Yeter artık!

HDP önündeki annelerin "evlatlarımızı istiyoruz" eylemi sürerken, bazı aileler "yeter artık" deyip, İl binasına girmek istedi. Gerilime polis müdahale ederken, bazı anneler sinir krizleri geçirerek, fenalaştı.

Yeter artık!

PKK tarafından kaçırıldığını belirttikleri çocuklarının bulunmasını isteyen aileler, HDP binası önündeki oturma eylemini 26'inci günde de sürdürdü. Aileler, öğle saatlerinde HDP binasına girmeye çalışınca polis engel oldu. Türkan Mutlu, sinir krizi geçirirken, annelerden Hatice Levent ve Fatma Bingöl de fenalaştı.

AİLE SAYISI YÜKSELDİ

Oturma eylemini 26 gündür sürdüren ailelerin sayısı, İstanbul'da yaşayan İmmihan Nilifırka'nın, Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisiyken, 21 Mart 2015'te kaybolan ve PKK'nın kaçırdığını öne sürdüğü oğlu Mehmet için Diyarbakır'daki HDP binası önüne gelmesiyle 47'ye yükseldi. Oğlu kaybolduktan sonra fotoğrafını bir internet sitesinde gördüğünü anlatan İmmihan Nilifırka, "Üniversite son sınıf öğrencisiydi, başarılıydı, okulu bitirecekti. Kandırdılar, götürdüler; gidiş, o gidiş. Gittikten 2 ay sonra bir internet sitesinde fotoğrafını gördüm. Hepsi gençti, çoluk çocuktu, hepsini götürmüşler. Gece gündüz aklımda. Kapımız açık, gelsin. Ailecek perişanız, oğlumuzu özlüyoruz" dedi.

BAZI ANNELER FENALAŞTI

Öte yandan oturma eylemi yapan aileler, öğle saatlerinde HDP binasına girmeye çalışınca polis engel oldu. Bu sırada kayıp kızı Ceylan Şeyma Tekin (24) için eylemde olan Türkan Mutlu, sinir krizi geçirirken, annelerden Hatice Levent ve Fatma Bingöl de fenalaştı. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Türkan Mutlu, ambulansla hastaneye götürüldü. Hatice Levent ve Fatma Bingöl'e ise ambulansta müdahale edildi. Annelerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

'ÇOCUĞUMU ALMADAN KALKMAYACAĞIM'

Oğlu Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başlayan ve çocuğunun HDP tarafından PKK'ya gönderildiğini iddia eden kanser hastası Ayşegül Biçer, "Sözde çocuklarımız çıkıp, konuşma yapmış. Demişler ki 'Ailelerimizi istemiyoruz, buradan kalksınlar.' Bir görüntü varsa izleyelim. İzlesek bile o görüntülere inanmayacağız. Çocuğumuzun kafasına silah dayayıp, bana karşı konuşturuyorlarsa o çocuk, beni istemese de o çocuğu almadan buradan kalkmayacağım. Yıl geçsin, hiç umurumda değil. Bu saatten sonra hiçbir şey umurumda değil. O çocuğu buradan istiyorum. Burası bana o çocuğu verecek" dedi.

Baba Rauf Biçer de hakları olan evlatları için oturma eyleminde 25 gündür bulunduklarını belirterek, HDP'lilerin zaman zaman ortalığı karıştırmak istediğini söyledi.

Biçer, şöyle konuştu: "Diyorlar ki 'bizim sabrımız taştı. Gençlerimiz gerekeni yapacak'. Biz de diyoruz ki 25 gündür buradayız. Neden gereğini yapmıyorlar, madem güçleri var bizi kaldırmaya neden yapmıyorlar? Biz hakkımız olan evlatlarımızı istiyoruz. Onların, binasını, mallarını, maaşlarını, evlatlarını değil evlatlarımızı istiyoruz. Madem, partilerini savunuyor, PKK'yı destekliyorlarsa gitsinler kendi evlatlarını göndersinler. Benim evladım gelsin, kendi vatanına, toprağına hizmet etsin."

Oğlunun daha 16 yaşında bir çocuk olduğunu, çocuklarını alıncaya kadar il binası önünden ayrılmayacaklarını dile getiren Biçer, eylemleri yıllarca sürse de kalkmayacaklarını vurguladı.

Biçer, "Artık bilsinler ki Türkiye'den onlara destek yok. Her geçen gün sayımız da çoğalacak. Hepimiz onlara karşı canlı bir bomba olacağız. İstemezlerse de o evlatlarımızı gönderecekler. Biz kabul etmiyoruz." ifadelerini kullandı.

