Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

HAKİKAT MEDENİYETİNİ İNŞA YOLCULUĞUNA DEVAM!

Evet, sevgili okurlar.

Her zaman bu köşede acizane sizinle paylaşmak istediğim gerçek, tümüyle tarihimizi hatırlama, yaşama ve yaşatma gerçeğidir.

Ve cevabını aradığımız soru; gerçek medeniyet denilen "İslam hakikatleri" ülkemizde ne zaman doğacaktır?..

İşte o büyük ümit ve beklenti içerisinde soruya yanıt arıyoruz…

İnşallah “şems-i hakikat” denilen İslam hakikati, ülkemizin üzerine doğacaktır.

Dünkü yazımızda da aktardığım gibi son yüzyıl içerisinde ülkemiz, Osmanlıyı arka plana atıp, yeni bir Türkiye sloganıyla yola çıktığını söylüyor… Hem de çağdaş muasır medeniyet seviyesine yürüyen bir Türkiye (!) diyerek.. Ama, orta yerde tek bir gerçek var.. Oda; herşey aldatmacadan ibaret…

İşte, bu  aldatmacalara artık paydos demeliyiz.

Çünkü bu aldatmacalarla başta Türkiye’miz dâhil olmak üzere tüm İslam dünyası, kandırıldı… İradelerine el konuldu, büyük tahrifat ve tağyiratla insanlar; dejenere edildi…

Aklen, fikren, medeniyetten, ahlaken yozlaştırılmaya çalışıldı.

Bu vahim tahribatı, inkârcı, müstevli, işgalci güçler "içteki" piyonların aracılığıyla yaptı/yapıyor..

Osmanlının son kalesi olan Türkiye "savaşı" kazanmış, saha hakimiyetini ele almıştı.. Ne zaman ki, "masaya" oturtulup, devşirmelerin "aklıyla" hareket edince, "kaybeden" oldu?..

Nitekim İngilizler "tek bir kurşun" sıkmadan, İstanbul'u işgal ettiler..

İşgal o işgal…

Osmanlının varlığına el konuldu…

İşte o günden bugüne Türkiye, bir daha "iyi yakasını" bir araya getiremedi?.. Mevcut yüzyıl içerisinde, yaşanan ve yaşatılan "tahribatların" tümünün altında  İngilizlerin, Fransızların ve ABD askerlerinin çizdiği projelerin, imzaları vardır?..

İslam dünyasının arasına ırkçılık, mutlak bir kavmiyetçilik taassubunu enjekte eden, nice Lawrence varlık gösterdi…

Onların tavsiyeleriyle kurulan ve cumhurun arkasında bulunmadığı cumhuriyet, bize göre Türkiye’nin sonu olmuştur?

Hatta tüm İslam dünyasının sonu olmuştur.

Zira tatbik edilen, uygulamaya konulan o proje Lord Curzon’un projesiydi ve 1924 Anayasasıyla başladı.

O Anayasa henüz oluşturulmadan evvel, Hilafet-i İslamiye vardı…

Hilafet-i İslamiye’nin ilgasıyla, ortaya konulan Lord Curzon’un projeleri sonucunda, ilk olarak Sultan Vahdeddin hain ilan edildi.

Sultan Abdülhamid’e “Kızıl Sultan” denildi.

Oysaki bu isimleri takanlar aynı vasıfları kendileri taşıyordu.

***

Evet, herşeye rağmen Üstat Bediüzzaman’ın dediği gibi;

"Yakînim var ki, istikbal semâvâtı, zemin-i Asya Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâma

Ümitvarız ki, İslam’ın parlayan eline Asya kıtası yakın bir zamanda teslim olacaktır…

Yusuf Kaplan’ın dünkü yazısında değindiği gibi iki yıl önce açılan Medeniyet Tasavvuru Okulu’nda derslerin yeniden başlaması, geleceğimiz açısından ümit verici…

