İÇ DÜŞMAN İLE DIŞ DÜŞMAN ARASINDAKİ FARK!?
Evet, sevgili okurlar.
Dört günlük “YAFTASI ZEMZEM, ŞARAP DOLU NİCE ŞİŞELER GÖRDÜK?!” başlıklı yazı serimizi sonlandırıyoruz.
Bugünkü yazımızda ise “iç düşman ile dış düşman arasındaki farkı tanımlamaya çalışacağız.
Malumunuz üzre dünkü sohbetimizde de değinmiştik.
Dört günlük kullandığımız başlığın anlamı çok kapsamlıdır ve adeta toplumun hayat-ı ruhiyesini anlatıyor.
Bugünkü yazımızın başlığı olarak da aynı anlam paralelinde başka bir ifade kullanmak istedik.
Sevgili okurlar.
İçi dışı bir olmayan kişi çok tehlikelidir, tehlikeli olduğu kadar da aldatıcıdır.
Aldatıcı olunca samimi de olmaz.
İnsana güven verir, karşı tarafı inandırır ve kendine bağlar.
Ama sonuç itibariyle içteki nefret, gayz ve kin dolu haller, dışa döndürülürse işte düşmanlık o zaman ortaya çıkar. O münafık düşman yakayı ele verir. Fakat gizli kalırsa ve onu deşifre eden unsur da yoksa o gizlilik içinde, içten içe tahribat yapar ve devirir.
Yani kaleyi içten çökertir ve muradına erişir.
* * *
Hele hele günümüzdeki kiralık, münafık tıynetli, başkasının adına çalışıp bizi içten yıkan insanların varlığını da kimse inkâr edemez.
Nitekim içteki hıyanet temsilcileri, dış düşmandan daha fazla tahribat yapıyor. Geçmişe yönelik tarih de buna şahittir. Demek anlaşılan budur ki dış görünümlü düşman, yani gavur, kendini gavur olarak tanıtır ve düşmanlığını ilan eder.. Karşı taraf da ona göre tedbirini alır. Ama içten yıkmak isteyen münafığın tehlikesi, çok acımasızdır, acımasız olduğu kadar tehlikelidir ve kapalıdır. Kin ve nefreti de daha fazla olur.
İşte bu hususta dostla düşmanı birbirinden ayırt edemeyen milletler hep içten vuruluyor. Kale içten yıkılıyor. Ve tekrar yapılması da güçleşiyor..
Bu sebeple başlık olarak “İÇ DÜŞMAN İLE DIŞ DÜŞMAN ARASINDAKİ FARK!?” ifadesini kullandık.
* * *
Dış düşman; yani gavur dediğimiz düşman, belli hudutlar içerisinde kendi devletini, kendi milletini koruyan varlıklardır.
İç düşman ise; hep kendini içten sayar, dost gösterir, ama tahribatını da elden bırakmaz ve çok büyük zararlar verir.
Bu iç düşmanın adı İslam ıstılahatına göre tek kelimeyle; “Münafıktır.”
Dış düşman ise kendini dost göstermeden kendi unvanını koruyor ve açıkça diyor ki “ben düşmanım.”
Böyle olduğu için de ona karşı gayet kolaylıkla önlem alınabilir.
* * *
Bakınız, sevgili okurlar.
Dünkü sohbet köşemizde de ifade ettiğimiz gibi; toplumun mevcut halet-i ruhiyesi oldukça kabarık ve keşmekeşlik içerisinde.
Nereye elini atarsan elinde kalır.
Bunun sebeb-i mucibesi de kesinlikle bozuk siyasettir.
Bu siyasetin adına da gâvur siyaseti diyemeyiz; ancak “münafıkça siyaset” diye nitelendirebiliriz..
Bakınız, dünkü yazımızın ana stratejisinde gösterdiğimiz ve sürmanşete taşıdığımız önemli bir konuyu sizinle paylaşmıştım.
Bir önceki günkü Diyarbakır SÖZ Gazetesinin manşetten verdiği Devrimci İşçi Sendikaları Diyarbakır 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Hayri Eroğlu’nun “İşçilere zam istedi” başlıklı haberi.
Hasan Hayri Eroğlu, “işçi haklarını” savunuyor, bir de normal işçiler de değil, devrimci işçilerin hakkını savunuyor(!)
Bununla birlikte devletin önemli kamu kurum ve kuruluşlarını da zor duruma sokmaya çalışıyor.
İsmi Hasan Hayri Eroğlu.
Kimliği belli.
Unvanı belli.
Babası, annesi, ecdadı, isim olarak Müslüman ismi taşıyorlar.
Yeri yurdu da belli…
Amma velâkin.
Resmi evraklara dayanarak söylüyoruz. Kendisi yıllar boyu PKK saflarında yer almış, Dicle ve Lice kırsalında PKK’lılarla kalkıp oturmuş.
Ve hatta özellikle 21 Haziran 1996’da Altındağ Dinlenme Tesislerine PKK’lılarca düzenlenen 8 kişinin hayatını kaybettiği ve 12 kişinin yaralandığı hain saldırı olayının da baş organizatörü olarak kendisi gösteriliyor.
Resmi makamlar bunu tespit etmiştir.
