ceyhun Çelikten'in seslendirdiği "Tabii ki evet" şarkısı çalındı.
Belçika'da yaşayan rap sanatçısı İsrafil Yıldırım'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için hazırladığı şarkıyı seslendirmesi, salondakilerden büyük alkış aldı.
Tamamen dolan 15 bin kişilik salonda, "Şehitler ölmez vatan bölünmez", "Dik dur eğilme, bu millet seninle" yazılı pankartlar yer aldı.
Salona, Türk bayrakları ve üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafının bulunduğu afişler asıldı. Türk bayraklarının yanı sıra Bosna Hersek ve Doğu Türkistan bayraklarının da asıldığı salonda, Mustafa Kemal Atatürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yıldırım'ın fotoğrafları da yer aldı.
Başbakan Yıldırım'ın salona girmesi sırasında büyük coşku yaşandı. Salonda bulunanlar cep telefonlarının ışıklarını yakarak, görsel şov oluşturdu. Programa, Alman medyası da yoğun ilgi gösterdi.
Programın sonunda, 15 Temmuz şehidi İbrahim Yılmaz'ın eşi Esma Yılmaz ve kızı Hatice Yılmaz, sahneye gelerek Başbakan Yıldırım ile tokalaştı.
Avrupalı Türklerin Başbakan Yıldırım ile buluştuğu etkinliğe, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, AK Parti Yurt Dışı Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) Başkanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Melih Ecertaş, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) Genel Başkanı Zafer Sırakaya ile milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.

Kaynak: DHA