Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

BU KAPALI MUAMMA SİSTEM TÜRKİYE’Yİ NEREYE GÖTÜRÜYOR?

Evet, sevgili okurlar.

Bildiğiniz üzere üç günden beri gerek görsel medya olsun, gerekse yazılı medya olsun, “Cübbeli Ahmet” olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün CNN Türk TV’de yayımlanan “Tarafsız Bölge” programındaki konuşmalarını tartışıyor...

Peki, o Cübbeli denilen adam ne söyledi ki, bu kadar konuşulan isim oldu?..

Dediği şu..

 “Bu selefi yapılanmaya ben 3-4 kez konuşma yaptım. 2 bin dernek var. Bu dernekler silahlanıyor. Şahıslar pompalı mompalı. Silahlanmayı engelleyin. İç savaş hazırlanıyor. Özellikle Batman-Adıyaman tarafında. Oradaki selefi akımla, Batman tarafında Şii tarafının çatışması hazırlanıyor. Barut gibi. Yarın bu işin önüne varamayız. Biri şeyhim diye cihat ilan edecek, öteki mehdiyim diye çıkın diyecek. Birbirini öldürmek zorunda kalır bu Müslüman millet. PKK’dan ümidi kesildi diye, şu Selefi hortlatması. İzmir de kaynıyor. İnsanları ölümle tehdit ediyorlar, alenen.”

***

Bize göre Cübbeli'nin bu iddiaları ciddidir!!.

Yani nasıl ciddi derseniz!?

Devlet, otorite ve yönetimin "işleyişiyle" alakalı ciddi…

Şöyle ki, Cübbeli Ahmet, böylesine çok gizli bilgileri ve muammaya dayalı istihbarat bilgilerini toplayıp elde edebiliyorsa, şayan-ı dikkattir(!).

83 milyon nüfuslu Türkiye’nin de Ahmet Hoca’yı tebrik etmesi lazım.

Hem de devletiyle, milletiyle birlikte, böylesine kehanetten uzak güzel istihbarat bilgilerine sahipse, eline ayağına sarılmalı “devlet” gibi adam, denilmeli!…

Devletin istihbaratı bunu bilmiyorsa, o biliyorsa peki devlet nerede demek gerekmez mi!?

İçişleri Bakanlığı nerede?

İstihbarat nerede?

MİT nerede?

Niye onlar bilmiyor da, Cübbeli biliyor..

Eğer ki, "Cübbeli'nin" dediği gibi gizliden gizliye büyüyüp palazlanıyorsa vay bu devletin, vay bu milletin haline!

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bazı yapılar kabarıp büyümüşse, her an için silahlanma noktasına gelmişse, doğrusu İçişleri Bakanlığının bu bilgilerden haberi yoksa veya varsa da birileri tarafından göz yumuluyorsa, demezler mi “nerde devlet?’...

O zaman o İçişleri Bakanı'nın bir saat dahi orada oturmaması gerekir...

Bize göre, orada oturması mahzurludur.

Öyle ya cübbeli böylesine kehanetten uzak (!) istihbarat bilgilerine sahip, ama İçişleri Bakanlığı bu bilgilere sahip değil?

Bu ilk sorumuz!.

İkinci sorumuz; Cübbeli yoksa bir fitne unsuru mudur?

İşte burda pür dikkat diyorum..

Moiz Kohen’ler gibi derin odakların adamı olup, Türkiye’yi çalkalamak için yeniden PKK veyahut herhangi bir isyan fitnesini alevlendirmek için mi yola çıkmıştır?…

Bir rol mü üstlenmiştir?

Cübbeli tarihi bir ikinci Moiz Kohen midir?

Moiz Kohen.. Ki isim değiştirerek Munis Tekinalp ismini aldı...

1948’lere kadar devletin gizli çalışmalarının dibine girip, milletle devleti birbirine düşürmüştür...

Tefrikaya, bölünmeye, iç savaşa yönelik ülkeyi kan gölü haline getirme girişimlerinde bulundu.

Tarih sayfaları, böylesi “hainlerle” dolu..

Ülkemiz ne yazık ki bir türlü dostunu, düşmanını sezemedi gitti?

Ağacın kurdu gibi ağacın içinde, kemirip duruyor...

Kemirdikçe ağacı kurutuyor.

Moiz Kohen’ler, Yunus Nadi’ler, Ahmet Emin Yalman’lar, Emanuel Karasu’lar ve daha nice ajanlar, bu devletin ve milletin içerisine sızan “kurtçuklardır?”

