İHD’nin ihlal raporu

İHD İşkence ve Kötü Muamele ile Mücadele Komisyonu, 2010-2019 yıllarını kapsayan işkence ve kötü muameleye ilişkin hazırladığı raporu açıkladı.

İHD’nin ihlal raporu

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi İşkence ve Kötü Muamele ile Mücadele Komisyonu, 2010-2019 yılları arasında yaşanan işkence ve kötü muamele ile ilgili rapor hazırladı. İHD Diyarbakır Şubesine yapılan bireysel başvurulardan derlenen verilerle hazırlanan raporu İHD İşkence ve Kötü Muamele ile Mücadele Komisyonu üyeleri Ezgi Sıla  Demir ve Yakup Güven açıkladı.

690 KİŞİ KAMU GÖREVLİLERİN ŞİDDETİNE UĞRADI

2010-2019 dönemini kapsayan rapora göre 690 kişi, kolluk görevlileri ve infaz koruma memurları başta olmak üzere kamu görevlilerinden fiziksel şiddet gördüklerini beyan ederek İHD’ye başvuruda bulundu. Raporda, İHD’ye yapılan başvuruların on yıllık verilerine de yer verildi.  Fiziksel şiddeti en fazla ve en yaygın biçimde kullanan kamu görevlileri sıralamasında infaz koruma memurlarının yüzde 45 ile önde olduğunun belirtildiği raporda,  infaz koruma memurlularını yüzde 39 ile polislerin, yüzde 10 jandarmanın ve yüzde 1 ile korucular takip etti.

EN FAZLA BAŞVURU CEZAEVLERİNDEN

Fiziksel şiddetin en yoğun cezaevlerinde yaşandığının belirtildiği raporda, cezaevlerinde şiddet gördüğünü ifade eden başvuru sayısının 335 olduğu belirtildi. Raporda, işkence ve kötü muameleye ilişkin şu tespitler sıralandı: 

-2017 yılında işkence ve kötü muamele başvuruları cezaevlerinde yoğunlaşmıştır. Özellikle 2010-2014 yılları arasında bu başvurularda sürekli olarak bir artış olduğu, 2017 ve 2018 yıllarında en yüksek rakamlara ulaştığı görülmektedir. Cezaevlerinden şubemize yapılan başvurularda işkence/kötü muamelenin çoğunluğu girişlerde, çıplak arama dayatması yapılarak, ani koğuş baskınlarında, nakil esnasında ring aracı içinde gerçekleştiği belirtilmiştir.

689 KİŞİ SOKAK ORTASINDA ŞİDDETE MARUZ KALDI

-On yıllık süreçte yapılan başvurulardan elde ettiğimiz verilere göre kolluk kuvvetlerinin mağdur başvuruculara yönelik fiziksel şiddeti yoğun olarak kullandığı iddia edilen mekanlar arasından göze çarpan bir diğer mekan ise sokak/kamuya açık alanlardır. 689 başvurucu arasından 168’i sokak ortasında kolluk görevlilerince darp/kaba dayak/fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtmiştir. Gözaltına alınırken işkence ve kötü muameleye uğradığı iddiasıyla yapılan başvurusu sayısı, 2019 yılında en yüksek rakamlara ulaşmıştır. Bu rakam ise son 10 yılın en yüksek rakamıdır. incelediğimiz başvurularda gözaltına alınırken gerçekleştiği iddia edilen işkence ve kötü muamelenin çoğunluğu, eve ilk giriş anında, kameraların olmadığı geçişlerde, zırhlı araçların/gözaltı araçlarının içerisinde yapıldığı ifade edilmektedir.

FAİLİN POLİS OLDUĞU BAŞVURULAR FAZLA

-Polisin fail olduğu iddiasıyla derneğimize son on yılda en fazla başvurunun yapıldığı yıl 2019 yılı olarak kayıtlara geçmiştir. 2019 yılında başvuru sayısı 56’ya ulaşmış, onu takip eden yıl 38 başvuru ile 2011 yılı olmuştur. Failin polis olarak belirtildiği başvuru sayısının en az sayıda olduğu yıl ise 18 başvuru ile 2017 yılı olarak göze çarpmaktadır. Failin asker olarak belirtildiği vakalara ilişkin başvurunun en fazla olduğu yıl 17 başvuru ile 2017 yılı olmuş, 2011 ve 2015 yıllarında ise şubemize bu yönlü herhangi bir başvuru yapılmamıştır.  Failin korucu olarak belirtildiği vakalara ilişkin en çok başvuruların olduğu iki yıl sırasıyla 9 başvuru ile 2011, 7 başvuru ile de 2014 yılları olmuştur. 2013, 2016 ve 2019 yıllarında bu konuda derneğimize başvuru yapılmamıştır.

‘GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR’ ARTTI, ŞİDDET YÜKSELDİ

-Derneğimize fiziksel şiddete ilişkin yapılan başvurularda yıllara göre dalgalanmalar mevcuttur. Özellikle yüz başvuru ile 2017 yılı ve doksan dokuz başvuru ile de 2018 yılı en fazla mağdurun başvuru yaptığı iki yıldır. Bu yılları 82 başvuru ile 2019 yılı takip etmektedir. Bu yıllarda devlet ve hükümetin Kürt meselesinin demokratik ve adil yollardan çözümü için adım atmaması, insan hakları evrensel normlarından uzaklaşması, görece daha fazla otoriterleşerek şiddeti caydırıcı ve “terbiye edici” bir araç olarak kullanma çabası, kamu görevlilerinin vatandaşlara yönelik aşırı şiddet kullanımı; bu yıllarda artan vaka sayısının başlıca nedenleri olarak değerlendirilmektedir.

TALEP VE ÖNERİLER

İşkence ve kötü muameleye ilişkin başvurulardan oluşan verilin detaylı bir şekilde yer aldığı raporda şu talepler sırlandı:

İşkencecilere karşı açılan soruşturmalar etkin bir şekilde yürütülmeli, işkencede cezasızlığa son verilmelidir.  Hükümet belli kademelerinde görev alan yetkililer tarafından sarf edilen ve İşkencenin artmasına neden olan söylemlerden vazgeçilmeli, işkencecilerin yargı kararı ile korunması ve aklanmaya çalışılması uygulamasına son verilmelidir.

BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari protokolün (OPCAT) gereği Türkiye tarafından yerine getirilmeli gözaltı birimleri ile cezaevleri bağımsız heyetlerin denetimine açık hale getirilmelidir.

İşkence mağdurlarının iç dünyalarında maruz kaldıkları travmanın etkilerinin giderilmesi amacı ile mağdurlar rehabilite programlarına dahil edilmeli ve kendilerine psikolojik destek sağlanmalıdır.

İşkencecilerin yargılandığı dosyalarda zamanaşımı uygulamasına son verilmeli, işkenceciler hak ettikleri cezalarla cezalandırılmalıdır.

Türkiye Cumhuriyet tarafından bugüne kadar işkence eylemine maruz kalan mağdurlar ve işkencede yaşamını yitirenlerin aileleri ve tüm toplumdan özür dilenmeli, bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Kaynak: Diyarbakır Söz