Zira hem Arapça, hem İngilizce, hem Farsça eğitim ve öğretim veriliyor…

Gerçek medeniyet dersleri veriliyor…

***

Bu medeniyetin varlığını ümitle bekleyen bu ümmet, artık seküler, Kemalist, laikçi, inkârcı tarih ve kültür düşmanı "müfredattan" kurtulacaktır…

Mezalim saçan, bu halkın, bu milletin varlığına, şerefine, haysiyetine, geleceğine yakışmayan baskıcı yasalar da son bulacaktır…

Çünkü, yüzyıldan beri adil, hukukun üstünlüğüne sahip görünümü veren uygulamalar, ne yazık ki sadece laf-ı güzaftan ibaret olmuştur.

Hukukun üstünlüğünün semtinden bile geçilmeyen bir Türkiye hep söz konusu olmuştur!..

***

Bariz bir örnek vermek gerekirse…

Polis devleti...

Çalışan, istihdam yaratan, milletine devletine sımsıkı bağlı olanlara karşı, "polis devleti"  aklıyla hareket edip insanlara ağır cezalar vermekle, büyük polis baskılarıyla bu millet daha ne zamana kadar; "mahkumiyet" yaşayacak?

Onun için diyoruz ki bu millet, Türkiye’nin riyaseti ve büyüklüğü altında ve hem de Cumhurbaşkanının dirayeti ve ferasetiyle yeni Türkiye olabilmenin yoluna çıkmalıdır...

Bu millet, başta 83 milyon Türkiye ile tüm İslam dünyası derin ve rahatlayıcı bir nefes alabilmesi ancak bu yola çıkmasıyla mümkündür?

Halk bu beklenti içerisindedir.. 

Mutluluklarla yaşamını sürdürmek istiyor…

Netice itibariyle uygulamaya konulan bu “Medeniyet Tasavvuru Okulları” Akif’in deyimiyle;

“Kur’an medeniyetidir.”

Zira Akif diyor ki;

“Doğrudan doğruya Kur’andan alıp ilhamı

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı”

* * *

Evet, sevgili dostlar.

Gerçekten asrın idraki, İslam’la gelişebilir, oluşabilir.

Yoksa kupkuru insanlarımızı ilimsiz, medeniyetsiz, ahlak üstünlüğünden uzaklaştırma politikalarıyla, yasalarla, cumhuriyetin tek parti şeflik ve dipçik dönemindeki uygulamalarıyla, yeniden CHP’nin iktidara gelmesi teşebbüsüyle Türkiye bir yere varamaz.. Ki atacağı bir adım da olamaz…

Bir an evvel Türkiye, hukuk devleti olma halini, hem de gerçek hukuk devleti olma halini sürdürmelidir.

Hele hele dayatmalı ceza yazan polis devleti olmaktan çıkıp, devletin halka karşı beslediği şefkat, merhamet ve dostane bir Türkiye olması gerekir.

***

Şunu da kaydetmeden geçmek istemiyorum.

Cumhurbaşkanımızı, Adalet Bakanımızı,  Barolar kanununu değiştirip, yeni bir "Barolar kanunu" gerçekleştirmesine yönelik çalışmalarını tebrik ediyoruz ve kutluyoruz.

Allah, Sayın Cumhurbaşkanımızın itibarını yeryüzünde daima üst seviyelerde tutmasını diliyoruz.

Zira bu “Baroların Baronları” savunma erki adı altında, hem de o yasa imkânları adı altında halkı, müvekkillerini acımasızca soymak üzere ceplerini çokça doldurmuşlardır.

Ve hem de bir tek kuruş vergi vermeden.

Bazı baro baronlarının mevcut halleri ortadadır.

Ve ne yazık ki Maliye Bakanlığı, denetim kurulu, hiç de bu olayları görmüyor veyahut görmezlikten geliyor.

İnşallah ümit varız ki bu baro yasaları, yavaş yavaş da olsa, peyder pey hukukun üstünlüğü adı altında, savunma erki adı altında bunlar ortadan kaldırılacaktır.

Ümit var olunuz.

En derin saygı ve sevgilerimle...