İşte bu kurtçuklar, son dönemlerde yeniden farklı isimlerle, Türkiye’yi “kaosa” sürüklemeye çalışıyorlar...

Bu minvalde hareketlilik içerisindedirler..

28 Şubat gibi..

Elbette ki böyle bir şey olursa “Cübbeli Ahmet” denilen Ahmet Mahmut Ünlü isimli kişi hemen yakalanmalıdır?..

O sakalını traş edip, sarığıyla ve cübbesini hep beraber yakmak gerekmiyor mu?

Zira o İslami kisve altında böyle şeyler söyleyip, devlet istihbaratından daha güçlü bir istihbarata sahip olduğunu göstermesi, gerçek yüzünü, kişiliğini gizlemektedir...

Onun için gerçek yüzü net olmalı...

Devletin ilk yapacağı iş, Cübbelinin gerçek kimliğini ve yüzünü ortaya çıkarmaktır..

Çok uzağa gitmeye gerek yok.

Nerdeyse yüz-yüz on yıl önce Selanik dönmelerinin Osmanlı bünyesinde kurmuş oldukları İttihat Terakki Partisi, “şer yapılanmaların” üreme gösterdiği bir çeşme olmuştur...

Topladıkları nice devşirmelerle Osmanlı imparatorluğu yok edildi....

O kirli girişim, yıllardan beri Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde gelen giden iktidarların bünyesinde, hep yer almıştır...

Zaman zaman da maskelerini indirmişlerdir..

O da , darbeler ve ihtilaller döneminde olmuştur...

İşte 28 Şubat dönemi...

İşte 28 Nisan e-muhtıra..

15 Temmuz darbe girişimi

Tüm bu anlattığımız “darbe ve muhtıra” organizasyonlarının içerisinde, Cübbeli Ahmet’in yer aldığını söyleyebiliriz...

Çünkü, gerek yargılanmaları ve gerekse hakkında kamuoyuna yansıyan haberler; bunu “çığlık çığlığa” ifade etmektedir...

Zira böylesine mübarek İslam kıyafetleriyle dolaşanlar, ekran maymunu durumuna kendini getirmez...

Televizyonların sunucularına karşı kendini maskara haline getirmez...

Herkese alay konusu olmaz...

Kendini bilen bir insan olur..

Ama değil....

Ne yazık ki, illaki ağaç kurdu gibi devleti içerden çürütmek için her kıyafete bürünen ve her zaman kendini İslami pozisyonda gösteren nice hainlerin varlığı tartışılmazdır!

Onların artık devlet tarafından sıkı bir takibe alınması gerekiyor.

Yoksa böylesine yaftaları uydurup, Güneydoğu Anadolu insanıyla devleti karşı karşıya getirme şekli, ayrı bir bölünme ve tefrika unsuru halini alır?.

Doğrusu, Batman’da, Adıyaman’da, Diyarbakır’da, Şırnak’ta böylesine şia mezhebinin baş gösterip halkı cebri bir şekilde devlete karşı ayaklandırma girişiminde olduğu, bilgisi bize ulaşmış değil..

Ne fısıltı şeklinde, ne de bir emare noktasında!..

Bir kez daha sesleniyorum!..

Gerçekten böyle bir şey varsa biz şahsen bu bölgede yayın yapan medya grubu olarak, “nasıl da böyle” bir olayı, oluşumu görmedik, haber yapamadık diye, Cübbeli Ahmet’ten özür dileyeceğiz!.

Ancak böyle bir şey yoksa, yalan ve yaftadan ibaretse özür dilemek yerine ağzımızı tükürükle doldurup yüzüne tükürmekten kendimizi de alamayacağımızı ifade etmek isteriz...

Devletin ve hükümetin mutlaka bu durumun üzerinde durması gerekir.

Mevzu iki yönlü, bir “kışkırtıcı, provokasyon” içermektedir..

Gizli mahfiller iş başında..

Cübbeli bir piyon mu?

Yargının, İçişleri Bakanlığının ve Milli İstihbaratın; bu minvalde derinden derine “sorgulama” yapması lazım..

Yazıyı kaleme alırken, Cübbeli’nin savcılıkça ifadeye çağrıldığı haberini aldım...

Bakalım, orda ne diyecek..

Hani bir söz vardır; “yalancının mumu?..”

Bekleyip görelim..

En derin saygı ve sevgilerimle.