Bu Hasan Hayri Eroğlu’nun babası Dicle halkının telaffuzuyla söyleyelim ki Zazaca “Mehmedê Bavkale” yani Dedenin Mehmedi.
Babası hayatı boyunca Dicle’de av tüfekleri ve eşyalarını satıyordu.
Civar köyler hep ondan alışveriş yapıyorlardı.
Biz de oranın köylerindeniz.
Aslen Dicle’nin içinde olmayıp, dün de söylediğimiz gibi eski ismi Haçek (Haçlıların) Köyü, yeni ismi Taşağlı Köyü nüfusuna bağlılar…
Osmanlı döneminde yani 1915 olaylarından önce o Haçek köyünün tümü değilse de büyük çapta Ermeni oldukları biliniyor.
Ama bu insanın babası ve kardeşi de İslami kıyafet içerisinde cami cemaatle meşgul olurken ki aynı zamanda abisi “A. Eroğlu” denilen kişi de sık sık Nur Cemaatlerinde görünüyor.
Tabi kendisinin de Kandil’deki Yezidiler, Lice ve Dicle kırsalında PKK’lılarla, şehirlerdeki örgütün kilit noktadaki isimleri arasında adeta köprü görevi yapmakta olduğunu biliyoruz.
Ancak gelin görün ki tüm bu saydıklarımıza rağmen 20 yıl içerisinde şekli olarak kimliğini değiştirerek, bu kez Devrimci İşçi Sendikaları Diyarbakır 2 nolu Şube Başkanlığı görevini üstlenmiş.
“İşçi Hakları” adı altında kışkırtıcılık yapıyor ve devletin belediyelerini, belediye başkanlarını çalışanlarla karşı karşıya getirme fitnesini oluşturuyor.
Bu gizli kimlikle de elini kolunu sallayarak rahatlıkla dolaşıyor, devletin resmi kurum ve kuruluşlarına girip çıkabiliyor.
Peki, bu duruma gülelim mi ağlayalım mı?
İşte bakın kimliğini saklayan iç düşman ile dışarıdaki dış düşmanın çok büyük ittifak içerisinde işbirliği yaptıkları da açıkça görünüyor.
* * *
Sevgili okurlar.
Dünkü sohbetimizde değindiğimiz bir başka konu da Kerkük Türk’ü Yıldırım Beğler’in kan donduran ifadeleriydi.
“1992’li yıllarda Kerkük’te Kandil’i temsil eden PKK’nın kilit noktalarını yakaladığımız halde yakalayanların birçoğu Türkiye’ye getirmek istemediler” ifadesi, gerçekten tüyler ürperticidir.
İşte o tür insanlar gerçek kimliklerini sakladıkları için onların hiçbir işlerine güvenilmiyor ve münafıklığın da dik alasını temsil ediyorlar.
* * *
Dönelim tekrar Eroğlu olayına.
Hasan Hayri Eroğlu hakkında elimizdeki mevcut bilgi ve bulgulara ve arşivlerimizdeki tarihi belgelere dayanarak söylüyoruz.
21 Haziran 1996’da Altındağ Dinlenme Tesislerine karşı yapılan hain saldırının temel banisi ve gerçek uygulayıcısı, o dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlarından Eşref Hatipoğlu idi.
O gittikten sonra halef olarak gelen Albay Mecit Korkut ve sonrasında Binbaşı Cemal Temizöz ve DGM Cumhuriyet Başsavcısı Nihat Çakar…
İşte bu üçlü, dörtlü ittifakın da dayanak noktaları dönemin 7. Kolordu Komutanı İsrail dönmesi Yaşar Büyükanıt.
Yaşar Büyükanıt’ın babası da Van’ın Başkale ilçesi nüfusuna kayıtlı Salamon adını taşıyan Yahudi asıllı biri.
Evet, tüm bunları uygulayan bu zevatlar görevlendirilmiş, sadakatlerine güvenilerek devlet tarafından kilit noktalara atanmış.
Gerçek kimliklerini gizleyerek devletle milleti karşı karşıya getiren böylesine münafık tıynetli hıyanet şebekelerinin varlığı inkâr edilemez.
Açıkça söylüyoruz.
Altındağ Dinlenme Tesislerine PKK tarafından yapılan hain saldırının gerçek banileri, gerçek uygulayıcıları, gerçek organizatörleri bunlardır.
Bir de bölgede bilinen bazı eski köy kâhyalarıyla da işbirliği yapılarak, cezaevinde olan itirafçılar kullanılarak dağdan getirilen üç tane PKK militanı bu işi gerçekleştirmişlerdir.
Hem de çok büyük bir meblağ karşılığında…
Ve bir katliam ortaya çıkmıştır.
* * *
İşte başlık olarak kullandığımız “İÇ DÜŞMAN İLE DIŞ DÜŞMAN ARASINDAKİ FARK!?” ifadesi, bu anlamı taşıyor.
Evet, iç düşman gizli kimlikli olduğu için çok tehlikelidir.
Dış düşman ise açık kimlikli olduğu için tehlikesi olsa da geçicidir ve daha azdır.
Ama ikisi birbiriyle ittifak ederse, birbiriyle hükmi izdivaç sağlarsa, işte o zaman kıpkırmızı bir tehdit durumu oluşur.
En derin saygı ve sevgilerimle.