HDP'YE TEPKİ GÖSTERDİ

Anne Mevlüde Üçdağ, çocuğunu istediğini, dayanacak güçleri kalmadığını dile getirerek, HDP'lilere tepki gösterdi.

"Onlar kendi keyiflerinde geliyorlar, gidiyorlar. Çıksınlar meydana." diyen Üçdağ, çocuğuna kavuşuncaya kadar eylemini sürdüreceğini anlattı.

Oturma eylemine oğlu Özkan Aydın için katılan baba Süleyman Aydın da çocukları için oturma eyleminde bulunduklarını aktardı.

Aydın, "Diyorlar ki 'siz sabrımızı taşıyorsunuz artık.' Bizi tehdit ediyorlar. Bize saldırıyorlar, hakaret ediyorlar, pencerelerden laf atıyorlar, tükürüyorlar. Bizim yanımızdan her geçtiklerinde laf söylüyorlar. Bunlar provokasyon yapıyor. Buradan 'gidin' diyorlar. Sonra açıklama yapıyorlar, çocuklarınız sizi istemiyor diye. Tabii ki çocuklarımızın başına silah dayarsanız istemezler. Çocuklarımızı zorla tutuyorlar. Yoksa 15 yaşındaki oğluma ne yaparlarsa yapabilirler. Bu çocuğun iradesi mi olur?" diye konuştu.

Çocuklarına kavuşuncaya kadar il binası önünden ayrılmayacaklarını, hiçbir yere gitmeyeceklerini belirten Aydın, eylemlerinde kararlı olduklarını bildirdi.

Aydın, şöyle dedi: "Bunlar çocuk hırsızları. Çocuklarımızı götürüyorlar. Çocuklarımıza Amerikanın uşaklığını yaptırıyorlar. Bunlar Müslüman olsaydı ben 4 yıldır oğlumdan haber alamıyorum. Böyle birşey mi olur? 15 yaşındaki çocuğu anne ve babasından ayırdılar, dağa götürdüler. Ondan sonra 'Kürt için savaşıyorum' diyorlar. Bunlar yalan söylüyor. Onlar bizi tehdit edince biz de il binasına girmeye çalıştık. Ne istiyorlar bizden. Burada durmamızın nedeni çocuklarımızı istememiz."

DESTEK ZİYARETLERİ

Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım Orman Çalışanları Birliği Sendikası (TOÇ-BİR-SEN) Genel Başkanı Hüseyin Öztürk ile Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdulaziz Aslan, anneleri ziyaret ederek onlara gül verdi.

Öztürk, yaptığı açıklamada, yüreği yanan annelerin fiilen, kalben ve dualarla yanlarında olduklarını belirtmek için bu ziyareti gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu:

"Çok fazla söze gerek yok. Onların duruşunu tebrik ediyoruz. Tüm Türkiye şu anda onların yanında. İki gün önce bütün Türkiye'de annelerimiz onların yanında olduklarını tüm dünyaya haykırdılar. İnşallah anneler bu işi başaracaklar ve çocuklarına kavuşacaklar. Buna inanıyoruz. Bu mücadelede onların yalnız olmadığını gösterme anlamında Memur-Sen olarak bugün yine yanlarındayız, buradayız. Sonuna kadar da yanlarında olmaya devam edeceğiz."

Anneleri ziyaret eden Grup Tillo'dan Mustafa Kadaş ise uzun süredir evlatları için eylem yapan ve direniş gösteren annelere destek olmak amacıyla geldiklerini ifade ederek terör olaylarında cesaret edip tepki göstermeyenlere karşı kahraman annelerin canları pahasına evlatları için burada bir duruş sergilediğini söyledi.

Annelerin yanında olduklarını dile getiren Kadaş, ellerinden geldiğince annelere destek olmaya devam edeceklerini aktardı. Kadaş, şöyle konuştu:

"Demek ki yüreği yanan bir anne dünyadaki bütün güçlerden daha güçlüdür. Bu nedenle bu annelerimizi tebrik ediyorum. Haklı direnişlerinde onların yanındayız. HDP'liler bir yıl önce televizyonlarda, 'Devlet 20 yaşındaki çocukları zorla askere götüremez.' diyorlardı. Bugün 10 yaşındaki çocukları anne ve babasından izinsiz hangi hakla dağa götürürsünüz? Sizin evlatlarınız yok mu? Ama etme bulma dünyasıdır."

Kaynak: Diyarbakır Söz