Görüş Bildir

Ekolojik denge korunmuyor

Ekolojik denge korunmuyor

Doğa araştırmacıları insan varlığının devamı için "ekolojik dengenin korunması" uyarısında bulundu

Nesli Tükenmekte Olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme'nin (CITES) imzaya açıldığı gün olan 3 Mart'ın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 68'inci oturumunda alınan kararla 2014 yılından bu yana Dünya Yaban Hayatı Günü olarak kutlandığı bilgisini veren Erdem, bu günde yeryüzündeki yabani bitki ve hayvan türlerinin korunmasının öneminin ve bu konudaki çabaların insanlara anlatıldığını söyledi.

Erdem, dünya nüfusunun 1970'ten bu yana ikiye katlandığını ve küresel ekonominin 4 kat büyüdüğünü aktararak bu kadar hızlı değişen ve gelişen dünyayı beslemek, giydirmek ve enerji sağlamanın doğa üzerindeki baskıları artırdığını bildirdi.

Söz konusu baskının orman, bozkır ve sulak alanlar gibi birçok doğal yaşam ortamında tahribatlara yol açtığına işaret eden Erdem, dünyanın akciğerleri olarak bilinen tropikal ormanların hızla yok olmaya, atmosfere verilen sera gazları nedeniyle iklimlerin değişmeye başladığını hatırlattı.

Tüm bu olumsuzlukların yeryüzündeki canlı türlerini de etkilediğine dikkati çeken Erdem, şöyle konuştu:

"IPBES'in 2020 yılında yayımlanan raporunda, 1970 yılından günümüze yeryüzündeki memeli hayvanların, kuşların, balıkların, sürüngenlerin ve amfibilerin nüfuslarının yüzde 60 azaldığı belirtiliyor. Bu azalma günümüzde de artarak devam ediyor. Raporda son 10 yıl içinde bir milyon civarında canlı türünün çeşitli insan faaliyetleri sonucu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. Yeryüzündeki doğal ekosistemler ortalama yüzde 47 azaldı."

"SULAK ALANLARIN YARISINDAN FAZLASINI KAYBETTİK"

Erdem, Türkiye'de de durumun pek farklı olmadığını, doğal yaşam alanlarının hızla kaybedildiğini ifade ederek, "1950'li yıllardan günümüze ülkemizdeki sulak alanların yarıdan daha fazlasını çeşitli nedenlerle kaybettik. Geri kalanları ise su rejimlerine yapılan müdahaleler ve yanlış su yönetimi nedeniyle tehdit altında." değerlendirmesinde bulundu.

Mera alanlarında da kayıplar yaşandığına işaret eden Erdem, "Türkiye'de 1933 yılında 44 milyon hektar olan çayır ve mera alanları, yaklaşık yüzde 68 azalarak günümüzde 14 milyon hektarın altına düştü." dedi.

Erdem maden işletmeleri, altyapı yatırımları ve yapılaşmanın, orman alanlarını ve yaylaları tehdit ettiğini belirterek şunları söyledi:

"Yaban hayatı açısından sorunlar, yaşama alanlarının yok olmasıyla bitmiyor. Yasa dışı avcılık ve aşırı avlanma, doğaya bırakılan zehirli etler, yüksek gerilim hatları, tarımda kullanılan kimyevi gübreler ve ilaçlar yaban hayvanlarının yaşamlarını daha da zorlaştırdı. Bu durum, hayvanların nüfuslarının azalmasına ve pek çok türün neslinin tükenmeyle karşı karşıya kalmasına neden oldu."

"İNSANLIĞIN VARLIĞININ DEVAMI EKOLOJİK İLİŞKİLERİN SAĞLIKLI İŞLEYİŞİNE BAĞLI"

Birçok bilim insanının, doğanın yok edilmesinin insan hayatını küresel ısınmadan daha erken tehdit edebileceğini savunduğunu vurgulayan Erdem, insan varlığının devamının yeryüzündeki canlı türlerinin varlığına ve onlar arasındaki dengeye borçlu olduğu anlattı.

Erdem, söz konusu denge bozulduğunda insanların başa çıkamayacağı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından daha kötü hastalıklarla daha sık karşılaşmasının kaçınılmaz olduğuna dikkati çekerek "Unutmayalım, yeryüzündeki ekolojik ilişkiler insanlar olmadan da sağlıklı bir şekilde devam edecektir ancak insanlığın varlığını sürdürebilmesi yeryüzündeki ekolojik ilişkilerin sağlıklı işleyişine bağlı. Bunun bilincinde olarak Dünya Yaban Hayatı Günü, dünyamıza ve gelecek nesillere karşı sorumluluklarımızı hatırlayacağımız bir gün olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.




Etiketler: |