Cinayetten önce sakinleştirici almış

Evli 4 çocuk annesi ablasını sokakta kurşun yağmuruna tutan Abdullah Ş. cinayet öncesi sakinleştirici almış. Müebbet ceza verildi, indirim uygulanmadı.

Cinayetten önce sakinleştirici almış

DİYARBAKIR-Diyarbakır’da evli 4 çocuk annesi ablasını sokak ortasında 5 kurşunla öldüren Abdullah Ş.’nin cinayeti işlemeden önce toz halinde sakinleştirici ve yatıştırıcı ilaç aldığı belirlendi. Sanık önce ‘Ben vurdum” dedi, yargılanırken babası ölünce bu kez, “Ben değil babam vurdu” dedi ama ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı.

Ablasını öldürmek için Mersin'den Diyarbakır'a gelen Abdullah Ş. (30) bir otele yerleşti. Ablası Gülistan Ş.'yi (34) arayarak onunla görüşmek istedi. Randevuyu hallettikten sonra cinayet sırasında heyecana kapılmamak için sakinleştirici ve yatıştırıcı özelliğe sahip olan toz halindeki ilacı içerek otel odasında ablasını bekledi.

Otele gelen ablasını öldürmek için odaya çağıran katil zanlısı ablanın bu teklifi kabul etmemesi üzerine resepsiyona indi ve iki kardeş birlikte dışarı çıktı.

SİLAHIYLA SAKLANDIĞI EVDE YAKALANDI

Kardeşiyle olup bitenden habersiz birlikte yemek yedikten sonra alışveriş yapan abla Gülistan, yolda yürüdüğü sırada kardeşi biraz geriden yürüdü. Ablasını önüne aldıktan sonra üzerinde taşıdığı tabancayla 5 el ateş eden ve olay yerinden taksi ile kaçan Abdullah Ş. akrabasının evine saklandı.

KGYS görüntülerini inceleyen cinayet büro ekipleri abla katilinin kaçtığı  taksinin plakasını tespit ettikten sonra adrese ulaşarak katili silahıyla yakaladı. Hakkında “Tasarlayarak kardeşi öldürmek” suçundan dava açılan zanlı son kez Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

“BABAMIN BASKISIYLA ÜSTLENDİM”

Polis ve savcılık ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, cinayeti aslında babasının işlediğini, onun tehditleri üzerine üstlendiğini belirten Abdullah Ş. şunları söyledi:

“Ailemle Almanya'da yaşıyoruz. Ablam evli ve 4 çocuğu vardı. Eşinden ayrılıp Diyarbakır'a gelerek başka bir erkekle yaşamaya başlayınca babam bana ve anneme, ablamın namusumuzu, şerefimizi lekelediğini, Türkiye’ye gidip onu öldüreceğini ve tekrar Almanya'ya döneceğini söyledi.

Bizi de öldüreceğini, sonra kendi kafasına sıkacağını söyledi. Babam Türkiye'ye geldi, birkaç gün sonra da ben geldim. Amacım ailemi korumaktı. Babamın kiraladığı araçla Mersin'den Diyarbakır'a geldik. Babam ‘Otele git ablanla konuş' dedi.

Ablama Almanya'ya dönmesini söyledim. O da pasaportu olmadığını söyledi. Otele dönelim dediğimde ‘Biraz daha dolaşalım' dedi. Birlikte tatlı yedik, sonra bana kıyafet baktık. Ara sokakta yürürken aniden silah patladı.

Bende zaten silah yoktu. Şapkalı bir adam ateş ediyordu, ilk başta tanımadım, sonra şapkasını çıkarınca babam olduğunu gördüm. Ablamı vurduktan sonra silahı bana verip önceden verdiği adrese kaçmamı istedi.

Babam ablamın ölümünden sonra vefat etti. Babamın baskısıyla suçu üstlenmiş olsam da ablamı ben vurmadım. Çantamda çıkan bıçak ve ilacı da babam bırakmış. Babam ‘Cinayeti üstlenmezsen seni de öldürürüm' dedi.

Ayrıca benim şizofreni hastası olduğum için ceza almayacağımı söyledi” dedi. Bu iddia üzerine Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edilen sanığın akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğu ve cezai sorumluluğunun tam olduğu raporu verildi.

MEDENİ KANUNA DİKKAT ÇEKEN MAHKEME TAHRİK YOK DEDİ

Mahkeme, sanığın ilk ifadesinde ablasının amcasının oğlu ile evliyken başka bir erkekle ilişkisi olduğu için Almanya'dan Türkiye'ye gelerek bu kişiyle yaşadığını, kendisinin ablasını ikna edip geri dönmesi için Türkiye'ye geldiğini belirttiğini vurguladı. Mahkeme, ablasının Almanya'ya dönmeyi kabul etmemesi üzerine taşıdığı silahla onu öldürdüğünü, KGYS görüntülerinden  taksiye binerek kaçtığını ifade etti.

Sanığın ilk planına göre, sakinleştirici içip ablasını kaldığı otelin odasında bıçaklayarak öldürmeyi amaçladığını, ablasının odaya gitmemesi üzerine bu kez üzerine aldığı silahla dışarı çıkıp onu öldürmeyi planladığının altını çizdi.

Türk Medeni Yasasındaki sadakat yükümlülüğünün eşler arasında olduğunu belirten mahkeme, ölen kadından sanık kardeşine karşı haksızlık içeren bir eylemi olmadığı için sanık hakkında haksız tahrik indiriminin de uygulanamayacağının altını çizdi.

BABASI ÖLDÜĞÜ İÇİN SUÇU ONA ATIYOR

Sanığın “babasının cinayetten sonra ölmüş olması nedeniyle Ben değil babam öldürdü” savunmasına itibar edilemeyeceğini belirten mahkeme, sanığın cinayet sonrası kaçarken kamera görüntüleri bulunduğunu, geriye dönük HTS kayıtları incelendiğinde cinayet öncesi ve sonrasında babasıyla hiçbir iletişim kurmadığını,  gerek kamera kaydı, gerekse telefon baz bilgilerinden babasının da cinayet mahallinde olduğuna dair delil bulunmadığından sanığın bu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna kanaat getirdi.

Mahkeme abla katilini “Kardeşi kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı ve cezada hiçbir indirim uygulamadı.

Kaynak: Diyarbakır Söz